Arsiv

Hadis arsivi

Mevcut hadis veritabanindan uretilen sayfali hadis arsivi.

Affetme Hakkında

Resulullah (sav)'a, kendisine her ne zaman kisas bulunan bir dava getirildiginde, mutlaka her seferinde affetmeyi emrediyor gördüm. Ravi: Enes Kaynak: Ebu Davud, Diyat 3, (4497); Nesai, Kasame 27, (8, 37, 38)

• Resulullah (sav)'a, kendisine her ne zaman kisas bulunan bir dava getirildiginde, mutlaka her seferinde affetmeyi emrediyor gördüm. Ravi: Enes Kaynak: Ebu Davud, Diyat 3, (4497); Nesai, Kasame 27, (8, 37, 38) • Bir adam Resulullah (sav)'a bir adam getirip: "Bu adam kardesimi öldürdü!" diye sikayette bulundu. Resulullah da: "Git sen de onu öldür, tipki kardesini öldürdügü gibi" buyurdular. Adamcagiz sikayetçiye: "Allah'tan kork, beni affet! Çünkü af senin için büyük bir ücrete sebeptir. Senin için de, kardesin için de kiyamet günü daha hayirlidir!" dedi. Adam da onu saliverdi. Durum Resulullah (sav)'a haber verildi. Resulullah (onu çagirtip) sordu. Adam (caninin) kendisine söylediklerini haber verdi. (Ravi devamla) der ki: "[Resulullah (sav)]: "Onu azat et! Aslinda onu azat etmen, onun için, kiyamet günü onun sana yapacagindan daha hayirliydi. O gün: "Ey Rabbim diyecek, suna sor bakalim, beni niye öldürmüstü?" Ravi: Büreyde Kaynak: Nesai, Kasame 6, (8,18) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Maktulün kisas talep eden velilerine, (katillerden) birini affederek kisastan kaçinmalari gerekir. Kadin dahi olsa, en yakin olan baslasin." Ravi: Aise Kaynak: Ebu Davud, Diyat 16, (4538); Nesai, Kasame 29, (8, 39) •
Kasame Hakkında

Cahiliye devrinde görülen ilk kasame hadisesi, biz Beni Hasim içinde cereyan etmisti. Beni Hasim'den (Amr Ibnu Alkame Ibni'l-Muttalib Ibni Abdi Menaf adinda) bir erkegi, Kureys'in bir baska koluna mensup (Hidas Ibnu Abdillah Ibni Ebi Kays el-Amiri adinda) bir...

• Cahiliye devrinde görülen ilk kasame hadisesi, biz Beni Hasim içinde cereyan etmisti. Beni Hasim'den (Amr Ibnu Alkame Ibni'l-Muttalib Ibni Abdi Menaf adinda) bir erkegi, Kureys'in bir baska koluna mensup (Hidas Ibnu Abdillah Ibni Ebi Kays el-Amiri adinda) bir adam ücretle tutmustu. (Amr) develerle birlikte (ihdasla) yola çikti. Beni Hasim'den bir kimse ona ugradi. Bu adamin deri çuvallarinin ipi kopmustu. "Bana yardim et, ip ver de su çuvallarima baglayayim, develer ürkmesin!" dedi, o da ona bir ip verdi ve onunla çuvallari bagladi. Konakladiklari vakit bir tanesi hariç bütün develer baglandi. Onu ücretle tutan patron: "Bu deve niye baglanmadi?" diye sordu ve efendi hizmetçiye bir sopa firlatti. Megerse onun eceli bu degnekte imis. (Adam yaralanir, fakat daha ölmeden) Yemenli bir zat kendisine ugrar. Yemenliye sorar: "Sen hacc mevsiminde Mekke'de hazir bulunur musun?" Adam: "Bazan bulunurum, bazan bulunmam" der. Yarali ona: "Benim için bir elçilik yapar misin?" diye ilave eder. Adam: "Evet yapar (istediginizi duyururum)" der. Yarali: "Sen hacc mevsiminde hazir bulundugun zaman: "Ey Kureysliler!" diye bagir. Sana "Buyur!" ettikleri vakit: "Ey Hasimogullari!" de!.. Onlar: "Buyur!" edince Ebu Talib'i sor. Ona: Beni falancanin bir ip sebebiyle öldürdügünü haber ver!" der. Bunu söyledikten sonra o isçi vefat eder. Onu ücretle tutan patron, (Mekke'ye) dönünce Ebu Talib yanina gelerek (öleni) sorup: "Arkadasimiza ne oldu?" der. O da: "Hastalandi, (tedavisi için) elimizden geleni yaptik. (Ama maalesef) öldü, defin isini de ben üzerime aldim!" diye cevap verir. Ebu Talib: "O, senin bu alakani hak etmisti" der. Aradan bir müddet geçer. Sonra ölen ücretlinin vasiyette bulundugu Yemenli zat hacc mevsiminde gelir ve: "Ey KureysIiler!" diye seslenir. (Kureysliler toplanip): "iste biz Kureyslileriz!" derler. Bu sefer adam: "Ey Hasimogullari!" der. Onlar: "iste biz Beni Hasimiz!" derler. Adam bu sefer de: "Ey Ebu Talib!" der. Kendisine: "iste su Ebu Talib'tir!" derler. Adam: "Bana falan kimse, size bir elçilik (yapmami, bir haber) teblig etmemi söylemisti. O da su: Onu falan kimse bir ip yüzünden öldürmüs" der. Bunun üzerine Ebu Talib ona gidip: "Bizden üç seyden birini seç: istersen yüz deve öde, zira sen bizim adamimizi öldürdün. (Bu iddiamizi inkar edecek olursan), dilersen, kavminden elli kisi senin öldürmedigine dair yemin etsinler. Bunlara itiraz edecek olursan, biz de seni onun sebebiyle öldürecegiz!" der. Adam kavmine gelip durumu haber verir. "Yemin edelim!" derler. Onlardan bir erkege nikahli olup, dogum da yapmis olan Beni Hasimli bir kadin gelip: "Ey Ebu Talib! Benim su oglumu o elli kisiden bir adam yerine tutmam, fakat ona (yeminlerinin yaptirildigi Ka'be rüknü ile Makam-i Ibrahim arasinda) yemin ettirilmemesini talep ediyorum!" der. Ebu Talib bu kadinin diledigi sekilde hareket eder. Derken onlardan bir baska adam gelir ve: "Ey Ebu Talib! Sen yüz deveye bedel elli kisinin yemin etmesini diledin. Bu durumda her adama iki deve düsüyor. Al su iki deveyi benim hesabima kabul et, yeminlerin yapildigi yerde bana yemin ettirme!" der. Ebu Talib bu iki deveyi kabul eder. Kirk sekiz kisi de gelip yemin ederler. Ibnu Abbas (ra) der ki: "Nefsimi kudret eliyle tutan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun, yeminleri üzerinden bir yil geçmeden o kirk sekiz kisiden hiçbir kimildayan göz kalmadi (hepsi helak oldu)." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Menakibu'l-Ensar 26; Nesai, Kasame 1, (8,2,4) • Ebu Seleme Ibnu Abdirrahman ve Süleyman Ibnu Yesar, Resulullah (sav)'in bir sahabisinden naklen anlatiyor: "Resulullah (sav), kasameyi cahiliye devrindeki sekliyle takrir edip kabul etti. Hatta, Hayber Yahudileri aleyhine dava ettikleri bir ölü için Ensar'dan bir kisim insanlar arasinda kasameye hükmetti." Ravi: Ebu Seleme Ibnu Abdirrahman ve Süleyman Ibnu Yesar Kaynak: Müslim, Kasame 8, (1670); Nesai, Kasame 2, (8, 5) • Abdullah Ibnu Sehl ve Muhayyisa Ibnu Mes'ud Hayber'e gittiler. O günlerde Hayber'le sulh yapilmisti. Onlar (hususi isleri için) birbirlerinden ayrildilar. Muhayyisa, Abdullah Ibnu Sehl'e rastladi; kan revan içindeydi, son nefeslerini verdi. Muhayyisa, arkadasini orada defnetti ve Medine'ye döndü. Mes'ud'un iki oglu Muhayyisa ve Huvayyisa, Abdurrahman Ibnu Sehl ile birlikte (durumu haber vermek üzere) Resulullah (sav)'in yanina gittiler. Yasça hepsinin küçügü olan Abdurrahman konusmaya basladi. Resulullah (sav): "Büyügü büyükle, büyügü büyükle!" diyerek, müdahele etti. Bunun üzerine o sustu, öbürleri anlattilar. Aleyhissalatu vesselam: "Elli yemin yapip arkadasinizin diyetini hak etmek ister misiniz?" buyurdular. Onlar; "Nasil yemin ederiz, ne sahid olduk, ne de gördük!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Yahudiler elli yeminle sizi tebrie etsinler mi?" buyurdular. Onlar: "Biz kafir insanlann yeminine nasil itibar ederiz?" dediler. Resulullah (sav) onlarin bu halleri üzerine, adamin diyetini kendi nezdinden ödedi. Ravi: Sehl Ibnu Ebi Hasme Kaynak: Buhari, Diyat 22, Sulh 7, Cizye 12, Edeb 89, Ahkam 38; Müslim, Kasame 1, (1669); Muvatta, Kasame 1, • Muhayyisa'nin küçük oglu Hayber'in kapisi önünde maktul bulundu. Resulullah (sav): "Öldüren hakkinda iki sahid bul, katili sana ipiyle teslim edeyim!" buyurdu. Muhayyisa: "Ey Allah'in Resulü! Biz nereden iki sahid bulalim? Zira onlarin kapilari önünde katledildi" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse elli kere kasame yemini edersin" buyurdular. Muhayyisa: "Ey Allah'in Resulü dedi, ben bilmedigim bir kimse hakkinda nasil yemin ederim?" Aleyhissalatu vesselam: "Onlardan elli kasame yemini talep edersin" buyurdular. Muhayyisa: "Ey Allah'in Resulü! Onlar Yahudidir, biz onlara nasil yemin teklif ederiz?" dedi. Bunun üzerine ölenin diyetini Aleyhissalatu vesselam onlara (Yahudilere) hükmetti ve yarisiyla onlara yardimda bulundu. Ravi: Amr Ibnu Suayb an ebihi an ceddihi Kaynak: Nesai, Kasame 4, (8,12) • Tarikinden anlatildigina göre, "Resulullah (sav), Liyyetü'l-Bahre nam mevkiin kenarinda yer alan Bahretu'r-Ruga'da meskun Beni Nadr Ibni Malik kabilesinden bir adami kasame yoluyla öldür(t)dü ve: "Katil de maktul de kendilerinden!" buyurdu. Ravi: Amr Ibnu Suayb an ebihi an ceddihi Kaynak: Ebu Davud, Diyat 8, (4522) •
Mudarebe Hakkında

Babasindan naklen anlattigina göre, "Ömer Ibnu'l-Hattab'in iki oglu Abdullah ve Ubeydullah (ra), Irak'a giden bir orduya katilip sefere çiktilar. Bu seferde, Basra emiri olan Ebu Musa el-Es'ari (ra)'ye ugradilar. Ebu Musa onlarla merhabalasip, kolaylik...

• Babasindan naklen anlattigina göre, "Ömer Ibnu'l-Hattab'in iki oglu Abdullah ve Ubeydullah (ra), Irak'a giden bir orduya katilip sefere çiktilar. Bu seferde, Basra emiri olan Ebu Musa el-Es'ari (ra)'ye ugradilar. Ebu Musa onlarla merhabalasip, kolaylik diledikten sonra: "Size faydasi dokunacak bir sey yapabilmeyi ne kadar isterdim!" dedi ve az sonra hatirladi: "Evet evet! Surada Allah'in malindan mal var. Onu Emirü'l-mü'minin (Hz. Ömer)'e göndermek istiyorum. Ben onu size karz olarak vereyim. Siz onunla Irak mallarindan satin alin, sonra da Medine'de satin. Sermayeyi emiru'l-mü'minin'e ödeyin, kar da sizin olsun!" dedi. Abdullah ve Ubeydullah: "Bunu yapmak isteriz" dediler ve yaptilar. Ebu Musa, Hz. Ömer (ra)'e onlardan mali almasini yazdi. Medine'ye geldikleri vakit mali sattilar, kar ettiler. Parayi Hz. Ömer'e verdikleri zaman: "Ebu Musa, her askere size yaptigi gibi borç veriyor mu?" diye sordu. Ogullari, "Hayir!" dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Emiru'l-mü'mininin iki oglu oldugunuz için borç vermis. (Olmaz böyle sey!) Sermayeyi de, kari da getirin!" diye gürledi. Abdullah sükut etti. Ubeydullah ise: "Ey Emiru'l-mü'minin, bu davranis sana yakismaz! Eger bu sermaye noksanlassa veya kaybolsa idi, biz tazmin edecektik" dedi. Fakat Hz. Ömer: "Kari da getirin!" diye israr etti. Abdullah yine sesini çikarmadi. Ubeydullah (önceki söylediklerini tekrar ederek) karsilik verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer'in meclis arkadaslarindan bir adam: "Ey Emiru'l-mü'minin! Bunu mudarebe saysan!" teklifinde bulundu. Hz. Ömer de: "Evet, onu mudarebe kildim!" deyip, sermayeyi ve karin yarisini aldi. Abdullah'la Ubeydullah da diger yarisini aldilar. Ravi: Zeyd Ibnu Eslem Kaynak: Muvatta, Kiraz 1, (2, 687,688) • Babasi vasitasiyla dedesi (Yakup el-Medeni)'den naklediyor: "Osman Ibnu Affan kendisine, çalistirmasi için, mudarebe olarak mal verdi ve kar ikisinin oldu." Ravi: Ala Ibnu Abdirrahman Kaynak: Muvatta, Kiraz 2, (2,688) •
Kıssalar

Hz. Ibrahim beraberinde Hz. Ismail aleyhimasselam ve onu henüz emzirmekte olan annesi oldugu halde ilerledi. Kadinin yaninda bir de su tulumu vardi. Hz. Ibrahim, kadini Beyt'in yaninda Devha denen büyük bir agacin dibine birakti. Burasi Mescid'in yukari...

