Archive

TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR

Long-tail archive surface for the TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR hadith topic.

Fatiha Suresi

Ben Mescid-i Nebevi'de namaz kiliyordum. Resulullah (sav) beni çagirdi. Fakat (namazda oldugum için) icabet edemedim. Sonra yanina gelerek: "Ey Allah'in Resulü namaz kiliyordum (bu sebeple cevap veremedim diye özür beyan ettim). Bana: "Allahu Teala Kitabinda:...

• Ben Mescid-i Nebevi'de namaz kiliyordum. Resulullah (sav) beni çagirdi. Fakat (namazda oldugum için) icabet edemedim. Sonra yanina gelerek: "Ey Allah'in Resulü namaz kiliyordum (bu sebeple cevap veremedim diye özür beyan ettim). Bana: "Allahu Teala Kitabinda: "Ey iman edenler, Allah ve Resulü sizi çagirdiklari zaman hemen icabet edin" buyurmuyor mu?" (Enfal, 24) dedi ve arkasindan ilave etti: "Sen mescidden çikmazdan önce, sana Kur'an-i Kerim'in (sevabca) en büyük süresini ögreteyim mi?" dedi ve elimden tuttu. Mescidden çikacagi sirada ben: "Sana en büyük sureyi ögretecegim" dememis miydiniz? dedim. Bana: "O sure Elhamdü lillahi Rabbi'l Alemin'dir (ki namazlarda tekrar tekrar okunan) yedi ayet (es-Seb'u'l-Mesani) ve bana verilen yüce Kur'an'dir" buyurdu. Ravi: Ebu Said Ibnu'l-Mualla Kaynak: Buhari, Tefsir 1; Nesai, Iftitah 26; Ebu Davud, Vitr 15 • Hz. Peygamber (sav), Ubey Ibnu Ka'b (ra)'a ugradi. O namaz kiliyordu... devamini yukandaki gibi aynen kaydetti. Ancak su ziyade var: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zü'l-Celal'e yemin ederim ki, Allah, Fatihanin bir mislini ne Tevrat'ta, ne Incil'de, ne Zebur'da, ne de Furkan'da indirmemistir. O (namazlarda) tekrarla okunan yedi ayet ve bana ihsan edilen yüce Kur'an'dir." (Tirmizi hadisin sahih oldugunu söylemistir. Nesai'nin yine Ebu Hüreyre'den yaptigi bir rivayette: "O (Fatiha süresi) benimle kulum arasinda taksim edilmistir. Kuluma istedigi verilmistir" ziyadesi vardir) Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 1, (2878) • Cibril (a.s.), Hz. Peygamber (sav)'in yaninda otururken yukarida kapi sesine benzer bir ses isitti. Basini göge dogru kaldirdi. Cibril(a.s) dedi ki: "Iste gökten bir kapi açildi, bugüne kadar böyle bir kapi asla açilmamistir Derken oradan bir melek indi. Cibril (a.s.) tekrar konustu: "Iste arza bir melek indi, simdiye kadar bu melek hiç inmemistir. Melek selam verdi ve Hz. Peygamber (sav)'e: "Sana verilen iki nuru müjdeliyorum. Bunlar, senden önce baska hiçbir peygambere verilmemislerdi: Onlarin biri Fatiha Süresi, digeri de Bakara Süresi'nin son kismi. Onlardan okudugun her harfe mukabil sana mutlaka büyük sevap verilecektir" dedi. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Müslim, Müsafirin 254; Nesai, Iftihah 25. • Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: (Fatiha'da geçen) el-magdub aleyhim (Allah'in gazabina ugrayanlar) Yahudilerdir, ed-dallin (sapitanlar) da Hiristiyanlar'dir" Ravi: Adiyy Ibnu Hatim Kaynak: Tirmizi, Tefsir 2, (2957) •
Bakara Suresi

Hz. Peygamber (sav)'i isittim, diyordu ki: "Kur'an-i Kerim'i okuyun. Zira Kur'an, kendini okuyanlara kiyamet günü sefaatçi olarak gelecektir." Zehraveyn'i yani Bakara ve Al-i Imran surelerini okuyun! Çünkü onlar kiyamet günü, iki bulut veya iki gölge veya saf...

