Arsiv

Hadis arsivi

Mevcut hadis veritabanindan uretilen sayfali hadis arsivi.

Mu'minun Suresi

Resulullah (a.s.)'a sorarak: Ey Allah'in Resulü, "Rablerine dönecekleri için kalpleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yaris ederler. O ugurda ileri geçerler" (Mü'minun, 60) ayetinde kastedilenler, sarap içenler, hirsizlik yapanlar...

• Resulullah (a.s.)'a sorarak: Ey Allah'in Resulü, "Rablerine dönecekleri için kalpleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yaris ederler. O ugurda ileri geçerler" (Mü'minun, 60) ayetinde kastedilenler, sarap içenler, hirsizlik yapanlar mi? dedim. Bana: "Hayir ey Siddik'in kizi. Aksine onlar, oruç tutup, sadaka verip, yaptiklari bu hayirlarin kendilerinden kabul edilmemesinden korkanlardir. (Baksana ayet ne buyuruyor): Iste onlar iyi islerde yaris ederler" cevabini verdi. Ravi: Aise Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Mü'minun (3174) • Ates onlarin yüzlerini yalar, disleri siritip kalir (Mü'minun 104) ayeti hakkinda su açiklamayi yapar: "Ates yüzü kizartir ve üst dudak büzülür, öyle ki, basinin ortasina kadar çekilir, alt dudak da asagiya sallanir ve göbege kadar düser." Ravi: Ebu Said el-Hudri Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Mü'minun (3175) •
Nur Suresi

Ravi, babasi, dedesi tarikiyle rivayet ediyor: Kendisine Mersed Ibnu Ebi Mersed denen bir zat (ra) vardi. Mekke'den Medine'ye esir tasirdi. Mekke'de Anak adinda fahise bir kadin bu adamin dostu idi. Mekkeli esirlerden birine, kendisini götürmeyi vaadetmisti....