• Hz. Ibrahim beraberinde Hz. Ismail aleyhimasselam ve onu henüz emzirmekte olan annesi oldugu halde ilerledi. Kadinin yaninda bir de su tulumu vardi. Hz. Ibrahim, kadini Beyt'in yaninda Devha denen büyük bir agacin dibine birakti. Burasi Mescid'in yukari tarafinda ve zemzemin tam üstünde bir nokta idi. O gün Mekke'de kimse yasamiyordu, orada hiç su da yoktu. Iste Hz. Ibrahim anne ve çocugunu buraya koydu, yanlarina, içerisinde hurma bulunan eski bir azik dagarcigi ile su bulunan bir tuluk birakti. Hz. Ibrahim aleyhisselam bundan sonra (emr-i Ilahi ile) arkasini dönüp (Sam'a gitmek üzere) oradan uzaklasti. Ismail'in annesi, Ibrahim'in pesine düstü (ve ona Keda'da yetisti). "Ey Ibrahim, bizi burada, hiçbir insanin hiçbir yoldasin bulunmadigi bir yerde birakip nereye gidiyorsun?" diye seslendi. Bu sözünü birkaç kere tekrarladi. Hz. Ibrahim, (emir geregi) ona dönüp bakmadi bile. Anne, tekrar (üçüncü kere) seslendi. "Böyle yapmam sana Allah mi emretti?" dedi. Hz. Ibrahim bunun üzerine "Evet!" buyurdu. Kadin: "Öyleyse (Rabbimiz hafizimizdir), bizi burada perisan etmez!" dedi, sonra geri döndü. Hz. Ibrahim de yoluna devam etti. Kendisini göremeyecekleri Seniyye (tepesine) gelince Beyt'e yöneldi, ellerini kaldirdi ve su dualari yapti: "Ey Rabbimiz! Ailemden bir kismini, senin hürmetli Beyt'inin yaninda, ekinsiz bir vadide yerlestirdim -namazlarini Beyt'inin huzurunda dosdogru kilsinlar diye-. Ey Rabbimiz! Sen de insanlarda mü'min olanlarin gönüllerini onlara meylettir ve onlari meyvelerle riziklandir ki, onlar da nimetlerinin kadrini bilip sükretsinler" (Ibrahim 37). Ismail'in annesi, çocugu emziriyor, yanlarindaki sudan içiyordu. Kaptaki su bitince susadi, (sütü de kesildi), çocugu da susadi (Ismail bu esnada iki yasinda idi). Kadincagiz (susuzluktan) kivranip izdirap çeken çocuga bakiyordu. Onu bu halde seyretmenin acisina dayanamayarak oradan kalkip, kendisine en yakin buldugu Safa tepesine gitti. Üzerine çikti, birilerini görebilir miyim diye (o gün derin olan) vadiye yönelip etrafa bakti, ama kimseyi göremedi. Safa'dan indi, vadiye ulasti, entarisinin etegini topladi. Ciddi bir isi olan bir insanin kosusuyla kosmaya basladi. Vadiyi geçti. Merve tepesine geldi, üzerine çikti, oradan etrafa bakti, bir kimse görmeye çalisti. Ama kimseyi göremedi. Bu gidip-gelisi yedi kere yapti. Iste (hacc esnasinda) iki tepe arasinda hacilarin kosmasi buradan gelir. Anne, (bu sefer) Merve'ye yaklasinca bir ses isitti. Kendi kendine: "Sus" dedi ve sese kulagini verdi. O sesi yine isitti. Bunun üzerine: "(Ey ses sahibi!) Sen sesini isittirdin, bir yardimin varsa (gecikme)!" dedi. Derken zemzemin yaninda bir melek (tecelli etti). Bu Cebrail'di. Cebrail kadina seslendi: "Sen kimsin?" Kadin: "Ben Hacer'im, Ibrahim'in oglunun annesi..." "Ibrahim sizi kime tevkil etti?" "Allah Teala'ya." "Her ihtiyacinizi görecek Zat'a tevkil etmis." Ayaginin ökçesi -veya kanadiyla- yeri eseliyordu. Nihayet su çikmaya basladi. Kadin (bosa akmamasi için) suyu eliyle havuzluyordu. Bir taraftan da sudan kabina doldurdu. Su ise, kadin aldikça dipten kayniyordu. Ibnu Abbas (ra) dedi ki: "Allah Ismail'in annesine rahmetini bol kilsin, keske zemzemi oldugu gibi akar biraksaydi da avuçlamasaydi. Bu takdirde (zemzem, kuyu degil) akarsu olacakti." "Kadin sudan içti, çocugunu da emzirdi. Melek, kadina: "Zayi ve helak oluruz diye korkmayin! Zira, Allah Teala hazretleri'nin burada bir Beyt'i olacak ve bunu da su çocuk ve babasi bina edecek. Allah Teala hazretleri o isin sahiplerini zayi etmez!" dedi. Beyt yerden yüksekti, tipki bir tepe gibi. Gelen seller sagini solunu asindirmisti. Kadin bu sekilde yasayip giderken, oraya Cürhüm'den bir kafile ugradi. Oraya Keda yolundan gelmislerdi. Mekke'nin asagisina konakladilar. Derken orada bir kusun gelip gittigini gördüler. "Bu kus su üzerine dönüyor olmali, (burada su var). Halbuki biz bu vadide su olmadigini biliyoruz!" dediler. Durumu tahkik için, yine de bir veya iki atik adam gönderdiler. Onlar suyu görünce geri dönüp haber verdiler. Cürhümlüler oraya gelip, suyun basinda Ismail'in annesini buldular. "Senin yaninda konaklamamiza izin verir misin?" dediler. Kadin: "Evet! Ama suda hakkiniz olmadigini bilin!" dedi. Onlar da: "Pekala!" dediler. Aleyhissalatu vesselam der ki: "Ünsiyet istedigi bir zamanda bu teklif Ismail'in annesine uygun geldi. Onlar da oraya indiler. Sonra geride kalan adamlarina haber saldilar. Onlar da gelip burada konakladilar. Zamanla orada çogaldilar. Çocuk da büyüdü. Onlardan Arapça'yi ögrendi. Büyüdügü zaman onlar tarafindan en çok sevilen, hoslanilan bir genç oldu. Buluga erince, kendilerinden bir kadinla evlendirdiler. Bu sirada Ismail'in annesi vefat etti. Derken Hz. Ibrahim aleyhisselam, Ismail'in evlenmesinden sonra oraya gelip, biraktigi (hanimini ve oglunu) aradi. Ismail'i bulamadi. Hanimindan Ismail'i sordu. Kadin: "Rizkimizi tedarik etmek üzere (avlanmaya) gitti" dedi. Hz. Ibrahim, bu sefer geçimlerini, hallerini sordu. Kadin: "Halimiz fena, darlik ve sikinti içindeyiz!" diyerek sikayetvari konustu. Hz. Ibrahim: "Kocan gelince, ona benden selam et ve "kapisinin esigini degistirmesini" söyle!" dedi. Ismail geldigi zaman, sanki bir sey sezmis gibiydi: "Eve herhangi bir kimse geldi mi?" diye sordu: Kadin: "Evet su su evsafta bir ihtiyar geldi. Senden sordu, ben de haberini verdim, yasayisimizdan sordu, ben de sikinti ve darlik içinde oldugumuzu söyledim" dedi. Ismail: "Sana, bir tavsiyede bulundu mu ?" dedi. Kadin: "Evet! Sana söylememi emretti ve kapinin esigini degistirmeni söyledi!" dedi. Ismail: "Bu babamdi. Seninle ayrilmami bana emretmis. Haydi artik ailene git!" dedi ve hanimini bosadi. Cürhümlülerden bir baska kadinla evlendi. Hz. Ibrahim onlardan yine uzun müddet ayri kaldi. Bilahare bir kere daha görmeye geldi. Yine Ismail'i evde bulamadi. Haniminin yanina gelip, Ismail'i sordu. Kadin: "Maisetimizi kazanmaya gitti!" dedi. Hz. Ibrahim: "Haliniz nasildir?" dedi, geçimlerinden, durumlarindan sordu. Kadin: "Iyiyiz, hayir üzereyiz, bolluk içindeyiz" diye Allah'a hamd ve senada bulundu. "Ne yiyorsunuz?" diye sordu. Kadin: "Et yiyoruz!" dedi. "Ne içiyorsunuz?" diye sorunca da: "Su!" dedi. Hz. Ibrahim: "Allahim, et ve suyu haklarinda mübarek kil!" diye dua ediverdi." Aleyhissalatu vesselam der ki: "O gün onlarin hububati yoktu. Eger olsaydi Hz. Ibrahim, hububatlari için de dua ediverirdi." Ibnu Abbas der ki: "Bu iki sey (et ve su) Mekke'den baska hiçbir yerde Mekke'deki kadar sihhata muvafik düsmez (karin sancisi yaparlar). Bu, Hz. Ibrahim'in duasinin bir bereketi ve neticesidir). (Resulullah (sav) Hz. ibrahim'den anlatmaya devam etti:) "Ibrahim (Ismail'in hanimina) dedi ki: "Kocan geldigi zaman, benden ona selam söyle ve kapisinin esigini sabit tutmasini emret! (Çünkü esik, evin dirligidir)." Hz. Ismail gelince (evde babasinin kokusunu buldu ve) "Yaniniza bir ugrayan oldu mu?" diye sordu. Kadin: "Evet, bize yasli bir adam geldi, kilik kiyafeti düzgundü! " dedi ve (ihtiyar hakkinda) bir kisim övgülerden sonra: "Sana bir tavsiyede bulundu mu?" diye sordu. Kadin: "Evet sana selam ediyor, kapinin esigini sabit tutmani emrediyor" dedi. Hz. Ismail: "Bu babamdi. Esik de sensin, seni tutmami, evliligimizin devamini emrediyor! (Sen yanimda degerli idin kiymetin simdi daha da artti" der ve kadin Ismail'e on erkek evlad dogurur.) Sonra, Hz. Ibrahim Allah'in diledigi bir müddet onlardan ayri kaldi. Derken bir müddet sonra yanlarina geldi. Bu sirada Hz. Ismail zemzemin yaninda Devha agacinin altinda kendisine ok yapiyordu. Babasini görünce ayaga kalkip karsilamaya kostu. Baba-ogul karsilasinca yaptiklarini yaptilar (kucaklastilar, el, yüz, göz öpüldü). Sonra Hz. Ibrahim: "Ey Ismail! Allah Teala hazretleri bana ciddi bir is emretti" dedi. Ismail de: "Rabbinin emrettigi seyi yap!" dedi. Hz. Ibrahim: "Bu iste sen yardim edecek misin?" diye sordu. O da: "Evet sana yardim edecegim!" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ibrahim: "Allah Teala hazretleri bana burada bir Beyt yapmami emretti!" diyerek atrafina nazaran yüksekçe bir tepeyi gösterdi." (Ibnu Abbas) dedi ki: "Ismail'le Ibrahim iste orada Kabe'nin (daha önceki) temellerini yükselttiler. Hz. Ismail tas getiriyor, Hz. Ibrahim de duvarlari örüyordu. Bina yükselince, Hz. Ismail, babasi için (bugün Makam olarak bilinen) su tasi getirdi. Yükselen duvari örerken, Hz. Ibrahim (iskele olarak) onun üstüne çikiyordu. Ismail de ona (asagidan) tas veriyordu. Bu esnada onlar: "Ey Rabbimiz (Bu hizmetimizi) bizden kabul buyur! Sen gören ve bilensin!" diyorlardi." Ibnu Abbas der ki: "Hz. Ismail ve Hz. Ibrahim binayi yaparken (zaman zaman) etrafinda dolasarak: "Ey Rabbimiz (bu hizmetimizi) bizden kabul buyur! Sen isiten ve bilensin!" (Bakara 127) diye dua ediyorlardi." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Enbiya 8 • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden öncekiler arasinda bir kral vardi. Onun bir de sihirbazi vardi. Sihirbaz yaslaninca krala: "Ben artik yaslandim. Bana bir oglan çocugu gönder ve sihir yapmayi ögreteyim!" dedi. Kral da ögretmesi için ona bir oglan gönderdi. Oglanin geçtigi yolda bir rahip yasiyordu. (Bir gün giderken) rahibe ugrayip onu dinledi, konusmasi hosuna gitti. Artik sihirbaza gittikçe, rahibe ugruyor, yaninda (bir müddet) oturup onu dinliyordu. (Bir gün) delikanliyi sihirbaz, yanina gelince dövdü. Oglan da durumu rahibe sikayet etti. Rahip ona: "Eger sihirbazdan (dövecek diye) korkarsan: "Ailem beni oyaladi!" de; ailenden korkacak olursan, "Beni sihirbaz oyaladi" de!" diye tenbihte bulundu. O bu halde (devam eder) iken, insanlara mani olmus bulunan büyük bir canavara rastladi. (Kendi kendine): "Bugün bilecegim; sihirbaz mi efdal, rahip mi efdal!" diye mirildandi. Bir tas aldi ve: "Allahim! Eger rahibin isi, sana sihirbazin isinden daha sevimli ise, su hayvani öldur ve insanlar geçsinler!" deyip, tasi firlatti ve hayvani öldürdü. Insanlar yollarina devam ettiler. Delikanli rahibe gelip durumu anlatti. Rahib ona: "Evet! Bugün sen benden efdalsin (üstünsün)! Görüyorum ki, yüce bir mertebedesin. Sen imtihan geçireceksin, imtihana maruz kalinca sakin benden haber verme!" dedi. Oglan anadan dogma körleri ve alaca hastaligina yakalananlari tedavi eder, insanlari baskaca hastaliklardan da kurtarirdi. Onu kralin gözleri kör olan arkadasi isitti. Birçok hediyeler alarak yanina geldi ve: "Eger beni tedavi edersen, sunlarin hepsi senindir" dedi. O da: "Ben kimseyi tedavi etmem, tedavi eden Allah'tir. Eger Allah'a iman edersen, sana sifa vermesi için dua edecegim. O da sifa verecek!" dedi. Adam derhal iman etti, Allah da ona sifa verdi. Adam bundan sonra kralin yanina geldi. Eskiden oldugu gibi yine yanina oturdu. Kral: "Gözünü sana kim iade etti?" diye sordu. "Rabbim!" dedi. Kral: "Senin benden baska bir rabbin mi var?" dedi. Adam: "Benim de senin de rabbimiz Allah'tir!" cevabini verdi. Kral onu yakalatip iskence ettirdi. O kadar ki, (gözünü tedavi eden ve Allah'a iman etmesini saglayan) oglanin yerini de gösterdi. Oglan da oraya getirildi. Kral ona: "Ey ogul! Senin sihrin körlerin gözünü açacak, alaca hastaligini tedavi edecek bir dereceye ulasmis, neler neler yapiyormussun!" dedi. Oglan: "Ben kimseyi tedavi etmiyorum, sifayi veren Allah'tir!" dedi. Kral onu da tevkif ettirip iskence etmeye basladi. O kadar ki, o da rahibin yerini haber verdi. Bunun üzerine rahip getirildi. Ona: "Dininden dön!" denildi. O bunda direndi. Hemen bir testere getirildi. Basinin ortasina konuldu. Ortadan ikiye bölündü ve iki parçasi yere düstü. Sonra oglan getirildi. Ona da: "Dininden dön!" denildi. O da imtina etti. Kral onu da adamlarindan bazilarina teslim etti. "Onu falan daga götürün, tepesine kadar çikarin. Zirveye ulastiginiz zaman (tekrar dininden dönmesini talep edin); dönerse ne ala, aksi takdirde dagdan asagi atin!" dedi. Gittiler onu daga çikardilar. Oglan: "Allahim, bunlara karsi, diledigin sekilde bana kifayet et!" dedi. Bunun üzerine dag onlari salladi ve hepsi de düstüler. Oglan yürüyerek kralin yanina geldi. Kral: "Arkadaslarima ne oldu?" dedi. "Allah, onlara karsi bana kifayet etti" cevabini verdi. Kral onu adamlarindan bazilarina teslim etti ve: "Bunu bir gemiye götürün. Denizin ortasina kadar gidin. Dininden dönerse ne ala, degilse onu denize atin!" dedi. Söylendigi sekilde adamlari onu götürdü. Oglan orada: "Allahim, diledigin sekilde bunlara karsi bana kifayet et!" diye dua etti. Derhal gemileri alabora olarak boguldular. Çocuk yine yürüyerek hükümdara geldi. Kral: "Arkadaslarima ne oldu?" diye sordu. Oglan: "Allah onlara karsi bana kifayet etti" dedi. Sonra krala: "Benim emrettigimi yapmadikça sen beni öldüremeyeceksin!" dedi. Kral: "O nedir?" diye sordu. Oglan: "Insanlari genis bir düzlükte toplarsin, beni bir kütüge asarsin, sadagimdan bir ok alirsin. Sonra oku, yayin ortasina yerlestirir ve: "Oglanin Rabbinin adiyla" dersin. Sonra oku bana atarsin, iste eger bunu yaparsan beni öldürürsün!" dedi. Hükümdar, hemen halki bir düzlükte topladi. Oglani bir kütüge asti. Sadagindan bir ok aldi. Oku yayinin ortasina yerlestirdi. Sonra: "Oglanin Rabbinin adiyla!" dedi ve oku firlatti. Ok çocugun sakagina isabet etti. Çocuk elini sakagina okun isabet ettigi yere koydu ve Allah'in rahmetine kavusup öldü. Halk: "Oglanin Rabbine iman ettik!" dediler. Halk bu sözü üç kere tekrar etti. Sonra krala gelindi ve: "Ne emredersiniz? Vallahi korktugunuz basiniza geldi. Halk oglanin Rabbine iman etti!" denildi. Kral hemen yollarin baslarina hendekler kazilmasini emretti. Derhal hendekler kazildi. Içlerinde atesler yakildi. Kral: "Kim dininden dönmezse onu bunlara atin!" diye emir verdi. Yahut hükümdara "Sen at!" diye emir verildi. Istenen derhal yerine getirildi. Bir ara, beraberinde çocugu olan bir kadin getirildi. Kadin oraya düsmekten çekinmisti, çocugu: "Annecigim sabret. Zira sen hak üzeresin!" dedi. Ravi: Süheyb Kaynak: Müslim, Zuhd 73, (3005); Tirmizi, Tefsir, Büruc, (3337) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Üç kisi disinda hiç kimse besikte iken konusmamistir. Bunlar: Hz. Isa Ibnu Meryem aleyhima's-selam, Cüreyc'in arkadasi. Cüreyc, kendini ibadete vermis abid bir kuldu. Bir manastira çekilmis orada ibadetle mesguldu. Derken bir gün annesi yanina geldi, o namaz kiliyordu. "Ey Cüreyc! [Yanima gel, seninle konusacagim! Ben annenim]" diye seslendi. Cüreyc: "Allahim! Annem ve namazim (hangisini tercih edeyim?)" diye düsündü). Namazina devama karar verdi. Annesi çagirmasini [her defasinda üç kere olmak üzere] üç gün tekrarladi. (Cevap alamayinca) üçüncü çagirmanin sonunda: "Allahim, kötü kadinlarin yüzünü göstermedikçe canini alma!" diye bedduada bulundu. BenI israil, aralarinda Cüreyc ve onun ibadetini konusuyorlardi. O diyarda güzelligiyle herkesin