Arsiv

GAZVELER BÖLÜMÜ

GAZVELER BÖLÜMÜ konusu icin derin arsiv yuzeyi.

Gazveler Hakkında

Resulullah (sav) onalti gazve yapmistir. Ravi: Büreyde Kaynak: Buhari, Megazi 89, 1, 77; Müslim, Hacc 218, (1254), Cihad 147, (1814); Tirmizi, Cihad 6, (1676)

• Resulullah (sav) onalti gazve yapmistir. Ravi: Büreyde Kaynak: Buhari, Megazi 89, 1, 77; Müslim, Hacc 218, (1254), Cihad 147, (1814); Tirmizi, Cihad 6, (1676) • Müslim'in rivayetinde: "[Büreyde (ra)] Resululluh'la birlikte onalti gazveye katildigini söyler." Ravi: Büreyde Kaynak: Müslim, Cihad 146,147, (18l4) • Yine Müslim'in bir rivayetinde: "Resulullah (sav) ondokuz gazve yapti, bunlardan sekizinde savasti" denmektedir. Ravi: Kaynak: Müslim, Cihad 146, (1819); Buhari, Megazi 87 • Resulullah (sav) ile birlikte yedi gazve yaptim. Ayrica çikardigi seferlerden de dokuzuna katildim. Bir defasinda basimiza Ebu Bekr (ra) bir defasinda da Üsame Ibnu Zeyd (ra) vardi. Ravi: Seleme Ibnu'l-Ekva' Kaynak: Buhari, Megazi, 87; Müslim, Cihad 148, (1815) •
Gazveler - Bedir

Resulullah (sav), kendisine Ebu Süfyan'in gelmekte oldugu haber verilince, ashabiyla istisare etti. Önce Ebu Bekr (ra) konustu. Ondan yüzünü çevirdi (iltifat etmedi). Sonra Hz. Ömer (ra) konustu. Ondanda yüzünü çevirdi. Derken Sa'd Ibnu Ubade (ra)...

• Resulullah (sav), kendisine Ebu Süfyan'in gelmekte oldugu haber verilince, ashabiyla istisare etti. Önce Ebu Bekr (ra) konustu. Ondan yüzünü çevirdi (iltifat etmedi). Sonra Hz. Ömer (ra) konustu. Ondanda yüzünü çevirdi. Derken Sa'd Ibnu Ubade (ra) (Resulullah'in maksadi sezerek) ayaga kalkti ve "Ey Allah'n Resulü, biz (Ensariler)i mi kastediyorsunuz? Nefsimi kudret elinde tutan zata yemin ederim, eger bize bineklerimizi denize sürmemizi emredecek olsaniz, mutlaka (gözümüzü kirpmadan) daldiririz. Bize onlara binip Berki'l Gimad'a gitmemizi emretseniz onu da yapariz!" dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav) halki hazirladi. Yola çiktilar ve Bedr'e kadar gelip indiler. Orada, Kureys'in su almaya gönderdigi kimselerle karsilastilar. Içlerinde Beni Haccac'a ait siyahi bir köle vardi. Onu yakaladilar. Resulullah (sav)'in ashabi Ebu Süfyan ve arkadaslari hakkinda bilgi soruyorlardi. Köle: "Ebu Süfyan hakkinda bilgim yok. Ancak (burada) Ebu Cehil, Utbe, Seybe ve Umeyye Ibnu Halef var!" dedi. O böyle söyleyince ashab onu dövdü. O da: "Evet, ben size haber veriyorum. Bu Ebu Süfyan'dir!" dedi. Onu biraktiklari zaman baskalari sordular. O yine: "Ben Ebu Süfyan hakkinda bir sey bilmiyorum, lakin burada halkin içinde Ebu Cehil, Utbe, Seybe, Umeyye Ibnu Halef var!" dedi. Böyle söyleyince onlarda ayni sekilde dövdüler. Bu esnada Resulullah (sav) namaz kiliyordu. Bu hali görünce namazi birakti ve: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun, size dogruyu söyleyince onu dövüyorsunuz! Yalan söyleyince de birakiyorsunuz" dedi. Ravi der ki: "Resulullah (sav) elini koyarak "Surasi falancanin öldürülecegi yer, surasi fesmekancanin öldürülecegi yer" diye teker teker gösterdi." Ravi der ki: "Allah'a yemin olsun onlardan hiçbiri, Aleyhissalatu vesselam'in elini koydugu yerin disina sapmadan, gösterdigi yerlerde öldürüldüler." Ravi: Enes Kaynak: Müslim, Cihad 83, (1779); Ebu Davud, Cihad 125, (2681) • Bana Ömer Ibnu'l-Hattab (ra) anlatti. Dedi ki: "Bedir günü olunca, Aleyhissalatu vesselam müsriklere bir bakti. Onlar bin kisiydiler. Halbuki ashabi üçyüzondokuz kisi. Hemen kibleye yönelip, ellerini kaldirdi. Rabbine sesli olarak söyle dua etmeye basladi: "Ey Allahim! Bana vaadettigin (zaferi) yerine getir, Allahim! Bana zafer ver! Ey Allahim, eger ehl-i Islam'in bu bölügünü helak edersen artik yeryüzünde sana ibadet edilmeyecek!" Ellerini uzatmis olarak yakarmalarina öyle devam eti ki, ridasi omuzundan düstü. Bunu gören Ebu Bekr (ra) yanina gelerek ridasini aldi omuzuna atti, sonra arkasindan yaklasip: "Ey Allah'in Resulü! Rabbine olan yakarisin yeter. Allah Teala Hazretleri sana vaadini mutlaka yerine getirecek!" dedi. O sirada aziz ve celil olan Allah su vahyi inzal buyurdu: "Hani siz Rabbinizden imdad taleb ediyordunuz da, O da: "Muhakkak ki ben size meleklerden birbiri ardinca bin(lercesi ile) imdad ediciyim" diyerek duanizi kabul buyurmustu" (Enfal 9). Gerçekten Hak Teala Hazretleri o gün meleklerle yardim etti." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Müslim, Cihad 58, (1763); Buhari, Megazi 4; Tirmizi, Tefsir, Enfal (3081); Ebu Davud, Cihad 131, (26 • Mikdad Ibnu'l-Esved'in agzindan gayet kesin bir söz söyledigine sahid oldum ki, o sözün sahibi olmak, bana (sevabca) ona denk olabilecek her kiymetli sözden daha sevimlidir. O (Resulullah) bu sirada halki müsriklere karsi Bedr'e katilmaya davet ediyordu. Resulullah'a gelerek dedi ki: "Ey Allah'in Resulü! Biz, Beni Israil'in, (Hz. Musa'ya): "Sen ve Rabbin ikiniz gidin savasin, biz burada duruculariz!" dedigi gibi diyecek degiliz. Bilakis, "Sen hükmet! Biz saginda, solunda önünde ve arkanda seninle beraberiz!" diyoruz." Bu söz üzerine Resulullah'in yüzünün parladigini ve sevinçle doldugunu gördüm. Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Megazi 4, Tefsir, Maide 4 • Resulullah (sav) Bedir günü buyurdular ki: "Iste Cebrail aleyhisselam! Atinin basindan tutmus, üzerinde de savas teçhizati var, (yardiminiza gelmis durumda)!" Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Megazi 11 • Resulullah (sav), Bedir günü, ashabindan üçyüzonbes kisi ile yola çikti. Bedir'e gelince: "Allahim bunlar açtir, doyur! Allahim bunlar ayakkabisizdir, bindir! Allahim bunlar çiplaktir giydir!" diye dua etti. Allah Bedir günü fetih ve zafer müyesser etti. Savas bitince döndüler. Savasa katilanlardan her biri bir veya iki deve ile döndüler. Elbiseler giydiler, doydular da. Ravi: Ibnu Amr Ibni'l'As Kaynak: Ebu Davud, Cihad 157, (2747) • Bedir savasi baslayinca bir miktar savastim. Sonra Resulullah (sav)'in yanina geldim. Ne yaptigina bakmak istiyordum. Secde etmis, söyle diyor buldum: "Ey hayy (diri) olan, ey kayyum olan (kainati ayakta tutan) Allahim, rahmetinle sana siginiyor yardimim taleb ediyorum!" Oradan aynlip tekrar bir miktar daha savastim, tekrar geldim, o hala secde halinde idi ve: "Ey hayy olan, kayyum olan Allahim, rahmetinle sana siginiyor, yardimini taleb ediyorum!" diyordu. Ben tekrar döndüm savasmaya gittim. Bir müddet sonra yine geldim. Hala ayni halde devam ediyordu. Allah zafer verinceye kadar bu halde devam etti. [Rezin tahric etmistir, Ibnu Hacer, Hakim ve Nesai'nin rivayet ettigini belirtir. (Fethu'l-Bari 8, 291).] Ravi: Ali Kaynak: Rezin • (Bedir günü savas meydanindan) geçiyordum. Ebu Cehl'in ayagindan isabet alarak yikilmis oldugunu gördüm. "Ey Allah'in düsmani! Ey Ebu Cehil, nihayet Allah seni de böyle rüsvay etti!" dedim (ve ilaveten): "Bu halde ondan korkacak degilim!" dedim. (Ebu Cehil): "Kavminin öldürdügü kimseden daha sereflisi var midir?" diye cevap verdi. Ben, keskin olmayan bir kiliçla vurdum. Bu, bir ise yaramadi. Kendi kilinci elinden düsünceye kadar vurdum. Onu alip, onunla vurup geberttim. Resulullah (sav) onun kilincini bana (ganimet hissemden fazla olarak) verdi. Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Megazi, 8; Ebu Davud, Cihad 142, (2709) • Mekke halki, esirlerinin fidye-i necatlarini gönderdikleri zaman, (Resulullah (sav)'in kerimeleri) Zeyneb de kocasi Ebul-As Ibnu'r-Rebi'in fidye-i necati olarak mal gönderdi. Bunun gönderdikleri arasinda Hz. Hatice (ra)'nin Ebu'l-As'la evlenmesi sirasinda Zeyneb'e vermis oldugu bir kolye de vardi. Resulullah (sav) bu kolyeyi görünce son derece duygulandi ve: "Isterseniz Zeyneb'in esirini serbset birakin ve kolyesini de ona iade edin!" buyurdular. Ashab: "Bas üstüne!" dedi. Resulullah (sav) Ebu'l'As'dan Zeyneb'i kendine göndermesi [hicretine izin vermesi] hususunda söz aldi -veya Ebul-As... vaadetti- Aleyhissalatu vesselam ensar'dan bir zatla Zeyd Ibnu Harise (ra)'yi, Zeyneb'i getirmek üzere gönderdi ve onlara: "Batn-i Ye'cic'e gidin. Orada, size Zeyneb ugrayacak, buraya gelinceye kadar ona refakat edin" emir buyurdu. Ravi: Aise Kaynak: Ebu Davud, Cihad 131, (2692) • Resulullah (sav) Bedir cihetine yola çikti. Harratu'l-Vebere'ye varinca arkasindan cüret ve secaatiyle taninan bir adam ona yetisti. Resulullah (sav)'in Ashabi onu görünce sevindiler. Adam kavusunca Resulullah'a: "Ben sana uymak ve seninle birlikte yaralanmak için geldim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Allah ve Resulüne inaniyor musunuz?" diye sordu. Adam: "Hayir!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse dön. Ben müsrikten yardim taleb etmem" buyurdu. Hz. Aise devamla der ki: "Adam gitti sonra bir agacin yaninda Aleyhissalatu vesselam'a yine yetisti ve önceki söyledigini yine söyledi. Resulullah (sav) da önceki sözünü aynen tekrar etti: "Geri dön, ben müsrikten yardim taleb etmem" dedi. Adam döndü. Ancak Beyda'da tekrar yetisti. Önceki söyledigini aynen yine söyledi. Resulullah da: "Allah'a ve Resulüne inaniyor musun?" dedi. Adam bu sefer: "Evet!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da: "Öyleyse yürü!" buyurdu. Adam orduya katildi. Ravi: Aise Kaynak: Müslim, Cihad 150, (1817); Tirmizi, Siyer 10, (1558); Ebu Davud, Cihad 153, (2732) • Huzeyfe Ibnu'l Yeman (ra) dedi ki: "Benim Bedr'e katilmama mani olan sey sudur: Ben ve babam el-Hüseyl ikimiz beraber yola çikmistik. Kureys kafirleri bizi tuttular ve: "Siz muhakkak Muhammed'in yanina gitmek istiyorsunuz!" dediler. Biz de: "Hayir, ona gitmiyoruz, Medine'ye gitmek istiyoruz!" dedik. Bunun üzerine bizden, Muhammed'in safinda yer alip beraber savasmayacagimiz hususunda Allah'a ahd ve misak aldilar. Biz Medine'ye gelince, durumu Resulullah'a arzettik. "Haydi gidin. Biz onlara verdiginiz sözü tutar, onlara karsi Allah'tan yardim dileriz!" buyurdular. Ravi: Ebu't-Tufeyl Kaynak: Müslim, Cihad 98, (1787) •
Gazveler - Beni Nadir

Resulullah (sav) Beni'n-Nadir hurmaligini kesti ve yakti. Bu hurmaliga el Büveyre deniyordu. Büveyre hakkinda Hassan Ibnu Sabit (ra) söyle demisti: "Büveyre'de tutusan yangin, Beni Lüey reislerine ehemmiyetsiz geldi." Ebu Süfyan Ibnu'l-Haris Ibni Abdilmuttalib...