• Ravi, babasi, dedesi tarikiyle rivayet ediyor: Kendisine Mersed Ibnu Ebi Mersed denen bir zat (ra) vardi. Mekke'den Medine'ye esir tasirdi. Mekke'de Anak adinda fahise bir kadin bu adamin dostu idi. Mekkeli esirlerden birine, kendisini götürmeyi vaadetmisti. (Simdi hikayesini kendisinden dinleyelim): Mersed der ki: Mekke'ye geldim, Mekke'nin duvarlarindan birinin gölgesine mehtapli bir gecede indim. Derken Anak geldi, duvarin dibindeki gölgemin karaltisini gördü. Yanima gelince beni tanidi ve: "Mersed'sin degil mi?" dedi. Ben: "Evet Mersed'im" dedim. "Merhaba, hos geldin, gel yanimizda geceyi geçir!" dedi. Ben: "Hayir, ey Anak, Allah zinayi haram etti" dedim. Kadin: "Ey çadir ahalisi, bu adam esirlerinizi götürüyor!" diye bagirdi. Kaçtim. Beni sekiz kisi takip etti. Handeme Dagi'nin yolunu tuttum, bir magaraya girdim. Takipçiler arkamdan gelip magaranin agzini tuttular. Tepemden üzerime bevlettiler. Sidikleri basima isabet etti. Ancak Allah, onlarin beni görmelerine mani oldu. Sonra dönüp gittiler. Ben de arkadasimin yanma döndüm. Onu sirtlandim. Agir birisiydi. Mekke'nin disindaki Izhir denen mevkiye geldim. Orada demir bukagilarini çözdüm. Onu sirtimda tasiyordum. Beni çok yormustu. Nihayet Medine'ye geldim. Resulullah (a.s.)'in huzuruna çiktim: "Ey Allah'in Resulü, Anak'la evleneyim mi?" dedim. Resulullah (sav) cevap vermedi. Sonra su ayet indi: "Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadinla evlenebilir. Zina eden kadinla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir..." (Nur, 3). Bu vahiy üzerine Resulullah (sav) bana: "Ey Mersed, zina eden erkek ancak zina eden veya putperest bir kadinla evlenebilir. Zina eden kadinla da ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir, onunla evlenme!" dedi. Ravi: Amr Ibnu Su'ayb Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nur, (3176); Ebu Davud, Nikah 5, (2051); Nesai, Nikah 12, (6, 66) • Hilal Ibnu Ümeyye (ra) Resulullah (sav)'in yaninda, haniminin Serik Ibnu Sahma ile zina yaptigini söyledi.Resulullah (sav): "Ya delil getirirsin veya sirtina hadd tatbik edilir" dedi. Hilal: "Ey Allah'in Resulü! Birimiz, hanimi üzerinde bir adam görse, kosup delil mi arayacak?" dedi. Resulullah (sav) önceki sözünü tekrar ediyordu: Ya delil getirirsin ya da sirtina had uygulanir." Bunun üzerine Hilal: "Seni hak üzerine gönderen Zat'a kasem olsun dogruyu söylüyorum. Mutlaka Allah sirtimi hadden kurtaracak bir vahiy gönderecektir" dedi. Cibril (a.s.) indi ve su vahyi indirdi: "Karilarina zina isnad edip de kendilerinden baska sahidleri olmayanlarin sahidligi, kendisinin dogru sözlülerden olduguna Allah'i dört defa sahid tutmasiyla olur. Besincisinde eger yalancilardan ise Allah'in lanetinin kendisine olmasini diler" (Nur 6-7). Resulullah (sav) oradan ayrildi. Onlara adam gönderdi. Hilal geldi (lanet okuyarak) sehadette bulundu. Resulullah (sav): "Allah biliyor ki, ikinizden biriniz yalancisiniz, tevbekar olaniniz var mi?" dedi. Sonra kadin kalkti, o da sehadetde bulundu. Kadin besinci sehadette iken kadini durdurdular ve: "Besince sehadet, (yalanci oldugun takdirde) siddetli azab gerektirir" dediler. Ibnu Abbas der ki: Bunun üzerine kadin durakladi ve sükut etti. Öyle ki, yeminden rücü edecegini sandik. Sonra: "Hayir, vallahi kavmimi bundan böyle mahcup hale düsürmeyecegim" dedi ve yeminini tamamladi. Resulullah (sav): "Iyi bakin, eger bu kadin gözleri sürmeli, kabalari iri, bacaklari kalin bir çocuk dogurursa bilin ki bu çocuk Serik Ibnu Sahma'dandir" buyurdu. Gerçekten de bu evsafta bir çocuk dogurdu. Bunun üzerine Resulullah (sav) söyle söylediler: "Eger, Allah'in Kitabi'nda kadinin yemini ile haddin düsecegi hususunda hüküm gelmemis olsaydi, (çocuktaki bu benzerlikten hareketle kadinin zaniligine hükmederdim ve) onun benden görecegi vardi." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Nur 3, Sehadat 21, Talak 28; Ebu Davud, Talak 27, (2254); Tirmizi, Tefsir, Nur, (317 • Urve ve baskalarindan almis olarak Hz. Aise'nin su rivayetini nakleder: Hz. Aise (ra) buyurmustur ki: "Resulullah (sav) bir sefere çikacagi zaman kadinlari arasinda kur'a çeker, kur'a kime çikarsa onu beraberinde sefere götürürdü. Bir sefer sirasinda da benim okum çikti ve yolculuguna ben refakat ettim. Bu sefer, örtünme emri geldikten sonra idi. Ben yol sirasinda deve sirtinda giden bir mahmil içinde tasiniyordum. Konak yerlerinde de onun içinde iken iniyordum. Resulullah (sav)'in o gazvesi sona erinceye kadar hep böyle yol aldik. Nihayet geri döndü ve Medine'ye yakin bir yerde konakladik. Geceleyin bir müddet kaldiktan sonra dönüs emri verildi. Dönüs emri çiktigi sirada ben kalkip (kaza-yi hacet için tek basima) ordudan ayrilip gittim, ihtiyacimi gördükten sonra binegime geri geldim. O sirada gögsümü yokladim. Yemenin göz boncugundan yapilmis gerdanligim kopmustu. Aramak üzere geri döndüm. Onu aramak beni epeyce oyaladi. Benim binegimle mesgul olan askerler gelip mahmilimi deveme yüklemisler. Zannetmisler ki ben mahmilin içindeyim. O zamanlar kadinlar çok hafifti. Az yedikleri için sisman degillerdi. Askerler mahmilimi kaldirirken hafifligine sasirmayip yüklemisler. Ben zaten küçük yasta bir kadindim: Hülasa devemi sürüp gitmisler. Ordu gittikten sonra gerdanligimi buldum. Ordugaha geri döndügüm zaman kimseyi bulamadim. Herkes gitmisti. Önce bulundugum yere geldim. Beni bir müddet sonra kaybetmis olduklarini farkederek aramaya geleceklerini düsündüm. Bu halde iken uyku bastirmis ve uyuyup kalmisim. Safvan Ibnu Muattal es-Sülemi -ki bilahere (Zekvan'da ikamet ederek) Zekvani unvanini da almistir- (geri gözcülügü vazifesiyle) ordugahin gerilerinde geceyi geçirmisti. Sabah olunca benim menzilden geçerken uyuyan bir insan karaltisi görerek yanima geldi. Görür görmez beni tanidi. Zira örtünme emri gelmezden önce beni görmüstü. Ben onun istirca sesiyle "Inna lillah ve inna ileyhi raci'un = Biz Allah'in kullariyiz ve Allah'a dönüp varacagiz" uyandim. Derhal basörtümle yüzümü örttüm. Allah'ma kasem olsun bana tek kelime konusmadi, istircaindan baska bir tek sözünü de isitmedim, indi ve devesini ihtirdi. Binmem için devenin ön ayaklarina ayagiyla basti. Ben de bindim. Devemi önden çekti, böylece yol aldik. Ordu bir yerde konakladigi sirada onlara yetistik. (Gecikme hadisesini iftira vesilesi yaparak) benim yüzümden helak olanlar oldu. Bu iste en büyük vebal de Abdullah Ibnu Ubey Ibni Selül'e düsmüstü. Medine'ye geldigimiz zaman bir ay kadar hasta yattim. Meger bu esnada iftira edenlerin dedi-kodulari herkesi mesgul ediyormus. Benim ise hiçbir seyden haberim olmadi. Ancak bir husus bende kusku uyandirmisti. Resulullah (sav)'da, baska zaman hastalaninca gördügüm iltifat ve alakayi göremiyordum. Yanima girip selam veriyor, sonra da: "Su sizinki nasil?" deyip çikiyordu. Bu davranisindan biraz iskilleniyordum ama yine de (ortaligi saran) fitneden bihaberdim. Bu halde nekahet devresine girdim. Bir gece, ben ve Ümmü Mistah o zaman için hela olarak kullandigimiz menasi (denen çukurlarin bulundugu semte) dogru gitmistik. Biz buraya, geceden geceye çikardik. (Hicab ayetinden sonra) evlerde helalar insa edilince çikmaz olduk. Bundan önce biz de, eski Araplarin def-i hacetteki usulüne uyuyorduk. Ben ve Ümmü Mistah -ki bu kadin Ebu Rühm Ibnu Muttalib Ibni Abdi Menaf'in kizidir- böylece yürüdük. Onun annesi Ebu Bekri's-Siddik'in teyzesi olan Sahr Ibnu Amir'in kizidir. Oglu da Mistah Ibnu Üsase Ibnu Ubad Ibni'l-Muttalib'dir. Isimiz bittikten sonra yürüyorduk. Ümmü Mistah, ayagi örtüsüne takilarak düstü. Kadin (böyle can yakici durumlarda soylemnesi adet olan "düsmanin helak olsun" demedi): "Mistah helak olsun!" diye (ogluna) beddua etti. Ben kadina: "Amma da yaptin!" Bedir gazvesine katilan bir kimseye beddua ediyorsun ha!" dedim. "Anacigim! onun ne söyledigini isitmedin mi?" dedi. "Ne söylemis ki?" dedim. Bunun üzerine iftiracilarin söylediklerini bir bir anlatti. Hastaligima yeni hastalik katildi. Eve dönünce, Resulullah (sav) yanima girdi ve: (Ismimi söylemeden) "Adaminiz nasil." dedi. Ben: "Ebeveyninim yanina gitmeye izin ver" dedim. Ben, haberin aslini annemle babamdan isitmek istiyordum. Resulullah (sav) izin verdi, ben de ebeveyninim yanma geldim. Anneme: "Ey annecigim, halk arasinda söylenen bu sözler nedir?" dedim. "Ey kizim! Sen bu meseleyi büyütme. Allah'a kasem olsun güzel ve kocasinin yaninda sevgili olan, birçok kumalari (ortak) bulunan bir kadin hakkinda her zaman çok dedikodu ederler" dedi. Ben: "Sübhanallah, demek halk böyle söylüyor ha!" dedim. O gece sabaha kadar hiç durmadan agladim. Ne gözümün yasi dindi, ne de gözüme uyku girdi. Sabah oldu, ben hala agliyordum. Resulullah (sav) o gün Ali Ibnu Ebi Talib'i ve Üsame Ibnu Zeyd (ra)'i çagirmisti. Benimle ilgili vahyin gecikmesi üzerine ailesiyle ayrilma hususunda onlarla istisare ediyordu. Üsame (ra), ehlinin suçsuzlugu hususunda onlara karsi içinde besledigi sevgiye dayanarak, bildigi hususu söyle dile getirmisti: "Ey Allah'in Resulü! Onlar zevcelerinizdir. Allah'a kasem olsun, onlar hakkinda hayirdan baska bir sey bilmiyoruz." Ali Ibnu Ebi Talib de söyle demisti: "Ey Allah'in Resulü, Allah sana darlik vermez. Ondan baska kadin çoktur. Sen cariyene sor, (onun halini o daha iyi bilir), sana gerçegi haber verir." Resulullah (sav) bu tavsiye üzerine cariyemiz Berire'yi çagirdi ve: "Ey Berire, söyle! Aise'de sana süphe verici bir husus gördün mü?" diye sordu. Berire: "Hayir! Seni hak üzerine peygamber olarak gönderen Zat-i Zülcelal'e yemin olsun, ben onda fena buldugum bir sey görmedim. Ayiplanabilecek tek gördügüm sey sudur: "Yasi genç oldugu için, ailesi için yogurdugu hamurun üzerine uyur, bu sirada gelen keçi, hamurdan yerdi." (Bu sorusturma sonunda) Resulullah (sav) kalkip mescidde bir hutbe okur. Bu iftirayi ilk defa çikaran Abdullah Ibni Ubey Ibni Selül hakkinda söz etmekten özür dileyerek, minberde sunlari söyler: "Ehlim hakkinda bana sikinti veren adami cezalandirmada, intikamimi almada bana kim yardim edecek? Allah'a yemin olsun ehlim hakkinda hayirdan baska bir sey bilmiyorum. Adi iftiraya karistirilan bir adamdan söz ettiler. Onun hakkinda da hayirdan baska bir sey bilmiyorum. O ailemin yanina