dilinde olan zaniye bir kadin vardi. "Dilerseniz ben onu fitneye atarim" dedi. Gidip Cüreyc'e satasti. Ancak Cüreyc ona iltifat etmedi. Kadin bir çobana gitti. Bu çoban Cüreyc'in manastiri(in dibi)nde barinak bulmus birisiydi. Kadin onunla zina yapti ve hamile kaldi. Çocugu dogurunca: "Bu çocuk Cüreyc'ten" dedi. Halk (öfkeyle) gelip Cüreyc'i manastirindan çikarip manastiri yiktilar, [hakaretler ettiler], kendisini de dövmeye basladilar, (linç edeceklerdi). Cüreyc onlara: "Derdiniz ne?" diye sordu. "Su fahise ile zina yaptin ve senden bir çocuk dogurdu!" dediler. Cüreyc: "Çocuk nerede, (getirin bana?)"dedi. Halk çocugu ona getirdi. Cüreyc: "Birakin beni namazimi kilayim!" dedi. Biraktilar ve namazini kildi. Namazi bitince çocugun yanina gitti, karnina dürttü ve: "Ey çocuk! Baban kim?" diye sordu. Çocuk: "Falanca çoban!" dedi. Bunun üzerine halk Cüreyc'e gelip onu öpüp oksadi ve: "Senin manastirini altindan yapacagiz!" dedi. Cüreyc ise: "Hayir! Eskiden oldugu gibi kerpiçten yapin!" dedi. Onlar da yaptilar. (Üçüncüsü): Bir zamanlar bir çocuk annesini emiyordu. Oradan sahlanmis bir at üzerinde kilik kiyafeti güzel bir adam geçti. Onu gören kadin: "Allah'im su oglumu bunun gibi yap!" diye dua etti. Çocuk memeyi birakarak adama dogru yönelip bakti ve: "Allahim beni bunun gibi yapma!" diye dua etti. Sonra tekrar memesine dönüp emmeye basladi." Ebu Hureyre der ki: "Ben Resulullah (sav)'i, sehadet parmagini agzina koyup emmeye baslayarak, çocugun emisini taklid ederken görür gibiyim." (Resulullah anlatmaya devam etti): "(Sonra annenin yanindan) bir kalabalik geçti. Ellerinde bir cariye vardi. Onu dövüyorlar ve: "(Seni zani seni!) Zina yaparsin, hirsizlik yaparsin ha!" diyorlardi. Cariye ise: "Allah bana yeter, o ne iyi vekildir!" diyordu. Çocugun annesi: "Allahim çocugumu bunun gibi yapma!" dedi. Çocuk yine emmeyi birakti, cariyeye bakti ve: "Allahim beni bunun gibi yap!" dedi. Iste burada anne,evlat karsilikli konusmaya basladilar: [Anne dedi ki: "Bogazi tikanasica! Kiyafeti güzel bir adam geçti. Ben: "Allahim, oglumu bunun gibi yap" dedim. Sen: "Allahim! Beni bunun gibi yapma!" dedin. Yanimizdan cariyeyi döverek, zina ve hirsizlik yaptigini söyleyerek geçenler oldu. Ben: "Allahim, oglumu bunun gibi yapma" dedim. Sen ise: "Allahim, beni bunun gibi yap!" dedin."] Oglu su cevabi verdi: "Güzel kiyafetli bir adam geçti. Sen: "Allahim, oglumu bunun gibi yap!" dedin, ben ise: "Allahim beni bunun gibi yapma!" dedim. Yaninizdan bu cariyeyi geçirdiler. Onu hem dövüp hem de: "Zina ettin, hirsizlik ettin!" diyorlardi. Sen: "Allahim, oglumu bunun gibi yapma! "dedin. Ben ise: "Allahim, beni bunun gibi yap!" dedim. (Sebebini açiklayayim): O atli adam cebbar zalimin biriydi. Ben de: "Allahim beni böyle yapma!" dedim. "Zina ettin, hirsizlik yaptin!" dedikleri su zavalli cariye ise ne zina yapmisti, ne de çalmisti! Ben de "Alahim beni bunun gibi yap!" dedim." [Metin Müslim'den alinmalidir.] Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Enbiya 50, Amel fi's-Salat 7; Müslim, Birr 7, 8, (2550) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden önce yasayanlardan üç kisi yola çiktilar. (Aksam olunca) geceleme ihtiyaci onlari bir magaraya sigindirdi ve içine girdiler. Dagdan (kayan) bir tas yuvarlanip, magaranin agzini üzerlerine kapadi. Aralarinda: "Bizi bu kayadan, salih amellerinizi sefaatçi kilarak Allah'a yapacaginiz dualar kurtarabilir!" dediler. Bunun üzerine birincisi söyle dedi: "Benim yasli, ihtiyar iki ebeveynim vardi. Ben onlari çok kollar, aksam olunca onlardan önce ne ailemden ne de hayvanlarimdan hiçbirine yedirip içirmezdim. Bir gün agaç arama isi beni uzaklara atti. Eve döndügümde ikisi de uyumustu. Onlar için sütlerini sagdim. Hala uyumakta idiler. Onlardan önce aileme ve hayvanlarima yiyecek vermeyi uygun bulmadim, onlari uyandirmaya da kiyamadim. Geciktigim için çocuklar ayaklarimin arasinda kivraniyorlardi. Ben ise süt kaplari elimde, onlarin uyanmalarini bekliyordum. Derken safak söktü: " Ey Allahim! Bunu senin rizan için yaptigimi biliyorsan, bizim yolumuzu kapayan su tastan bizi kurtar!" Tas bir miktar açildi. Ama çikacaklari kadar degildi. Ikinci sahis söyle dedi: "Ey Allahim! Benim bir amca kizim vardi. Onu herkesten çok seviyordum. Ondan kam almak istedim. Ama bana yüz vermedi. Fakat gün geldi kitliga ugradi, bana basvurmak zorunda kaldi. Ona, kendisini bana teslim etmesi mukabilinde yüz yirmi dinar verdim; kabul etti. Arzuma nail olacagim sirada: "Allah'in mührünü, gayr-i mesru olarak bozman sana haramdir!" dedi. Ben de ona temasta bulunmaktan kaçindim ve insanlar arasinda en çok sevdigim kimse oldugu halde onu biraktim, verdigim altinlari da terkettim. Ey Allahim, eger bunlari senin ma-yi serifin için yapmissam, bizi bu sikintidan kurtar." Kaya biraz daha açildi. Ancak onlar çikabilecek kadar açilmadi. Üçüncü sahis dedi ki: "Ey Allahim, ben isçiler çalistiriyordum. Ücretlerini de derhal veriyordum. Ancak bir tanesi [bir farak pirinçten ibaret olan] ücretini almadan gitti. Ben de onun parasini onun adina isletip kar ettirdim. Öyle ki çok mali oldu. Derken (yillar sonra) çikageldi ve: "Ey Abdullah! Bana olan borcunu öde!" dedi. Ben de: "Bütün su gördügün sigir, davar, deve, köleler senindir. Git bunlari al götür!" dedim. Adam: "Ey Abdullah, benimle alay etme!" dedi. Ben tekrar: "Ben kesinlikle seninle alay etmiyorum. Git hepsini al götür!" diye tekrar ettim. Adam hepsini aldi götürdü. "Ey Allahim, eger bunu senin rizan için yaptiysam, bize su halden kurtulus nasip et!" dedi. Kaya açildi, çikip yollarina devam ettiler." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Enbiya 50, Büyu 98, Icare 12, Hars 13, Edeb 5; Müslim, Zikr 100, (2743); Ebu Davud, Büyu 29, • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden önce yasayanlar arasinda Kifl adinda biri vardi. Bildiginden hiç sasmazdi. Ihtiyaç içinde oldugunu bildigi bir kadina gelerek, altmis dinar verdi. Kadindan kam almak üzere tesebbüse geçince kadin, titredi ve agladi. "Niye agliyorsun?" diye sorunca, kadin: "Bu benim hiç yapmadigim (haram) bir amel. Bu günaha beni razi eden de fakrimdir!" dedi. Adam da: "Yani sen simdi Allah korkusuyla mi agliyorsun? Öyleyse, Allah'tan korkmaya ben senden daha layikim! Haydi git, verdigim para da senin olsun. Vallahi ben bundan böyle Allah'a hiç asi olmayacagim!" dedi. Adam o gece öldü. Sabah, kapisinda su yazili idi: "Allah Kifl'i magfiret etti!" Halk bu duruma sasirdi kaldi. Allah o devrin peygamberine Kifl'in durumunu vahyen bildirinceye kadar saskinlik devam etti." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Tirmizi, Kiyamet 49, (2498) • Ebu Vail, Rebia kabilesinden el-Haris Ibnu Yezid el-Bekri adinda bir adamdan naklen anlatiyor: "Medine'ye gelmistim, Resulullah (sav)'in yanina gittim. Mescid, cemaatle dolu idi. Orada dalgalanan siyah bayraklar vardi. Hz. Bilal (ra) kilicini kusanmis, Resulullah ()'in yaninda duruyordu. Ben: "Bu insanlarin derdi ne, (ne oluyor)?" diye sordum. "Resulullah (sav) Amr Ibnu'l-As'i, Rebia'ya dogru göndermek istiyor, (onun hazirligi var)!" dediler. Ben: "Ad elçisi gibi olmaktan Allah'a siginirim" dedim. Aleyhissalatu vesselam: "Ad elçisi de nedir?" buyurdular. Ben: "Bunu çok iyi bilen kimseye düstünüz. Ad (kavmi) kitliga ugrayinca Kayl'i kendileri için su aramaya gönderdi. Kayl da, Bekr Ibnu Muaviye'ye ugradi. O, buna sarap içirdi ve Mekke'de o siralarda seslerinin ve tegannisinin güzelligiyle meshur Cerade isminde iki cariye de sarkilar söyledi. [Bu suretle bir ay kadar kaldiktan sonra], Mühre (Ibnu Haydan kabilesinin) dagina müteveccihen oradan ayrildi. Dedi ki: "Ey Allahim! Ben sana ne tedavi edecegim bir hasta, ne de fidyesini ödeyecegim bir esir için gelmedim. Sen kulunu, sulayici oldugun müddetçe sula. Onunla birlikte Bekr Ibnu Muaviye'yi de sula. -Böylece kendisine içirdigi sarap için ona tesekür eder." Bunun üzerine onun için üç parça bulut yükseltildi. Biri kizil, biri beyaz, biri de siyah. Ona: "Bunlardan birini seç!" denildi. O, bunlardan siyah olanini seçti. Ona: "Ad kavminden tek kisiyi birakmayip helak edecek bu bulutu toz duman olarak al!" denildi." Bunu söyleyince (sav): "(Onlara) sadece su -yüzük halkasi- miktarinda rüzgar gönderildi" buyurdular ve arkasindan su mealdeki ayet-i kerimeyi tilavet ettiler: "Ad (kavminin helak edilmesinde) de (ibret vardir). Hani onlarin üzerine o kisir rüzgari göndermistik. Öyle bir rüzgar ki, her ugradigi seyi (yerinde) birakmiyor, mutlaka onu kül gibi savuruyordu" (Zariyat 41-42). Ravi: Ebu Vail Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Zariyat, (3269, 3270) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Beni Israil'den üç kisi vardi: Biri alatenli, biri kel, biri de ama. Allah bunlari imtihan etmek istedi. Bu maksadla onlara (insan suretinde) bir melek gönderdi. Melek önce alatenliye geldi. Ve: "En çok neyi seversin?" dedi. Adam: "Güzel bir renk, güzel bir cild, insanlari benden tiksindiren halin gitmesini!" dedi. Melek onu meshetti. Derken çirkinligi gitti, güzel bir renk, güzel bir cild sahibi oldu. Melek ona tekrar sordu: "Hangi mala kavusmayi seversin?" "Deveye!" dedi, adam. Aninda ona on aylik hamile bir deve verildi. Melek: "Allah bunlari sana mübarek kilsin!" deyip (kayboldu) ve kelin yanina geldi. "En ziyade istedigin sey nedir?" dedi. Adam: "Güzel bir saç ve halki ikrah ettiren su halin benden gitmesi" dedi. Melek, keli elleriyle meshetti, adamin keli gitti. Kendisine güzel bir saç verildi. Melek tekrar; "En çok hangi mali seversin?" diye sordu. Adam: "Sigiri!" dedi. Hemen kendisine hamile bir inek verildi. Melek: "Allah bu sigiri sana mübarek kilsin!" diye dua etti ve amanin yanina gitti. Ona da: "En çok neyi seversin?" diye sordu. Adam: "Allah'in bana gözümü vermesini ve insanlari görmeyi!" dedi. Melek onu meshetti ve Allah da gözlerini aninda iade etti. Melek ona da: "En çok hangi mali seversin?" diye sordu. Adam: "Koyun!" dedi. Derhal dogurgan bir koyun verildi. "Derken sigir ve deve yavruladilar, koyun da kuzuladi. Çok geçmeden birinin bir vadi dolusu develeri, digerinin bir vadi dolusu sigirlari, öbürünün de bir vadi dolusu koyunlari oldu. Sonra melek, alatenliye, onun eski hali ve heyetine bürünmüs olarak geldi ve: "Ben fakir bir kimseyim, yola devam imkanlarim kesildi. Su anda Allah ve senden baska bana yardim edecek kimse yok! Sana su güzel rengi, su güzel cildi ve su mali veren Allah askina bana bir deve vermeni talep ediyorum! Ta ki onunla yoluma devam edebileyim" dedi. Adam: "(Olmaz öyle sey, onda nicelerinin) haklari var!" dedi ve yardim talebini reddetti. Melek de: "Sanki seni taniyor gibiyim! Sen alatenli, herkesin ikrah ettigi, fakir birisi degil miydin? Allah sana (sihhat ve mal) verdi" dedi. Ama adam: "(Çok konustun!) Ben bu mali büyüklerimden tevarüs ettim!" diyerek onu tersledi. Melek de: "Eger yalanci isen Allah seni eski haline çevirsin!" dedi ve onu birakarak kel'in yanina geldi. Buna da onun eski halinde kel birisi olarak göründü. Ona da öbürüne söylediklerini söyleyerek yardim talep etti. Bu da önceki gibi talebi reddetti. Melek buna da: "Eger yalanciysan Allah seni eski haline çevirsin!" deyip, amaya ugradi. Buna da onun eski hali heyeti üzere (yani bir ama olarak) göründü. Buna da: "Ben fakir bir adamim, yolcuyum, yola devam etme imkani kalmadi. Bugün, evvel Allah sonra senden baska bana yardim edecek yok! Sana gözünü iade eden Allah askina senden bir koyun istiyorum; ta ki yolculuguma devam edebileyim!" dedi. Ama cevaben: "Ben de ama idim. Allah gözümü iade etti, fakirdim (mal verip) zengin etti. Istedigini al, istedigini birak! Vallahi, bugün Allah adina her ne alirsan, sana zorluk çikarmayacagim!" dedi. Melek de: "Malin hep senin olsun! Sizler imtihan olundunuz. Senden memnun kalindi ama diger iki arkadasina gadap edildi" dedi (ve gözden kayboldu)." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Enbiya 50; Müslim, Zühd 10, (2964) • Resulullah (sav) Beni Israil'den bin dinar borç para isteyen bir kimseden bahsetti. Beni Israil'den borç talep ettigi kimse: "Bana sahidlerini getir, onlarin huzurunda vereyim, sahid olsunlar!" dedi. Isteyen ise: "Sahid olarak Allah yeter!" dedi. Öbürü: "Öyleyse bana kefil getir" dedi. Berikisi "Kefil olarak Allah yeter" dedi. Öbürü: "Dogru söyledin!" dedi ve belli bir vade ile parayi ona verdi. Adam deniz yolculuguna çikti ve ihtiyacini gördü. Sonra borcunu vadesi içinde ödemek maksadiyla geri dönmek üzere bir gemi aradi, ama bulamadi. Bunun üzerine bir odun parçasi alip içini oydu. Bin dinari sahibine hitabeden bir mektupla birlikte oyuga yerlestirdi. Sonra oyugun agzini kapayip düzledi. Sonra da denize getirip: "Ey Allahim, biliyorsun ki, ben falandan bin dinar borç almistim. Benden sahid istediginde ben: "Sahid olarak Allah yeter!" demistim. O da sahid olarak sana razi oldu. Benden kefil isteyince de: "Kefil olarak Allah yeter!" demistim. O da kefil olarak sana razi olmustu. Ben ise simdi, bir gemi bulmak için gayret ettim, ama bulamadim. Simdi onu sana emanet ediyorum!" dedi ve odun parçasini denize atti ve odun denize gömüldü. Sonra oradan ayrilip, kendini memleketine götürecek bir gemi aramaya basladi. Borç veren kimse de, parasini getirecek gemiyi beklemeye basladi. Gemi yoktu ama, içinde parasi bulunan odun parçasini buldu. Onu ailesine odun yapmak üzere aldi. (Testere ile) parçalayinca parayi ve mektubu buldu. Bir müddet sonra borç alan kimse geldi. Bin dinarla adama ugradi ve: "Malini getirmek için araliksiz gemi aradim. Ancak beni getirenden daha önce gelen bir gemi bulamadim" dedi. Alacakli: "Sen bana bir seyler göndermis miydin?" diye sordu. Öbürü: "Ben sana, daha önce bir gemi bulamadigimi söyledim" dedi. Alacakli: "Allah Teala hazretleri, senin odun parçasi içerisinde gönderdigin parayi sana bedel ödedi. Bin dinarina kavusmus olarak dön" dedi." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Kefalet 1, (muallak olarak), Büyu 10 (muallak ve mevsul olarak), Isti'zan 25 (muallak olarak • Hz. Isa ile Hz. Muhammed aleyhimessalatu vesselam arasindaki fetret alti yüz senedir. Ravi: Selman Kaynak: Buhari, Menakibu'l-Ensar 53 • Iranlilarin peygamberi vefat ettigi zaman, Iblis, onlara Mecusilik dinini yazdi." [Bu rivayet, elde mütedavil Ebu Davud nüshalarinda bulunmamistir.] Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Tübba' mel'un mudur bilemiyorum. Keza Uzeyr, peygamber midir onu da bilemiyorum." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Ebu Davud, Sünnet 14, (4674) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Eger Beni Israil olmasaydi, et kokusmazdi. Eger Havva olmasaydi, kadinlar kocalarina hiçbir zaman ihanet etmezdi." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Enbiya 1, 25; Müslim, Rada 63, (1470) •
Kıyamet Alametleri