• Resulullah (sav) Beni'n-Nadir hurmaligini kesti ve yakti. Bu hurmaliga el Büveyre deniyordu. Büveyre hakkinda Hassan Ibnu Sabit (ra) söyle demisti: "Büveyre'de tutusan yangin, Beni Lüey reislerine ehemmiyetsiz geldi." Ebu Süfyan Ibnu'l-Haris Ibni Abdilmuttalib ona söyle cevap verdi: "Allah bu yapilani (yangini) devam ettirsin. -Büveyre'nin etrafini da cehennem yaksin. Yangindan hangimizin uzakta oldugunu bileceksin.- Mekke, Medine'den hangisinin zarardîde oldugunu göreceksin." Müslim'in rivayetinde su ziyade var: "Su ayet bu hadise hakkinda nazil olmustur: "Inkarci kitap ehlinin yurtlarinda hurma agaçlarini kesmeniz veya onlari kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta birakmaniz Allah'in izniyledir. Allah yoldan çikanlari böylece rezillige ugratir." (Hasr 5). Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Megazi 14, Hars 6, Cihad 154, Tefsir, Hasr; Müslim, Cihad 29, (1746); Tirmizi, Tefsir, Hasr, • Bintu Muhayyisa, babasindan naklediyor: "Allah Teala Hazretleri, Peygamberine, yahudilerin tasarladiklari suikasdi bildirince, Resulullah (sav): "Yahudi erkeklerden kimi yakalarsaniz onu hemen öldürün!" ferman buyurdu. Bunun üzerine babam Muhayyisa (ra), yahudi tüccarlarindan biri olan Sebibe'nin üzerine atilip öldürdü. Amcam Huvayyisa o sirada henüz müslüman degildi ve babamdan daha yasliydi. Babama hem vuruyor ve hem de: "Ey Allah'in düsmani! (onu nasil öldürürsün?) Karnindaki yag belki de onun malindan!" diyordu. Babam su cevabi verdi: "Bana onu yapmami öyle bir zat emretti ki, eger seni öldürmemi emretse seni de sag birakmazdim." Amcam o esnada müslüman oldu." Ravi: Bintu Muhayyisa Kaynak: Ebu Davud, Haraç 22, (3002) • Nadir ve Kureyza yahudileri Resulullah Aleyhissalatu vesselam ile savastilar. O da Beni'n-Nadir'i sürdü. Kureyza'yi yerinde birakti. Kureyza'ya ihsanda dahi bulundu. Sonradan onlar da Resulullahla savastilar. Aleyhissalatu vesselam da erkeklerini öldürdü, kadinlarini, mallarini, çocuklarini müslümanlar arasinda taksim etti. Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Megazi 14; Müslim, Cihad 62, (1766); Ebu Davud, Imaret23, (3005) •
Gazveler - Ka'b İbnu Eşref'in Katli

Resulullah (sav) (bir gün): "Ka'b Ibnu'l-Esref'in hakkindan kim gelecek? Zira bu Allah ve Resulüne eza veriyor!" buyurdular. Muhammed Ibnu Mesleme (ra) atilarak: "Onu öldürmemi ister misiniz?" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Evet!" deyince Muhammed Ibnu...

• Resulullah (sav) (bir gün): "Ka'b Ibnu'l-Esref'in hakkindan kim gelecek? Zira bu Allah ve Resulüne eza veriyor!" buyurdular. Muhammed Ibnu Mesleme (ra) atilarak: "Onu öldürmemi ister misiniz?" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Evet!" deyince Muhammed Ibnu Mesleme: "Hakkinizda menfi seyler söylememe de izin veriyor musunuz? [Güvenini kazanmamiz için buna gerek olacak]" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Istediginizi söyleyin" buyurdu. Bunun üzerine Muhammed Ibnu Mesleme (ra) Ka'b Ibnu'l-Esref'e gelip onunla konustu, aralarindaki (eski) dostlugu hatirlatti ve: "Su adam var ya, sadaka istiyor ve bize sikinti oluyor!" dedi. Ka'b bunu isitince: "Ha söyle! Vallahi ondan daha da çekeceksiniz!" dedi. Muhammed Ibnu Mesleme: "Biz ona simdi gerçekten tabi olduk. Onu büsbütün terkedip sonunun ne olacagini seyretmekten de korkuyoruz" dedi. Ka'b "Söyle bana" dedi, "içinde ne var, ne yapmak istiyorsunuz?" Muhammed: "Onu yalniz birakmak, ondan ayrilmak istiyoruz" deyince, Ka'b): "Simdi beni mesrur ettin" dedi. Muhammed ilave etti: "Bana biraz ödünç vermeni talebediyorum." dedi. Ka'b da: "Bana rehin olarak ne birakacaksin?" diye sordu. Muhammed Ibnu Mesleme: "Ne istersin?" dedi. Ka'b: "Kadinlarinizi bana rehin birakmalisin!" dedi. "Ama sen Araplarin en yakisiklisisin. Sana kadinlarimizi nasil rehin birakalim? [Su yakisikliligin sebebiyle hangi kadin nefsini senden men edebilir?]" dedi. Ka'b: "Öyleyse çocuklarinizi rehin birakirsiniz!" dedi. "Ama nasil olur, birimizin çocuguna hakaret edip: "Bir veya iki vask hurma karsiliginda rehin edildin" diye basima kakarlar. Ama sana zirhlari yani silahi rehin birakalim" dedi. (Ka'b bu teklifi makul bulup:) "Pekala, bu olur!" dedi. Bunun üzerine Muhammed Ibnu Mesleme, ona el Haris Ibnu'l-Evs, Ebu Abs Ibnu Cebr ve Abbad Ibnu Bisr ile birlikte gelmek üzere randevulasti. Bunlar geceleyin gelip onu (disari) çagirdilar. Ka'b yanlarina indi. Kadini: "Ben bazi sesler isitiyorum, bu sanki kan sesidir (gitme!)" dedi. Ancak O: "Hayir, bu gelen Muhammed Ibnu Mesleme ile süt kardesi ve Ebu Nale'dir. Mert kisi geceleyin yaralanmaya bile çagirilsa icabet eder!" dedi. Muhammed Ibnu Mesleme arkadasina: "Gelince, ben elimi basina uzatacagim. Onu tam yakaladim mi göreyim sizi!" dedi. Ka'b kilincini kusanmis olarak indi. "Sende tiyb kokusu hissediyoruz!" dediler. Ka'b: "Evet! nikahimda falan kadin var. Arap kadinlarinin (sevdigi) kokuyu sürüyorum" dedi. Muhammed Ibnu Mesleme: "Ondan koklamama müsaade eder misin?" dedi. Ka'b: Tabii ederim, kokla!" dedi. Muhammed yakalayip kokladi. Sonra: "Bir kere daha koklamama müsaade eder misin?" dedi. Sonra onu yakaladi. "Göreyim sizi!" dedi ve orada öldürdüler. Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Megazi 15, Rehn 3, Cihad 158, 159; Müslim, Cihad 119, (1801); Ebu Davud, Cihad 169, (2768) •
Gazveler - Ebu Rafi Abdullah İbnu Ebi'l-Hukayk'ın

Resulullah (sav), Ebu Rafi'e bir heyet gönderdi. Abdullah Ibnu Atik, geceleyin evine girerek, onu uyurken öldürdü. Ravi: Bera Kaynak: Buhari, Megazi, 16, Cihad 155

• Resulullah (sav), Ebu Rafi'e bir heyet gönderdi. Abdullah Ibnu Atik, geceleyin evine girerek, onu uyurken öldürdü. Ravi: Bera Kaynak: Buhari, Megazi, 16, Cihad 155 • Resulullah (sav) yahudi Ebu Rafi'e, Ensar'dan bir grup adam gönderip, baslarina da Abdullah Ibnu Atik'i koydu. Ebu Rafi' Resulullah (sav)'a eza veriyor ve aleyhinde çalismalar yapiyordu. Ebu Rafi Hicaz bölgesindeki kendine has bir kalede oturuyordu. Kaleye yaklastiklari zaman günes batmisti. Halk artik sürüleriyle dönüyordu. Abdullah arkadaslarina: "Siz burada oturun ve yerinizden ayrilmayin. Ben gidip, kapicilara biraz iltifat edip, içeri girme imkani arayacagim" dedi ve ilerledi. Kapiya kadar geldi. Kazayi hacet yapiyormus gibi elbisesini toparladi,i însanlar içeri girmisti. Kapici seslendi. "Ey Allah'in kulu, girmek istiyorsan gir. Kapiyi kapatacagim (çabuk ol)!" dedi. Ben de girdim ve (bir köseye) gizlendim. Halk tamamen girince kapiyi kapatti. Sonra da anahtarlari bir kaziga takti. Ben (müsait bir anda) kalkip anahtarlari alip kapiyi açtim. Ebu Rafi evinde gece sohbeti yapiyordu. Ve hususi bir köskte idi. Sohbet arkadaslari dagilinca, yanina çiktim. Her bir kapiyi açip girdikçe içeriden üzerime kapadim. "Eger halkin haberi olur da beni öldürmeye azmederlerse, ben Ebu Rafi'i öldürmeden ona ulasamasinlar diye böyle yaptim. Sonunda yanina kadar geldim. Köskün ortasinda yer alan karanlik bir odadaydi. Ancak, odanin neresinde oldugunu bilemiyordum. "Ebu Rafi'" diye seslendim. "Kim o?" dedi. Sese dogru yöneldim. Heyecan içerisinde bir kiliç darbesi indirdim, ama bosa gitti. Adam bir çiglik atti. Hemen odadan çiktim. Azicik bekleyip tekrar girdim, [sesimi degistirip, yardima gelmis gibi:] "O ses de ne? ey Ebu Rafi" dedim. "Kahrolasi, odada biri var az önce bana kiliç vurdu" dedi. (Yerini iyice kesfetmistim), bir darbe daha indirdim. Yaraladim, fakat öldüremedim. Sonra kilicin ucunu karnina sapladim, sirtina kadar dayandi. Öldürdügümü anladim. Geri dönüp, kapilari teker teker açmaya basladim. Merdivene kadar geldim. Ayagimi bastim. Yere kadar ulastigimi zannettim. Ay isigiyla aydinlik bir gecede düstüm. Bacagim kirildi. Sarigimla sardim. Sonra gidip kapinin önüne oturdum. Onu gerçekten öldürdüm mü, ögreninceye kadar bu gece kaleden disari çikmayacagim" dedim. Horozlar ötünce, surlarin üzerinden ölüm ilan edildi. Ölüm habercisi: "Hicaz ahalisinin tüccari Ebu Rafi'in ölümünü duyuruyorum!" diye bagiriyordu. Ben hemen arkadaslarimin yanina gittim. "Zafer!" dedim, Allah Ebu Rafi'in canini aldi!" Resulullah (sav)'a geldim, olup biteni anlattim. Bana: "Uzat ayagini!" buyurdular. Ben de ayagimi uzattim. Meshediverdi. Sanki hiçbir sey olmamis gibi hiçbir rahatsizlik kalmadi. Ravi: Bera Kaynak: Buhari, Megazi, 16, Cihad 155 • Resulullah (sav) Ibnu Ebi'l-Hukayk'i öldürenleri, (bu ise giderken) kadin ve çocuklari öldürmekten nehyetmisti. Onlardan bir adam dedi ki: "Karisi bagirmalariyla bize sikinti olmustu. Kilinci siyirip tepesine kaldirdim. (Vuracagim sirada) Resulullah (sav)'i(n tenbihini) hatirladim ve kendimi tuttum. Bu tenbih olmasaydi ondan da rahata erecektik. Ravi: Abdurrahman Ibnu Ka'b Kaynak: Muvatta, Cihad 8, (2,447) •
Gazveler - Uhud

Resulullah (sav) Uhud'a çiktigi zaman, (bir müddet sonra) O'nunla beraber çikanlardan bir kismi geri döndü. [Bunlar hakkinda] Resulullah (sav)'in ashabi ikiye ayrildi. Bir grup: "Bunlari öldürelim" diyordu. Öbür grup ise: "Hayir onlari öldürmeyelim" diyordu....