ben olmayinca hiç girmemistir." Resulullah (sav)'in bu sözleri üzerine (Evs kabilesinin reisi) Sa'd Ibnu Muaz (ra) kalkti ve: "Ey Allah'in Resulü! Allah'a yemin olsun biz ondan senin intikamini aliriz! Eger Evs kabilesindense boynunu vururuz. Hazreçli kardeslerimizden ise, bize sen emredersin, biz emrini aynen yerine getiririz!" dedi. Hazreç kabilesinin reisi olan Sa'd Ibnu Ubade ayaga kalkti. Sa'd aslinda salih bir kimseydi. Ancak (Sa'd Ibnu Muaz'in konusmasindan alinarak) kabile hamiyet ve gayretine kapilmisti. Sa'd Ibnu Muaz'a dönerek su sert cevabi verdi: "Vallahi sen yalan söylüyorsun! Sen onu (Abdullah Ibnu Ubey Ibnu Selül'ü) öldüremezsin. öldürtmeye gücün de yetmez." (Ensar'in ileri gelenlerinden) Useyd Ibnu Hudayr (ra) -ki bu zat da Sa'd Ibnu Muaz'in amcaogludur- kalkarak Sa'd Ibnu Ubade'ye çikisti: "Allah'a yemin olsun yalan söyleyen sensin. Onu mutlaka öldürürüz. (Abdullah Ibnu Ubey'e arka çikiyorsan) sen de münafiksin, münafiklar hesabina kavga ediyorsun!" Derken (Ensar'in iki kabilesi) Evs ve Hazreç ayaga kalkmislar ve Resulullah (sav) daha minberde iken, birbirlerine girmeye ramak kalmisti. Resulullah (sav) sükuneti saglayincaya kadar gayret sarfetmis ve minberden inmisti. Ben o gün de agladim. Ne gözümün yasi dindi, ne de gözüme uyku girdi. Müteakip gece de hep agladim: Ne gözümün yasi dindi ne de bir parça olsun uykum geldi. Sabahleyin annem ve babam yanima geldiler. Böylece ben, iki gece bir gündüz araliksiz aglamistim. Öyle ki artik aglamaktan cigerlerim parçalanacak diye düsünüyordum. Onlar yanimda oturuyorlar, ben de aglamaya devam ediyordum. Derken Ensar'dan bir kadin izin istedi. Ona, gir dedim. Yanima oturup o da benimle aglamaya basladi. Biz bu halde iken Resulullah (sav) girdi. Sonra oturdu. Hakkimda söylenen seyler söyleneliden beri yanimda hiç oturmamisti. Bu arada bir ay geçmis ve meselemle ilgili herhangi bir vahy gelmemisti. Resulullah (sav) otururken sehadet kelimesini de getirmisti. Sonra bana sunlari söyledi: "Ey Aise, senin hakkinda bana söyle söyle sözler ulasti. Eger bu dedikodulardan beri isen Allah seni vahiyle tebrie edecektir. Sayet bir günah isledi isen Allah Teala'ya tevbe et. Zira kul bir günah isler, sonra da günahini itirafla tevbe ederse, Allah Teala tevbesini kabul ve affeder." Resulullah (sav) sözlerini tamamlayinca (izdirabimin siddetinden) gözlerimin yasi kurudu, artik tek bir damla bile yas hissetmiyordum. Babama: "Resulullah (sav)'in sözlerine sen cevap ver" dedim. Babam: "Vallahi Resulullah (sav)'a ne diyecegimi bilemiyorum" dedi. Anneme yönelerek: "Resulullah (sav)'in söylediklerine sen bari cevap ver" dedim. Annem de: "Vallahi Resulullah (sav)'a ne söyleyecegimi ben de bilemiyorum" dedi. Hz. Aise devamla der ki: "Ben yasi henüz küçük bir kadindim. Kur'an'dan da fazla okumuyordum. Dedim ki: "Vallahi ben biliyorum ki halkin söylestigi seyleri isittiniz. Onlar içinize yer etti ve hep inandiniz. Size: "Günahsizim" dedim, inanmiyorsunuz. Yapmadigim bir seyi size itiraf etsem, -Allah biliyor ki ben ondan beriyim- beni tasdik edeceksiniz. Allah'a kasem olsun, sizinle benim durumumu anlatacak en iyi örnek Hz. Yusuf'un babasi ve onun su sözüdür: "Bana güzelce sabir gerekir. Anlattiklarmiza ancak Allah'tan yardim istenir" (Yusuf, 18). Sonra yüzümü çevirip yatagima sokuldum. Kasem olsun ben o zaman suçsuz oldugumu biliyordum ve Allah'in benim suçsuzlugumu te'yid edecegine inaniyordum. Ancak, kesinlikle, Allah'in benim hakkimda bir vahiy indirecegini, bunun (kiyamete kadar) okunacagini hiç aklimdan geçirmedim. Ben, kendimi, Allah'in herhangi bir sekilde tekellüm buyurarak okunacak bir vahiy konusu edilmeye deger bulmuyordum. Ancak, Resulullah (sav)'in görecegi bir rüya yoluyla Allah'in beni tebrie edecegini ümid ediyordum. Allah'a kasem olsun, Resulullah (sav) daha oturmus oldugu yerden kalkmamis ve ev halkindan kimse disari çikmamisti ki Allah, Resulüne vahiy indirdi: Resulullah (sav)'i vahiy sirasinda her zaman gelen halet istila etti. Sonra da o hal zail oldu. Resulullah (sav) tebessüm içindeydiler. Konustugu ilk kelime bana sunu söylemek oldu: "Ey Aise Allah'a hamdet. Zira, seni tebrie buyurduk" Annem de bana: "Kalk Resulullah (sav)'a tesekkür et!" dedi. Ben ise: "Vallahi hayir, ona tesekkür etmeyecegim, sadece Allahima hamdediyorum. Benim suçsuzlugumu Rabbim vahiy buyurdu" dedim. Allah'in indirdigi vahiy söyleydi: "Muhammed'in esine o yalani uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayin, o sizin için hayirli olmustur. O kimselerden herbirine kazandigi günah karsiligi ceza vardir. Içlerinden elebasilik yapana ise büyük azab vardir. Onu isittiginiz zaman, erkek-kadin mü'minlerin, kendiliklerinden hüsnüzanda bulunup da: "Bu apaçik bir iftiradir" demeleri gerekmez miydi? Dört sahid getirmeleri gerekmez miydi? Iste bunlar sahid getirmedikçe, Allah katinda yalanci olanlardir. Allah'in dünya ve ahirette size lütuf ve merhameti olmasaydi, o kötü sözü yaymanizdan ötürü büyük bir azaba ugrardiniz..." (Nur 20). (Bir sayfa tutan) on ayeti, Cenab-i Hakk benim suçsuzlugumla ilgili bu ayetleri indirince, Ebü Bekri's-Siddik (ra) -ki Mistah Ibnu Üsase'ye akrabaligi ve fakirligi sebebiyle maddi yardimda bulunuyordu- sunu söyledi: "Aise (ra)'ye bu iftirayi yaptiktan sonra, ona artik bir daha yardim yapmayacagim." Bunun üzerine su vahiy indi: "Içinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yakinlarina, düskünlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler geçsinler. Allah'in sizi bagislamasindan hoslanmaz misiniz? Allah bagislayandir, merhametli olandir" (Nur, 22). Bunun üzerine Ebu Bekri's-Siddik (ra): "Evet evet, Allah'a kasem olsun, Allah'in beni affetmesini çok severim" dedi ve Mistah'a yapmakta oldugu yardimi yapmaya devam etti ve: "Ebediyyen yardimi ondan kesmeyecegim" dedi. Hz. Aise (ra) sözlerine devamla dedi ki: Resulullah (sav) tahkik sirasinda Zeyneb Bintu Cahs'a da hakkimda sormus ve: "Ey Zeyneb, bu hususta ne biliyorsun, ne gördün" demisti. O da: "Ey Allah'in Resulü, ben kulagimi, gözümü isitmedigim, görmedigim seyden muhafaza ederim. Ben Aise hakkinda hayirdan baska bir sey bilmiyorum!" demisti. Zeyneb (ra), Resulullah (sav)'in zevce-i tahireleri arasinda (bazi faziletleri sebebiyle) benimle boy ölçüsen birisiydi. Allah vera ve dindarligi sebebiyle onu (bu meselede müfteriler tarafinda yer almaktan) korudu. Onun kiz kardesi Hamna ise, onunla mücadeleye koyuldu ve helak olan müfteriler arasinda helak oldu. Müfteriler arasinda Hz. Peygamber (sav)'in sairi Hassan Ibnu Sabit (ra) de vardi. Urve der ki: "Hz. Aise (ra) yaninda Hassan'a kötü söz söylenmesinden hoslanmazdi ve derdi ki: "O su beyti söyleyen kimsedir: "Babam, babanin babasi, irzim, size karsi Muhammed (sav)'in irzina bekçidir." Mesrük Ibnu'l-Ecda der ki: "Ben Hz. Aise (ra)'nin huzuruna girmistim. Yaninda Hassan Ibnu Sabit (ra)'i gördüm. Hz. Aise'ye siir okuyor, bazi beyitleri kendisiyle tezyin ediyordu. Sunu okudu: "Afifdir, agirdir, iffetinden süphe ne mümkün! Kötü düsünceden uzak olanlarin etleri bile onu aç birakir." Hz. Aise (ra) ona, "Fakat sen böyle degilsin" dedi. Mesrük Hz. Aise'ye dedi ki: "Sen nasil olur da Hassanin yanina girmesine izin verirsin, o ki, hakkinda Allah söyle buyurmustur: "Içlerinden elebasilik yapana ise büyük azab vardir." Hz. Aise (ra) su cevabi verdi: "Körlükten daha siddetli bir azab var mi!" Hz. Aise sonra sunu da söyledi "O, Resulullah (sav)'i müdafaa ediyordu." Ravi: Zühri Kaynak: Buhari, Sehadat, 15, 30, Hibe 15, Cihad 64, Megazi 11, 34, Tefsir, Yusuf 3, Nur 6, 11, Eyman 18, I't • Benim özrümle ilgili ayet indigi zaman Resulullah (sav) minbere çikti, günahsiz oldugumu belirtti, arkasindan ilgili ayetleri okudu ve iki kadin ve bir erkegin cezalandirilmalarini emretti. Üçü de had cezasi olan celde'ye (degneklenmeye) tabi tutuldular. Ravi: Aise Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nur (3180) • Allah ilk muhacir kadinlara rahmetini bol kilsin; "Kadinlar bas örtülerini yakalarinin üzerini (örtecek sekilde) koysunlar" (Nur 31) ayeti indigi zaman örtülerini (kenardan) yirtarak onunla (yüzlerini de) örttüler. Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Tefsir, Nur 12; Ebu Davud, Libas 33, (4102) • (Ey Muhamed)! Mü'min kadinlara da söyle! Gözlerini bakilmasi yasak olandan çevirsinler iffetlerini korusunlar... diye baslayip kadinlara örtünmeyi emreden ayeti (Nur 31) daha sonra gelen su ayet neshetti ve istisna getirdi: "Evlenme ümidi kalmayan ihtiyarlayip oturmus kadinlara, süslerini açiga vurmamak sartiyla dis esvablarini çikarmaktan ötürü sorumluluk yoktur. Ama sakinmalari kendileri için daha hayirli olur" (Nur 60). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Libas 37 (4111) • Abdullah Ibnu Übey Ibni Selül cariyesine: "Git biraz fahiselik yap (da para kazan)" diye emretti. Bunun üzerine Cenab-i Hakk: "Dünya hayatinin geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhsa zorlamayin..." (Nur 33) mealindeki ayeti inzal buyurdu. Ravi: Cabir Kaynak: Müslim, Tefsir 26, (3029); Ebu Davud, Talak 50, (2311) • Irak ahalisinden bir grub Ibnu Abbas (ra)'a dediler ki: Su ayet hakkinda ne dersiniz? "Ey iman edenler! Ellerinizin altinda olan köle ve cariyeler ve sizden henüz erginlige ermemis olanlar sabah namazindan önce, ögle sicagindan soyundugunuzda ve yatsi namazindan sonra yaniniza gireceklerinde üç defa izin istesinler. Bunlar sizin için açik bulunabileceginiz üç vakittir. Bu vakitlerin disinda birbirinizin yanina girip çikmakta,size de, onlara da bir sorumluluk yoktur. Allah size ayetlerini böyle açiklar. Allah bilendir. Hakimidir" (Nur 58). Cenab-i Hakk burada kesin emirde bulundugu halde biz bunlari tatbik etmiyoruz, dediler. Ibnu Abbas (ra): "Allah mü'minlere karsi halim ve rahimdir. Onlari örtmeyi sever, insanlar o zaman evlerinde ne örtü ne de perde kullanmiyorlardi. Bazan hizmetçisi veya evladi veya yetimesi, kisi ehlinin üzerinde iken çikagelirdi. Cenab-i Hakk bunun üzerine, mezkur avret vakitlerinde izin istemeyi emretti. Böylece Allahu Teala onlara örtü ve hayir getirdi. Ne var ki, hala bu emirle amel eden tek kisi görmedim." Ravi: Ikrime Kaynak: Ebu Davud, Edeb 141 (5191, 5192) •
Furkan Suresi