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zat-i Zülcelal'e yemin ederim! Meryem oglu Isa'nin, araniza (bu seriatle hükmedecek) adaletli bir hakim olarak inecegi, istavrozlari kirip, hinzirlari öldürecegi, cizyeyi (Ehl-i Kitap'tan) kaldiracagi...

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zat-i Zülcelal'e yemin ederim! Meryem oglu Isa'nin, araniza (bu seriatle hükmedecek) adaletli bir hakim olarak inecegi, istavrozlari kirip, hinzirlari öldürecegi, cizyeyi (Ehl-i Kitap'tan) kaldiracagi vakit yakindir. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamindan daha hayirli olur." Sonra Ebu Hureyre der ki: "Dilerseniz su ayeti okuyun. (Mealen): "Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce O'nun (Isa'nin) hak peygamber olduguna iman etmesin. Kiyamet gününde ise Isa onlar aleyhine sahitlik edecektir" (Nisa 159). Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Büyu 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, Iman 242, (155); Ebu Davud, Melahim 14, (4324); Tir • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ümmetimden bir grup, hak için muzaffer sekilde mücadeleye kiyamet gününe kadar devam edecektir. O zaman Isa Ibnu Meryem de iner. Bu Müslümanlarin reisi: "Gel bize namaz kildir!" der. Fakat Hz. Isa aleyhisselam: "Hayir!" der, "Allah'in bu ümmete bir ikrami olarak siz birbirinize emirsiniz!" Ravi: Cabir Kaynak: Müslim, Iman 247 • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Dünyanin tek günlük ömrü bile kalmis olsa Allah o günü uzatip, benden bir kimseyi o günde gönderecek." Ibnu Mes'ud: "Resulullah yahut da söyle buyurmustu der: "...Ehl-i beytimden birisi, ki bu zatin ismi benim ismime uyar, babasinin ismi de babamin ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, eskiden cevr ve zulümle dolu olmasinin aksine- adalet ve hakkaniyetle doldurur." Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Ebu Davud, Mehdi 1, (4282); Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232) • Resululah (sav) buyurdular ki: "Mehdi benim zürriyetimden, kizim Fatima'nin evladlarindandir." Ravi: Ümmü Seleme Kaynak: Ebu Davud, Mehdi 1, (4284) • Ali (ra), oglu Hasan (ra)'a bakti ve: "Bu oglum, Resulullah (ra)'in tesmiye buyurdugu üzere Seyyid'dir. Bunun sulbünden peygamberinizin adini tasiyan biri çikacak. Ahlaki yönüyle peygamberinize benzeyecek; yaratilisi yönüyle ona benzemeyecek" dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracagina dair gelen kissayi anlatti. Ravi: Ebu Ishak Kaynak: Ebu Davud, Mehdi 1, (4290) •
Deccal Hakkında

Sa'bi'nin, Fatima Bintu Kays (ra)'dan nakline göre Fatima söyle anlatmistir: "Resulullah (sav) buyurdular ki "Temimu'd-Dari Hiristiyan bir kimse idi. Gelip biat etti ve Müslüman oldu. O, benim Mesih Deccal'den anlattigima uygun olan bir rivayette bulundu. Bana...

• Sa'bi'nin, Fatima Bintu Kays (ra)'dan nakline göre Fatima söyle anlatmistir: "Resulullah (sav) buyurdular ki "Temimu'd-Dari Hiristiyan bir kimse idi. Gelip biat etti ve Müslüman oldu. O, benim Mesih Deccal'den anlattigima uygun olan bir rivayette bulundu. Bana anlattigina göre. Temim, bir gemiye binip denize açilmistir. Yaninda Lahm ve Cüzam kabilelerinden otuz kisi vardi. (Hava sartlari iyi olmadigi için) onlarla denizin dalgalari bir ay kadar oynadi. Sonunda günesin battigi esnada denizde bir adaya yanastilar. Geminin kayiklarina binerek adaya çiktilar. Derken karsilarina çok tüylü killi bir hayvan çikti. Bunlar, tüylerinin çoklugundan hayvanin bas tarafi neresi, arka tarafi neresi anlayamadilar. (Saskin saskin): "Sen necisin, neyin nesisin?" dediler. O cevap verdi: "Ben cessaseyim!" "Cessase nedir?" denildi. "Ey cemaat! Su manastira kadar gelin! Içinde bir adam var, o sizin haberinize müstaktir!" dedi. O, böylece bir adamdan söz edince, biz onun bir seytan olmasindan korktuk. Hemen kosarak manastira girdik. Içeride bir adam vardi; hilkatçe gördüklerimizin en irisiydi ve elleri boynuna, dizlerinden topuklarina demirle siki sekilde baglanmisti. "Vah sana! Kimsin sen?" "Benim haberimi alabilmissiniz. Simdi siz kimsiniz, bana söyleyin!" dedi. Arkadaslarim: "Biz bir grup Arabiz. Bir gemideydik, denizin coskun bir anina rastladik. Dalgalar bizi bir ay oynatip oyaladi. Sonra su adaya yaklastik, sandallara binip adaya çiktik. Tüylü ve çok killi bir hayvanla karsilastik. Tüyünün çoklugundan basi ne taraf, arkasi ne taraf anlayamadik. "Vah sana, nesin sen?" dedik. "Ben cessaseyim!" dedi. Biz: "Cessase de ne?" dedik. "Manastirdaki su adama gelin, o sizin haberinize pek müstaktir!" dedi. Biz de kosarak sana geldik. Biz onun bir seytan olmadigindan emin olmadigimiz için korktuk" dedik. Adam: "Bana Beysan hurmaligindan haber verin!" dedi. Biz: "Onun neyinden haber soruyorsun ?" dedik. "Ben onun agacindan soruyorum, meyve veriyor mu?" dedi. "Evet!" dedik. "Öyleyse meyve vermeme zamani yakindir!" dedi. "Bana Taberiya gölünden haber verin!" dedi. "Onun nesinden haber istiyorsun?" dedik. "Onun suyunun çekilmesi yakindir!" dedi. "Bana Zuger gözesinden haber verin!" dedi. "Sen onun neyinden haber istiyorsun?" dedik. "Gözede su var midir? Orada su var midir?" dedi. "Evet, onun çok suyu vardir! Sahipleri onun suyu ile ziraat yapiyorlar!" dedik. "Ümmilerin peygamberlerinden bana haber verin. O ne yapti?" dedi. "O Mekke'den çikip Yesrib'e (Medine'ye) yerlesti" dedik. "Araplar O'nunla mukatele etti mi?" dedi. Biz: "Evet!" dedik. "Onlara karsi ne yapti?" dedi. Biz de, (onu ezmek için) pesine düsen Araplara galebe çaldigini, Araplarin kendisine itaat ettiklerini haber verdik. (O da bize): "Bu, onlarin itaat etmeleri, kendileri için daha hayirlidir. Ben simdi size kendimi tanitayim: Ben Mesih Deccal'im. Çikis için bana izin verilme zamani yakindir. O zaman çikip yeryüzünde dolasacagim. Kirk gün içinde ugramadigim karye (köy) kalmayacak. Mekke ile Taybe (Medine) hariç. Bu iki sehir bana haramdir. Onlardan birine her ne vakit girmek istersem, elinde yalin kiliç bir melek beni karsilar, benim oraya girmeme mani olur. Onlarin her bir geçidinde bir melek vardir, onlari korur!"dedi." Sonra Resulullah (sav) çubuguyla minbere dürterek: "Bu Taybe'dir! Bu Taybe'dir! Bu Taybe'dir! Ben bunu size anlattim degil mi?" buyurdular. Halk da: "Evet!" diye karsilik verdi. Bunun üzerine (sav): "Temimi'd-Dari'nin rivayetinin benim size ondan (Mesih Deccal'dan) Mekke ve Medine'den anlattigima muvafik düsmesi hosuma gitti. Bilesiniz o Sam denizinde veya Yemen denizindedir. Hayir dogu tarafindadir. Evet o dogu tarafinda zuhur edecektir. O dogu tarafindan zuhur edecektir!" buyurdu ve eliyle dogu tarafina isaret etti." Ravi: Fatima Bintu Kays Kaynak: Müslim, Fiten 119, (2942); Ebu Davud, Melahim 16, (4325, 4326); Tirmizi, Fiten 66, (2254) • Resulullah (sav) bize Deccal üzerine uzun bir hadis rivayet etti. Bize anlattiklari meyaninda söyle de demisti: "Deccal, Medine geçitlerine girmesi kendisine haram kilinmis olarak çikacak. Derken (Medine civarindaki) bazi ekimsiz yerlere kadar gelir. O gün insanlarin en hayirlisi olan -Veya en hayirlilarindan- bir kimse onun karsisina çikar ve: "Sen Resulullah (sav)'in bize haber verdigi Deccal'sin!" der. Oradakiler: "Hayir!" derler. Deccal onu öldürür ve sonra diriltir. Dirilttigi zaman adam. "Allah'a yemin olsun. Senin hakkinda hiçbir vakit bugünkünden daha basiretli olmamistim!" der. Deccal onu tekrar öldüreyim mi di(yerek öldürmek isteye)cek, fakat musallat edilmeyecek." Ravi: Ebu Saidi'l-Hudri Kaynak: Buhari, Fiten 27, Fedailu'l-Medine 9; Müslim, Fiten 112, (2938) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Deccal çiktigi vakit beraberinde su ve ates vardir. Ancak halkin ates olarak gördügü tatli sudur; halkin su olarak gördügü ise yakici bir atestir. Sizden kim o güne ererse, halkin ates olarak gördügüm düs(meyi kabul et)sin. Çünkü o, tatli soguk sudur." Ravi: Huzeyfe Kaynak: Buhari, Fiten 26, Enbiya 50; Müslim, Fiten 105, (2935); Ebu Davud, Melahim 14, (4315) • Anlattigina göre, Aleyhissalatu vesselam'a Deccal'den sormustur. Aleyhissalatu vesselam da su cevabi vermistir: "O (Deccal) çiktigi gün (aynen bir insan gibidir) yemek yer. Ben size, onun hakkinda, benden önceki peygamberlerden hiçbirinin kendi ümmetine anlatmadigi hususlari anlatacagim: Onun sag gözü meshedilmistir (görmez), pörtlektir, göz hadakasi yoktur, sanki hadakasi çevrim içinde bir balgam gibidir. Sol gözü de inciden bir yildiz gibidir. Onun beraberinde sanki cennet ve atesin birer misli vardir. Ancak hakikatta atesi cennet, suyu da atestir. Haberiniz olsun! Onun yaninda iki kisi vardir; köy halkini inzar ederler. Bu ikisi köyden çikinca Deccal'in ashabindan ilki oraya girer." [Rezin tahric etmistir. Hadisin kaynagi yok ise de, hadiste yer alan mefhumlarin sahidleri Sahiheyn ve diger kaynaklarda çogunluk itibariyle gelmistir.] Ravi: Ebu Saidi'l-Hudri Kaynak: Rezin • Resulullah (sav) Veda hacci sirasinda (bir ara): "Halk susup dinlesin!" buyurdular. Sonra Allah'a hamd ve senada bulunup, arkadan Mesih ve Deccal'den uzun uzun söz ettiler ve buyurdular ki: "Allah'in gönderdigi her peygamber, ümmetini onunla inzar etti. Nuh aleyhisselam ümmetini onunla inzar etti, ondan sonra gelen peygamberler de. O, sizin aranizda çikacak. Onun hali sizden gizli kalmayacak. Rabbinizin tek gözlü olmadigi size kapali degildir. O ise sag gözü kör birisidir. Onun gözü sanki (salkimdan) disa firlamis bir üzüm danesi gibidir. [Iki közünün arasinda ke-fe-re yani kafir yazilmis olacaktir. Bunu her müslüman okuyacaktir.] Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Fiten 27; Müslim, Fiten 100-103, (169-2933) •
İbnu Sayyad Hakkında