• Resulullah (sav) Uhud'a çiktigi zaman, (bir müddet sonra) O'nunla beraber çikanlardan bir kismi geri döndü. [Bunlar hakkinda] Resulullah (sav)'in ashabi ikiye ayrildi. Bir grup: "Bunlari öldürelim" diyordu. Öbür grup ise: "Hayir onlari öldürmeyelim" diyordu. Bu ihtilaf üzerine su ayet nazil oldu: "(Ey Müslümanlar!) Münafiklar hakkinda iki firka olmaniz da niye? Allah onlari yaptiklarindan dolayi bas asagi etmistir, Allah'in saptirdigini siz mi yola getirmek istiyorsunuz? Allah'in saptirdigi kimseye sen hiç yol bulamayacaksin" (Nisa 88). Resulullah da söyle buyurdu: "Burasi Taybe'dir. Deccal'i sürer çikarir, tipki körügün, demirin pasini çikardigi gibi." Ravi: Zeyd Ibnu Sabit Kaynak: Buhari, Megazi 17, Fedailu'l-Medine 10, Tefsir, Nisa 15; Müslim, Münafikun 6, (2776); Tirmizi, Tefsi • O gün müsriklerle karsilastik. Resulullah (sav) ok aticilarindan mütesekkil [elli kisilik] bir grup askeri ayirip, baslarina Adullah Ibnu Cübeyr (ra)'i tayin etti. Ve su tenbihte bulundu. "Hiç bir surette yerinizden ayrilmayin! Hatta bizim onlara galip geldigimizi görseniz bile yerinizden ayrilmayin. Onlarin bize galebe çaldiklarini [ve kuslarin cesetlerimize üsüstüklerini] görseniz dahi [ben size adam göndermedikçe] bize yardima gelmeyin." Müsriklerle karsilastigimiz zaman [Allah onlari hezimete ugratti ve] kaçtilar. Hatta daga hizla kaçan kadinlarin eteklerini topladiklarini gördüm. (Ayak bileklerindeki) halkalari bile gözüküyordu. (Bizimkiler) söyle demeye baslamislardir "Ganimet, ganimet!" Abdullah Ibnu Cübeyr (ra): "Resulullah (sav)'in size ne söyledigini unuttunuz mu? Yerlerinizi terketmeyin" diye tenbihledi!" dedi ise de (okçular) dinlemediler. ["Vallahi, biz de arkadaslarimizin yanina gdip, ganimet alacagiz" dediler.] Onlar bu emre itiraz edince, yüzleri ters çevrildi, (ne yapacagini bilemeyen saskinlara döndüler ve) [maglup oldular]. Yetmis ölü verildi. Ebu Süfyan ortaya çikip: "Aranizda Muhammed var mi?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam "Ona cevap vermeyin!" dedi. Ebu Süfyan tekrar sordu: "Aranizda Ibnu Ebi Kuhafe var mi?" Resulullah yine: "Cevap vermeyin" buyurdu. Ebu Süfyan: "Aranizda Ibnu'l-Hattab var mi?" diye sordu.Hiç kimse ona cevap vermedi, O zaman Ebu Süfyan: "Bunlarin hepsi öldürüldüler. Eger sag olsalardi cevap verirlerdi." dedi. Bu söz karsisinda Hz. Ömer (ra) kendini tutamadi: "Ey Allah düsmani yalan söyledin. Sana üzüntü verecek seyleri Allah ibka etsin!" dedi. Ebu Süfyan: "(Sanin) yüce olsun Ey Hübel!" dedi. Resulullah (sav): "Buna cevap verin!" emretti. Ashab: "Ne diyelim?" diye sordu. "Allah mevlamizdir, sizin mevlaniz yoktur!" deyin" dedi. Ebu Süfyan: "Güne gün! [Uhud Bedir'e karsiliktir.] Harb (elden ele geçen) kova gibidir! Müsleye ugramis (uzuvlari koparilmis) kimseler bulacaksiniz. Bunu ben emretmedim, [Buna memnun olmadim, kizmadim da, yasaklamadigim gibi emir de etmedim] beni kötülemeyin!" dedi. Resulullah (sav): "Buna cevap verin!" emrettiler. Ashab: "Ne söyleyelim?" diye sordu: "Hayir esitlik yok! Bizim ölülerimiz cennette, sizinkiler cehennemde! deyin!" buyurdular. ("Beni kötülemeyin" den sonrasini Rezin ilave etmistir) Ravi: Bera Ibnu Azib Kaynak: Buhari, Megazi 17, 9, 20, Cihad 164, Tefsir, Al-i Imran 10; Ebu Davud, Cihad 116, (2662) • Amcam Enes Ibnu'n-Nadr (ra) Bedir savasinda bulunamadi. Bu sebeple: "Ben Resulullah (sav)'in müsriklere karsi yaptigi ilk savasta yoktum. Eger Allah, bana Resulullah (sav)'la birlikte müsriklerle savasmak nasib ederse, Allah ne yapacagimi görecektir!" dedi. Uhud günü müslümanlar (bozulup) dagilinca: "Ey Allahim, bunlarin -yani müslümanlarin- yaptigindan dolayi özürlerinin kabulünü dilerim. Ben onlarin -yani müsriklerin- yaptigindan da sana siginiyorum!" dedi ve kilincini çekip ilerledi. Karsisina Sa'd Ibnu Mu'az çikmisti: "Ey Sa'd Ibnu Mu'az! Cenneti istiyorum! Nadr'in Rabbine yemin olsun ben Uhud'un önünde(n gelen) cennetin kokusunu duyuyorum!" dedi. (O günü anlatan) Sa'd Ibnu Mu'az, (Resulullah (sav)'a: "Ey Allah'in Resulü, (o gün) onun yaptiklarini (bir bir anlatmaya) muktedir degilim! Ilerledi (diyeyim o kadar)" dedi. Enes Ibnu Malik, (Sa'd Ibnu Mu'az (ra)'i te'yiden) dedi ki: "Biz (Enes Ibnu Nadr'in) cesedinde seksen küsur darbe izi bulduk, kimisi kiliç, kimisi mizrak, kimisi ok yarasiydi. Ayrica biz onu müsrikler tarafindan müsle edilmis (gözü oyulup, burnu, kulaklari koparilmis) olarak bulduk. Öyle ki onu kimse tamyamamisti. Kizkardesi (halam Rübeyyi') -bedenindeki bir ben'inden veya- parmaginin ucundan tanidi. Enes (ra) devamla dedi ki: "Biz su ayetin, Enes Ibnu Nadr ve benzerleri hakkinda indigine inanirdik: "Mü'minlerden Allah'a verdigi ahdi yerine getiren adamlar vardir. Kimi bu ugurda canini vermis, kimi de beklemektedir, ahdlerini hiç degistirmemislerdir. (Ahzab 23)." Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Megazi 17, Cihad 12; Müslim, Imaret 148, (1903); Tirmizi, Tefsir, (3198) • Uhud günü bir adam Resulullah (sav)'a sordu: "Öldürülecek olsam, nereye gidecegim Ey Allah'in Resulü?" "Cennete!" cevabini alinca elindeki hurmalari firlattp atti, (Kafirlerin içine dalip) öldürülünceye kadar savasti. Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Megazi 17; Müslim, Imaret 143, (1899); Nesai, Cihad 31, (6, 33) • Sa'd Ibnu Ebi Vakkas (ra)'i isittim, demisti ki: "Uhud gününde Resulullah (sav) sadakinin içerisindeki oklari bana bir bir verip: "At!" diyordu, "at annem babam sana feda olsun!" Müsriklerden biri müslümanlari(n canlarini) yakmisti, ona kanatsiz bir ok attim. Yan tarafindan isabet ettirdim. Herif yere yikildi ve avret yerleri de açildi. Resulullah (sav) güldüler, o kadar ki yan dislerini gördüm." Ravi: Ibnu'l-Müseyyeb Kaynak: Buhari, Megazi 18, 15; Müslim, Fedailu's-Sahabe 41, (2411, 2412) • Uhud günü, Resulullah (sav)'in sag ve sol iki tarafinda beyaz elbiseli iki adam görüyordum. Bunlar siddetli bir sekilde savasiyorlardi. Onlari ne daha önce görmüstüm ne de daha sonra gördüm. -Yani bunlar Cibril ve Mikail (as) idiler-" Ravi: Sa'd Ibnu Ebi Vakkas Kaynak: Buhari, Megazi 18, Libas 24; Müslim, Fedail 46, (2306) • Babam Uhud günü sehid oldu. Yüzünü açip aglamaya basladim. Bana mani oldular. Ancak Resulullah (sav) mani olmuyordu. Fatima Bintu Amr Ibni Haram (ra) ona aglamaya basladi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: "Ona aglasan da aglamasanda melekler onu, siz (cenazesini) kaldirincaya kadar, kanatlariyla gölgelemektedirler" buyurdular. Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Cenaiz 3, 34, Cihad 20, Megazi 26; Müslim, Fedailu's-Sahabe 130, (2471); Nesai, Cenaiz 13, ( • Ismini söylemis oldugu bir adamdan naklediyor: "Resulullah (sav) Uhud günü (üst üste giyilmis) iki zirhdan (destek) gördü." Ravi: Saib Ibnu Yezid Kaynak: Ebu Davud, Cihad 75, (2590); Ibnu Mace, Cihad 18, (2806) • Resulullah (sav) Uhud günü: "Peygamberine böyle yapan bir kavme Allah'in öfkesi artti" dedi ve (kirilan) disine isaret etti. Ve ilave etti: "Allah'in gadabi, Resulullah'in Allah yolunda öldürdügü kisiye de Allah'in öfkesi siddetlendi." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Megazi 24; Müslim, Cihad 106, (1793) • Resulullah (sav)'in Uhud günü disi kirildi, basindan yaralandi. [Yüzüne akan] kani, yüzünden siliyor ve: "Allah, kendilerini Allah'a davet eden peygamberlerinin (basini) yarip, disini kiran [ve yüzünü kana bulayan] bir kavmi nasil iflah eder?" diyordu. Bunun üzerine Allah su ayeti indirdi: "Allah'in onlarin tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi isiyle senin bir ilgin yoktur. Çünkü onlar zalimlerdir. Göklerde olanlarda yerde olanlar da Allah'indir. Diledigini bagislar, diledigine azab eder. Allah bagislayandir, merhamet edendir. Al-i Imran (128-129)." Ravi: Enes Kaynak: Müslim, Cihad 104, (1791); Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran, (3005, 3006); Buhari, muallak olarak kaydetm •
Gazveler - Reci

Resulullah (sav) bir gözcü seriyye gönderdi. Basina Asim Ibnu Sabit'i komutan tayin etti. Bu zat Amr Ibnu Asim Ibn'l-Hattab'in ceddi idi. Usfan ile Mekke arasinda bulunan bir yere kadar gittiler. Huzeyl Kabilesi'nin Beni Lihyan denen bir koluna haber verdiler....

• Resulullah (sav) bir gözcü seriyye gönderdi. Basina Asim Ibnu Sabit'i komutan tayin etti. Bu zat Amr Ibnu Asim Ibn'l-Hattab'in ceddi idi. Usfan ile Mekke arasinda bulunan bir yere kadar gittiler. Huzeyl Kabilesi'nin Beni Lihyan denen bir koluna haber verdiler. Bunlari yüz okçu yakindan takibe aldi. Izlerini takiben onlarin inmis bulundugu yere kadar geldiler. Onlarin azik olarak Medine'den beraberlerine almis olduklari hurmanin çekirdegini buldular. "Bu Yesrib (Medine) hurmasidir!" dediler ve izlerini takibe devam ederek, Ashab'a kavustular. Asim ve ashabi onlari hissedince sarp bir yere sigindilar. Takipçiler gelip onlari kusattilar. "Eger bize teslim olursaniz size ahd ve misakimiz var, sizden kimseyi öldürmeyecegiz!"dediler. Asim: "Ben bir kafirin zimmetine teslim olmam. Allahim, Resulüne bizden haber ver!" dedi. Aralarinda mukatele (vurusma) çikti. Takipçiler ok attilar. Asim (ra) yedi kisiyle birlikte sehid oldu. Geriye Hubeyb, Zeyd ve bir kisi daha kaldi.Takipçiler, bunlarada ahd ve misak teklif ettiler. Bunlar, onlara teslim oldular. Ele geçirir geçirmez, derhal yaylarinin kirislerini çözerek, bunlari onlarla bagladilar. Hubeyb ve Zeyd'in yanindaki üçüncü sahis: "Bu verdikleri söze birinci ihanetleri" deyip, onlarla beraberligi reddetti. Onu sürüyüp braberlige zorladilar. O yine de direndi. Onu da sehid ettiler, Hubeyd ve Zeyd'i Mekke'ye götürüp orada sattilar. Hubeyb'i Beni'l-Haris Ibni Amir Ibni Nevfel satin aldi. Hubeyb, Bedir günü el-Haris'i öldürmüstü. Yanlarinda esir olarak kaldi. Sonunda öldürmeye karar verdiler. (Bir ara) el-Haris'in kizlarindan birinden etek trasi olmak için ustura istedi, kiz getirdi. Kadin der ki: "Bir çocugum vardi, gafil davrandim. Hubeyb'in yanina kadar çikti. Hubeyb onu dizine oturttu. O vaziyette görünce çok korktum. Benim korktugumu Hubeyb farketti, ustura de elindeydi." "Çocugu öldürecegimden mi korkuyorsun? Insaallah böyle bir sey yapmam" dedi." Yine o kadin sunu anlatmisti: "Ben Hubeyb'ten daha hayirli bir esir görmedim. Bir gün onun, salkimdan üzüm yedigim gördüm. Halbuki o sirada Mekke'de hiç bir meyve yoktu. Üstelik demir zincirlerle bagli idi. Demek ki o, Allah'in Hubeyb'e lütfettigi bir rizikti. Öldürmek üzere onu, Harem bölgesinden çikardilar. Orada: "Beni birakin iki rek'at namaz kilayim!" dedi. (Biraktilar namazini kilinca) geri geldi. "Eger ölümden korktu demiyecek olsaydiniz daha fazla kilacaktim!" dedi. Idam sirasinda namaz kilmayi ilk sünnet kilan kimse Hubeyb idi. "Allahim, onlarin hepsini say, [daginik daginik oldur]" dedi. Sonra su beyitleri terennüm etti: "Müslüman olarak öldürüldükten sonra gam yemem. Nerede olursa olsun Allah için ölüyorum. Bu ölüm O'nun zati(nin rizasi) yolundadir. Dilerse O, darmadaginik uzuvlarin eklemleri üzerine bereket verir. [Sonra Hubeyb: "Allahim, Resulüne selamimi götürecek kimse bulamiyorum, sen duyur" der.] Sonra Ukbe Ibnu'l'Haris kalkip Hubeyb'i öldürdü. Kureys Bedir'de pek çok büyüklerini öldürmüs bulunan Asim'in cesedinden bir parça getirtmek için, onun ölümünden sonra, ölüsüne adamlar gönderdi. Allah Teala Hazretleri de onun üzerine ari ogulu nevinden bir gölgelik gönderdi. Bu, Kureys'in gönderdiklerine karsi onun cesedini korudu, hiç bir sey alamadilar. Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Megazi, 38, 9, 170, Tevhid 14; Ebu Davud, Cihad 115, (2660, 2661), Cenaiz 16, (3112) •
Gazveler - Bi'r-i Mauna

Resulullah (sav) Beni Süleym'den bir grubu Beni Amir'e gönderdi. -Bir rivayette: (annem) Ümmü Süleym'in kardesi dayim Haram'i yetmis süvari içerisinde gönderdi.- (Bir-i Mauna'ya) vardiklari zaman dayim onlara: "Ben sizden önce gideyim. Eger bana Resulullah'tan...

• Resulullah (sav) Beni Süleym'den bir grubu Beni Amir'e gönderdi. -Bir rivayette: (annem) Ümmü Süleym'in kardesi dayim Haram'i yetmis süvari içerisinde gönderdi.- (Bir-i Mauna'ya) vardiklari zaman dayim onlara: "Ben sizden önce gideyim. Eger bana Resulullah'tan tebligde bulunmam için eman verilirse (tebligde bulunurum). Eman vermezlerse, sizler bana yakin bir yerde bulunmus olursunuz" dedi. Ve ilerledi. Gerçekten dayima önce eman verdiler. O, kendilerine Resulullah Aleyhissalatu vesselam'dan bahsederken, kendilerinden bir adama ima ile isaret ettiler. O da dayima ansizin mizrak sapladi. Dayim: "Allahu ekber. Kalenin Rabbina yemin olsun, (sehidlik) kazandim!" dedi. Sonra dayimin diger arkadaslarina yönelip (daga kaçan iki kisi hariç) hepsini öldürdüler. Cibril aleyhisselam Resulullah (sav) onlarin Rablerine kavustugunu, Allah'in onlardan razi olup onlari da razi ettigini haber verdi. unun üzerine Aleyhissalatu vesselam bir ay boyu, Arap kabilelerinden Ril, Zekvan, Usayye ve Beni Lihyan'a sabah namazinda beddua etti. Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Megazi 38, Vitr 7, Cihad 9; Müslim, Mesacid 297, (677) •
Gazveler - Fezare

Bizimle su arasinda bir müddetlik mesafe kalinca Hz. Ebu Bekr emretti, gece istirahati için mola verdik. Sonra baskini baslatti. Suya vardi. Suyun basinda ölen öldü, esir alinan esir alindi. Bu halktan bir cemaate bakiyordum. Içerisinde çocuklar ve kadinlar...