O gün zalim kimse ellerini isirip: Keske Peygamberlerle beraber bir yol tutsaydim, vay basima gelene, keske falancayi dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kur'an'dan o saptirdi. Seytan insani yalniz ve yardimcisiz birakiyor" der" (Furkan 27-30)...

• O gün zalim kimse ellerini isirip: Keske Peygamberlerle beraber bir yol tutsaydim, vay basima gelene, keske falancayi dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kur'an'dan o saptirdi. Seytan insani yalniz ve yardimcisiz birakiyor" der" (Furkan 27-30) mealindeki ayet hakkinda su açiklamayi yapti: "Ayette zikri geçen zalim Ukbe Ibnu Ebi Muayt'tir. Zikri geçen dost (halil) da Ümeyye Ibnu Haleftir. Dostum Übeyy oldugu da söylenmistir. (Ayetin inisi bunlarla ilgilidir). Söyle ki: Ukbe bir yemek hazirlayarak Kureys'in esrafini davet eder. Resulullah (sav) da onlarin arasindadir. Resulullah (sav), "Ukbe kelime-i tevhidi söylemedikçe, yemekten almayacagim" söyledi. Ukbe bu istegi yerine getirdi. Bunun üzerine dostu olan Ümeyye Ibnu Halef veya Übeyy ona gelerek: "Sabii mi oldun?" dedi. Ukbe: "Hayir, ancak yemek yemeden evimden ayrilmasindan utandim" diye cevap verdi. Übeyy: "Öyleyse, gidip onun yüzüne tükürmezsen ben de senden razi olmayacagim!" dedi. Ukbe, bu talebe müsbet cevap vererek, isteneni yapti. Ceza olarak Bedir günü yakalanip idam edildi. Bu rivayetin kaynagi asilda gösterilmemistir. Ancak rivayeti mana olarak, Taberi Tefsir'inde (18, 6), Ibnu Abbas rivayeti olarak kaydeder. Ayrica, El-Vahidi, Esbabi'n-Nüzul'da (s. 191); Suyüti, ed-Dürrül-Mensur'da (5, 68) kaydetmistir. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: • Hz. Peygamber (sav)'a: "Hangi günah daha büyük?" diye sordum. Su cevabi verdi: "Seni yaratmis oldugu halde Allah'a ortak kosmandir" "Sonra hangisi gelir?" dedim. "Seninle beraber yiyecek korkusuyla çocugunu öldürmendir" dedi. Ben tekrar: "Sonra ne gelir?" dedim. "Komsunun helalligi ile zina etmen!" dedi. Resulullah (sav)'in bu sözlerine teyiden su mealdeki ayet nazil oldu: "Onlar ki, Allah'in yanina baska bir Tanri daha (katip) tapmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar, zina etmezler. Kim bunlardan birini yaparsa cezaya çarpar" (Furkan 68). Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Tefsir, Furkan 2, Bakara 3, Edeb 20, Muharib'in 20, 46; Müslim, Iman 141, (86); Ebu Davud, T •
Şuara Suresi

Su "Sen ilkin en yakin hisimlarini inzar et" (Suara 214) mealindeki ayet indigi zaman, Resulullah (sav) Safa tepesi üzerine çikti ve söyle bagirmaya basladi: "Ey Beni Fihr!, Ey Beni Adiyy!" Bunlar Kureys kabilesine mensup boylardi. Toplandilar. Onlara söyle...

• Su "Sen ilkin en yakin hisimlarini inzar et" (Suara 214) mealindeki ayet indigi zaman, Resulullah (sav) Safa tepesi üzerine çikti ve söyle bagirmaya basladi: "Ey Beni Fihr!, Ey Beni Adiyy!" Bunlar Kureys kabilesine mensup boylardi. Toplandilar. Onlara söyle hitab etti: "Ben size, "su vadide atlilar var, sizlere saldirmak istiyor" desem, beni tasdik eder misiniz?" Hep beraber su cevabi verdiler: "Evet, tasdik ederiz, simdiye kadar hiç yalanina rastlamadik, hep dogru söyledin." "Öyleyse dinleyin" dedi. "Önünüzde bekleyen siddetli bir azabi size haber veriyorum." Ebu Leheb atilip: "Ey Muhammed, ey kuruyasica! Bizi bunun için mi çagirdin?" dedi. Bunun üzerine: "Ebu Leheb'in iki eli kurusun. Kendisi de kurudu..." diye baslayan Ebu Leheb suresi nazil oldu. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Suara 2, Cengiz 98, Menakib 13; Müslim, Iman 355, (208); Tirmizi, Tefsir, Tebbet (33 • Sairlere gelince, onlara da sapiklar uyar (Suara 224) mealindeki ayet hakkinda sunlari söyledi: "Cenab-i Hakk, (kendilerine sapiklar uyar diye zemmettigi) sairlerden, "Iman edip de iyi amel (ve hareket)de bulunanlar, Allah'i çok zikredenler ve zulme ugratildiklarindan sonra öclerini alanlar..." (Su'ara 227) istisna edildiler." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Edeb 95, (50l6) •
Neml Suresi

Dabbetu'l-arz, beraberinde Hz. Musa'nin asasi ve Hz. Süleyman (a.s.)'in mühürü oldugu halde çikar. Asa ile mü'minlerin yüzünü cilalar, mührü de kafirlerin burnuna basar. Öyle ki, sofra ehli toplaninca biri digerine (yüzündeki parlakliktan dolayi) "Ey mü'min!"...

• Dabbetu'l-arz, beraberinde Hz. Musa'nin asasi ve Hz. Süleyman (a.s.)'in mühürü oldugu halde çikar. Asa ile mü'minlerin yüzünü cilalar, mührü de kafirlerin burnuna basar. Öyle ki, sofra ehli toplaninca biri digerine (yüzündeki parlakliktan dolayi) "Ey mü'min!" der, digeri de (öbürüne, burnundaki mühür damgasi sebebiyle): "Ey kafir!"der. (Yani mü'min de kafir de yüzünden taninir). Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Neml (3186) •
Kasas Suresi

Ibnu Abbas (ra)'a: "Hz. Musa iki müddetten hangisini ödedi?" diye sordum da, bana su cevabi verdi: "O en çok, en güzel olani ödedi (tamamladi). Resulullah (sav) söyledi mi yapardi." Ravi: Said Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Sehadat 28

• Ibnu Abbas (ra)'a: "Hz. Musa iki müddetten hangisini ödedi?" diye sordum da, bana su cevabi verdi: "O en çok, en güzel olani ödedi (tamamladi). Resulullah (sav) söyledi mi yapardi." Ravi: Said Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Sehadat 28 • (Ey Muhammed) Sen sevdigini hidayete erdiremezsin, ama Allah diledigine hidayet verir (Kasas 56) ayeti hakkinda sunu söylemistir: "Bu ayet Resulullah (sav)'in, amcasi Ebu Talib'in Islam'a girmesini israrla istemesi üzerine nazil oldu." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Müslim, Iman 41, 42, (25); Tirmizi, Tefsir, Kasas (3187) • Herhalde o Kur'an'i (tilavetini, tebligini ve mucibince amel etmeni) senin üzerine farz kilan (Allah), seni (yine) dönülecek yere döndürecektir... (Kasas 85) mealindeki ayette ifade edilen döndürülecek yerden maksadin, Mekke oldugunu söylerdi. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Kasas 2 •
Ankebut Suresi

Erkeklere yaklasiyor, yol kesiyor ve toplantilarinizda fena seyler yapmiyor musunuz? (Ankebut 29) mealindeki ayette zikredilen toplantilarindaki fena seylerden maksad nedir? diye Resulullah (sav)'a sordum. Bana söyle cevap verdi: "Onlar orada sesli sesli...

• Erkeklere yaklasiyor, yol kesiyor ve toplantilarinizda fena seyler yapmiyor musunuz? (Ankebut 29) mealindeki ayette zikredilen toplantilarindaki fena seylerden maksad nedir? diye Resulullah (sav)'a sordum. Bana söyle cevap verdi: "Onlar orada sesli sesli yelleniyorlar, oradan geçen kimselere de çakil vs. firlatip onlarla egleniyorlardi."%732 Ravi: Ümmü Hani Kaynak: • Allah'i zikretmek elbet en büyüktür (Ankebut, 45) mealindeki ayet hakkinda sunu söyledi: "Kulun Allahu Teala'yi diliyle zikretmesi büyük (bir ibadet)tir. Onuzikretmesi, herhangi bir günaha yaklasinca O'ndan korkarak terketmesi, günah isler oldugu halde diliyle zikretmesinden, daha büyüktür. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Rezin •
Rum Suresi

Bedir günü Rumlar, Iranlilara galebe çaldi. Bu zaferden müzminler de sevindi. Bunun üzerine su mealdeki ayet nazil oldu (okundu): Elif-Lam-Mim, Rumlar maglub oldu, yakin bir yerde. Halbuki onlar bu yenilmelerinin ardindan galib olacaklar birkaç yil içinde....

• Bedir günü Rumlar, Iranlilara galebe çaldi. Bu zaferden müzminler de sevindi. Bunun üzerine su mealdeki ayet nazil oldu (okundu): Elif-Lam-Mim, Rumlar maglub oldu, yakin bir yerde. Halbuki onlar bu yenilmelerinin ardindan galib olacaklar birkaç yil içinde. Önünde de sonunda da emir Allah'indir. O gün mü'minler Allah'in nusretiyle ferahlayacak" (Rum 1-4). Ravi: Ebu Sa'id Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Rum (3190) •
Lokman Suresi

Resulullah (sav), "Gayb'in anahtari bestir" dedi ve su mealdeki ayeti okudu: "O saatin (kiyametin) ilmi süphesiz ki Allah'in nezdindedir. Yagmuru O indirir. Rahimlerde olani O bilir. Hiçbir kimse yarin ne kazanacagini bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde ölecegini...