Cabir Ibnu Abdillah (ra), Ibnu Sayyad'in Deccal oldugu hususunda yemin ederdi. Ben: "Sen Allah'a yemin de ediyorsun ha!" dedim. Bana su cevabi verdi: "(Nasil etmeyeyim?) Ömer Ibnul-Hattab (ra)'in, Resulullah (sav)'in yaninda Ibnu Sayyad'in Deccal oldugu...

• Cabir Ibnu Abdillah (ra), Ibnu Sayyad'in Deccal oldugu hususunda yemin ederdi. Ben: "Sen Allah'a yemin de ediyorsun ha!" dedim. Bana su cevabi verdi: "(Nasil etmeyeyim?) Ömer Ibnul-Hattab (ra)'in, Resulullah (sav)'in yaninda Ibnu Sayyad'in Deccal oldugu hususunda yemin ettigini isittim. Buna ragmen Aleyhissalatu vesselam kendisini reddetmemisti." Ravi: Muhammed Ibnu'l-Münkedir Kaynak: Buhari, I'tisam 23; Müslim, Fiten 94, (4929); Ebu Davud, Melahim 16, (4331) • Ömer Inu'l-Hattab (ra), Ashab'tan bir grup içerisinde Resulullah (sav)'la birlikte Ibnu Sayyad'a dogru gittiler, Onu, Beni Megale satosunun yaninda çocuklarla oynar buldular. O siralarda buluga yaklasmis durumdaydi. Ibnu Sayyad, Aleyhissalatu vesselam, eliyle sirtina vuruncaya kadar (onlarin geldigini) hissetmedi. Aleyhissalatu vesselam, omuzuna vurup: "Benim Allah'in resulü olduguma sehadet ediyor musun?" diye sordu. Ibnu Sayyad ona bakip: "Sehadet ederim ki, sen ümmilerin peygamberisin!" dedi. Ibnu Sayyad da Resulullah'a: "Sen, benim Allah'in resulü olduguma sehadet eder misin?" dedi. Aleyhissalatu vesselam onu reddetti ve: "Ben Allah'a ve O'nun resullerine iman ettim!" buyurdu ve sonra sordu: "Pekiyi, ne görüyorsun?" "Bana bir dogru sözlü (sadik), bir de yalanci (kazib) gelmektedir" diye cevap verdi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: "Sana bu is karistirildi! (Sidki kizb; kizbi sidk ile karistiriyorsun)" buyurdular. Sonra da Aleyhissalatu vesselam ona: "Ben senin için (içimde) bir sey sakladim (bil bakalim!)" dedi. Ibnu Sayyad: "O dumandir" diye cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam: "Sus! Sen kendi kadrini hiçbir vakit asamayacaksin!" buyurdular. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra): "Ey Allah'in Resulü! Bana müsaade büyürün sunun boynunu vurayim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da: "Eger (Deccal) bu ise, sen ona musallat edilecek degilsin, eger bu Deccal degilse onu öldürmekte sana bir hayir yok!" buyurdular. [Tirmizi, "Ben senin için (içimde) bir sey sakladim (bil bakalim!)" sözünden sonra su ibareyi ilave etti: "Onun için (içinde) "O halde semanin ap asikar bir duman getirecegi günü gözetle (Habibim)" (Duhan 10) ayetini gizlemisti."] Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Cenaiz 80, Sehadat 3, Cihad 178, Edeb 97; Müslim, Fiten 85, 96, (2924, 2930); Ebu Davud, Meh • Ibnu Sayyad, Harre Savasi sirasinda kaybedildi. Ravi: Cabir Kaynak: Ebu Davud, Melahim 16, (4332) •
Kıyamet Öncesi Fitneler

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ayakkabilari kildan bir kavimle savasmadikça kiyamet kopmaz. Siz, yüzleri kilifli kalkanlar gibi, gözleri küçük, burunlari yassi olan bir kavmle savasmadikça kiyamet kopmaz." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Cihad 95, 96,...

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ayakkabilari kildan bir kavimle savasmadikça kiyamet kopmaz. Siz, yüzleri kilifli kalkanlar gibi, gözleri küçük, burunlari yassi olan bir kavmle savasmadikça kiyamet kopmaz." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Cihad 95, 96, Menakib 25; Müslim, Fiten 62, (2912); Ebu Davud, Melahim 9, (4303, 4304); Tirm • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Rumlar, A'mak ve Dabik nam mahallere inmedikçek kiyamet kopmaz. Onlara karsi Medine'den bir ordu çikar. Bunlar o gün arz ehlinin en hayirlilaridir. Bu ordunun askerleri savasmak üzere saf saf düzen alinca, Rumlar: "Bizden esir edilenlerle aramizdan çekilin de onlari öldürelim!" derler. Müslümanlar da: "Hayir! Vallahi sizinle, kardeslerimizin arasindan çekilmeyiz" derler. Bunun üzerine (Müslümanlar) onlarla harb eder. Bunlardan üçte biri inhizama ugrar. Allah ebediyen bunlarin tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde sehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düsmezler. Bunlar Istanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kiliçlarini zeytin agacina asmis ganimet taksim ederken, seytan aralarinda söyle bir nida atar: "Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldi!" Bunun üzerine, çikarlar. Ancak bu haber batildir. Sam'a geldiklerinde (Deccal) çikar. Bunlar savas için hazirlik yapip saflari tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken Isa Ibnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'in düsmani, Hz. Isa'yi görünce, tipki tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eger birakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanini gösterir." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Müslim, Fiten 34, (2897) • Resulullah (sav) (bir gün): "Bir tarafi karada bir tarafi da denizde olan bir sehir isittiniz mi?" diye sordular. Oradakiler: "Evet!" deyince, söyle buyurdular: "Ishakogullarindan yetmis bin kisi bu sehre sefer tertiplemedikçe kiyamet kopmaz. Askerler sehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savasmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bunun üzerine sehrin kara tarafi düser. Sonra askerleri ikinci kere, "Lailahe illallahu vallahu ekber" derler, sehrin diger tarafi da düser. Sonra tekrar "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bu sefer onlara (kapilar) açilir. Oradan sehre girerler ve sehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarinda taksim ederlerken, yanlarina bir münadi gelip: "Deccal çikti!" diye bagirir. Askerler her seyi birakip geri dönerler." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Müslim, Fiten 78, (2920) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Yahudilerle savasacak ve onlari öldüreceksiniz. Öyle ki tas dahi: "Ey Müslüman, iste Yahudi, arkamda (saklandi), gel, öldür onu!" diyecek." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Cihad 94, Menakib 25; Müslim, Fiten 79, (2921); Tirmizi, Fiten 56, (2237) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Müslümanlardan iki grup aralarinda savasmadikça kiyamet kopmaz. Bunlar aralarinda büyük bir savas yaparlar, fakat davalari birdir." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Fiten 24, Menakib 25, Istitabe 8; Müslim, Iman 248, (157), Fiten 17, (157) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Nefsim yed-i kudretinde olan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun! Imaminizi öldürmedikçe, kiliçlarinizi birbirinize kullanmadikça, dünyaniza serirleriniz varis olmadikça kiyamet kopmaz." Ravi: Huzeyfe Kaynak: Tirmizi, Fiten 9, (2171) • Resulullah (sav): "Herc atmadikça kiyamet kopmaz!" buyurmuslardi. (Yanindakiler): "Herc nedir ey Allah'in Resulü?" diye sordular. "Öldürmek! Öldürmek!" buyurdular. Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Müslim, Fiten 18, (157) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet kopmazdan önce gece karanligin parçalari gibi fitneler olacak. (O vakit) kisi mümin olarak sabaha erer de kafir olarak aksama kavusur. Mü'min olarak aksama erer, kafir olarak sabaha kavusur. Birçok kimseler azicik bir dünyalik mukabilinde dinlerini satarlar." Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Fiten 30, (2196) •
Resulullah (sav)'dan Sonra Kıyamet Yakındır

Resulullah (sav): "Ben kiyamet söyle yakin oldugu halde gönderildim!" buyurdular ve sehadet parmagiyla orta parmagini yanyana gösterdiler. Ravi: Sehl Ibnu Sa'd Kaynak: Buhari, Rikak 39, Tefsir, Naziat 1, Talak 25; Müslim, Fiten 132, (2950)

• Resulullah (sav): "Ben kiyamet söyle yakin oldugu halde gönderildim!" buyurdular ve sehadet parmagiyla orta parmagini yanyana gösterdiler. Ravi: Sehl Ibnu Sa'd Kaynak: Buhari, Rikak 39, Tefsir, Naziat 1, Talak 25; Müslim, Fiten 132, (2950) • Resulullah (sav): "Ben kiyametin kopacagi ayni saatte gönderildim. Ancak, sunun sunu geçmesi gibi ben kiyamet saatini geçip biraz evvel geldim!" buyurdular ve orta parmagi ile sehadet parmagini gösterdiler. Ravi: Müstevrid Ibnu Seddad el-Fihri Kaynak: Tirmizi, Fiten 39, (2214) •
Kıyametten Önce Bir Ateşin Çıkması

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hicaz bölgesinden bir ates çikmadikça kiyamet kopmaz. Bu ates Busra'daki develerin boyunlarini aydinlatacaktir." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Fiten 24; Müslim, Fiten 42, (2902)

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hicaz bölgesinden bir ates çikmadikça kiyamet kopmaz. Bu ates Busra'daki develerin boyunlarini aydinlatacaktir." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Fiten 24; Müslim, Fiten 42, (2902) • Resulullah (sav): "Kiyametten önce, Hadramevt'ten -veya Hadramevt denizinden- bir ates çikacak, insanlari toplayacak" buyurmuslardi. (Orada bulunanlar): "Ey Allah'in Resulü (o güne ulasirsak) ne yapmamizi emredersiniz?" diye sordular. "Size Sam('i yani Suriye'ye gitmenizi) tavsiye ederim" buyurdular. Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Tirmizi, Fiten 42, (2218) •
Muasırların Ömrü

Ebu'z-Zübeyr, Hz. Cabir (ra)'den naklediyor: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bugün dogmus (canli olan) hiçbir nefis yoktur ki, yüz sene sonra ölmemis olsun." (Ravi der ki): "Bununla ömrün kisalmasi kastedilmistir." Ravi: Cabir Kaynak: Müslim,...