• Bizimle su arasinda bir müddetlik mesafe kalinca Hz. Ebu Bekr emretti, gece istirahati için mola verdik. Sonra baskini baslatti. Suya vardi. Suyun basinda ölen öldü, esir alinan esir alindi. Bu halktan bir cemaate bakiyordum. Içerisinde çocuklar ve kadinlar vardi. Daga benden önce varirlar diye korkarak onlarla dagin arasina bir ok attim. Oku görünce durdular. Onlari sürerek getirdim. Aralarinda Beni Fezare'den bir kadin vardi. Üzerinde deriden bir kas' vardi. Kas' kuru post demektir. Kadinin yaninda Araplarin en güzelinden bir kiz vardi. Onlari, sürerek Hz. Ebu Bekr (ra)'e kadar getirdim. Ebu Bekr, kizi bana hediye etti. Medine'ye kadar geldik. Kizin elbisesini bile açmadim. Resulullah (sav) çarsida bana rastladi. "Ey Seleme," dedi, "kadini bana bagisla." "Ey Allah'in Resulü," dedim, "vallahi hosuma gitti, ancak henüz elbisesini bile açmadim." Ertesi günü, çarsida bana yine rastladi. "Ey Seleme, ceddine rahmet, kadini bana bagisla!" buyurdu. "Ey Allah'in Resulü!" dedim, "o senindir, Allah'a yemin olsun, kadinin elbisesini açmadim!" Sonra Aleyhissalatu vesseldm o kadini Mekke'ye gönderdi ve Mekke'de esir edilen bazi müslümanlarin fidye-i necati yapti. Ravi: Seleme Ibnu'l'Ekva' Kaynak: Müslim, Cihad 46, (1755); Ebu Davud, Cihad 134, (2697) •
Gazveler - Hendek

Resulullah (sav) Hendek'e gitti. Gördü ki Muhacir ve Ensar soguk bir sabah vakti hendek kaziyorlar. Onlarin, bu isi kendilerine bedel yapacak köleleri yok. Onlari vuran yorgunluk ve açliklarini görünce (siirimsi bir ifade) terennüm ettiler: "Ey Allah'im!...

• Resulullah (sav) Hendek'e gitti. Gördü ki Muhacir ve Ensar soguk bir sabah vakti hendek kaziyorlar. Onlarin, bu isi kendilerine bedel yapacak köleleri yok. Onlari vuran yorgunluk ve açliklarini görünce (siirimsi bir ifade) terennüm ettiler: "Ey Allah'im! Gerçek hayat ahiret hayatidir. Ensar ve muhaciri magfiret buyur!" Çalisanlar da O'na söyle mukabele ettiler: "Biz Muhammed'e bey'at edenleriz. Hayatta kaldikça cihad gayemiz." Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Megazi 29, 33, 34, 110, Fedailu'l-Ashab 9, Rikak 1, Ahkam 43; Müslim, Cihad 127, (1805); Tir • (Hendek kazarken) Resulullah (sav)'i gördüm, bizimle birlikte omuzunda O da toprak tasiyordu. Karninin beyazligini toprak bürümüstü. (Bu esnada, ashabi sevke getirmek için zaman zaman) söyle terennüm ediyordu: "Vallahi Allah olmasaydi hidayeti bulamazdik, Ne sadaka verir ne namaz kilardik, Üzerimize sekinet indir Allahim! Ayaklarimiza sebat ver Allahim! Müsrikler bize karsi azdilar. Fitne çikarmak dilerler ama yandilar." Resulullah bunlari söylerken sesini yükseltiyordu. Ravi: Bera Kaynak: Buhari, Megazi 29, Cihad 34, 161, Kader 16, Temenni 7; Müslim, Cihad 125, (1803) • Resulullah (sav) Hendek'ten döndügü zaman, silahlari birakip (elini yüzünü) yikamis, tam basindaki topraklari çirparken Cebrail aleyhisselam geldi. "Sen" dedi, "silahini biraktin, vallahi biz daha birakmadik! Onlara geri git." "Nereye kadar?" dedi Resulullah. "Suraya!" diyerek Beni Kureyza'yi gösterdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu emir üzerine onlarla savasmaya çikti. Kureyzalilar hükmüne razi oldular. Hakem olarak Sa'd Ibnu Mufaz'i seçtiler. O da: "Ben onlardan muharib olanlarin öldürülmesine, kadin ve çocuklarin esir edilmesine, mallarin da taksim edilmesine hükmediyorum!" dedi. Sa'd, Hendek savasi sirasinda ana damarindan yara almisti. Resulullah (sav) tedavisiyle yakindan ilgilenmek için mescidin içinde ona bir çadir kurdurmustu. -Bir rivayette Sa'd der ki: "Ey Allahim sen biliyorsun ki, senin yolunda kendileriyle cihad etmekten en ziyade memnun olacagim bir kavim Resulünü tekzib eden ve Onu yurdundan sürüp çikaranlardir. Ey Allahim kanaatim su ki, sen, bizimle onlarin arasindaki [harbi artik] biraktin. Eger hala Kureys'le savas olacaksa bana daha hayat ver de senin yolunda onlara karsi cihad edeyim. Eger savasi kesti isen damarimi daha da aç, ölümüm ondan olsun." -Bu dua üzerine, o gece damari iyice açildi. O zaman mescidde bulunan Beni Gifar'a ait çadirda kalanlari kanin kendilerine dogru akmasindan baska bir sey ürkütmemis. "Ey çadir sahibi," dediler. "Sizin taraftan bize dogru gelen nedir?" Bu kanamakta olan Sa'd'in yarasindan akmisti. O sebeple öldü, (ra)." Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Megazi 30, Cihad 18; Müslim, Cihad 67, (1769); Ebu Davud, Cenaiz 8, (3101); Nesai, Mesacid 1 • Ahzab (Hendek) günü Sa'd Ibn Mu'az (ra) [Kureys'ten Ibnu'l-Arika'nin attigi bir okla] koldaki ana damardan vurulmustu, böylece damari kesilmis oldu. (Kani durdurmak için) Resulullah (sav) daglama uyguladi. Bunun üzerine eli sisti, çokça kan akarak Sa'd'i zayif düsürdü. Resulullah tekrar bagladi. Eli yine sisti. Bu hali görünce (Sa'd (ra)): "Allahim, Beni Kureyza'dan gönlüm rahata ermedikçe canimi alma!" diye dua etti. Derken kani durdu. Kureyza onun hükmüne bas eginceye kadar tek damla akmadi. Onlar hakkinda erkekleri öldürülmesine, kadinlarin sag birakilmasina hükmetti. Resulullah (sav): "Haklarinda Allah'in verdigi hükme isabet ettin!" buyurdu. Dörtyüz kisiydiler. Onlarin katli tamamlanmca, damari patladi. Sa'd (ra) vefat etti. (Allah rahmetini bol kilsin.) Ravi: Cabir Kaynak: Tirmizi, Siyer 28, (1582) •
Gazveler - Zatu'r-Rika'

Resulullah (sav) ile birlikte bir gazveye çiktik. Biz aramizda bir deve olan alti kisiydik, sirayla biniyoruk. Derken ayaklarimiz delindi. Benim ayaklarim da delindi ve tirnaklarim düstü, ayaklarimiza bezler sariyorduk. Böylece seferimiz, ayaklarimiza...

• Resulullah (sav) ile birlikte bir gazveye çiktik. Biz aramizda bir deve olan alti kisiydik, sirayla biniyoruk. Derken ayaklarimiz delindi. Benim ayaklarim da delindi ve tirnaklarim düstü, ayaklarimiza bezler sariyorduk. Böylece seferimiz, ayaklarimiza sardigimiz parçalar sebebiyle Zatu'r-Rika' gazvesi diye isimlendi. Ravi: Ebu Musa Kaynak: Buhari, Megazi 31, (7, 326); Müslim, Cihad 149, (1816) •
Gazveler - Beni Müstalik

Nafi' rahimehullah'a kitalden önce (yapilan Islam'a) davet hakkinda sormak üzere yazmistim. Bana söyle yazdi: "Bu Islam'in evvelinde idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik'e (önceden haber vermeden ani) baskin yapti. Onlar (bu sirada) gafil haldeydi, hayvanlari...

• Nafi' rahimehullah'a kitalden önce (yapilan Islam'a) davet hakkinda sormak üzere yazmistim. Bana söyle yazdi: "Bu Islam'in evvelinde idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik'e (önceden haber vermeden ani) baskin yapti. Onlar (bu sirada) gafil haldeydi, hayvanlari su kenarinda sulaniiyorlardi. Mukatillerini öldürdü, çocuklarini ve kadinlarini esir aldi. O gün Cüveyriye'yi de ele geçirmisti." Ravi: Abdullah Ibnu Avn Kaynak: Buhari, Itk 13; Müslim, Cihad 1, (1730); Ebu Davud, Cihad 100, (2633) •
Gazveler - Enmar

Resulullah (sav)' Enmar Gazvesi'nde bineginin üzerine doguya müteveccih olarak nafile namaz kilarken gördüm. Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Megazi 33, Salat 31, Taksiru's-Salat 7, 9

• Resulullah (sav)' Enmar Gazvesi'nde bineginin üzerine doguya müteveccih olarak nafile namaz kilarken gördüm. Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Megazi 33, Salat 31, Taksiru's-Salat 7, 9 •
Gazveler - Hudeybiye

Urve Ibnu Zübeyr, Misver Ibnu Mahreme ve Mervan'dan almis. Misver ve Mervan her ikisi de birbirlerinin sözünü tasdik etmislerdir. Derler ki: Resulullah (sav) Hudeybiye senesinde Medine'den çikti. Yolda bir yerlere ulasinca aleyhissalatu vesselam: "Halid...