• Resulullah (sav), "Gayb'in anahtari bestir" dedi ve su mealdeki ayeti okudu: "O saatin (kiyametin) ilmi süphesiz ki Allah'in nezdindedir. Yagmuru O indirir. Rahimlerde olani O bilir. Hiçbir kimse yarin ne kazanacagini bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde ölecegini bilmez. Süphesiz ki Allah (her seyi) bilendir. Her seyden haberdardir" (Lokman 34). Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Tefsir, Lokman 2, En'am 1,Istiska 29, 3 •
Secde Suresi

Hz. Peygamber (sav) Elif-Lam-Mim Tenzil ve Tebareke'llezi bi-Yedihi'l-Mülk surelerini okumadan uyumazdi. Tavus (ra), bu iki surenin faziletçe Kur'an'daki diger surelerden herbirine yetmis kat üstün oldugunu söylerdi. Ravi: Cabir Kaynak: Tirmizi, Sevabul Kur'an...

• Hz. Peygamber (sav) Elif-Lam-Mim Tenzil ve Tebareke'llezi bi-Yedihi'l-Mülk surelerini okumadan uyumazdi. Tavus (ra), bu iki surenin faziletçe Kur'an'daki diger surelerden herbirine yetmis kat üstün oldugunu söylerdi. Ravi: Cabir Kaynak: Tirmizi, Sevabul Kur'an 9, (2894), Da'avat 22, (4001) • Yanlari yataklarindan uzaklasir, korku ve ümid ile Rablerine dua ederler.. (Secde 16) mealindeki ayetin, Atame denen yatsi namazini bekleyenler hakkinda indigini söylemistir." (Ebu Davud'daki vechi müteakip rivayette görüldügü üzere biraz farklidir. Tirmizi hadisin sahih oldugunu söylemistir) Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Secde (3194) • Müslümanlar, Resulullah (sav) zamaninda aksamla yatsi arasinda nafile namaz kiliyorlardi. Bunun üzerine "Yanlari yataklarindan uzaklasir, korku ve ümid ile Rablerine dua ederler..." ayeti nazil oldu. (Hasan Basri merhum: "Ayet-i kerime kiyamul-leyl yani gece namazi ile ilgilidir, o kastedilmektedir" demistir) Ravi: Enes Kaynak: Ebu Davud, Salat 312, (1321) • Biz, o en büyük azabtan önce de onlara mutlaka yakin azabtan tattiracagiz, ta ki, ric'at etsinler (Secde 21) mealindeki ayet hakkinda sunu söylemistir: (Yakin azab) dünya musibetleri, Rum ve Batsa veya Duhan'dir. (Hadisin ravisi, Batsa mi derdi Duhan mi derdi tereddüt eden kimsenin Su'be oldugunu belirtir) Ravi: Übey Ibnu Ka'b Kaynak: Müslim, Münafikun 42 (2799) •
Ahzab Suresi

Biz, Resulullah (sav)'in azadlisi olan Zeyd Ibnu Harise'ye sadece Zeyd Ibnu Muhammed diye sesleniyorduk. Bu davranisimiz, "Onlari babalarina nisbet ederek çagirin..." (Ahzab, 5) mealindeki ayet ininceye kadar devam etti. Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Tefsir,...