• Ebu'z-Zübeyr, Hz. Cabir (ra)'den naklediyor: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bugün dogmus (canli olan) hiçbir nefis yoktur ki, yüz sene sonra ölmemis olsun." (Ravi der ki): "Bununla ömrün kisalmasi kastedilmistir." Ravi: Cabir Kaynak: Müslim, Fezailu's-Sahabe 218, (2538); Tirmizi, Fiten 64, (2251) • Bir adam Resulullah (sav)'a: "Kiyamet ne zaman kopacak?" diye sormustu. Aleyhissalatu vesselam bir müddet sükuttan sonra yaninda duran Ezd-i Senue kabilesine mensup bir çocuga bakip: "Bu delikanli pir-i fani olmadan önce kiyametiniz kopacaktir!" buyurdular. Hz. Enes (ra) der ki: "Çocuk o gün benim akranim idi." Ravi: Enes Kaynak: Müslim, Fiten 138, (2953) •
Yalancıların Zuhuru

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Otuz kadar yalanci deccaller çikmadikça kiyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah'in elçisi oldugunu zanneder." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Tirmizi, Fiten 43, (2219); Ebu Davud, Melahim 16 (4333, 4334, 4335)

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Otuz kadar yalanci deccaller çikmadikça kiyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah'in elçisi oldugunu zanneder." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Tirmizi, Fiten 43, (2219); Ebu Davud, Melahim 16 (4333, 4334, 4335) •
Güneşin Batıdan Doğması

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Günes, battigi yerden dogmadikça kiyamet kopmaz. Batidan dogunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak, daha önce inanmamis veya imanin sevkiyle hayir kazanamamis olan hiç kimseye bu iman fayda saglamaz." Ravi: Ebu...

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Günes, battigi yerden dogmadikça kiyamet kopmaz. Batidan dogunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak, daha önce inanmamis veya imanin sevkiyle hayir kazanamamis olan hiç kimseye bu iman fayda saglamaz." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Rikak 39, Istiska 27, Zekat 9; Müslim, Iman 248, (157); Ebu Davud, Melahim 12, (4312) • Günes battigi sirada Mescid'e girmistim. Resulullah (sav) bana: "Ey Ebu Zerr!" buyurdular. "Su (günes batinca) nereye gidiyor, biliyor musun?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dedim. "O, Rabbinden secde etmek için izin istemeye gider. Ona izin verilir ve sanki kendisine söyle denir: "Git geldigin yerden tekrar dog." O da battigi yerden dogar." Sonra (Ebu Zerr dedi ki: Aleyhissalatu vesselam söyle kiraat etti:... (Yasin 38). (Ebu Zerr ilaveten dedi ki: "Bu Ibnu Mes'ud kiraatidir." Ravi: Ebu Zerr Kaynak: Buhari, Tefsir, Ya-sin 1, Bed'u'l-Halk 4, Tevhid 22, 23; Müslim, Iman 250, (159); Tirmizi, Tefsir, Y •
Kıyametin Muhtelif Alametleri

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ruhumu kudret elinde tutan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun ki, vahsi hayvanlar insanlarla konusmadikça, kisiye kamçisinin ucundaki mesin, ayakkabisinin bagi konusmadikça, kendisinden sonra ehlinin ne yaptigini dizi haber...

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ruhumu kudret elinde tutan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun ki, vahsi hayvanlar insanlarla konusmadikça, kisiye kamçisinin ucundaki mesin, ayakkabisinin bagi konusmadikça, kendisinden sonra ehlinin ne yaptigini dizi haber vermedikçe kiyamet kopmaz." Ravi: Ebu Said Kaynak: Tirmizi, Fiten 19, (2182) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Devs kabilesinin kadinlarinin kiçlari, Zü'l-halasa putunun etrafinda titremedikçe kiyamet kopmaz. Zü'l-halasa, Devsiilerin cahiliye devrinde tapindiklari [Tebale'deki] puttur." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Fiten 23; Müslim, Fiten 51, (2906) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Insanlarin dünyaca en bahtiyarini adi oglu adiler teskil etmedikçe kiyamet kopmaz." Ravi: Huzeyfe Kaynak: Tirmizi, Fiten 37, (2210) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet Allah Allah diyen bir kimsenin üzerine kopmayacaktir." Ravi: Enes Kaynak: Müslim, Iman 234, (148); Tirmizi, Fiten 35, (2208) • Resulullah (sav), yanindaki cemaate konusurken, bir adam gelerek: "(Ey Allah'in Resulü!) Kiyamet ne zaman kopacak?" dedi. Aleyhissalatu vesselam konusmasina devam etti, sözlerini bitirdigi vakit: "Sual sahibi nerede?" buyurdular: Adam: "Iste buradayim ey Allah'in Resulü!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Emanet zayi edildigi vakit kiyameti bekleyin!" buyurdular. Adam: "Emanet nasil zayi edilir?" diye sordu. Efendimiz: "Is, ehil olmayana tevdi edildi mi kiyameti bekleyin." buyurdular. Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Ilm 2, Rikak 35 • Sahiheyn'de gelen bir diger rivayette: "Kahtan'dan, insanlari degnegiyle idare eden bir adam çikmadikça kiyamet kopmaz" buyrulmustur. Ravi: Kaynak: Buhari, Fiten 23, Menakib 7; Müslim, Fiten 60, (2910) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Firat nehri altin bir dag üzerinden açilmadikça kiyamet kopmaz. Onun üzerine insanlar savasirlar. Yüz kisiden doksan dokuzu öldürülür. Onlardan her biri: "Herhalde savasi ben kazanacagim" der." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Fiten 24; Müslim, Fiten 29, (2894); Ebu Davud, Melahim 13, (4313, 4314); Tirmizi, Cennet 26, • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Zaman yakinlasmadikça kiyamet kopmaz. Bu yakinlasma öyle olur ki, bir yil bir ay gibi, ay bir hafta gibi, hafta da bir gün gibi, gün saat gibi, saat de bir çira tutusmasi gibi (kisa) olur." Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Zühd 24, (2333) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri ipekten daha yumusak bir rüzgari Yemen'den gönderir. Bu rüzgar, kalbinde zerre mikter iman bulunan hiç kimseyi hariç tutmadan hepsinin ruhunu kabzeder." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Müslim, Iman 185, (117) • Resulullah (sav): "Kiyamet sadece serir insanlarin üzerine kopacaktir!" buyurdular. Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Müslim, Fiten 131, (2949) • Abdullah Ibnu Havale el-Ezdi (ra)'nin yanina indim. Bana: "Resulullah (sav) bizi, ganimet alalim diye yaya olarak gönderdi. Biz de döndük ve hiçbir ganimet elde edemedik. Yorgunlugumuzu yüzlerimizden anlayip aramizda dogrularak: "Ey Allah'im, onlari bana tevkil etme; ben onlari üzerime almaktan acizim! Onlari kendilerine de tevkil etme, bu isten kendileri de acizdirler. Onlari diger insanlara da tevkil etme kendilerini onlara tercih ederler!" buyurdular. Sonra elini basimin üstüne koydu ve: "Ey Ibnu Havale! Hilafetin (Medine'den) Arz-i Mukaddese'ye (Suriye'ye) indigini görürsen, bil ki artik zelzeleler, kederler, büyük hadiseler yakindir. O gün kiyamet, insanlara, su elimin, basina olan yakinligindan daha yakindir" buyurdu. Ravi: Ibnu Zugb el-Eyadi Kaynak: Ebu Davud, Cihad 37, (2535) • Istanbul'un fethi kiyamet aninda olacaktir. Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Fiten 25, (2240) • Resulullah (sav) (bir gün): "Ümmetim on bes seyi yapmaya baslayinca ona büyük belanin gelmesi vacib olur" buyurmuslardi. (Yanindakiler): "Ey Allah'in Resulü! Bunlar nelerdir?" diye sordular. Aleyhissalatu vesselam saydi: 1- Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya ugramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasinda) tedavül eden bir meta haline gelirse. 2- Emanet (edilen seyleri emanet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (mali yerini tutup, yagmalayip nefislerine helal) kildiklari zaman. 3- Zekat (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telakki ettikleri zaman. 4- Kisi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadinina itaat ettigi; 5- Babasindan uzaklasip ahbabina yaklastigi; 6- Mescidlerde (riza-yi ilahi gözetmeyen husumet, alis-veris, eglence ve siyasata vs. müteallik) sesler yükseldigi zaman. 7- Kavme, onlarin en alçagi (erzel) reis oldugu; 8- (Devlet otoritesinin yetersizligi sebebiyle tedhis ve zulümle insanlari sindiren zorba) kisiye zarari dokunmasin diye hürmet ettigi; 9- Ipek (haram bilinmeyip erkekler tarafindan) giyildigi; 10- (San'at, bale, konser gibi çesitli adlar altinda; bar, gazino, dansing ve salonlarda ve hatta televizyon ve filim gibi çesitli vasitalarla yaygin sekilde) sarkici kadinlar ve çalgi aletleri edinildigi; 11- Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çesitli ithamlar ve bahanelerle) hakaret ettigi zaman artik kizil rüzgari, [(zelzeleyi), yere batisi (hasfi) veya suret degistirmeyi (meshi) veya gökten tas yagmasini, (hazfi)] bekleyin." Ravi: Ali Kaynak: Tirmizi, Fiten 39, (2211) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Çikis itibariyle, kiyamet alametlerinin ilki günesin battigi yerden dogmasi, kusluk vakti insanlara dabbetu'l-arzin çikmasidir. Bunlardan hangisi önce çikarsa, digeri de onun hemen pesindedir." Ravi: Ibnu Amr Ibnu'l-As Kaynak: Müslim, Fiten 118, (2941); Ebu Davud, Melahim 12, (4310) • Resulullah (sav) (birgün): "Beytu'l Makdis'in imari Yesrib'in harabidir. Yesrib'in harabi melhamenin (savasin) çikmasidir. Melhame Istanbul'un fethidir, Istanbul'un fethi Deccal'in çikmasidir!" buyurdular. Sonra elini (Resulullah), konusmakta oldugu kimsenin (yani Hz. Muaz'in) dizine vurdular ve: "Bu söyledigim kesinlikle hakikattir. Tipki senin burada oturman hak oldugu gibi" buyurdular." Hz. Muaz burada kendisini kasdetmektedir. [Yani Aleyhissalatu vesselam'in konustugu ve dizine elini vurdugu kimse Muaz Ibnu Cebel (ra)'dir.]" Ravi: Muaz Ibnu Cebel Kaynak: Ebu Davud, Melahim 3, (4294) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Melhame ile Medine'nin fethi arasinda alti yil vardir. Yedinci yilda da Mesih Deccal çikar." Ravi: Abdullah Ibnu Büsr Kaynak: Ebu Davud, Melahim 4, (4296); Ibnu Mace, Fiten 35, (4093) •
Kıyametin Ahvali - Sur'a Üflenmesi Ve Neşr

Resulullah (sav): "Surun sahibi (Israfil aleyhisselam), sur denen borusunu agzina dayamis, yüzünü çevirmis, kulagini dikmis, üfleme emrini beklerken ben nasil tereffühle (dünya nimetlerinden) istifade edebilirim?" buyurmuslardi. Bu, sanki ashabina çok agir...

• Resulullah (sav): "Surun sahibi (Israfil aleyhisselam), sur denen borusunu agzina dayamis, yüzünü çevirmis, kulagini dikmis, üfleme emrini beklerken ben nasil tereffühle (dünya nimetlerinden) istifade edebilirim?" buyurmuslardi. Bu, sanki ashabina çok agir gelmisti: "Peki biz ne yapalim -veya ne diyelim- ey Allah'in Resulü?" diye sordular. Onlara: "Hasbünallah ve ni'mel-vekil (Allah bize yeter, o ne güzel vekildir!), Allah'a tevekkül ettik, -belki de "tevekkülümüz Allah'adir!" demisti- deyiniz!" diye emir buyurdular. Ravi: Ebu Said Kaynak: Tirmizi, Kiyamet 9, (2433) • Resulullah (sav)'a sur'dan sorulmustu: "Bu, içine üflenen bir boynuzdur!" diye cevap verdi. Ravi: Ibnu Amr Ibni'l-As Kaynak: Ebu Davud, Sünnet 24, (4742); Tirmizi, Kiyamet 9, (2432) • Resulullah (sav): "Iki sur arasmda kirk vardir!" buyurmustur. Bunun üzerine oradakiler: "Ey Ebu Hureyre! Kirk gün mü?" diye sordular. Fakat o: "Birsey diyemem!" cevabini verdi. Tekrar: "Kirk ay mi?" dediler. O yine: "Bir sey diyemem!" cevabini verdi. "Kirk yil mi?" dediler. O yine: "Bir sey diyemem!" cevabini verdi ve (Resulullah'in hadisine devam etti.) "Sonra Allah semadan su indirecek ve insanlar yerden sebze biter gibi bitecekler, insanda bir kemik hariç hepsi çürür. Bu çürümeyen, acbu'z-zeneb denen kuyruk sokumu kemigidir. Kiyamet günü yeniden yaratilis bundan terkib edilecektir." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Tefsir, Zümer 3, Amme 1; Müslim, Fiten 141, (2955); Muvatta, Cenaiz 48, (1, 239); Ebu Davud, • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Mü'minin ruhu, cennet agacinda beslenen bir kus olur. Yeniden dirilme gününde Allah onu cesedine döndürünceye kadar orada beslenir." Ravi: Ka'b Ibnu Malik Kaynak: Muvatta, Cenaiz 49, (1, 240); Nesai, Cenaiz 117 (4,108); Ibnu Mace, Zühd 32, (4271) • Ey Allah'in Resulü dedim, "Allah, mahlukati nasil iade eder, (yeniden diriltir)? Bunun dünyadaki örnegi nedir?" "Sen dedi, hiç kavminin üzerinde yasadigi vadiden kurak mevsimde geçmedin mi? Sonra bir kere de her tarafin yemyesil ügründügü münbit mevsimde ugramadin mi?" Ben "Elbette!" deyince: "Iste bu, (yeniden) yaratmasina Allah'in delilidir. Allah, ölüleri de böyle diriltecektir!" buyurdular. [Rezin tahric etmistir. Bu hadis Ahmed Ibnu Hanbel'in Müsned'inde biraz farkli lafizlarla rivayet edilmistir (4, 11).] Ravi: Ebu Rezin el-Ukayli Kaynak: Rezin • O boru öttürülünce (Müddessir 8) ayeti ile ilgili olarak dedi ki: "Bu, surdur. Surede geçen racife, birinci nefha (üfleme), radife de ikinci nefhadir." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Rikak 43 (muallak olarak) • Resulullah (sav) (bir gün bize) Sahib-i Sur'u (Israfil'i) zikretti ve dedi ki: "Saginda Cibril, solunda da Mikail aleyhimusselam var." [Rezin tahric etmistir.] Ravi: Ebu Said Kaynak: Ebu Davud, Hurufve'l-Kiraat 1, (3999) •
Kıyamet Ahvali - Haşr

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet günü insanlar beyaz, bembeyaz, has unun çöregi gibi bir yerde toplanacaklar. Orada hiç kimsenin bir isareti (evi, bagi vs.) olmayacak." Ravi: Süheyl Ibnu Sa'd Kaynak: Buhari, Rikak 44; Müslim, Münafikun 28, (2790)