• Urve Ibnu Zübeyr, Misver Ibnu Mahreme ve Mervan'dan almis. Misver ve Mervan her ikisi de birbirlerinin sözünü tasdik etmislerdir. Derler ki: Resulullah (sav) Hudeybiye senesinde Medine'den çikti. Yolda bir yerlere ulasinca aleyhissalatu vesselam: "Halid Ibnu'l-Velid, Kureys'e ait gözcülük yapan bir grup atlinin basinda olarak el-Gamim'dedir, siz sag tarafi takib edin!" dedi. Vallahi, Halid müslümanlarin varligini sezemedi. Ne zaman ki müslüman askerlerin kaldirdigi toz bulutunu görünce, (müslümanlarin geldigini) Kureys'e haber vermek üzere hayvanini kosturarak gitti. Resulullah (sav) yoluna devam etti. Seniyye nam mevkiye gelindi. Oradan (devam edildigi takdirde) Kureyslilerin bulundugu yere inmek mümkündü. Ama devesi orada ihiverdi. Halk: "Kalk, kalk, yürü, yürü!" dedi ise, deve kalkmamakta israr etti. Halk bu sefer: "(Resulullah (sav)'in devesi) Kasva çöküp kaldi, Kasva çöküp kaldi!" dediler. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: "Hayir! Kasva çöküp kalmadi. Onun böyle bir huyu da yok. Ancak onu, "Fil'i (Mekke'ye girmekten alikoyan) Zat" durdurmustur!" buyurdu. Sonra ilave etti: "Nefsimi kudret eliyle tutan o Zat'a yemin olsun, (Kureys, Mekke'de) Allah'in haram kildigi seyelri tazim sadedinde her ne taviz isterlerse onlara verecegim!" Sonra deveyi zorladi, deve siçrayip kalkti. Ravi dedi ki: Resulullah (sav) Kureys tarafindan sapti, suyu az olan Semed Kuyusunun yanma indi. Burasi Hudeybiye mevkiinin en uç noktasinda idi. (Mezkur kuyunun suyu azdi. Öyle ki) insanlar ondan suyu avuç avuç toplarlardi. Çok geçmeden suyu kurudu. Resulullah (sav)'a susuzluktan sikayette bulundular. Aleyhissalatu vesselam sadagindan bir ok çikardi, onu kuyuya koymalarini söyledi. Allah'a yemin olsun çok geçmeden, su cosmaya basladi ve ashab oradan ayrilincaya kadar onlara yetecek kadar akmaya devam etti. Onlar bu halde iken Budeyl Ibnu Verka' el-Huza'i Huza'a kabilesinden bir grupla çikageldi. Huza'lilar, (Mekke civarinda tavattun etmis bulunan) Tihame kabileleri arasinda Resulullah'm sirdasi ve dostu olagelmislerdi. Dedi ki: "Ben (Mekke'nin) Ka'b Ibnu Lüeyy ve Amir Ibnu Lüeyy kabilelerini, bir çok Hudeybiye surlarinin basina, beraberlerinde sütlü ve yavrulu develeri oldugu halde konakliyorlar gördüm. Onlar seninle savasacak, Beytullah'i ziyaretine mani olacak olmasinlar! Resulullah (sav) dedi ki: "Biz kimseyle savasa gelmedik. Biz sadece umre yapmaya geldik! Mamafih Harb Kureys'in (iligine islemis). Halbuki çok da zarar gördüler. Eger onlar dilerse ben (onlarla sulh yapar) kendilerine müddet tanirim, onlar da benimle diger insanlarin arasindan çekilirler. Eger ben öbürlerine galebe çalarsam, Kureysliler de dilerlerse onlarla yapacagim sulha (kendi mallariyla) girerler. Sayet ben galebe çalamazsam (Kureysliler benimle savasmak zahmetinden kurtulup) rahata ererler. Surasi da var ki, eger Kureysliler bu teklifime itiraz ederlerse, ruhumu elinde tutan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun, bu davam için, ölünceye kadar onlarla savasacagim. O zaman Allah, bana olan emrini (gerçeklestirme hususundaki vaadini mutlaka) yerine getirecektir." Resulullah (sav)'in bu sözü üzerine Büdeyl: "Senin bu sözlerini Kureys'e mutlaka duyuracagim!" dedi ve gitti. Kureyslilere gelince: "Ben, size su adamin yanindan geliyorum. O'nun bazi sözlerini isittik. Eger dilerseniz size söyleriz" dedi. Onlarin serseri takimi: "Ondan herhangi bir haber söylemene ihtiyacimiz yok!" dedi ise de akli basinda olanlar: "Hele su isittigini söyle!" dediler. Büdeyl: "Ben Muhammed'in söyle söyle söyledigini isittim!" diyerek Aleyhissalatu vesselam'in söylediklerini bir bir nakletti. Bunun üzerine Urve Ibnu Mes'ud kalkip: "Ey kavm! Siz benim babam degil misiniz?" dedi. Hepsi: "Evet!" dediler. "Benim hakkimda bir (itimatsizliginiz) ithaminiz var mi?" dedi. "Hayir!" dediler. "Biliyorsunuz ki ben Ukaz halkini toptan sizin yardiminiza çagirmis, onlar yanasmayinca ailem, çocuklarim ve bana itaat edenlerle kendim gelmistim degil mi?" diye sordu. (Kureysliler), hep bir agizdan buna da "evet" deyince Urve (bu tasdikleri aldiktan sonra): "Bu adam size uygun bir sey teklif ediyor. Onu kabul edin ve benim ona (anlasmak üzere) gitmeme izin verin!" dedi. Kureysliler: "Pekala git!" dediler. Urve, Resulullah (sav)'a geldi, Onunla konustu. Aleyhissalatu vesselam Büdeyl'e söylediklerine yakin seyler söyledi. Urve bu esnada: "Ey Muhammed! Kavminin kökünü kazidigini farzedelim, (eline ne geçecek). Senden önce, Araplardan kavmini toptan helak eden birini isittin mi? Durum aksi olursa (basiniza gelecegi, Kureys'in size neler yapacagini tahmin edebilirsin. Üstelik bu daha kavi bir ihtimal) zira ben, aranizda ileri gelenlerden bazi kimseler görüyorum, halktan toplanmis, seni terkedip kaçmaya mütemayil kimseler de görüyorum" dedi. Hz. Ebu Bekr (ra) (onun bu sözüne dayanamayip): "(Halt etmissin, git!) Lat putunun fercini yala! Demek biz Resulullah'i terkedip yalniz birakacakmisiz ha!" diye (siddetle çikisti). Urve: "Bu da kim?" dedi. Kendisine onun Ebu Bekr oldugu söylendi. Urve: "Nefsimi elinde tutan Zata yemin olsun! Eger senin bende, henüz ödeyemedigim bir yardimin bulunmamis olsaydi ben sana (layik oldugun) cevabi verirdim" dedi. Ravi der ki: "Urve, Resulullah (sav)'a konusmaya devam etti. Her konusmasinda (cahiliye adeti üzere) Resulullah (sav)'in sakalindan tutuyordu. Bu sirada Mugire Ibnu Su'be, üzerinde migfer, elinde kiliç Aleyhissalatu vesselam'in yaninda ayakta (muhafiz gibi) bekliyordu. Urve, tutmak üzere, elini Resulullah'in sakalina her uzatisinda, kilincin demiriyle eline vuruyor: "Elini Resulullah'in sakalindan çek!" diyordu. Urve, (bir ara) basini kaldirip ona bakti. "Bu da kim?" dedi. Kendisine: "Bu Mugire Ibnu Sube'dir!" dendi. Bunun üzerine Urve: "Ey zalim! Ben hala senin (geçmisteki) gadr ve ihanetini ödemekle mesgul degil miyim?" dedi. (Onu bu söze sevkeden sey su idi): "Cahiliyede Mugire Ibnu Su'be bir grup kimse ile yolculuk yapmis, yolda arkadaslarini öldürüp mallarini almisti. Sonra gelip müslüman olmus, Resulullah (sav) da: "Müslüman olmani kabul ediyorum, ancak mallari kabul etmiyorum, (bu ihanet malidir)" demisti. Urve bu esnada göz ucuyla Resulullah (sav)'in Ashabini tedkikten geçiriyordu. (Bilahare gördüklerini söyle anlatacaktir): "Vallahi (öylesine hürmet hiç görmedim). Resulullah (sav) yere bir kerecik tükürmeye görsün, mutlaka onlardan bir adamin eline düsüyordu. Onu alip yüzlerine, derilerine (teberrüken, bir tiyb gibi) sürüyorlardi. Bir sey söyleyecek olsa emrine hepsi birden kosuyordu. Abdest alacak olsa, abdest suyundan kapabilmek için nerdeyse (itisip-kakisip) kavga ediyorlardi. Konussalar onun yaninda seslerini kisiyorlardi. Saygilari sebebiyle O'na dikkatle bakamiyorlardi bile." Urve arkadaslarinin yanina dönünce dedi ki: "Ey kavm dinleyin! Vallahi ben muhtelif kirallarin huzuruna çiktim. Kisra'nin, Kayser'in, Necasi'nin yanlarina girdim. Vallahi, Muhammed'in ashabinin, Muhammed'e gösterdigi saygiya, hiç bir kralin ashabinda rastlamadim. Vallahi tükürecek olsa mutlaka onlardan birinin eline düsüyor, bunu alip yüzlerine bedenlerine sürüyorlar. Bir seye emretse hesi birden kosusuyorlar. Abdest alsa, abdest suyu(ndan kapmak) için nerdeyse kavga ediyorlar. Konussalar, onun yaninda seslerini kisiyorlar. Ona hürmeten dikkatle yüzüne bakmiyorlar. Bu adam size makul bir teklifte bulunuyor, onu kabul edin!" Urve'nin bu açiklamasi üzerine, Beni Kinane'den bir adam: "Beni birakin, ona bir de ben gideyim!" dedi. Ona da müsaade ettiler, "git!" dediler. Resulullah (sav) ve ashabina yaklasinca, Aleyhissalatu vesselam: "iste falan! Bu, hacc ve umre için ayrilan kurbanlik develere saygi gösteren bir kavimdendir. Kurbanliklarinizi önüne saliverin görsün!" buyurdu. Ashab o zati telbiyelerle karsiladi. Adam bu manzarayi görünce: "Sübhanallah! Bu kimselere Beytullah'in yolunu kapamak münasip düsmez!" dedi. Arkadaslarinin yanina dönünce: "Ben kurbanlik develer gördüm, takilari boyunlarina takilmis, gerekli isaretler vurulmus, onlara Beytullah'i yasaklamayi uygun görmüyorum!" dedi. Onun kavminden Mikrez Ibnu Hafs denen bir zat kalkip: "Birakin, bir de ben gideyim! dedi. Ona da müsaade edip "git!" dediler. Müslümanlara yaklasinca, Aleyhissalatu vesselam: "Bu gelen Mikrez'dir, facir birisidir" dedi. Resulullah (sav)'a konusmaya basladi. Onlar konusurken Süheyl Ibnu Amr çikageldi. Aleyhissalatu vesselam: "Isiniz artik size kolaylastirildi, size Süheyl Ibnu Amr geldi." Resulullah'a: "Gel! seninle aramizda bir antlasma (metni) yazalim!" dedi. Resulullah (sav) katibini çagirdi ve emretti: "Yaz Bismillahirrahmanirrahim." Süheyl itiraz etti: "Rahman ne demek? Vallahi onun ne oldugunu bilmiyorum. Fakat: Bismikallahümme yaz, vaktiyle senin de yazdigin gibi" dedi. Müslümanlar da ona itiraz ettiler: "Biz onu degil, bismillahirrahmamrrahim'i yazariz!" dediler. Ama Resulullah (sav) emreder: "Bismikallahümme yaz! ve devam et: "Bu Allah Resulü ve Süheyl'in üzerinde mutabik kaldiklari hususlardir." Süheyl yine itiraz eder: "Vallahi, eger bilsek ki sen Allah'in Resulüsün sana Beytullah'i kapamazdik, seninle savasmazdik da. Söyle yaz: Muhammed Ibni Abdillah." Resulullah (sav): "Vallahi siz beni tekzib etseniz de ben kesinlikle Allah'in Resulüyüm. Bununla beraber, Muhammed Ibni Abdillah yaz!" buyurur ve devam eder: "Bizimle Beytullah arasindan çekilmeniz ve onu tavaf etmemiz sartiyla." Süheyl itiraz eder: "Vallahi hayir. (Biz size bu yil tavafa izin versek), Araplar "bizim aniden emrivakiye geldigimiz" hususunda dedikodu yapar. Ancak ziyareti gelecek yil yapacaksiniz" der. Böyle yazilir. Süheyl ilave eder: "Senin dinine de girse, bizden hiç bir erkegin sana gelmemesi, gelirse iade etmen sartiyla." Müslümanlar bu sarta itiraz ederek: "Sübhanallah! Bize iltica eden bir müslüman, müsriklere nasil iade edilir?" derler. Bu halde iken Ebu Cendel Ibnu Süheyl Ibni Amr zincirleri arasinda seke seke geldi. Mekke'nin asagisindaki hapsedildigi yerden kaçmis, kendini müslümanlann arasina atmisti. Süheyl: "Ey Muhammed, bu seninle üzerine anlastiginiz maddelerin ilk uygulamasi olacak, bunu bana iade edeceksin!" dedi. Resulullah (sav): "Biz henüz anlasmayi yazip bitirmedik" buyurdu. Süheyl: "Öyleyse, vallahi ben seninle hiç bir madde üzerine sulh yapamam!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse su Ebu Cendel'i bana bagisla da imza et" buyurdu. Fakat Süheyl: "Asla ben bunu sana bagislamam" diye direndi. Aleyhissalatu vesselam: "Hayir, hatirim için yap!" ricasinda bulundu. Süheyl direndi: "Asla yapmam!" Mikrez Ibnu Hafs atilip: "Biz onu sana müsaade ettik!" dedi. (Ancak imza yetkisine sahip olmadigi için Süheyl onu dinlemedi. Ebu Cendel teslim edilecekti). Ebu Cendel (ra): "Ey müslümanlar, (nasil olur?) Ben size müslüman olarak siginmisim. Beni müsriklere teslim mi ediyorsunuz? Bana yaptiklarini görmüyor musunuz?" dedi. Ebu Cendel'e Allah yolunda çok iskenceler yapilmisti. Ömer Ibnu'l-Hattab der ki: "(O gün, bu cereyan eden hadiseleri çok alçaltici bularak) Resulullah (sav)'a gelip: "Sen Allah'in hak peygamberi degil misin?" dedim. "Evet!" dedi. "Biz hak üzere, düsmanlarimiz da batil üzere degiller mi?" dedim. "Evet" dedi. "Öyleyse biz niye dinimiz ugrunda alçakligi kabul ediyoruz" dedim. "Ben Resulullah'in; (bu anlasmayi imzalamakla) Allah'a asi olmus da degilim. Allah yardimcimizdir!" dedi. "Sen, bize (Medine'den çikarken) Beytullah'a gidecegiz, onu tavaf edecegiz demedin mi?" dedim. "Pek tabii, ama, sana bu yil gideceksin dedim mi?"dedi. Hayir!" dedim. "Sen mutlaka onu tavaf etmeye geleceksin!"'buyurdu. Ben Hz. Ebu Bekr (ra)'e geldim. "Ey Ebu Bekr! Bu adam Allah'in hak peygamberi degil mi?" dedim. "Elbette hak peygamberi!" dedi. "Biz hak, düsmanlarimiz da batil üzere degiller mi?" dedim. "Elbette (onlar batil, biz hak üzereyiz)" dedi. "Öyleyse, niye dinimiz için alçakligi kabul ediyoruz?" dedim. "Be adam! O Allah'in Resulüdür. (Bunu kabul etmekle) Rabbine isyan etmis olmayacak da. Allah onun yardimcisidir. Su halde sen O'nun emrine saril. Allah'a yemin ederim o hak üzeredir!" dedi. "O bize: "Kabe'ye gidecegiz, onu tavaf edecegiz!" demiyor muydu?" dedim. "Evet ama, sana bu yil gideceksin dedi mi?" dedi. "Hayir!" dedim. "Sen ona gidecek, onu tavaf edeceksin!" dedi. (Hadisi rivayet eden Zühri) der ki: "Hz. Ömer (ra) dedi ki: "(O günki nezaketsiz çikisimin günahini affettirmek için nice amellerde bulundum." Anlasmayi yazma isinden çikinca, Resulullah (sav) ashabina: "Kalkin kurbanlarinizi, kesin, sonra da tras olun" buyurdu. Ancak (müsriklerle yapilan bu antlasmadan hiç kimse memnun degildi. Bu sebeple) kimse kalkamadi. Resulullah (sav), emrini üç kere tekrar etti. Yine kalkan olmayinca Ümmü Seleme (ra)'in çadirina girdi. Ona halktan maruz kaldigi bu hali anlatti. O, kendisine: "Ey Allah'in Resulü! Bunu (yani halkin kurbanini kesip, trasini olmasini) istiyor musun? Öyleyse çik, Ashab'tan hiçbiriyle konusma, deveni kes, berberini çagir, seni tras etsin!" dedi. Aleyhissalatu vesselam kalkti, hiç kimse ile konusmadan bunlarin hepsini yapti: Devesini kesti, berberini çagirdi, tras oldu. Ashab bunlari görünce kalktilar kurbanlarini kestiler, birbirlerini tras ettiler. Ancak, bu sirada gam ve kederden birbirlerini öldüreyazdilar. Sonra bazi mü'mine kadinlar (Mekkelilerden kaçarak) geldiler. Allah Teala Hazretleri, (onlarin geri verilmemesi için) su ayeti indirdi: "Ey iman edenler, (kendi ifadelerince) mü'min kadinlar muhacir olarak geldikleri zaman onlari imtihan edin. Allah onlarin imanlarini iyi bilendir ya, fakat siz de mü'min kadinlar olduklarina kail olursaniz onlari kafirlere geri vermeyin. Bunlar onlara helal degildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. (Kafir zevcelerinin bu kadinlara) sarfettikleri (mehri) onlara (kafirlere) verin. Sizin onlari nikahla almanizda, mehirlerini verdiginiz takdirde, üzerinize bir günah yoktur..." (Mümtehine 10). Hz. Ömer, ayet üzerine o gün cahiliye devrinde evlendigi iki hanimini bosadi. Birini Hz. Muaviye Ibnu Ebu Süfyan nikahladi, digerini de Safvan Ibnu Ümeyye. Sonra Resulullah (sav) Medine'ye döndü. Kureys'ten Ebu Basir müslüman olarak Medine'ye iltica etti. Mekkeliler onu almak üzere arkasindan iki adam gönderdiler. "(Antlasmada) bize verdigin söz var, onu teslim et!" dediler. Resulullah (sav) derhal onu onlara teslim etti. Bunlar Ebu Basir'i alip gittiler. Yolda Zülhuleyfe nam mevkiye gelince, (aziklari olan) hurmadan yemek üzere konakladilar. Ebu Basir onlardan birine: "Vallahi su kilinci çok güzel görüyorum!" dedi. O, hemen kinindan siyirip: "Dogru! Vallahi pek harika! Onunla ne tecrübelerim var!" dedi. Ebu Basir: "Hele bir göster, daha yakindan bakayim!" deyip kaptigiyla adama vurup öldürdü. Öbürü kaçip Medine'ye geldi, kosarak Mescide girdi. Resulullah (sav) onu görünce (yanindakilere): "Bu adam her halde bir korku geçirmis" dedi. Adam (sav)'a gelince: "Vallahi arkadasim öldürüldü! Beni de öldürecek!" dedi, Ebu Basir (ra) da geldi. "Ey Allah'in Resulü! Allah senin zimmetini (taahhüdünü) yerine getirdi, beni onlara iade ettin. Allah beni onlardan tekrar kurtardi" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Harbi kizistiranin anasi aglar. Keske ona bir kisi daha olsa!" cevabini verir. Ebu Basir bu sözü isitince anlar ki, aleyhissalatu vesselam onu yine iade edecek. Hemen oradan çikip deniz kenarina gelir [Is denen bir yere yerlesir]. Mekkelilerin elinden Ebu Cendel Ibnu Süheyl de kurtulup Ebu Basir'e iltihak eder. Derken Kureys'ten müslüman olan herkes Ebu Basir'e katilmaya baslar. Kisa zamanda orada bir grup tesekkül eder. Allah'a yemin olsun. Kureys'ten Sam'a gitmek üzere bir kervanin haberini aldilar mi, ona saldirip adamlari öldürüyor, mallarina da el koyuyorlardi. Kureys Resulullah (sav)'a elçi gönderip, Allah'in adini ve aralarindaki akrabalik baglarini hatirlatarak, Mekke'den geleceklerin emniyette olacagini, yeter ki Ebu Basar ve arkadaslarinin yaptigi baskinlarin önlenmesini rica ettiler. [Bazi rivayette, bunu temin için Medine'ye bizzat Ebu Süfyan'nin geldigi belirtilir.] Resulullah da onlari Medine'ye çagirdi. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "O size Mekke'nin kanunda (hududu içinde), onlara karsi muzaffer kildiktan sonra, onlarin ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendi. Allah ne yaparsaniz hakkiyla görücüdür. Onlar, küfreden, sizi Mescid-i Haram'dan ve alikonulmus hediyelerin mahalline ulasmasindan men edenlerdir. Eger (Mekke'de) kendilerini henüz tanimadiginiz mü'min erkeklerle mü'min kadinlari bilmeyerek çigneyip de o yüzden size bir vebal isabet edecek olmasaydi (Allah size fetih için elbette izin verirdi). (Bunu) kimi dilerse, onu rahmetine kavusturmak için (yapti). Eger onlar seçilip ayrilmis olsalardi biz onlardan küfredenleri muhakkak elem verici bir azaba giriftar etmistik bile. O küfredenler kalplerine o taassubu, o cahillik taassubunu yerlestirdigi sirada idi ki hemen Allah, Resulünün ve müzminlerin üzerine kuvve-i maneviyesini indirdi, onlari takva sözü üzerinde durdurdu. Onlar da buna çok layik ve buna ehil idiler. Allah her seyi hakkiyla bilendir." Feth 24-26). Ravi: Urve Ibnu Zübeyr Kaynak: Buhari, Surut 16, 1, Hacc 106, Muhsar 3, Megazi 35, Tefsir, Mümtahine 2; Ebu Davud, Cihad 168, (2765 • Hudeybiye günü bir grup köle, Resulullah (sav)'a sulhtan önce gelmisti. Efendileri (sav)'a: "Ey Muhammed, onlar senin yanina, dinine istiyak göstererek gelmis degiller, kölelikten kaçtilar" diye mektup yazdilar. (Ashabdan bazi) kimseler de: "[Dogru söylüyorlar], onlari sahiplerine geri ver!" dediler. Resulullah (sav), (seriat bu çesit siginan müslümanlari hürler olarak kabul edip himaye vermeye hükmettigi halde müslümanlarin müsrik dostlarinin: "Bunlar din için degil, hürriyet için sana geldiler" seklindeki tahkiki mümkin olmayan aldatici sözlerini esas alip geri göndermelerini teklif etmelerine) öfkelenip: "Ey Kureys'liler, öyle zannediyorum ki, siz böyle hükmederek, Allah'in, boyunlarinizi vuracak birini göndermesini bekliyorsunuz." dedi ve köleleri iade etmekten imtina etti ve: "Onlar aziz ve celil olan Allah'in azadlilaridir!" buyurdu. Ravi: Ali Kaynak: Ebu Davud, Cihad 136, (2700); Tirmizi, Menakib, Hz. Ali'nin menakibi, (3716) • Resulullah (sav) ile birlikte Hudeybiye'ye geldik. Biz, bindörtyüz kisi idik. (Kuyunun basinda) elli koyun vardi. Suyu bunlara bile yetmiyordu. Resulullah (sav) kuyunun kenarina oturdu. (Iyice hatirliyamiyorum) ya dua buyurdu, ya da kuyuya tükürdü. Derken kuyunun suyu costu. Biz de hem kendimiz içtik, hem de hayvanlarimizi suladik. Sonra Aleyhissalatu vesselam, bizi bir agacin altinda biat etmeye çagirdi. Önce ben biat ettim, sonra herkes gelip sirayla biat etti. Nihayet halkin ortasinda kalinca: "Ey Seleme, biat et!" buyurdu." "Ey Allah'in Resulü, en basta ben biat ettim!" dedim. "Yine de!" buyurdu. Resulullah (sav) beni çiplak, yani silahsiz bulmustu. Bana deriden yapilmis bir kalkan verdi. Sonra bey'at almaya devam etti. Son kisiden de bey'at alinca: "Ey Seleme, sen bana biat etmiyormusun?" dedi. "Ey Allah'in Resulü, ben sana, basta da, ortada (da olmak üzere) iki kere biat ettim" dedim. "Olsun, yine de" buyurdu. Ben de üçüncü sefer biat ettim. Sonra bana: "Ey Seleme! Benim sana verdigim kalkanin nerede?" dedi. "Ey Allah'in resulü dedim, amcam Amir çiplak olarak bana rastladi, ben de kalkani ona verdim. Bu sözüm üzerine Aleyhissalatu vesselam güldü ve: "Sen," dedi, "vaktin birinde adamin dedigi gibisin: "Allahim, demis, bana öyle bir dost ver ki, o bana, kendi nefsimden daha sevgili olsun?" Sonra müsrikler bizimle sulh hususunda haberlesmeye basladilar. Öyle ki, birbirimize gidip gelmeler oldu. (Sonunda) sulh yaptik. Ben Talha Ibni Ubeydillah (ra)'in hizmetçisi idim. Atini sular, kasagilar, kendine de hizmet eder, yemeginden yerdim. (Çünkü) Allah ve Resulü yolunda hicret için malimi ve ailemi terketmistim. Biz ve Mekkeliler aramizda sulh yapinca, birbirimizle karistik. Ben bir agacin yanina gelip dikenlerini süpürerek dibine yattim. Mekke halkindan dört müsrik yanima geldi. Resulullah (sav)'a hakaret etmeye basladilar. Ben onlara kizdim ve bir baska agacin dibine geçtim. Silahlarini agaca asip yattilar. Onlar bu vaziyette iken vadinin asagisindan bir münadi söyle sesleniyordu. "Muhacirlerin imdadina yetisin! Ibnu Züneym öldürüldü!" Hemen kilincimi çekip, bu uyuyan dört kisiye hizla yürüyüp silahlarini aldim, elimde deste yapip, sonra da: "Muhammed'in yüzünü mükerrem kilan o Zat'a yemin olsun, sakin sizden kimse basini kaldirmasin, iki gözü tasiyan (kellesini) uçururum!" dedim. Sonra onlari sürerek Resulullah (sav)'a getirdim. O sirada amcam Amir (ra) da Abelat'tan Mikrez denilen bir adami, üzeri çullanmis bir at üzerinde beraberinde yetmis müsrik oldugu halde Resulullah'a getirdi. Aleyhissalatu vesselam onlara bir nazar edip: "Birakin onlari, fücurun basi da sonu da onlarin olsun!" dedi ve hepsini affetti. Bunun üzerine Allah Teala hazretleri su ayeti indirdi: "O sizi Mekke'nin kanunda (hududu içinde) onlara karsi muzaffer kildiktan sonra, onlarin ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendi." (Fetih 24-26). Sonra Medine'ye müteveccihen oradan ayrildi. Beni Lihyan ile aramizda bir dagin yer aldigi bir yerde konaklardik. Beni Lihyan'in hepsi müsrik idi. Aleyhissalatu vesselam geceleyin daga tirmanacak kimseye istigfarda bulundu. Sanki o kimse Resulullah (sav)'in ashabinin gözcülügünü yapacakti. O gece iki veya üç kere daga çiktim. Sonra Medine'ye geldik. Resulullah (sav) yük develerini, beraberinde, ben de oldugum halde, hizmetcisi Rabah ile gönderdi. Ben onun maiyyetine Talha Ibni Ubeydillah (ra)'in ati ile çiktim. Ben ati develerle birlikte kirasiya götürüp getiriyordum. Sabahleyin bir de ne göreyim! Abdurrahman el-Fezari, Resulullah (sav)'in develerini yagmalamis, hepsini götürmüs, çobani da öldürmüs. "Ey Rabah!" dedim, "su ati al; durumu Talha Ibni Ubeydillah'a bildir, Resulullah'a haber ver ve de ki: "Müsrikler mer'adaki sürüyü yagmaladilar. Sonra bir tepenin üzerine çikarak Medine'ye yönelip üç defa nida ettim: "Ey Sabahim!" Sonra adamlarin arkasindan ok atmak üzere çiktim ve sunlari da terennüm ediyordum: "Ben Ibnu Ekva'im, bugün alçaklarin vay haline! Onlardan birine kavustum ve semerine bir ok attim. Hatta okun kanadi omuzuna degdi. "Al bunu!" dedim. Ben Ibnu'l-Ekva'im, Bugün alçaklarin vay haline! Vallahi onlara atiyor ve yaraliyordum. Bir atli bana dönecek olsa, bir agaca gelip dibine oturuyordum. Sonra tekrar atiyordum. Derken dag(in vadisi) daraldi. Dar yere girdiler. Ben, daga tirmandim. Onlara tas atmaya basladim. Böylece onlari takib etmeye devam ettim. Öyle ki, Resulullah (sav)'in hayvanlarindan Allah'in yarattigi hiç bir deve yoktu ki arkama almamis olayim. Böylece müsrikler benimle hayvanlarin arasindan çekildiler. Sonra onlara ok atarak arkalarini takip ettim. Nihayet otuzdan fazla bürde ve otuz mizrak biraktilar. (Hizli kaçabilmek için) hafiflemek istiyorlardi. Bir sey atacak olsalar, üzerine taslardan nisan koyuyordum. Ta ki, Resulullah ve ashabi onlari tanisin. Böyle gide gide dar bir dag yoluna geldiler. Bir de ne görsünler! Yanlarina Bedr el Fezari'nin falan oglu gelmis. Hemen kusluk yemegi yemek üzere oturdular. Ben de bir tümsegin üzerine oturdum. Fezarî: "Su gördügüm de ne?" diye sordu. "Bununla basimiz belada! Vallahi sabahin köründen beri pesimizde. Bize durmadan atiyor. Elimizde ne varsa çekip aldi" dediler. "Öyleyse sizden ona dört kisi gitsin!" dedi. Böylece bana müteveccihen dört kisi ayrildi ve daga tirmandi. Bana konusma imkani verdikleri vakit, onlara: "Beni taniyor musunuz?" dedim. "Hayir, sen kimsin?" dediler. "Ben Seleme Ibnu'l-Ekva'im, Muhammed'in yüzünü sereflendiren Zata yemin olsun sizden kimi istesem mutlaka yakalarim. Ama sizden kimse beni yakalayamaz!" dedim. Onlardan bir adam: "Ben biliyorum!" dedi ve geri döndüler. Ben yerimden ayrilmadim. Derken Resulullah (sav)'in atlilarini, agaçlarin arasina girerken gördüm. En önde el-Ahram el-Esedi, arkasinda Ebu Katade el-Ensari, onun arkasinda el-Mikdad Ibnu'l-Esved (ra) ardi. Ahram'in atinin gemini tuttum. (Bu sirada) küffar dönüp gitti. Ahram'a: "Ey Ahram! Bunlardan sakin. Resulullah ve ashabi gelinceye kadar yolunu kesmesinler!" dedim. Bana: "Ey Seleme! Eger Allah'a ve ahiret gününe inaniyor, cennetin de cehennemin de hak oldugunu biliyorsan, benimle sehadet arasina engel olma!" dedi. Ben de onu biraktim. Abdurrahmanla karsilastilar. Abdurrahman'in atini hemen öldürdü. Abdurrahman da onu yaralayarak öldürdü ve onun atina atladi. Derken Resulullah (sav)'in üvarisi Ebu Katae (ra) Abdurrahman'a yetisti, yaralayip öldürdü. Muhammed'in yüzünü serefli kilan Zat'a yemin olsun, ben onlari yaya kosarak takip ettim. Öyle ki, arkamda Resulullah (sav)'in ashabi ve tozlari sebebiyle bir sey görmüyordum. Gün batimi öncesine kadar böyle devam ettik. Bu sirada bir dag yoluna saptilar, orada Zu-Karad denen bir su vardi. Sudan içmek için sapilmisti, çünkü susamislardi. Peslerinden kosarak gelen bana baktilar. Ben onlari bundan uzaklastirdim, bir damla bile tadamadilar. Oradan çikip zorluk veren bir dag yoluna saptilar. Ben kosup onlardan bir adama yetistim, omuz kemigine bir ok sapladim. "Al bunu! Ben Ibnul-Ekva'im. Bugün alçaklarin vay haline!" dedim. "Anasiz kalasica! Bu, sabahki Ekva'mi?" dedi. "Evet ey kendinin düsmani! Sabahki Ekva'im!" dedim. Dag yoluna iki at biraktilar. Onlari Resulullah (sav)'a getirdim. Amcam Amir Ibnu'l-Ekva da birinde sulandirilmis süt digerinde su bulunan iki kapla bana yetisti. Hem içtim, hem abdest aldim. Sonra Resulullah (sav)'a geldim. Az önce kafirleri basindan kovaladigim suyun basinda idi. Resulullah (sav)'i, bütün develeri ve müsriklerden kurtardigim bütün esyalari, bürdeleri, mizraklari almis buldum. Bilal (ra) da kurtardigim o develerden birim kesmis, Resulullah (sav)'a cigerini ve hörgücünü kizartiyordu. "Ey Allah'in Resulü! Beni birak, ashabtan yüz kisi seçip müsrikleri takip edeyim, geriye biraktiklari bütün habercilerini geberteyim!" dedim. Resulullah (sav) yan disleri gündüz isiginda görününceye kadar güldü. "Ey Seleme! buyurdu, kendini bunu yapabilecek güçte görüyor musun?" "Evet dedim, seni serefli kilan Zat'a yemin olsun! Evet!" "Simdi onlara Gatafan yurdunda ziyafet verilmektedir" dedi. Derken Gatafanli bir adam geldi ve: "Onlara falan kisi bir deve kesmisti, derisini soyar soymaz bir toz gördüler ve: "Düsman size de gelmis" deyip kaçip gittiler" dedi. (Geceyi orada geçirdik.) Sabah olunca Resulullah (sav): "Bugün en hayirli süvarimiz Ebu Katade, en hayirli piyademiz de Seleme idi" buyurdu. Resulullah (sav) bana iki hisse verdi: Biri süvari hissesi, biri de piyade hissesi idi. Bana bu iki hisseyi de vermisti. Sonra Resulullah (sav) devesi Adba'nin terkisine beni alarak Medine'ye müteveccihen hareket etti. Biz yolda giderken, yaya yürüyüsünde hiç kimsenin kendisini geçemedigi Ensar'dan bir adam: "Medine'ye kadar yaris yapacak var mi; kosucu yok mu? demeye basladi. Bu sözünü habire tekrar ediyordu. Sesini isitince: "Sen hiç bir iyiye ikram etmez, hiç bir serefliyi saymaz misin?" dedim. "Resulullah (sav) hariç hayir!" dedi. Ben (sav)'a yönelip: "Ey Allah'in Resulü! Annem babam sana kurban olsun, bana müsaade buyurun, su adamla yarisayim!" dedim. "Sen bilirsin!" buyurdular. Adama: "Geliyorum hazir ol!" dedim. Ayaklarimi ayarlayip siçradim, kostum. Nefesimi canli tutmak için bir veya iki tepede kendimi tuttum. Sonra yine onun pesinden kostum. Yine bir-iki tepede kendimi tuttum. Sonra yetismek ve omuzlari arasina dokunmak için (tabanlari) kaldirdim. [Ve dokundum]. "Geçildin, vallahi seni geçtim!" dedim. "Biliyorum!" dedi. Medine'ye varincaya kadar onu geçtim. Vallahi Medine'de üç gece kalip, Resulullah (sav) ile birlikte hemen Hayber'e gittik. Yolda amcam Amir Ibnu'l-Ekva, halka su beyitleri terennüm etti: "Vallahi Allah olmasaydi hidayeti bulamazdik. Ne sadaka verir ne de namaz kilardik. Biz senin fazlindan müstagni degiliz. Düsmanla karsilasinca ayagimiza sebat ver. Üzerimize sekine (kuvve-i manevi) indir." Resulullah (sav) "Bu da kim." dedi, Amcam: "Ben Amir Ibnu'l-Ekva" cevabini verdi. Aleyhissalatu vesselam: "Magfiret göresin Ey Amir!" diye dua buyurdu. Resulullah (sav) bir kimseye magfiret dilediginde bulundu mu mutlaka sehid olurdu. Bunun üzerine Ömer Ibnu'l-Hattab (ra) kendi devesinin üstünde seslendi. "Ey Allah'in Resulü! Keske bizi Amir'le faydalandirsan!" Hayber'e vardigimiz zaman, krallari Merhab kilinci elinde (karsimiza) çikti. Söyle i söylüyordu: "Hayber bilir ki ben Merhab'im. Silahi tamam tecrübeli bir kahraman. Savas olunca alevlenen bir yigit!" Amcam Amir (ra) da ilerleyip sunlari söyledi: "Hayber benim de Amir oldugumu bilir. Silahi tam yigit kahraman." Hemen iki darbe birbirine girdi. Merhab'in kilinci amcam Amir'in kalkaninin içine rastladi. Amir onu alttan vurmaya yeltendi. Ama kilici kendine döndü ve ana damarini kesti. Ölümü de bundan oldu. (Bir ara) disari çiktim. Bir de ne göreyim! Resulullah (sav)'in ashabindan birkaç kisi: "Amir'in ameli batil oldu, o kendi kendini öldürdü!" demezler mi! Hemen aglayarak Aleyhissalatu vesselam'in yanina geldim. "Ey Allah'in resulü! Amir'in ameli batil mi oldu?" dedim. "Bunu kim söyledi?" buyurdular. "Ashabinizdan bazilari!" dedim. "Bunu kim söylemisse yanilmis. Bilakis onun ecri iki kattir!" buyurdular. Sonra beni Ali Ibnu Ebi Talib (ra)'e gönderdiler. O gözünden hasta idi. Bu arada Aleyhissalatu vesselam: "Sancagi yarin öyle bir zata verecegim ki Allah ve Resulü'nü sever; Allah ve Resulü de onu sever" dedi. Ali'ye geldim, gerçekten gözünden rahatsizdi. Onu yederek getirdim. Resulullah (sav) gözlerine tükürdü. Aninda iyilesti. Sancagi ona verdi. Sonra Merhab çikti. Söyle demeye basladi: "Hayber bilir ki ben Merhab'im. Silahi tamam tecrübeli bir kahraman. Savas olunca alevlenen bir yigit!" Ali (ra) da söyle dedi: "Ben, annemin arslan dedigi kimseyim. Ormanlarin çirkin manzarali arslani gibi. Düsmanlara kilo ile ton tartarim." Sonra Merhab'in basina bir darbe indi ve onu öldürdü. Hayber onun eliyle fethedilmisi! Ravi: Seleme Ibnu'l-Ekva' Kaynak: Müslim, Cihad 132, (1807) • Cabir Ibnu Abdillah (ra)'i dinledim, diyordu ki: "Resulullah (sav) Hudeybiye günü bize söyle söyledi: "Bugün siz arz ehlinin en hayirli olanlarisiniz. O gün biz bindörtyüz kisi idik. Bugün görebilseydim, size (Altinda biat yapilan) agacin yerini gösterirdim." Ravi: Amr Ibnu Dinar Kaynak: Buhari, Megazi 35, Menakib 25, Tefsir, Feth 5, Esribe 31; Müslim, Imaret 71, (1856) •
Gazveler - Umretu'l-Kaza