• Biz, Resulullah (sav)'in azadlisi olan Zeyd Ibnu Harise'ye sadece Zeyd Ibnu Muhammed diye sesleniyorduk. Bu davranisimiz, "Onlari babalarina nisbet ederek çagirin..." (Ahzab, 5) mealindeki ayet ininceye kadar devam etti. Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Tefsir, Ahzab 2; Müslim, Fedailu's-Sahabe 62, (2425); Tirmizi, Tefsir, Ahzab (3207) • Resulullah (sav) buyurdu ki: "Ben her mü'mine, mutlaka, dünya ve ahirette insanlarin en yakiniyimdir. Dilerseniz (bu hususla ilgili olan) su ayeti okuyun: "O peygamber, mü'minlere öz nefislerinden evladir. Zevceleri, mü'minlerin analaridir..." (Ahzab 6). Hangi mü'min (vefatinda) bir mal birakirsa varisleri (asabi) ona varis olsunlar. Borç veya bakima muhtaç birini birakmissa o bana gelsin, ben onun mevlasiyim." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Tefsir, Ahzab 1, Kefalet 5, Istikraz 11, Nafakat 15, Feraiz 4, 15, 25; Müslim, Feraiz 14, (1 • Allah bir adamin içinde iki kalp yaratmadi. (Ahzab, 4) mealindeki ayet hakkinda sunu söylerdi: "Bir gün, Hz. Peygamber (sav) namaz kilmak için kalkmisti, namazda bir hata yapti. Cemaatte onunla namaz kilan münafiklar derhal: "Bakin, bunun iki kalbi var, bunlardan biri sizinle, biri onlarla (ashabiyla)" dediler, iste onlarin bu sözü üzerine bu ayet nazil oldu." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Ahzab, (3197) • O vakit onlar hem üstünüzden, hem altinizdan size gelmislerdi. O zaman gözler yilmis, yürekler girtlaklara dayanmisti ve siz Allah'a karsi türlü zanlarda bulunuyordunuz, iste orada mü'minler imtihana ugratilmisti. Siddetli bir sarsinti ile sarsilmislardi... (Ahzab, 10-11) mealindeki ayet hakkinda: "Bu, Hendek Savasi ile ilgilidir" demistir. Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Megazi 29 • Biz su ayeti amcam Enes Ibnu'n-Nadr hakkinda indi biliyorduk, (mealen): "Mü'minler içinde Allah'a verdikleri sözde sadakat gösteren nice erler var. Iste onlarin kimi adagini ödedi, kimi de (bunu) bekliyor. Onlar hiçbir suretle (ahidlerini) degistirmediler." (Ahzab 23). Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Tefsir, Ahzab 3; Müslim, Imaret 148 (1903); Tirmizi, Tefsir, Ahzab (3198-3199) • Ey Allah'in Resulü, dedim, "her seyi erkekler için görüyorum. Hiçbir sekilde kadinlarin zikredildigini görmüyorum," Bunun üzerine su ayet indi. (mealen); "Dogrusu, erkek ve kadin Müslümanlar, erkek ve kadin mü'minler, boyun egen erkekler ve kadinlar, dogru sözlü erkekler ve kadinlar, sabirli erkekler ve kadinlar, gönülden baglanan erkekler ve kadinlar, oruç tutan erkekler ve kadinlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadinlar, iste Allah bunlarin hepsine magfiret ve büyük ecir hazirlamistir" (Ahzab,35). Ravi: Ümmü Umare Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Ahzab (3209) • Eger Hz. Peygamber (sav) kendisine inen vahiyden bir sey gizleseydi su ayeti gizlerdi: "(Habibim) hatirla o zamani ki; Allah'in kendisine -Islam'la- nimet verdigi ve senin de yine kendisine lütufta bulundugun zata sen: "Zevceni uhdende tut. Allah'tan kork" diyordun da Allah'in açiga çikaricisi oldugu seyi içinde gizliyor, insanlarin (dedikodusundan) korkuyordun. Halbuki Allah kendisinden korkmana daha layikti. Simdi madem ki Zeyd o kadindan ilisigini kesti, biz onu sana zevce yaptik. Ta ki ogulluklarin, kendilerinden iliskilerini kestikleri zevceler(ini almakta) mü'minler üzerine günah olmasin. Allah'in emri yerine getirilmistir" (Ahzab, 37). Nitekim Hz. Peygamber (sav), Zeyneb'le evlenince: "Oglunun helalligiyla evlendi" dediler. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su mealdeki ayeti indirdi: "Muhammed adamlarinizdan hiçbirinin babasi degildir. Fakat Allah'in Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur, Allah herseyi hakkiyle bilendir (Ahzab, 40). Resulullah (sav) Zeyd'i küçükken evlat edinmisti. Büyuyüp delikanli oluncaya kadar yaninda kaldi. Herkes onu Zeyd Ibnu Muhammed diye çagiriyordu. Bu sebeple Cenab-i Hakk su mealdeki ayeti inzal buyurdu: "Onlari babalarina nisbet ederek çagirin. Bu, Allah indinde daha dogrudur. Eger babalarinin (kim oldugunu) bilmiyorsaniz o halde (esasen) dinde kardesleriniz (olmakla beraber) dostlarinizdir da" (Ahzab, 5). Ravi: Aise Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Ahzab (3206); Müslim, Iman 287, (177); Buhari, Tevhid 22 • Hz. Peygamber (sav) Zeyneb (ra)'le evlenmislerdi ki, annem Ümmü Süleym bana: "Resulullah (sav)'a bir hediyede bulunsak" dedi. Ben kendisine: "Bir seyler yap!" dedim. Bunun üzerine hurma ve yag ve kes getirdi, bir tencereye koyarak bunlarla yemek yapti ve benimle gönderdi. Resulullah (sav)'a götürdüm. "Yemegi birak!" dedi. Sonra bana emredip: "Bana falancalari çagir" dedi ve teker teker isimlerim söyledi. Ayrica: "Kime rastlarsan çagir" diye emretti. Enes der ki: Emri yerine getirdim, sonra döndüm. Ev insanlarla dolmustu. Resulullah (sav) elini mezkur yemegin üzerine koydu ve Allah'tan baska kimsenin bilmedi bir seyler söyledi. Sonra cemaati onar onar çagirdi. Herkes o yemekten yiyordu. Resulullah (sav) yiyenlere: "Yemege Allah'in ismini zikrederek baslayin! Herkes önünden yesin!" dedi. Bu hal herkesin yemekten yeyip dagilmasina kadar devam etti. Sonunda çikanlar çikti. Bazilari da kalip sohbete devam ettiler. Bir müddet sonra Resulullah (sav) da çikip hücrelere dogru yürüdü. Pesisira ben de çiktim ve: "Davetliler gitti artik!" dedim. Resulullah (sav) evine geri döndü (ve derhal vahiy alameti olan) örtüyü üzerine çekti. Bu sirada ben hücrede idim. (Vahiy hali geçince) o (sav) su vahyi okuyordu: "Ey iman edenler, (bundan sonra) Peygamberin evlerine -yemege davet olunmaksizin, vaktine de bakmaksizin- girmeyin. Fakat davet olundugunuz zaman girin. Yemegi yiyince dagilin. Söz dinlemek veya sohbet etmek için de (izinsiz) girmeyin. Çünkü bu Peygamber'e eza vermekte, o sizden utanmaktadir. Allah ise, hak(ki açiklamak)tan çekinmez." (Ahzab 53) Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Tefsir, Ahzab 8, Nikah 67, 64, Et'ime 59, Isti'zan 10, 33, Tevhid 22; Müslim, Nikah 89, (142 • Hz. Aise buyurmustur ki: "Havle Bintu Hakim (ra), Resulullah (sav)'a kendisi gelip evlenme teklif edenlerdendir." Aise (ra) devamla dedi ki: "Ben (kiskançligin sevkiyle): "Kadin kismi bir erkege evlenme teklifi yapmaktan sikilmaz mi?" (diyerek bu sekilde Hz. Peygamber (sav)'a teklifte bulunanlari kinardim). Ne zaman ki: "Onlardan kimi dilersen (nevbetinden) geri birakir, kimi de dilersen yanina alabilirsin. (Nevbetinden) geri biraktiklarindan kimi istersen (nezdine almak)da da sana güçlük yoktur..." (Ahzab, 51) mealindeki ayet nazil oldu, (kendimi tutamayarak): "Ey Allah'in Resulü, görüyorum ki, Rabbin seni memnun kilmada gecikmiyor" dedim. Ravi: Urve Kaynak: Buhari, Tefsir, Ahzab 7, Nikah 29; Müslim, Rida' 49, (1464); Ebu Davud, Nikah 39, (2136); Nesai, Nik • Resulullah (sav) beni istemisti. Kendisine özür beyan ettim, özrümü kabul etti. Sonra Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin zevcelerini ve Allah'in sana ganimet (olarak nasib) ettiklerinden sag elinin malik oldugu kadinlari, seninle beraber (Medine'ye) hicret eden amcanin kizlarini, halanin kizlarini, dayinin kizlarini, teyzenin kizlarini, bir de eger mü'min bir kadin kendisini Peygamber'e bagislayip da eger Peygamber de nikahla almak isterse onu (fakat bu sonuncusunu) diger mü'minlere degil, yaliniz sana has olmak üzere senin için helal kildik." (Ahzab, 50). Ümmü Hani (ra) devamla der ki: Bu ayet üzerine (kendi kendime): "Ben Resulullah (sav)'a helal kilinmadim, çünkü hicret etmedim, ben Fetih günü hürriyeti bagislananlardanim" dedim." Ravi: Ümmü Hani Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Ahzab (3211) • Resulullah (sav) muhacir olan mü'min kadinlar disinda kalanlarla evlenmekten men edildi. Ayet söyle buyurur: "Bundan sonra kadinlar(i alman) ve bunlari herhangi zevcelerle degistirmen, güzellikleri hosuna gitse de, sana helal olmaz. Sag elinin malik oldugu (cariyeler) müstesna. Allah her seye nigahbandir" (Ahzab 52). Keza Allah, "Mü'min cariyelerinizi..." (Nisa, 25); "Nefsini peygambere bagislayan mü'min kadin"i (Ahzab, 50) helal kildi. Islam'dan baska bir dinde olanlarin hepsini haram kilip sonra da söyle buyurdu, (Mealen): "... Kim imani tanimayip kafir olursa her halde bütün yaptigi bosuna gitmistir ve o, ahirette en çok ziyana ugrayanlardandir" (Maide, 5). Yine ayet-i kerime söyle buyurur: "Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin zevceleri ve Allah'in sana ganimet (olarak nasib) ettiklerinden sag elinin malik oldugu kadinlari, seninle beraber (Medine'ye) hicret eden amcanin kizlarini, halanin kizlarini, dayinin kizlarini, teyzenin kizlarini, bir de eger mü'min bir kadin kendisini Peygamber'e bagislayip da eger Peygamber de nikahla almak isterse onu -(fakat bu sonuncusunu) diger mü'minlere degil, yalniz sana has olmak üzere- senin için helal kildik..." (Ahzab, 50). Iste bunlar disinda kalan bütün kadinlar Hz. Peygamber'e haram edilmistir. Ravi: Ibnu Abbds Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Ahzab (3213) • Resulullah (sav) ölmezden önce bütün kadinlarla nikah kendisine helal kilindi. Ravi: Aise Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Ahzab, (3214); Nesai, Nikah 2 (6, 56) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hz. Musa (a.s.) son derece haya sahibi ve siki örtünen birisi idi. Istihyasi (haya duygusunun fazlaligi) sebebiyle bedeninden hiçbir yer görülmezdi. Beni Israil'den bazilari ona eziyette bulundu. (Söyle ki: Bir gün aralarinda): "Onun bu sekilde siki giyinmesine bedenindeki bir kusur sebep olmasin? Muhakkak ki o, ya abrastir, ya da debbelidir (hayasinda sisme vardir) veya bir baska afete maruzdur" diye dedikodu yaptilar. Cenab-i Hakk Hz. Musa'yi bu dedikodularindan tebrie etmek diledi. Yine bir gün Hz. Musa (a.s.) bir tenhada, elbiselerini bir tas üzerine birakip tek basina suya girmis yikaniyordu. Yikanmasi tamam olunca, giyinmek üzere çamasirlarina dogru yürüdü.Tam bu sirada, üzerinde giyecekler oldugu halde tas yuvarlanmaya basladi. Hz. Musa (a.s.) degnegini eline alip tasi yakalamaya çalisti. Bu sirada "Elbisem ey kaya! Elbisem ey kaya!" diye de bagiriyordu. (Tasin pesinden kosarken) Beni Israil'den bir cemaatin yanina kadar vardi. Hz. Musa'yi çiplak vaziyette gördüler, yaratilisça herkesten güzel (ve kusursuz) ve dedikodulardan beri idi. Kaya durdu. Hz. Musa (a.s.) çamasirini alip giydi. Sopasiyla tasa vurmaya basladi. (Ebu Hüreyre der ki): "Allah'a kasem olsun, o tasta sopa darbeleri sebebiyle üç veya dört tane bere izi var." Su ayet bu hadiseye isaret etmektedir: "Ey iman edenler, siz de Musa'yi incitenler gibi olmayin. Nihayet Allah onu dedikleri seyden temize çikardi. O, Allah indinde yüzü (itibarli bir zat) idi" (Ahzab, 69). Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Gusl 20, Enbiya 27, Tefsir, Ahzab 11; Müslim, Hayz 75 (339), Fezail, 55 (339); Tirmizi, Tefs •
Sebe Suresi

Hz. Peygamber (sav)'a bir gün: "Ey Allah'in Resulü, kavminden yüz çevirenlere karsi, Islam'i benimseyenlerle bir olup mücadele edeyim mi?" diye sordum. Onlarla savasma hususunda bana izin verdi ve beni emir tayin etti. Ben (Medine'den) ayrilinca: "Gutayfi ne...