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet günü insanlar beyaz, bembeyaz, has unun çöregi gibi bir yerde toplanacaklar. Orada hiç kimsenin bir isareti (evi, bagi vs.) olmayacak." Ravi: Süheyl Ibnu Sa'd Kaynak: Buhari, Rikak 44; Müslim, Münafikun 28, (2790) • Resulullah (sav): "Sizler Allah'a yalinayak, bedenleriniz çiplak ve kabuklu (sünnet edilmemis) olarak hasr olunacaksiniz!" buyurdular." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Rikak 45, Enbiya 8, 44, Tefsir, Maide 14, 15, Tefsir, Enbiya 2; Müslim, Cennet 57, (2860); T • Resulullah (sav) va'z etmek üzere aramizda dogruldu ve dedi ki: "Ey insanlar! Sizler (kiyamet günü) Allah'in yaninda yalinayak, çiplak ve kabuklu olarak toplanacaksiniz. [Sonra su ayeti okudu:] "Ilk yaratisa nasil basladi isek, üzerimizde hak bir vaad olarak yine onu iade edecegiz..." (Enbiya 104). Haberiniz olsun! Kiyamet günü mahlukattan ilk giydirilecek Ibrahim aleyhisselam'dir. Haberiniz olsun, o gün ümmetimden bazi kimseler getirilir ve sol tarafa alinirlar. Bunun üzerine ben: "Ey Rabbim! Bunlar ashabimdir!" derim. Bana: "Sen bilmiyorsun, bunlar senden sonra neler yaptilar" denilir. Ben salih kul (Isa)'nin dedigi gibi diyecegim: "Ben içlerinde bulundugum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcü idim. Fakat vakta ki sen beni (içlerinden) aldin, üstlerinde nigehban yalniz sen oldun. (Zaten) sen (her zaman) her seye hakkiyla sahidsin. Eger kendilerine azab edersen süphe yok ki onlar senin kullarindir. Eger onlari affedersen mutlak galib ve yegane hüküm ve hikmet sahibi olan da hakikaten sensin sen." [Maide (117-118).] Resulullah (sav) devamla dedi ki: "Bunun üzerine bana: "Onlar, sen aralarindan ayrildigin günden beri, dinden yüz çevirmeye hiç ara vermediler!" denilecek." Bir rivayette su ziyade var: "Ben: "Rahmetten uzak olsunlar, rahmetten uzak olsunlar!" derim." Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Rikak 45, Enbiya 8, 44, Tefsir, Maide 14, 15, Tefsir, Enbiya 2; Müslim, Cennet 57, (2860); T • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet günü insanlar üç sinif olarak hasrolunurlar: Yayalar sinifi; Binekliler sinifi; Yüzü üstü sürünenler sinifi." Aleyhissalatu vesselam'a soruldu: "Ey Allah'in Resulü! Bunlar yüzleri üzerine nasil yürürler?" Su cevabi verdiler: "Onlari ayaklari üzerine yürüten Zat-i Zülcelal, yüzleri üzerine yürütmeye de kadirdir. Ancak bilesiniz, bu yüzleri üstü yürüyenler, önlerine çikan her engele, her dikene karsi kendilerini yüzleriyle korumaya çalisirlar." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Beni Israil (Isra), 3141 • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Insanlar kiyamet günü üç hal üzere hasrolunurlar: 1) Istekliler, korkanlar, 2) Iki kisi bir deve üzerinde olanlar, üç kisi bir deve üzerinde olanlar, dört kisi bir deve üzerinde olanlar, on kisi bir deve üzerinde olanlar. 3) Geri kalanlari, atese tapanlar. Cehennem, onlarin kaylüle yaptigi yerde onlarla kaylüle yapar, geceledikleri yerde onlarla birlikte geceler, onlarin sabahladiklari yerde onlarla sabahlar, onlarin aksamladiklari yerde onlarla beraber aksamlar." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Rikak 48; Müslim, Cennet 59 (2861); Nesai, Cenaiz 118, (4, 115, 116) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Insanlar kiyamet günü öylesine ter akitirlar ki, bu terler yerin içinde yetmis zira'lik derinlige kadar iner ve bu ter (yer üstünde de birikerek insanlari konusamaz hale getirmek üzere agizlarina) gem vurur ve kulaklarina kadar ulasir." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Rikak 47; Müslim, Cennet 61, (2863) •
Kıyamet Ahvali - Hesap Ve Kullar Arasında Hükmün V

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kimin üzerinde kardesine karsi irz veya baska bir sey sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadigi [kiyamet (ve hesaplasmanin olacagi)] gün gelmezden önce daha burada iken helallessin. Aksi takdirde o gün, salih bir ameli...

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kimin üzerinde kardesine karsi irz veya baska bir sey sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadigi [kiyamet (ve hesaplasmanin olacagi)] gün gelmezden önce daha burada iken helallessin. Aksi takdirde o gün, salih bir ameli varsa, o zulmü nisbetinde kendinden alinir. Eger hasenati yoksa, arkadasinin günahindan alinir, kendisine yüklenir." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Mezalim 10, Rikak 48; Tirmizi, Kiyamet 2, (2421) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet günü hak sahiplerine haklarini mutlaka eda edeceksiniz. Öyle ki kabis (boynuzsuz) koyun için, boynuzlu koyundan kisas alinacak, tasa (niye bir baska) tas üzerine yüklenip kaldigindan; adamin adami niye yaraladigindan sorulacak." (Ebu Hureyre) der ki: "Biz sunu da isitirdik: "Kiyamet günü, kisiyi tanimadigi birisi yakalar ve der ki: "Sen beni hata ve münker islerken görüyordun, fakat ondan men etmiyordun!" ["Boynuzlu koyun..." tabirinden gerisi Rezin'in ziyadesidir.] Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Müslim, Birr 6, (2582); Tirmizi, Kiyamet 2, (2422) • Resulullah (sav) "Ahirette kimin hesabi münakasa edilirse, azaba maruz kalacak demektir!" buyurmuslardi. Ben: "Nasil olur? Allah Teala hazretleri (mealen): "O vakit kimin kitabi sag eline verilirse; kolay bir hesabla muhasebe edilecek ve ehline sevinçli olarak dönecek" (Insikak 7-9) buyurmadi mi, (bu hesap münakasasi degil mi)?" dedim. "Hayir! buyurdular, bu (münakasa degil) arzdir. Kiyamet günü hesaba çekilen herkes mutlaka helak olmus demektir!" Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Ilm 35, Tefsir, Insikak 1, Rikak 49; Müslim, Cennet 80, (2876); Ebu Davud, Cenaiz 3, (3093); • Medine'ye geldim ve: "Ey Allahim! Bana salih bir arkadas nasib et!" diye dua ettim. Derken Ebu Hureyre (ra)'nin yanma oturdum. Kendisine: "Ben, Allah'a bana salih bir arkadas nasip etmesi için dua ettim. Bana, Resulullah'tan isittigin bir hadis söyle! Olur ki Allah Teala hazretleri ondan faydalanmami nasib eder!" dedim. Bunun üzerine dedi ki: "Ben, Resulullah (sav)'in söyle söyledigini isittim: "Kiyamet günü, kisi amelleri arasinda önce namazin hesabini verecek. Bu hesap güzel olursa kurtulusa erdi demektir. Bu hesap bozuk olursa, hüsrana düstü demektir. Eger farzinda eksiklik çikarsa Rab Teala hazretleri: "Bakin, kulumun (defterinde yazilmis) nafilesi var mi?" buyurur. Böylece, farzin eksikleri nafile (namazlari) ile tamamlanir. Sonra, bu tarzda olmak üzere diger amelleri hesaptan geçirilir." Ravi: Hureys Ibnu Kabisa Kaynak: Tirmizi, Salat 305, (413); Nesai, Salat 9, (1232) • (Ravi der ki) Bana ulastigina göre, (kiyamet günü), kulun ilk bakilacak ameli namazdir. Eger namazi kabul edilirse, geri kalan amellerine bakilir. Eger namazi kabul edilmezse diger amellerinin hiçbirine bakilmaz. Ravi: Yahya Ibnu Said Kaynak: Muvatta, Kasru's-Salat 89, (1, 173) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet günü, insanlar arasinda hükmedilecek ilk sey kandir." Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Diyat 1, Rikak 48; Müslim, Kasame 28, (1678); Tirmizi, Diyat 8, (1396); Nesai, Tahrim 2, (7, • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet günü, dört seyden sual edilmedikçe, kulun ayaklari [Rabbinin huzurundan] ayrilamaz: Ömrünü nerede harcadigindan; Ne amelde bulundugundan; Malini nerede kazandigindan ve nereye harcadigindan; Vücudunu nerede çürüttügünden." Ravi: Ebu Berze Kaynak: Tirmizi, Kiyamet 1, (2419) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet günü kul (hesap vermek üzere huzur-u ilahiye) getirilir. Allah Teala hazretleri: "Ben sana kulak, göz, mal ve evlat vermedim mi? Sana hayvanlari ve ekimi musahhar kilmadim mi? Seni bunlara bas olmak, onlardan istifade etmek üzere serbest birakmadim mi? Acaba, benimle bugünkü su karsilasmani hiç düsündün mü ?" diye soracak. Kul da: "Hayir" diyecek. Allah Teala hazretleri: "Öyleyse bugün ben de seni unutacagim, tipki senin (dünyada) beni unuttugun gibi!" buyuracak. Ravi: Ebu Said ve Ebu Hureyre Kaynak: Tirmizi, Kiyamet 7, (2430) • (Ashab, Resulullah'a): "Ey Allah'in Resulü! Kiyamet günü Rabbimizi görecek miyiz?" diye sordular. Aleyhissalatu vesselam: "Bulutsuz bir günde, ögle vaktinde günesi görme hususunda bir itisip kakismaniz olur mu?" diye sordu. Ashab: "Hayir!" deyince: "Bulutsuz (dolunayli) gecede ayi görmekte itisip kakismaniz olur mu?" diye tekrar sordu. Ashab yine: "Hayir!" deyince: "Nefsim yed-i kudretinde olan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun, Rabbinizi görme hususunda da hiçbir itisip kakismaniz olmayacak. Tipki günes ve ayi görmede itisip kakismaniz olmadigi gibi. Böylece kul, Rabbiyle karsi karsiya gelecek. Rabb Teala: "Ey filan! Ben sana ikram etmedim mi? Seni efendi yapmadim mi? Sana zevce vermedim mi? Ati, deveyi sana musahhar (hizmetçi) kilmadim mi? Reislik yapmana, ganimet malindan dörtte bir almana müsaade etmedim mi ?" diye soracak. Kul: "Evet ey Rabbim!" diyecek. Rab Teala: "Benimle karsilasacagini hiç düsünmedin mi?" diyecek. Kul bu soruya: "Hayir!" karsiligini verecek. Rab Teala da: "Öyleyse simdi de ben seni unutuyorum. Tipki (dünyada) sen beni unuttugun gibi!" diyecek. Sonra ikinci kul Allah'in karsisina çikar. Rab Teala ona da ayni seyleri söyler. Sonra üçüncüye de birinciye söylediklerinin aynisini söyler. Kul: "Evet! ey Rabbim!" der. Rab Teala da: "Benimle karsilasacagini hiç aklindan geçirdin mi?" diye sorar. Kul: "Ey Rabbim, sana, kitaplarina ve peygamberlerine inandim. Namaz kildim, oruç tuttum, sadaka verdim!" der ve elinden geldigince (Hak Teala hakkinda) hayir senada bulunur. Rab Teala: "Bu hususta lehine sehadet edecek biri var mi?" diye soracak. Kul: "Hayir, yok!" diyecek. Rab Teala: "Simdi senin aleyhine bir sahit gönderilecek!" der. Kul kendi kendine: "Benim aleyhime sahidlik yapacak da kim?" diye içinden düsünür. Kulun agzi mühürlenir. Uyluguna: "Haydi konus!" denir. Uylugu , eti, kemigi konusup, onun amelini, haber verirler. Bu, onun kendisi için bir özür aramamasi içindir. Bu kimse, Allah'in gadabina ugrayan münafiktir." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Müslim, Zühd 16, (2968) • Ibnu'l-Müseyyeb, Ata Ibnu Zeyd el-Leysi, Ebu Hureyre (ra)'den naklen anlatiyor: "Insanlar Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a: "Ey Allah'in Resulü! Kiyamet günü Rabbimizi görecek miyiz?" diye sordular. O da: "Siz bulutsuz dolunay gecesinde ayi görmekten süpheye düser misiniz?" diye sordu. Onlar; "Hayir! Ey Allah'in Resulü!" diye cevap verdiler. Aleyhissalatu vesselam: "Bulutsuz bir günde günesi görmekten süphe eder misiniz?" diye tekrar sordu. Ashab yine: "Hayir!" cevabim verdiler. Bunun üzerine: "Sunu bilin ki, siz Rabbinizi de böyle göreceksiniz. Kiyamet günü, insanlar hasrolunurlar. (Rab Teala): "Kim (Benden baska) bir seye tapiyor idiyse ona tabi olsun!" buyurur. Onlardan bir kismi günese, bir kismi aya, bir kismi da putlara tabi olurlar. Orada, münafiklariyla birlikte bu ümmet kalir. Allah onlara [tanimadiklari bir surette] yaklasir. "Ben sizin Rabbinizim!" buyurur. Oradakiler: "[Senden Allah'a siginiriz] Biz, Rabbimiz bize gelinceye kadar bu yerdeyiz! Rabbimiz gelince biz onu taniriz!" derler. Derken Rableri [onlarin taniyacagi surette] gelir. "Ben Rabbinizim!" der. Onlarda: "Sen Rabbimizsin!" derler. Rab Teala onlari (cennete) davet eder. Cehennemin üzerine sirat kurulur. Peygamberler arasinda, ümmetiyle sirattan ilk geçen ben olurum. O gün peygamberler disinda kimse konusmaz. Peygamberlerin o günkü kelami da: "Allahümme sellim, Allahümme sellim (Ey Rahimiz selamet ver, ey Rabbimiz selamet ver!" olacak. Cehennemde, deve dikeninin dikenleri gibi kancalar var. Deve dikeninin dikenlerini gördünüz mü?" diye sordu. Ashab: "Evet!" deyince Aleyhissalatu vesselam devam etti: "Iste o kancalar, tipki deve dikeninin dikenleri gibidir. Ancak, onlarin büyüklügü ne kadardir, Allah'tan baska kimse bilmez, insanlari (kötü) amelleri sebebiyle kapar. Insanlarin bir kismi (kötü) ameli sebebiyle helak olur. Bir kismi da atesin içine yikilir, sonra kurtulur. Allah, ates ehlinden kurtarmak istediklerine rahmet etmeyi irade edince, ates ehlinden Allah'a ibadet etmis olanlari, atesten çikarmalari için meleklere emreder. Melekler bu kimseleri, secde izleriyle tanirlar. Çünkü Allah Teala hazretleri secde mahallinin yakilmasini atese haram etmistir. Onlar böylece atesten çikarlar. Hepsi de atesten kavrulmus vaziyettedir. Üzerlerine hayat suyu dökülür. Selin getirdigi milli topraktan habbelerin (filiz açip) bitmesigibi, suyun degdigi yerler yeniden bitecek. Rab Teala, sonra, kullar arasindaki hükmünü tamamlayacak. Derken cennetle cehennem arasinda bir kul kalacak. Bu, cennete girmede cehennemliklerin sonuncusudur. Yüzü cehenneme dogru ilerlerken: "Ey Rabbim! Yüzümü ates tarafindan çevir! Kokusu beni perisan etti, alevi de beni kavurdu" diye yalvaracak. Allah Teala'ya, kendisine dua etmesini diledigi kadar duada bulunacak. Sonra Allah Teala hazretleri: "Ben bu istedigini versem, bundan baskasini da ister misin?" diye soracak. Adam: "izzet ve celaline yemin olsun hayir! Bundan baskasini istemem!" diyecek ve istemeyecegi hususunda Allah'a ahd u misakta bulunacak. (Allah), bunun üzerine yüzünü atesten çevirecek. Adam yüzüyle cennete yönelince ve onun güzelligini görünce, Allah'in diledigi bir müddet susacak. Sonra (dayanamayip): "Ey Rabbim! Beni cennetin kapisia yaklastir!" diyecek. Allah Teala hazretleri: "Sen bana istemis oldugundan baska bir talepte bulunmayacagina dair ahd u misakta bulunmadin mi? Ey ademoglu yazik sana! Sen ne dönekmissin!" diyecek. Adam: "Ey Rabbim! Mahlukatin en bedbahti ben olmayayim!" diyecek. Rab Teala: "Sana bu istedigin verilse, acaba baska bir sey istemeyecek misin?" der. Adam: "Hayir! Izzetine ve celaline yemin olsun hayir! Baska bir sey istemeyecegim!" diyecek. Rabbi de onu mazur addedecek. Çünkü o, sabredilemeyecek bir seyler görmüstür. Adam, Rabbine, istedigi ahd u misakta bulunur. (Rabbi de) onu cennetin kapisin yaklastirir. Kapiya yaklasip onun güzelligini ve içindeki taravet ve süruru görünce, Allah'in diledigi kadar sesini keser. (Fakat daha fazla dayanamayip atilir): "Ey Rabbim! Beni cennete koy!" der. Rab Teala: "Ey ademoglu yazik sana! Sen ne dönekmissin! Sana verilenlerin disinda bir sey istemeyecegine dair bana ahd u misak vermedin mi?" diyecek. Adam: "Ey Rabbim! Beni mahlukatin en bedbahti yapma!" diyecek. Allah onun bu haline gülecek. Sonra ona cennete girmesi için izin verecek ve: "Dile (ne dilersen!)" diyecek. Adam dileyecek. Öyle ki, hiçbir arzusu kalmayacak. Allah yine de: "Sunlari sunlari da iste!" deyip, istemesi gereken seyleri zikredecek. Böylece istenecek seyler bilince Allah Teala hazretleri: "Bütün bunlar, bir misliyle sana verilmistir!" buyuracak." Ebu Said der ki: "Resulullah (sav)'in: "Bütün bunlar, on misliyle birlikte sana verilmistir!" dedigini isittim." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Rikak 52, Ezan 129, Tevhid 24; Müslim, Iman 299, (182); Tirmizi, Cennet 20, (2560) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet günü insanlar üç kere Allah'a arzedilirler: Ilk iki arzedilmede cidal ve özür beyani vardir. Ama üçüncü arzedilme esnasinda ellerde sahifeler uçusur, kimisi sag eliyle, kimisi de sol eliyle alir." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Tirmizi, Kiyamet 5, (2427) • Bir adam bana: "(Kiyamet günü Allah'in kisiye hususi) hitabi hakkinda ne isittin?" diye sordu. Su cevabi verdim: "Resulullah (sav)'in: "Mü'min Rabbine yaklastirilir. Öyle ki, (Allah onun) üzerine himayesini indirir ve günahlarini itiraf ettirir. Ona sorar: "Su su günahlarini biliyor musun?" Mü'min kul, iki kere: "Evet ey Rabbim, biliyorum!" der. Rab Teala da: "Dünyada iken bunlari örterek seni teshir etmemistim. Bugün de onlari senden affediyorum!" buyurur. Sonra ona hasenat defteri verilir. Amma, kafirlere ve münafiklara gelince, bunlarla ilgili olarak, bütün mahlukatin huzurunda: "Bunlar Allah namina yalan söylemisler (böylece büyük bir zulümde bulunmuslardir). Haberiniz olsun! Allah'in laneti zalimleredir" diye nida olunur" dedigini isittim." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Mezalim 2, Tefsir, Hud 4, Edeb 60, Tevhid 36; Müslim, Tevbe 52, (2768) • Bir adam gelerek: "Ey Allah'in Resulü! Benim kölelerim var, bana yalan söylüyorlar ve bana ihanet ediyorlar, bana isyan ediyorlar. Ben de onlara setmediyor ve dövüyorum. Onlar yüzünden (Allah yaninda) durumum ne olacak?" diye sordu. Resulullah (sav): "Kiyamet günü onlar, sana olan ihanetleri, isyanlari ve yalanlari sebebiyle muhasebe olacaktir. Senin onlara verdigin ceza ise, eger cezan onlarin günahlari nisbetinde ise, basabastir; ne lehine ne de aleyhine olur. Eger onlara verdigin ceza günahlarindan az ise bu senin için bir fazilet olur. Eger onlara verdigin ceza günahlarindan çok olursa, bu fazla kisim sebebiyle onlar lehine sana kisas yapilir" buyurdular. Bunun üzerine adam huzurdan çekildi, aglamaya ve dövünmeye basladi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam dedi ki: "Sen Allah'in kitabini okumuyor musun? (Bak ne diyor!) (Mealen): "Biz kiyamet gününe mahsus adalet terazileri koyacagiz. Artik hiçbir kimse hiçbir seyle haksizliga ugratilmayacaktir. (O sey) bir hardal tanesi kadar bile olsa, onu getiririz (mizana koyariz). Hesapçilar olarak da biz yeteriz" (Enbiya 47). Adam tekrar: "Allah'a yemin olsun, ey Allah'in Resulü! Ben hem kendim ve hem de onlar için, ayrilmalarindan daha hayirli bir sey göremiyorum. Seni sahid kiliyorum, hepsi hürdür, (azat ettim)" dedi. Ravi: Aise Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3163) • Resulullah (sav) (bir gün) güldüler ve: "Neye güldügümü biliyor musunuz?" buyurdular. Biz: "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dedik. "Kulun Rabbine olan hitabindan!" buyurdular ve söyle devam ettiler: "Kul söyle der: "Ey Rabbim, sen beni zulümden korumadin mi?" Rab Teala: "Evet korudum" buyurur. Kul da: "Fakat ben bugün, kendime, kendimden baska bir kimsenin sahid olmasini asla istemiyorum" der. Rab Teala: "Bugün sana tek sahid olarak nefsin, çok sahid olarak da kiramen katibin kafidir" buyurur." Resulullah devamla dedi ki: "Agzina mühür vurulur ve diger organlarina: "Konus!" denilir. Onlar adamin amelini haber verirler. Sonra konusma hususunda serbest birakilir. Adam organlarina: "Yaziklar olsun size! Buradan defolun! Ben sizin için mücadele etmistim" der." Ravi: Enes Kaynak: Müslim, Zühd 17, (2969) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Aziz ve celil olan Allah [kiyamet günü], ümmetimden bir adami mahlukatin üstünden seçer ve onun için doksan dokuz büyük defter açar. Her defter, gözün alabildigi kadar büyüktür. Rab Teala adama sorar: "Bu defterde yazili olanlardan bir sey inkar ediyor musun? Muhafiz katiplerim (olmadik seyler yazarak sana) zulmetmisler mi?" Kul: "Ey Rabbim! Hayir! (Hepsi dogrudur!)" der. Rab Teala sorar: "(Bunlari yapmada beyan edecegin) bir özrün var mi?" Kul der: "Hayir! Ey Rabbim!" Aziz ve celil olan Allah: "Evet! Senin bizim yanimizda (makbul, büyük) bir de hasenen var. Bugün sana zulüm yapmayacagiz!" buyurur. Hemen bir etiket çikarilir. Uzerinde "Eshedü en la ilahe illallah ve eshedü enne Muhammeden resulallah (sehadet ederim ki Allah'tan baska ilah yoktur ve sehadet ederim ki Muhammed Allah'in elçisidir)" yazilidir. Sonra, Rabb Teala der: "Agirligini (yani amellerinin agirligini) hazirla!" Kul sorar: "Ey Rabbim! Bu defterlerin yanindaki bu etiket de ne?" Rabb Teala der: "Sana zulmedilmeyecek! Hemen defterler Mizan'in bir kefesine konur, etiket de diger kefesine. Tartilirlar. Sonunda defterler hafif kalir, etiket agir basar. Esasen Allah'in ismi yaninda hiçbir sey agir olamaz." Ravi: Ibnu Amr Ibni'l-As Kaynak: Tirmizi, Iman 17, (2641) • Ey Allah'in Resulü dendi, "biz cahiliye devrinde yaptiklarimizdan hesaba çekilecek miyiz?" Su cevabi verdiler: "Müslüman olduktan sonra iyi olana, cahiliye devrinde yaptiklarindan sorulmayacaktir. Kötü amel isleyene, hem Islam'daki ameli hem de önceki ameli sebebiyle hesap sorulacaktir." Ravi: Ebu Mes'ud el-Bedri Kaynak: Buhari, Istitabe 1; Müslim, Iman 189, (120) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir kimseyi (küfür veya günah gibi) bir seye çagiran hiç kimse yok ki kiyamet günü, o çagirdigi seyle birlikte tevkif edilmemis olsun. Mutlaka onunla ayrilmaz sekilde beraberdir. Bir adam bir adami (bir seye) davet etmis olsa dahi!" Sonra su ayeti okudu, (mealen): "Onlari hapsedin, çünkü onlar mes'uldürler" (Saffat 24). Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Saffat, (3226) •
Kevser Havzı'nın Mizan'ın Ve Sırat Köprüsü'nün Evs