Resulullah (sav) Zülkade ayinda umreye çikmisti. Mekkeliler Onun Mekke'ye girmesine izin vermediler. Resulullah, gelecek yil girmek, orada üç gün kalmak, Mekke'ye silahlar torbalarda olarak girmek, ailelerinden pesine düsmek isteyen çiksa bile kimseyi almamak,...

• Resulullah (sav) Zülkade ayinda umreye çikmisti. Mekkeliler Onun Mekke'ye girmesine izin vermediler. Resulullah, gelecek yil girmek, orada üç gün kalmak, Mekke'ye silahlar torbalarda olarak girmek, ailelerinden pesine düsmek isteyen çiksa bile kimseyi almamak, Ashabindan Mekke'de kalmak isteyen çikarsa kimseye mani olmamak sartlari üzerine anlasmisti. Resulullah (sav) (Mekke'ye umre için) girip, müddet de dolunca, Mekkeliler Hz. Ali'ye gelip: "Arkadasina söyle, bizi terketsin, müddet doldu!" dediler. Resulullah (sav) çikti, ancak Hamza'nin kizi (ra) pesine takildi: "Ey amcam, ey amcam!" diye bagiriyordu. Hz. Ali (ra) onu alip elinden tuttu. Hz. Fatima (ra)'ya: "Amcanin kizini yanina al!" dedi. [Medine'ye gelince] kizi (yanina alma) hususunda Hz. Ali, Zeyd ve Cafer (ra) ihtilafa düstüler. Hz. Ali: "O benim amcamin kizidir! (Ben ehakkim)" diyordu. Cafer (ra): "O hem amcamin kizi, hem de teyzesi nikahim altinda!" diyordu. Zeyd de: "Kardesimin kizidir! diyordu. Resulullah (sav), kizin, teyzesinin yaninda kalmasina hükmetti ve: "Teyze anne makamindadir!" buyurdu. Hz. Ali (ra)'a yönelerek: "Sen bendensin, ben de senden!" buyurdu. Cafer (ra)'a: "Yaratilisin ve huyun bana benzer" diyerek iltifat etti. Zeyd (ra)'e de: "Sen bizim hem kardesimiz, hem de mevlamiz (azadlimiz)sin!" buyurdu. Ravi: Bera Ibnu'l-Azib Kaynak: Buhari, Megazi 43, Umre 3, Cezau's-Sayd 17, Sulh 6, Cizye 19; Müslim, Cihad 90, (1783) •
Gazveler - Muta

Resulullah (sav) Muta gazvesinde Zeyd Ibnu Harise (ra)'i emir (komutan) tayin etti ve dedi ki: "Eger Zeyd öldürülecek olursa, komutan Cafer'dir. Cafer öldürülecek olursa Abdullah Ibnu Ravaha'dir" (ra). Abdullah der ki: "Bu gazvede aralarinda ben de vardim....

• Resulullah (sav) Muta gazvesinde Zeyd Ibnu Harise (ra)'i emir (komutan) tayin etti ve dedi ki: "Eger Zeyd öldürülecek olursa, komutan Cafer'dir. Cafer öldürülecek olursa Abdullah Ibnu Ravaha'dir" (ra). Abdullah der ki: "Bu gazvede aralarinda ben de vardim. (Bir ara) Cafer Ibnu Ebi Talib (ra)'i aradik. Onu ölüler arasinda bulduk. Öyleydi ki cesedinin ön cephesinde doksan küsur ok ve mizrak yarasi saydik." Bir rivayette de su ziyadeyi ilave etmistir: "Arka tarafinda hiç yara yoktu." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Megazi 44 • Resulullah (sav), Zeyd, Cafer ve Ibnu Ravaha'nin öldüklerini onlardan haber gelmezden önce bildirdi. Söyle demisti: "Bayragi Zeyd aldi ve isabet aldi (öldü). Bayragi ondan sonra Cafer aldi o da öldü. Sonra Abdullah Ibnu Ravaha aldi, o da öldü. -Böyle deyince Resulullah (sav)'nin gözleri yasla doldu." (Resulullah sözlerine devam etti): "Bayragi,sonra Allah'in kiliçlarindan bir kiliç, tayin edilmeksizin aldi: Halid Ibnu'l- Velid... Allah Teala Hazretleri ona zafer verdi." Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Cenaiz 4, Cihad 7, 183, Menakib 26, Fedaili'l-Ashab 25, 44; Nesai, Cenaiz 27, (4, 26) • Halid'in söyle söyledigini isittim: "Muta günü elimde dokuz kiliç kirildi. Elimde sadece Yemen'de mamul bir safiha (genis demirli kiliç) kaldi." Ravi: Kays Ibnu Ebi Hazim Kaynak: Buhari, Megazi 44 • Muta gazvesine Zeyd Ibnu Harise (ra) ile birlikte çiktim. Bana Yemenli bir asker refakat etti ki, üzerinde sadece bir kilinci vardi. Müslümanlardan biri bir deve kesti. Yemenli, ondan derinin bir parçasini istedi, o da verdi. Yemenli ondan kendine bir nevi kalkan yapti. Yolumuza devam ederken bir Rum birligiyle karsilastik. Onlar arasinda, üzerinde müzehheb (altin islemeli) eger tasiyan sari bir at üzerinde bir adam vardi. Adamin silahi da müzehheb idi. Rumi adam müslümanlara siddetle saldirmaya basladi. Yemenli asker de bir kayanin arkasinda saklanarak onu takibe basladi. Derken rumi ona ugradi. Yemenli kilinciyla atin ayaklarini kirdi ve Rumi yere düstü. Hemen kiliciyla üzerine atilip adami öldürdü. At(ta olanlari) ve silahi aldi. Allah Teala Hazretleri müslümanlara zafer müyesser edince, Halid Ibnu'l-Velid adama birini göndererek selebden (öldürdügü kimsenin esyalarindan el koydugu seylerden) bazisini ondan aldi. Avf der ki: "Ben Halid'e gelerek, kendisine: "Bilmiyor musun, Resulullah, selebin öldürene ait olduguna hükmetmistir!" dedim. "Elbette biliyorum. Fakat aldiklari gözüme çok geldi!" dedi. Ben: "Ya bunu adama geri verirsin, ya da durumu Aleyhissalatu vesselam'a söylerim!" dedim. Ama Halid, geri vermekten imtina etti." Avf der ki: "Resulullah (sav)'in yaninda toplaninca, ben Yemenlinin ve Halid'in yaptigi seyleri hikaye ediverdim. Resulullah (sav): "Ey Halid niye böyle yaptin?" diye sordu. Halid: "Bu gözüme çok göründü!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Ondan ne aldi isen geri ver" dedi. Ben: "Ey Halid! Al iste, ben sana (böyle yapman gerektigini) söylemedim miydi?" dedim. Resulullah: "Bu da ne demek?" buyurdu. Ben de anlattim. Bunun üzerine Resulullah öfkelendi ve: "Ey Halid, ona geri verme! Siz benim komutanlarimi bana birakir misiniz hiç! Sizin ve komutanlarimin misali, deve veya koyun çobani tutulup da onlari güden, sulama vakti gelince havuza götüren çoban ve sürüsüne benzersiniz. Sürü gelir havuza girer, temiz suyu içer, çobana bulanigi kalir. Temizi size bulanigi komutanlarima." Ravi: Avf Ibnu Malik el-Escai Kaynak: Ebu Davud, Cihad 148, {2719, 2720); Müslim, Cihad 44, 45, (1753,1754) •
Gazveler - Huraka'ya Gönderilen Seriyye

Üsame Ibnu Zeyd (ra)'i dinledim, diyordu ki: "Resulullah (sav) bizi Huruka'ya gönderdi. Sabah baskini yapip hezimete ugrattik. Ben ve Ensar'dan biri, Hurukali bir adama rastladik. Adama galebe çalmistik, Lailaheillallah dedi. Adam bunu söyler söylemez Ensari...