• Hz. Peygamber (sav)'a bir gün: "Ey Allah'in Resulü, kavminden yüz çevirenlere karsi, Islam'i benimseyenlerle bir olup mücadele edeyim mi?" diye sordum. Onlarla savasma hususunda bana izin verdi ve beni emir tayin etti. Ben (Medine'den) ayrilinca: "Gutayfi ne yapti ?" diye benden sormus. Kendisine, gittigim söylenince hemen pesimden birisini göndererek beni geri çagirdi ve su talimati verdi: "Kavmini Islam'a davet et. Onlardan Islam'a gelenlerin Müslümanligini kabul et. Kabul etmeyenler için savasmakta acele etme, ben sana yeni bir emir gönderinceye kadar bekle." Der ki: Sebe kavmi hakkindaki ayetler nazil olmustu. Bir adam sordu: "Ey Allah'in Resulü, Sebe de ne? Bir yer veya bir kadin midir?" "Ne bir yer, ne de bir kadin degildir. Bilakis bir erkektir. On çocuklu bir Arap. Bu çocuklardan altisi Yemen cihetine gidip yerlesti, dördü de Sam cihetine gidip yerlesti. Sam tarafina gidenler Lahm, Cüzam, Gassan ve Amile kabilelerini ortaya çikardilar. Yemen tarafina gidenler ise Ezd, Es'ariyyun, Himyer, Kinde, Müzhic ve Enmar halkini meydana getirdiler." Bir adam: "Enmar da ne?" diye sordu. "Enmar", dedi, Has'am ve Becile kabilelerinin mensup oldugu cemaattir." Ravi: Ferve Ibnu Müseyk Kaynak: Ebu Davud, Huruf ve'l-Kira'at 1, (3978); Tirmizi, Tefsir, Sebe, (3220) • Resulullah (sav) buyurdu ki: "Allahu Teala Hazretleri semada bir isin yapilmasina hükmetti mi, Rabb-i Teala'nin sözüne ihtiramla, melaike (a.s.) korku ile kanatlarini birbirine vururlar. Rabb Teala'nin isitilen sözü düz bir kaya üzerinde (hareket eden) zincirin sesi gibidir. Meleklerin kalplerinden korku açilinca (Cebrail ve Mikail gibi mukarreb meleklere): "Rabbiniz ne buyurdu?" diye sorarlar. Onlar da: "Allah Teala hazretleri hakki söylemistir. Zaten O, yüce ve uludur" derler. O'nun sözünü, kulak kabartan (seytanlar gizlice) isitir. Kulak hirsizi seytanlar (yerden göge kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) dizilmis ve kulak hirsizligina hazirlanmis bulunur. - Süfyan (Ibnu Uyeyne) eliyle tarif etti: Parmaklarini önce (üst üste) dizdi, sonra açti- (En üstteki, ilahi kelami isitir ve alttakine verir, o da kendi altindakine verir. Böylece gele gele sihirbaz ve kahinlerin diline kadar ulasir. Bazan kelimeyi asagidakine vermeden önce bir sahap, seytana ulasir. Bazan sahap kendisine isabet etmezden önce kelimeyi asagisindakine vermis olur. (Sihirbaz ve kahinler kendilerine bu sekilde ulasan hirsizlama habere) yüz kadar da kendileri ilave ederek yalanlar düzerler. Emr-i Ilahi yeryüzünde tahakkuk edince halk kendi arasinda: "Bu isin olacagi bize daha önce falan falan günlerde haber verilmemis miydi?" derler. Böylece, semada (kulak hirsizligi yoluyla) isitilmis olan haber böylece tasdik edilir." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Tefsir, Sebe 1, Hicr 1; Tirmizi, Tefsir, Sebe, (3221) • Allahu Zülcelal hazretleri vahiy suretiyle konustugu zaman sema ehli bir ses isitir ki bu, demir bir zincirin düz bir kaya üzerinde hareket etmesiyle çikan çingirak sesine benzer. Sema ehli bu sesi duyunca korku ve hasyetten bayilirlar. Cibril (a.s.) kendilerine gelinceye kadar bu halde devam ederler. O gelince korku, kalplerinden açilir. Hemen: "Ey Cibril, Rabbiniz ne buyurdu?" diye sorarlar. O: "Hakki söyledi" der. Sema ehli hep bir agizdan: "el-Hak, el-Hak" diye söylesirler. Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Ebu Davud, Sünnet 22, (4738) •
Fatır Suresi

Resulullah (sav), "Sonra biz o kitabi kullarimizdan (begenip) seçtiklerimize miras biraktik. Iste onlardan kimi nefsine zulmedendir. Onlarin bazisi mutedildir, onlardan bir kismi da Allah'in izniyle hayrat (ve hasenat yarislarin)da öncü ol(up kazan)andir!"...

• Resulullah (sav), "Sonra biz o kitabi kullarimizdan (begenip) seçtiklerimize miras biraktik. Iste onlardan kimi nefsine zulmedendir. Onlarin bazisi mutedildir, onlardan bir kismi da Allah'in izniyle hayrat (ve hasenat yarislarin)da öncü ol(up kazan)andir!" (Fatir, 32) ayeti hakkinda sunu söyledi: "Bunlarin hepsi ayni makamdadir, hepsi de cennettedir." Ravi: Ebu Said Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Melaike (Fatir), (3223) • Onlar orada söyle bagrisirlar: Rabbimiz, bizi çikar, yapmis oldugumuzdan bambaska iyi amel (ve hareketler)de bulunacagiz. Size, iyice düsünecek kimsenin düsünebilecegi, ögüt kabul edilebilecegi kadar ömür vermedik mi? Size (azab ile) korkutan da gelmisti. Simdi tadin (o azabi)! Artik zalimler için hiçbir yardimci yoktur" (Fatir,37) ayetinde geçen "korkutan da gelmisti" ibaresinde kastedilen seyin Kur'an'la gelmis olan Muhammed (sav) oldugunu söyledi." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Rezin •
Ya-sin Suresi

Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: "Her seyin bir kalbi vardir. Kur'an'in kalbi de Ya-Sin'dir. Kim bu sureyi okursa, Cenab-i Hakk, bu okumasi sebebiyle kendisine, Kur'an-i Kerim'i -Ya-Sin hariç- on kere okumus sevabini verir." Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi,...

• Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: "Her seyin bir kalbi vardir. Kur'an'in kalbi de Ya-Sin'dir. Kim bu sureyi okursa, Cenab-i Hakk, bu okumasi sebebiyle kendisine, Kur'an-i Kerim'i -Ya-Sin hariç- on kere okumus sevabini verir." Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 7, (2889) • Beni Seleme Medine'nin uzakça bir kenarinda meskun idi. Mescid-i Nebevinin yakinlarina tasinmak istediler. Bunun üzerine su mealdeki ayet indi: "Süphesiz ölüleri dirilten, islediklerini ve eserlerini yazan biziz. Herseyi apaçik bir kitapta saymisizdir" (Ya-Sin, 11). Resulullah (sav): "Ayak izleriniz (sevap olarak) yaziliyor" dedi. Yerlerinde kaldilar. Ravi: Ebu Saidi'l-Hudri Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Ya-Sin, (3224) • Antakya sehrinde firavunlardan bir firavun vardi. Allahu Teala Hazretleri ora halkina elçiler gönderdi. Bunlar üç kisiydiler. Ikisi önce geldi, bunlari yalanladilar. Allah bunlari bir üçüncüyle takviye etti. Elçiler, onlari hakka çagirip, emredilen seyleri açiklayip, dinlerinin batil oldugunu söyledikleri vakit; peygamberlere: "Biz sizin yüzünüzden ugursuzluga ugradik, vazgeçmezseniz sizi mutlaka taslariz. Bizden size muhakkak acikli bir iskence de dokunur dediler. Peygamberler de: "Sizin ugursuzlugunuz (musibetleriniz)", dediler, "kendi beraberinizdedir. Size nasihat edilirse mi? Hayir, siz haddi asip tasanlar güruhusunuz." (Ya-Sin 18-19). (Rezin ilavesidir. Bu manada bir rivayet Taberi Tefsirinde gelmistir (22, 101)) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Rezin • O sehrin en uç, (kenar)indan kosarak bir adam geldi: Ey kavmim, dedi, uyun o gönderilmis olanlara; uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o kimselere. Onlar hidayete ermis (zatlar)dir. Ben beni yaratana neden kulluk etmiyecekmisim? Siz (hepiniz) ancak ona döndürülüp götürüleceksiniz. Ben O'ndan baska tanrilar edinir miyim? Eger O çok esirgeyici (Allah), bana bir zarar (yapmak) isterse onlarin (iddia ettiginiz) sefaati bana hiçbir faide vermez. Onlar beni asla kurtaramazlar. Süphesiz ben o takdirde mutlak apaçik bir sapiklik içindeyim (demek)dir. Gerçek, ben Rabbinize iman ettim. Iste bunu benden duyun. (Ona): Gir cennete, denildi. (O da): N'olurdu dedi, kavmim bilselerdi, Rabbimin beni bagisladigini, beni (cennetle ikram) edilenlerden kildigini. Ya-Sin, 20-27) mealindeki ayetler hakkinda su açiklamada bulundu: "Bu zat hayatinda da, ölümünde de kavmine nasihatta bulundu." (Rezin ilavesidir, kaynagi bulunamamistir.) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Rezin • Ben Resulullah (sav) ile birlikte, mescidde idim, o sirada günes batiyordu. Bana: "Ey Ebu Zerr, biliyor musun günes nereye gidiyor?" diye sordu. "Allah ve Resulü, daha iyi bilir" dedim. "Arsin altinda secde etmeye gidiyor. (Secde için önce) izin ister. Kendisine izin verilir. Secde ettigi halde kendisinden bunun kabul edilmeyecegi zaman yakindir. O zaman izin ister fakat verilmez, kendisine: Geldigin yere dön ve battigin yerden dog, denir, iste bunu su ayet ifade etmektedir: "Günes de (ilahi bir ayettir ki) müstekarrina (duracagi zamana) kadar cereyan etmektedir..." (Ya-Sin, 38). Resulullah (sav) ilave etti: "Bu (durma hadisesi) ne zamandir, bilir misin? Bu, kisiye imaninin fayda vermeyecegi, artik inançsiz hale geldigi zamandir." Ravi: Ebu Zerr Kaynak: Buhari, Tefsir, Ya-sin 1, Bed'ü'l-halk 4, Tevhid 22, 23; Müslim, Iman 250 (159); Tirmizi, Tefsir, Ya •
Saffat Suresi

(Nuh'un) zürriyetini (yeryüzünde) devamli kalanlarin ta kendileri kildik (Saffat, 77) mealindeki ayetle ilgili su açiklamayi rivayet etti: "Bunlar Ham, Sam ve Rum'un atasi Yafes'dir." Ravi: Semüre Ibnu Cündeb Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Saffat, (3228-3229)

• (Nuh'un) zürriyetini (yeryüzünde) devamli kalanlarin ta kendileri kildik (Saffat, 77) mealindeki ayetle ilgili su açiklamayi rivayet etti: "Bunlar Ham, Sam ve Rum'un atasi Yafes'dir." Ravi: Semüre Ibnu Cündeb Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Saffat, (3228-3229) • Hz. Peygamber (sav)'e su ayetten sordum: "Onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok kisiye peygamber gönderdik" (Saffat, 147). Bana: "Onlar yirmi bin fazlaydilar" diye cevap verdi. Ravi: Ubey Ibnu Ka'b Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Saffat, (3227) • Biziz o saf saf dizilenler, mutlak biz (Saffat, 165) mealindeki ayetle ilgili olarak demistir ki: "Melaike, Rablerinin yaninda, tesbih ederken saf saf olurlar." (Rezin ilavesidir. Bu manada bir rivayet Taberi Tefsiri'nde gelmistir (23, 67). Müslim'in bir rivayeti de bu manayi te'yid eder (Mesacid 4, (522)) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Rezin •
Sad Suresi

Ebu Talib hastalaninca Kureys de Resulullah (sav) da yanina geldiler. Ebu Talib'in yaninda bir kisilik yer vardi. Ebu Cehil oraya Resulullah (sav)'in oturmasini önlemek için hemen kalkti. Kureysliler Resulullah (sav)'i Ebu Talib'e sikayet ettiler. Ebu Talib:...