Ey Allah'in Resulü dedim, "Kevser havzinin kaplari nedir?" Su cevabi lütfettiler: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun, onun kaplari açik ve karanlik bir gecede gökteki yildizlardan daha çoktur. Cennetin kaplarindan kim içerse artik...

• Ey Allah'in Resulü dedim, "Kevser havzinin kaplari nedir?" Su cevabi lütfettiler: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun, onun kaplari açik ve karanlik bir gecede gökteki yildizlardan daha çoktur. Cennetin kaplarindan kim içerse artik ömrünün sonuna kadar hiç susamaz. Havzin cennetten çikan iki olugu gürül gürül akar. Genisligi uzunluguna denktir. Bu da Amman'dan Eyle'ye olan mesafe kadardir. Suyu sütten daha beyaz, baldan daha tatlidir." Ravi: Ebu Zerr Kaynak: Müslim, Fezail 36,1 (2300); Tirmizi, Kiyamet 16, (2447) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her peygamberin bir havzi vardir. Ümmeti oraya su almaya gelir. Peygamberlerin her biri, hangisinin suya geleni çok diye övünürler. Su almaya gelen ümmeti en çok olan peygamberin ben olacagimi ümid ediyorum." Ravi: Semüre Ibnu Cündeb Kaynak: Tirmizi, Kiyamet 15, (2445) • Resulullah (sav)'a "Kevser nedir?" diye sorulmustu. "Cennette bir nehirdir. Allah onu bana verdi. O, sütten daha beyaz, baldan daha tatlidir. Onda (nehirde) bir kus vardir, boynu deve boynuna benzer!" buyurdular. Hz. Ömer atilarak: "Öyleyse o müreffehtir!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da: "Onu yiyen, ondan da müreffehtir!" buyurdular. Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Kiyamet 15, (2445) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ben havza ilk geleniniz olacagim!" Ravi: Cündüb Kaynak: Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 25, (2289) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ben havzin basina sizden önce gelecegim. Bana sizden bazi kimseler yükseltilip (gösterilecek). O kadar ki, egilsem onlari tutarim. Ama hemen geri çekilecekler. "Ey Rabbim! bunlar benim ashabim!" derim. Ama bana: "Senden sonra bunlarin ne bid'alar yaptiklarini sen bilmezsin!" denilir. Ben de: "Dini benden sonra degistirenler rahmetten uzak olsun, rahmetten uzak olsun!" derim." Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Rikak 53, Fiten 1; Müslim, Fezail 32, (2297) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ümmetim havzin basinda yanima gelecek. Ben, tipki devesinden baskasinin devesini kovan bir kimse gibi, hauzimdan (bazi) insanlari kovarim!" Yanindakiler: "Ey Allah'in Resulü! Bizi taniyacak misiniz?" dediler. "Evet" buyurdu. "Sizin, baskasinda olmayan bir alametiniz olacak. Sizler yanima alin ve abdest uzuvlarinda, abdestin eseri olan bir nurla geleceksiniz. Ancak sizden bir grup benden engellenecek, onlar bana ulasamayacaklar. Ben: "Ey Rabbim onlar benim ashabim, onlar benim ashabim!" diyecegim. Ama bir melek bana cevap verip: "Senden sonra onlar ne bid'alar ortaya çikardilar biliyor musun?" diyecek." [Bir diger rivayette söyle buyrulmustur: "Havuzum Eyle ile Aden arasinaki mesafeden daha genistir. Onun rengi kardan daha beyaz, baldan daha tatlidir. Onun masrabalari yildizlardan daha çoktur."] Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Müslim, Taharet 37, (247) • Resulullah buyurdular ki: "Siz (ashabim), havzin basinda yanima gelenlerin yüz bin cüzünden sadece bir cüzünü teskil edeceksiniz!" Yezid'e: "O gün siz ne kadardiniz?" diye soruldu da: "Yedi yüz veya sekiz yüz kadardik!" diye cevap verdi. Ravi: Yezid Ibnu Erkam Kaynak: Ebu Davud, Sünnet 26, (4746) • (Bir gün), "ey Allah'in Resulü! Kiyamet günü bana sefaat edin!" dedim. "Insaallah yapacagim!" buyurdular. Ben tekrar: "Sizi nerede arayip bulayim?" dedim. "Beni ilk aradigin zaman, sirat üzerinde ara!" buyurdular. "Size (orada) rastlayamazsam?" dedim. "Mizan'in yaninda beni ara!" buyurdular. "Orada da size rastlayamazsam?" dedim. "Öyeyse beni havzin yaninda ara! Zira ben üç meukinin disina çikmam!" buyurdular. Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Kiyamet 10, (2435) • Atesi hatirlayip agladim. Resulullah (sav): "Niye agliyorsun?" diye sordu. "Cehennemi hatirladim da onun için agladim! Siz, kiyamet günü, ailenizi hatirlayacak misiniz?" dedim. "Üç yerde kimse kimseyi hatirlamaz: Mizan yaninda; tartisi agir mi geldi hafif mi ögreninceye kadar, sahifelerin uçustugu zaman; kendi defterini nereye düsecek, ögreninceye kadar: Sagina mi soluna mi; yoksa arkasina mi? Siratin yaninda; cehennemin iki yakasi ortasina kurulunca; bunu geçinceye kadar." Ravi: Aise Kaynak: Ebu Davud, Sünen 28, (4755) •