• Üsame Ibnu Zeyd (ra)'i dinledim, diyordu ki: "Resulullah (sav) bizi Huruka'ya gönderdi. Sabah baskini yapip hezimete ugrattik. Ben ve Ensar'dan biri, Hurukali bir adama rastladik. Adama galebe çalmistik, Lailaheillallah dedi. Adam bunu söyler söylemez Ensari savasmayi birakti, ben devam ettim ve mizragimi saplayip öldürdüm. Medine'ye geldigimiz zaman benim yaptigim, Resulullah'in kulagina ulasmis. (Beni çagirtti ve) "Ey Usame! Sen, lailaheillallah dedikten sonra adam mi öldürdün?" diye sordu. Ben: "O bunu, canini kurtarmak için söyledi!" dedim. Resulullah (sav): "Sen onu Lailaheillallah dedikten sonra öldürdün mü?" dedi. Bu cümleyi o kadar çok pespese tekrar etti ki, keske bugünden daha önce müslüman olmasaydim (müslüman olarak böyle bir cinayeti islememis olurdum) diye temenni ettim. [Müslim'in Cündeb'ten kaydettigi bir diger rivayet söyle: "Sen Lailaheillallah diyeni öldürdün mü? Kiyamet günü Lailahellallah gelince ona nasil hesap vereceksin?" Bunu ona çok tekrarladi."] Ravi: Ebu Zabyan Kaynak: Buhari, Diyat 2; Müslim, Iman 158, (96); Ebu Davud, Cihad 104, (2643) •
Gazveler - Fetih

Resulullah (sav) beni, Zübeyr'i ve Mikdad'i gönderdi ve dedi ki: "Gidin Ravzatu Hah nam mevkiye varin. Orada bir kadin bulacaksiniz. Onda bir mektup var, mektubu ondan alin gelin." Gittik. Atimiz bizi çabuk götürdü. Ravza'ya geldik. Kadinla karsilasinca:...

• Resulullah (sav) beni, Zübeyr'i ve Mikdad'i gönderdi ve dedi ki: "Gidin Ravzatu Hah nam mevkiye varin. Orada bir kadin bulacaksiniz. Onda bir mektup var, mektubu ondan alin gelin." Gittik. Atimiz bizi çabuk götürdü. Ravza'ya geldik. Kadinla karsilasinca: "Mektubu çikar!" dedik. Kadin: "Bende mektup yok!" dedi. "Ya mektubu çikarirsin yahut senin elbiselerini soyariz!" diye ciddi konustuk. Saç örgülerinin arasindan mektubu çikardi. Onu Resulullah (sav)'a getirdik, içerisinde su vardi: "Hatib Ibnu Ebi Belte'a tarafindan, Mekke'de olan bazi müsriklere yazilmisti. Resulullah (sav)'in (sefer hazirligi ile ilgili) faaliyetlerini haber veriyordu. Resulullah (sav) (Hatib'i çagirarak): "Ey Hatib, bu da ne?" diye sordu. Hatib: "Ey Allah'in resulü, bana kizmada acele etme. Ben Kureys'e disardan katilan bir adamim. Ben onlardan degilim (aramizda kan bagi yok). Senin beraberindeki muhacirlerin (Mekke'de) akrabalari var. Mekke'deki mallari ve fiilelerini himaye ederler. Bu sekilde nesebten gelen hamilerim olmadigi için oradaki yakinlarimi himaye edecek bir el edineyim istedim. Bunu katiyyen küfrüm veya dinimden irtidadim veya islam'dan sonra küfre rizamdan dolayi yapmadim" dedi. Resulullah (sav): "Bu bize dogruyu söyledi" dedi. Hz. Ömer atilarak: "Ey Allah'in Resulü! Birak beni, su münafigin kellesini uçurayim!" dedi. Resulullah (sav) da: "Ama o Bedr'e katildi. Ne biliyorsun, belki de Allah Teala Hazretleri Bedir ehlinin haline muttali oldu da: "Dilediginizi yapin, sizleri magfiret etmisim" buyurdu. Bunun üzerine Allah Teala Hazretleri su vahyi indirdi: "Ey iman edenler! Benim düsmanimi da kendi düsmanlarinizi da dostlar edinmeyin. (Kendileriyle aranizdaki) sevgi yüzünden onlara (peygamberin maksadini) ulastirirsiniz (degil mi?) Halbuki onlar Hak'tan size gelene küfretmislerdir" Mümtehine 1). Ravi: Ali Kaynak: Buhari, Megazi 9, Cihad 141, 195, Tefsir, Mümtehine 1, Isti'zan 23, Istitabe 9; Müslim, Fedailu's-Sa • Resulullah (sav) Feth gazvesini Ramazan ayinda yapti. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Megazi 47, Savm 34, Cihad 106; Müslim, Siyam 88, (1113) • Resulullah (sav) Fetih senesinde (Mekke'ye müteveccihen) yürüyünce, bu haber Kureys'e ulasti. Ebu Süfyan Ibnu Harb, Hakim Ibnu Hizam, Büdeyl Ibnu Verka haber toplamak üzere sehrin disina çiktilar. Yürüyerek ilerleyip Merrü'z-Zehrto nam mevkie kadar geldiler. Bir de ne görsünler; her tarafta atesler yaniyor, tipki Arafat'ta hacilarin yaktigi atesler gibi. Ebu Süfyan saskin: "Bu da ne? Sanki Arafat'taki atesler!" der. Büdeyl Ibnu Verka, "Beni Amr'in atesleri olmasin?" der. Ebü Sufyan: "Ama, Beni Amr'in atesi bundan az olmali!" der. Resulullah (sav) devriyelerinden bazilari bunlari görür, yaklasir ve tevkif edip, Resulullah (sav)'a getirirler. Ebu Süfyan müslüman olur. Yürüdükleri zaman Abbas (ra)'a: "Sen Ebu Süfyan'i su dagin burnunda durdur da müslümanlari görsün!" buyurur. Tenbih edildigi sekilde Hz. Abbas, Ebu Süfyan'i (hakim bir noktada) durdurur. Kabileler, Resulullah (sav)'la birlikte bölük bölük Ebu Süfyan'in önünden geçmeye baslarlar. Bir bölük geçer, Ebu Süfyan sorar: "Ey Abbas bunlar kim?" "Bunlar Beni Gifar!" der. Ebu Süfyan: "Bana ne Gifar'dan!" der. Sonra Ceheyne kabilesi geçer. Ebu Süfyan ayni sekilde sorar, aldigi cevaba benzer mukabelede bulunur. Arkadan Süleym geçer. Ebu Süfyan ayni sekilde sorar, aldigi cevaba benzer mukabelede bulunur. Derken bir bölük gelir ki, bu öncekilerden çok farklidir. Yine sorar: "Ey Abbas bunlar kim?" "Bunlar," der Abbas, "Ensardir. Baslarinda Sa'd Ibnu Ubade, beraberlerinde de bayrak var!" Sa'd der ki: "Ey Ebu Süfyan, bugün savas günüdür. Bugün Kabe'nin helal addolunacagi gündür!" Ebu Süfyan Abbas'a: "Ey Abbasi (Sen Mekkelisin) bugün muhafaza vazifeni yapacagin en iyi firsat. Görelim seni (sehri yagmalatma)" der. Derken bir bölük daha geçer. Bu geçenlerin sayica en küçügü. Bunlarin içinde Resulullah (sav) ve (yakin) ashabi var. Resulullah'in sancagi da Zübeyr Ibnü'l-Avvam (ra)'in elindedir. Resulullah (sav) Ebu Süfyan'in yanindan geçerken, Ebu Süfyan: "Sa'd Ibnu'l-Ubade'nin söyledigini biliyor musun?" der. Resulullah (sav): "Ne demisti?" diye sorar. Ebu Süfyan: "Sunu sunu söyledi" diyerek (yukarida kaydedilen sözlerini) hatirlatir. Bunun üzerine Resulullah: "Sa'd Ibnu Ubade yanildi. Bilakis, bugün Allah'in Ka'be'nin sanini yücelttigi bir gündür; bugün Ka'be'ye örtünün giydirildigi bir gündür!" dedi. Resulullah (sav), sancaginin (Mekke'nin Bati ve Kuzey cihetinde yer alan iki dagdan biri olan) el-Hacun'a dikilmesini emretti. Halid Ibnu Velid (ra)'e, sehre Mekke'nin üst kismindan, Keda'dan girmesini ferman buyurdu. O gün Halid Ibnu Velid'in süvarilerinden iki kisi öldürülür: Hubeys Ibnu'l-Es'ar ve Kürz Ibnu Cabir el-Fihri (ra). Ravi: Urve Ibnu Zübeyr Kaynak: Buhari, Megazi, 48 • Abbas, Ebu Süfyan Ibnu Harb'i getirmisti, Merrü'z-Zahr'dan müslüman oldu. Abbas (ra) dedi ki: "Ey Allah'in Resulü, Ebu Süfyan, sereflenmeyi seven bir kimsedir. (Onun sereflenecegi) bir sey yapsaniz!" "Dogru söyledin! (sehre girerken ilan edin): "Kim Ebu Süfyan'in evine girerse emniyettedir, kim kapisini kapar (evinden disari çikmazsa) emniyettedir, kim silahini atarsa o da emniyettedir. Kim Mescide (Ka'be'ye) girerse o da emniyettedir!" Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Harac 25, (3021,3022) • Resulullah (sav), Fetih günü, Mekke'ye basinda migferiyle girdi. Onu çikardigi zaman, bir adam gelerek: "Ibnu Hatal Ka'be'nin örtüsüne sarinmis (vaziyette yakalandi), affedelim mi?" dedi. "Onu öldürün!" emr buyurdular. Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Megazi 48, Cezau's-Sayd 18, Cihad 169, Libas 17; Müslim, Hacc 450, (1357); Muvatta, Hacc 247 • Resulullah (sav), fetih günü dört erkek iki kadin disinda, herkese (hayatini bagisladi ve) eman tanidi. Bu dörtler arasinda Ibnu Ebi Sarh da vardi. Hz. Osman'in yaninda saklandi. Resulullah (sav) halki, kendisine biat etmeye çagirinca, Hz. Osman (ra) onu da getirip Resulullah (sav)'in yaninda durdurdu ve: "Ey Allah'in Resulü! Abdullah'tan biat al!" dedi. Aleyhissalatu vesselam (hiç ses çikarmadan) üç sefer basini kaldirip ona bakti. Her seferinde bey'at'tan imtina ediyordu. Üç seferden sonra, onunla da biat etti. Sonra ashabina yönelip: "Içinizden elimi bey'at için vermekten imtina ettigimi görünce kalkip öldürecek akli basinda bir adam yok muydu?" buyurdular. Ashab: "Içinizden geçeni nasil bilelim. Keske bize gözünüzle bir imada bulunsaydiniz!" dediler. Bunun üzerine: "Bir peygambere hain gözlü olmak yarasmaz" buyurdular. [Ebu Davud der ki: "Abdullah, Hz.Osman'in süt kardesiydi."] Ravi: Sa'd Ibnu Ebi Vakkas Kaynak: Ebu Davud, Cihad 127, (2683); Nesai, Tahrimu'd-Dem 14, (7,105,106) • Resulullah (sav) fetih günü, (Mescid-i Haram'a) girdigi zaman Beytullah'in etrafinda üç yüz altmis tane dikili (put) vardi. Elindeki çubukla onlara dürtüyor ve: "Hak geldi, batil zeval buldu. Batil zaten zeval bulucudur" (Isra 81); "Hak geldi, batil hiçbir seyi yoktan varedemez, gideni de getiremez" (Sebe' 49) diyordu. Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Megazi 48, Mezalim 32, Tefsir, Beni Israil 12; Müslim, Cihad 87, (1781); Tirmizi, Tefsir, Be • Resulullah (sav), Fetih sirasinda Ömer Ibnu'l-Hattab'a, Batha'da iken Ka'be'ye gelip oradaki bütün suretleri ortadan kaldirmasini emretti. Resulullah (sav) oradaki bütün suretler ortadan kaldirilmadikça Ka'be'ye girmedi. Ravi: Cabir Kaynak: Ebu Davud, Libas 48, (4156) • Resulullah (sav), Fetih günü Mekke'nin yukari kismindan, devesinin üzerinde olarak ilerledi. Terkisinde de Üsame Ibnu Zeyd (ra) vardi. Beraberinde Hz. Bilal ve (Kabe'nin) haciblerinden olan Osman Ibnu Talha da vardi. Mescid-i Haram'da devesini ihtirdi. Osman'a Kabe'nin anahtarini getirmesini emretti. Osman annesine gitti. Ancak kadin anahtari vermekten imtina etti. Osman: "Vallahi, ya anahtari verirsin ya da su kiliç belimden çikacaktir!" dedi. Kadin anahtari verdi. Osman Resulullah'a getirdi. Aleyhissalatu vesselam kapiyi açip, Beytullah'a girdi. Onunla birlikte Hz. Üsame, Bilal ve Osman da girdiler. Gündüzleyin içinde uzun müddet kaldi,sonra çikti. Halk (içeri girmede) yaris etti. Abdullah Ibnu Ömer ilk giren kimseydi. Girince, Bilal (ra)'i kapinin arkasinda ayakta duruyor buldu. "Resulullah (sav) nerede namaz kildi?" diye sordu. Bilal, Aleyhissalatu vesselam'in namaz kildigi yeri isaret ederek gösterdi. Abdullah der ki: "Kaç rek'at kildigini sormayi unuttum." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Cihad 127, Salat 30, 81, 96, Teheccüd 25, Hacc 51, 52, Megazi 77, 48; Müslim, Hacc 389, (132 • Allah Teala Hazretleri, Resul-i Ekrem (sav)'e Mekke'nin fethini nasib edince, halkin içinde kalkip, Allah'a hamd ve sena ettikten sonra dedi ki: "Allahu Zülcelal Hazretleri, Mekke'yi filin girmesinden korumustur. Mekkelilere Resulünü ve mü'minleri musallat etti. Mekke(de savasmak) benden önce hiç kimseye helal edilmedi. Bana da bir günün muayyen bir zamaninda helal edildi. Benden sonra da kimseye helal edilmeyecek. Onun avi ürkütülmemeli, otu yolunmamali, agaci kesilmemeli. Buluntular da ancak sahibi aranmak kasdiyla alinabilir. Kimin bir yakini öldürülmüsse, o kimse iki husustan birinde muhayyerdir: Ya diyet alir, ya da ölünün ailesi kisas ister (katil öldürülür)." Abbas (ra): "Ey Allah'in Resulü! Izhir otu bu yasaktan hariç olsun! Zira biz onu kabirlerimizde ve evlerimizde kullaniyoruz!" dedi. Aleyhissalfitu vesselam da: "Izhir hariç!" buyurdu. Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Ilm 39, Lukata 7, Diyat 8; Müslim, Hacc 447, (1355); Ebu Davud, Menasik 90, (2017) • Hz. Cabir (ra)'e sordum: "Mekke fethedildigi gün, herhangi bir sey ganimet kilindi mi?" "Hayir! cevabini verdi." Ravi: Vehb Kaynak: Ebu Davud, Haraç 25, (3023) • Resulullah (sav) Mekke'ye girdiginde sancagi beyaz, üzerindeki sargi da siyahti. Ravi: Cabir Kaynak: Ebu Davud, Cihad 76, (2692); Tirmizi, Cihad 9, (1679) •