• Ebu Talib hastalaninca Kureys de Resulullah (sav) da yanina geldiler. Ebu Talib'in yaninda bir kisilik yer vardi. Ebu Cehil oraya Resulullah (sav)'in oturmasini önlemek için hemen kalkti. Kureysliler Resulullah (sav)'i Ebu Talib'e sikayet ettiler. Ebu Talib: "Ey kardesimin oglu! Kavminden ne istiyorsun?" dedi. Resulullah (sav): "Kendilerinden bir kelime istiyorum. Eger söylerlerse, bütün Araplar o kelime sayesinde kendilerine uyacak bütün Acem o kelime sayesinde cizye ödeyecek" dedi. Ebu Talib atilarak: "Yani tek bir kelime mi?" diye sordu. Resulullah (sav): "Evet amcacigim tek bir kelime! Lailahe Illallah (Allah'tan baska ilah yoktur!) diyecekler. "Tek Allah mi? Biz son dinde bunu isitmedik, bu bir uydurmadir!" dediler. Bunun üzerine su ayetler indi: "Sad. O sanli, serefli Kur'an'a yemin ederim ki, (gerçek), inkar edenler(in iddia ettikleri gibi degildir). Bilakis (onlarin disi bos) bir onur, (içi ise tam) bir tefrika içindedir. Biz kendilerinden evvel nice ümmetleri helak ettik. O zaman ne çigliklar kopardilar. Halbuki (o vakit, azabtan kaçip) kurtulma vakti degildi. O kafirler içlerinden (kendilerinin basina çökecek) tehlikeleri bildiren (bir peygamber) geldigine sastilar. "Bu, dediler, bir büyücü, bir yalancidir. O bütün tanrilari bir tek Tanri mi yapmis. Bu cidden acayip bir sey. Onlarin elebaslarindan bir güruh (birbirine): "Yürüyün, mabudlariniza (ibadette) sebat edin. Süphesiz ki, arzu edilecek olan budur" diyerek kalkip gitmisti. Biz bunu diger dinde isitmedik. Bu, uydurmadan baska bir sey degildir. O Kurban aranizdan ona mi indirilmis? dedi." (Sad, 1-8). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir,Sad (3230) •
Zümer Suresi

Babasindan naklen: "Sonra (ey insanlar), hiç süphesiz, hepiniz Rabbinizin huzurunda muhakemeye durusacaksiniz" (Zümer 31) ayeti nazil oldugu zaman: "Ey Allah'in Resulü", dedim, "dünyada iken mahkeme huzurundaki durusmamiz kafi gelmeyecek, ayni durusmayi...

• Babasindan naklen: "Sonra (ey insanlar), hiç süphesiz, hepiniz Rabbinizin huzurunda muhakemeye durusacaksiniz" (Zümer 31) ayeti nazil oldugu zaman: "Ey Allah'in Resulü", dedim, "dünyada iken mahkeme huzurundaki durusmamiz kafi gelmeyecek, ayni durusmayi ahirette bir kere daha mi yapacagiz?" "Evet" dedi. Ben (Zübeyr): "Öyleyse" dedim, "isimiz çok fena!" Ravi: Abdullah Ibnu Zübeyr Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Zümer, (3234) • Bir kavim cinayete bulasti ve çokça adam öldürdü, zinaya bulasti ve bunda ileri gitti. Sirke düserek tevhid'i ihlal etti ve bunda ileri gitti. Sonunda Hz. Peygamber (sav)'e müracat ederek: "Ey Muhammed! Bizi davet ettigin seyler gerçekten güzel. Ancak, önceden isledigimiz günahlarin bir kefareti var mi; bize önce bundan haber versen!" dediler. Bunun üzerine su ayet indi: "Onlar ki Allah'in yanina baska bir Tanri daha (katip) tapmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar, zina etmezler. Kim bunlar(dan birini) yaparsa cezaya çarpar. Kiyamet günü de azabi katmerlesir ve o (azabin) içinde hor ve hakir ebedi birakilir. Meger ki (sirkten) tevbe edip iyi amel (ve hareket)de bulunan kimseler ola. Iste Allah bunlarin kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok magfiret edici, çok esirgeyicidir" (Furkan, 68-70). Ibnu Abbas su açiklamayi yapti: "Allah sirklerini imana, zinalarini ihsana (muhsanlik = namusluluk) çevirir" demektir. (Su ayet de bu mesele üzerine) indi: "De ki: "Ey kendilerinin aleyhinde (günahda) haddi asanlar, Allah'in rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahlari affeder, süphesiz ki O, çok affedicidir, çok esirgeyicidir." (Zümer, 53). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Nesai, Tahrimu'd-Dem 2 (7, 86); Buhari, Tefsir, Zümer 1; Müslim, Iman 193, (122); Ebu Davud, Fiten 6 • Hz. Peygamber (sav)'i isittim, su ayeti okuyordu: "De ki: "Ey kendilerinin aleyhinde (günahda) haddi asanlar, Allah'in rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahlari affeder..." (Zümer, 53). Resulullah (sav) ayetin sonuna, "(kim ne islemis olursa olsun) aldirmadan" lafzini ekledi. Ravi: Esma Bintu Yezid Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Zümer, (3236) • Cebrail (a.s.) Resulullah (sav)'a gelerek: "Ey Muhammed, Allah semayi bir parmak üzerine, arzlari bir parmak üzerine, daglari bir parmak üzerine, nehirleri bir parmak üzerine, diger mahlukati bir parmak üzerine koydu, sonra söyle buyurdu: "Ben (kainat mülkünün) Melikiyim." Resulullah (sav) güldü ve: "Allah'i hak (ve layik) oldugu vech ile takdir etmediler. Halbuki kiyamet günü arz toptan ancak O'nun bir kabzasidir. Gökler de onun sag eliyle (toplanip) dürülmüslerdir..." (Zümer, 67) mealindeki ayeti okudu. Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Tefsir, Zümer 2, Tevhid 19, 26, 36; Müslim, Sifatü'l-Kiyamet 19, (2786); Tirmizi, Tefsir, Zü • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allahu Zülcelal Hazretleri, semavati kiyamet günü dürer, sonra onlari sag eliyle alir, sonra der ki: "Ben Melik'im, cebbarlar nerede? Büyuklük taslayanlar (mütekebbirler) nerede?" Sonra sol eliyle arzi dürer, sonra: "Ben Melik'im, cebbarlar, mütekebbirler nerede? der." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Tevhid 19; Müslim, Sifatu'l-Münafikun 24, (2788); Ebu Davud, Sünne 21, (4736) •
Mü'min Suresi

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her kim aksam olunca Ha-mim el-Mü'min süresini bastan (4.) ayetine kadar ve ayete'l-Kürsi'yi okuyacak olursa bu iki Kur'an kiraati sayesinde sabaha kadar muhafaza olunur. Kim de ayni seyleri sabahleyin okursa onlar sayesinde...

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her kim aksam olunca Ha-mim el-Mü'min süresini bastan (4.) ayetine kadar ve ayete'l-Kürsi'yi okuyacak olursa bu iki Kur'an kiraati sayesinde sabaha kadar muhafaza olunur. Kim de ayni seyleri sabahleyin okursa onlar sayesinde aksama kadar muhafaza edilirler." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 2, (2882) • Anlattigina göre, cehennemi zikrederken bir adam kendisine: "Niye milleti ümidsizlige sevkediyorsun?" diye müdahale etti. O da: "Allahu Teala: "Ey kendilerine kötülük edip asiri giden kullarim! Allah'in rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Dogrusu Allah günahlarin hepsini bagislar. Çünkü O, bagislayandir, merhametlidir" (Zümer, 53) ve: "Asiri gidenlerin ateslikler olduklarinda süphe yoktur" (Mü'min 43) buyurmus olunca, ben ümidsizlige düsürebilirim. Ne var ki, siz kötü amellerinize ragmen cennetle müjdelenmekten hoslaniyorsunuz. Halbuki Allah, Muhammed (sav)'i itaat edenler için cennetle müjdelemek, isyan edenler için de cehennemle korkutmak üzere gönderdik dedi. (Hadis muallaktir.) Ravi: Ala Ibnu Ziyad Kaynak: Buhari, Tefsir, Ha-mim el-Mü'min, 1 •