• Hz. Peygamber (sav)'i isittim, diyordu ki: "Kur'an-i Kerim'i okuyun. Zira Kur'an, kendini okuyanlara kiyamet günü sefaatçi olarak gelecektir." Zehraveyn'i yani Bakara ve Al-i Imran surelerini okuyun! Çünkü onlar kiyamet günü, iki bulut veya iki gölge veya saf tutmus iki grup kus gibi gelecek, okuyucularini müdafaa edeceklerdir. Bakara suresini okuyun! Zira onu okumak berekettir. Terki ise pismanliktir. Onu tahsil etmeye sihirbazlar muktedir olamazlar." (Bir rivayette su ziyade mevcuttur: Bir rekatta, secdeden önce, bir kul onu okur, sonra da Allah'tan birsey isterse Allah istedigini mutlaka verir.") Ravi: Ebu Ümame Kaynak: Müslim, Müsafirin, 252, (804) • Resulullah (sav) kalabalik bir askerin katildigi orduyu sefere çikardi. Askerlere Kur'an okumalarini tenbihledi. Ayrica teker teker görerek herbirine Kur'an'dan bildikleri yerleri okumalarini tenbihliyordu. Derken sira yasça en genç birisine gelmisti. Ona: "Kur'an'dan sen ne biliyorsun ey falanca?" diye sordu. Genç: "Ben," dedi, "falan falan sureleri ve bir de Bakara suresini biliyorum." Resulullah (sav): Yani sen Bakara'yi biliyor musun?" diye sordu. "Evet!" cevabi üzerine: "Haydi yürü, seni askerlere komutan tayin ettim" dedi. Askerlerin ileri gelenlerinden biri atilip: "Yemin olsun, Bakara'yi ezberlememe mani olan sey, hükümleriyle amel edememek korkusundan baska birsey degildir" dedi. Resulullah (sav) su tenbihte bulundu: "Kur'an'i ögrenin ve onu okuyun. Kur'an-i Kerim'in onu ögrenip okuyan ve onunla amel eden kimse için durumunu, içi agzina kadar misk dolu bir kutuya benzetebiliriz. Bu her tarata koku nesreder. Kur'an'i ögrendigi halde, ezberinde olmasina ragmen okumayip yatan kimse de agzi sikica baglanmis, hiç koku nesretmeyen misk kabi gibidir." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 2, 2879 • Resulullah (sav)'in söyle söyledigini isittim: "Kiyamet günü Kur'an-i Kerim ve ona dünyada iken sahip çikip onunla amel edenler getirilirler. Bu geliste. Bakara ve Al-i Imran süreleri Kur'an-i Kerim'in önünde yer alirlar." Resulullah (sav) bir iki sure için üç tesbihte bulundu ki, bir daha onlari unutmadim. Söyle demisti: "Onlar sanki iki bulut veya aralarinda nur ve aydinlik olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almis saflar halinde iki kus sürüsü gibidirler." Ravi: Nevvas Ibnu Sem'an Kaynak: Müslim, Müsafirin 253, (305); Tirmizi. Sevabu'l-Kur'an 5, (2886) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Evlerinizi kabirlere çevirmeyin, içerisinde Bakara suresi okunan evden seytan kaçar." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Müslim, Müsafirin, 212, (780); Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 2, (2780) • Müslim'in bir rivayetinde yukandaki hadise su ziyade yapilmistir: "Resulullah (sav) buyurdu ki: "Sizden biri mescidde namazi bitirdi mi, namazindan evine de bir pay ayirsin. Zira Cenab-i Hakk, namazlarindan evine de hayir yaratacaktir" Ravi: Nevvas Ibnu Sem'an Kaynak: Müslim, Misafirin 210, (778) • Resulullah (sav) söyle buyurdular: "Bakara Suresinin sonundaki iki ayeti geceleyin kim okursa o iki ayet ona kafi gelir." Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Megazi 12, Fedailu'l-Kur'an 10, 17, 37; Müslim, Müsafirin 255, 256, (807-808); Ebu Davud, Sa • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah, arz ve semavati yaratmazdan iki bin yil önce bir kitap yazdi. O kitaptan iki ayet indirip onlarla Bakara suresini sona erdirdi. Bu iki ayet bir evde üç gece okundu mu artik seytan ona yaklasamaz." Ravi: Nu'man Ibnu Besir Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l Kur'an 4, 2885. • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Beni Israil'e: "Kapidan secde ederek girin ve (dilegimiz günahlarimizin) dökülmesidir deyin, ta ki hatalariniz bagistansin" (Bakara 58) denildi. Ama onlar (emri degistirdiler de kapidan kiçlari üzerine sürünerek girdiler ve "kilin içinde bir tane" dediler." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Müslim, Tefsir 1, (3015); Buhari, Enbiya 28, Tefsir, Sure 2, 5, 4, 7; Tirmizi, Tefsir, Bakara (2959) • Biz karanlik bir gecede Resulullah (sav) ile birlikte bir seferde idik. Kible istikametini bilemedik. Herkes kendi istikametine yönelerek namazini kildi. Sabah olunca durumu Resulullah (sav)'a açtik. Bunun üzerine su ayet indi. "...Nereye yönelirseniz Allah'in yönü orasidir (Bakara, 115)." Ravi: Amir Ibnu Rebi'a Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara (2960), Salat 354, (345) • Ömer Ibnu'l-Hattab (ra) Hz. Peygamber (sav)'e hitab ederek: "Ey Allah'in Resulü (tavaftan sonra kilinan iki rek'ati) Makam'in gerisinde kilsak (daha iyi olmaz mi?)" diye bir temennide bulunmustu, hemen su ayet nazil oldu: "Ibrahim'in makamini namazgah yapin..." (Bakara, 125). Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 9, Ahzab 8; Müslim, Fezailu's-Sahabe 2, (2399); Tirmizi, Tefsir, Bakara (2963 • Resulullah (sav) Medine'ye gelince, önce Ensar'dan olan ecdadinin -veya dayilarinin- yanina indi: O zaman namazlarini on alti veya on yedi ay boyunca Beytu'l-Makdis'e dogru kildi. Ancak kiblenin Kabe'ye dogru olmasini arzuluyordu. (Kabe'ye dogru) kildigi ilk namaz da ikindi namazi idi. Bu namazi Resulullah (sav)'la birlikte ashabtan bir grup kimse kilmisti. Bu namazi kilanlardan biri, oradan ayrilinca bir mescide rastladi. Cemaati namaz kiliyordu ve tam rükü halinde idiler. Adam onlara: "Sehadet ederim ki Hz. Peygamber (sav)'le Kabe'ye dogru namaz kildik" dedi. Cemaat olduklari yerde Kabe'ye yöneldiler. Müslümanlarin Beytu'l-Makdis'e dogru namaz kilmalari Yahudilere memnun ediyordu. Yüzler Kabeye dogru yönelince Yahudiler bundan hiç memnun kalmadilar. Arkadan hemen su mealdeki ayet nazil oldu: "Yüzünü göge çevirip durdugunu görüyoruz..." (Bakara, 144). Beyinsiz Yahudiler dedikoduya basladilar: "Uyageldikleri kibleyi niye degistirdiler?" De ki: "Dogu da bati da Allah'indir. Allah diledigini dogru yola hidayet eder" (Bakara, 144). Ravi: el-Berd Ibnu'l-Azib Kaynak: Buhari, Iman 30, Tefsir, Bakara 12, 18, Salat 31; Müslim, Mesacid 11, (525); Tirmizi, Bakara (2966), • Müslim ve Ebu Davud'un Enes (radiyallahu anh)'ten rivayet ettikleri bir diger hadis söyledir: "Onlar Beytu'l-Makdis'e dogru yönelmis halde, sabah namazinin rüküunda iken, Beni Seleme'den bir adam kendilerine ugradi ve: "Kible istikameti Kabe'ye çevrildi" dedi. Bu sözünü iki kere tekrar etti. Cemaat rüküda iken Kabe'ye yöneldiler." Ravi: Enes Kaynak: Müslim, Mesacid 15, (527); Ebu Davud, Salat 206, (1045) • Ayet-i kerimenin emriyle Hz. Peygamber (sav) kibleyi Kabe'ye yöneltince Müslümanlar sordular: "Ey Allah'in Resulü, Beytü'l-Makdis'e yönelerek namaz kilmis ve simdi ölmüs olan kardeslerimizin namazlari ne olacak?" Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Senin yöneldigin istikameti, peygambere uyanlari, cayanlardan ayird etmek için kible yaptik. Dogrusu Allah'in yola koydugu kimselerden baskasina bu agir bir seydir. Allah imanlarinizi (ibadetlerinizi) bosa çikaracak degildir" (Bakara, 143). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Salat 16 (4680); Tirmizi, Tefsir, Bakara (2968) • Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "(Kiyamet günü) Hz. Nuh (a.s.) ve ümmeti gelir. Cenab-i Hakk ona: "Teblig ettin, dinimi duyurdun mu?" diye sorar. Nuh (a.s.): "Evet, ey Rabbim" diye cevap verir. Rabb Teala bu sefer ümmetine sorar: "Nuh (a.s.) size teblig etmis miydi?" "Hayir!" bize peygamber gelmedi" derler. Rabb Teala Hz. Nuh (a.s.)'a yönelerek: "Söyledigin sey hususunda sana kim sahicilik edecek?" diye sorar. Nuh (a.s.): "Muhammed (sav) ve ümmeti!" der ve Muhammed (sav)'nin ümmeti: "Nuh tebligatta bulundu" diye sehadette bulunur. Bu duruma su ayet isaret eder: "Biz böylece sizleri vasat bir ümmet kildik, ta ki insanlara karsi sahidler olasiniz" (Bakara, 143). Ravi: Ebu Said Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 13, Enbiya 3, I'tisam 19; Tirmizi, Tefsir, Bakara (2965); Ibnu Mace, Zühd 34, • Tirmizi'nin rivayetinde su ziyade vardir: "(...Nuh kavmi): "Bize ne bir korkutucu, ne de baska biri, hiç kimse gelmedi" derler. Ravi: Ebu Said Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara (2965) • Hz. Aise (ra)'ye su (mealdeki) ayet hakkinda sordum: "Süphesiz ki Safa ile Merve Allah'in seairlerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya ümre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur." (Bakara, 158). Dedim ki: "Kasem olsun (ayetten) Safa ve Merve'yi tavaf etmeyenlere de bir günah yoktur (manasi çikmaktadir). "Bana dedi ki: Ey kizkardesimoglu söyledigin ne kadar çirkin! Ayetin, senin te'vil ettigin manada olmasi için, "onlari tavaf etmeyene herhangi bir günah terettüp etmez" seklinde olmaliydi. Halbuki ayet Ensar hakkinda inmistir. Bunlar Müslüman olmazdan önce, Müsellel'deki azgin Menat'a tapiniyorlar, ona telbiye getiriyorlardi. Menat'a telbiye getirenler, Safa ile Merve arasinda tavaf etmekten çekiniyorlardi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk: "Safa ve Merve Allah'in seairindendir..." ayetini indirdi. Aise (ra) sunu da söyledi: "Resulullah (sav) Safa ile Merve arasinda tavafta bulunmayi sünnet kildi. Bunu terketmek kimseye caiz olmaz." Zühri der ki: Ebu Bekr Ibnu Abdi'r-Rahman'a bu hadisi haber verdim. Bana sunu söyledi: "Ben bu bilgiyi (hadisi) duymamistim. Ben alimlerden bazilarini dinledim söyle diyorlardi: "Hz. Aise'nin Menat için telbiye getirenlerden haber verdikleri disinda kalan halkin tamami Safa ve Merve'yi tavaf ediyorlardi. Ne zaman ki Cenab-i Hakk Kur'an-i Kerim'de tavafindan bahsedip Safa ve Merve'den söz etmeyince: "Ey Allah'in Resulü! Biz Safa ve Merve'yi tavaf ediyorduk. Halbuki Cenab-i Hakk Kabe'nin tavafini emrediyor, Safa ve Merve'den bahsetmiyor, Safa ve Merve'yi tavaf etmemizde bize bir mahzur var mi?" dediler. Bunun üzerine Cenab-i Hakk: "Safa ve Merve Allah'in seairindendir. Öyle ise kim Beytullah'a hac yapar veya ümre ziyaretinde bulunursa Safa ve Merve'yi de tavaf etmesinde bir günah yoktur" ayetini indirdi. Ebu Bekr Ibnu Abdirrahman der ki: "Ben bu ayetin, (yukarda zikredilen) her iki grub hakkinda da inmis oldugunu görüyorum. Yani, hem cahiliye devrinde Safa ve Merve'yi tavaftan çekinenler hakkinda inmistir, hem de öncekileri tavaf ettikleri halde. Islam'dan sonra -Allah'in Kabe'yi tavaf etmeyi emretmis olmasina ragmen Safa ve Merve'yi zikretmemis olmasi sebebiyle- bunlari tavaftan çekinenler hakkinda inmistir. Safa ve Merve'nin de (Kur'an'da) zikri Kabe'yi tavaf emrinden sonra gelmistir. Ravi: Urve Ibnu'z-Zübeyr Kaynak: Buhari, Hacc 79, Umre 10, Tefsir, Bakara 21; Müslim, Hac, 260-263 (1277); Ebu Davud, Menasik 56, (39 • Buhari ve Müslim'den gelen bir rivayette söyle denir: "Ancak, Müslüman olmazdan önce Ensar ve bunlarla birlikte Gassan, Menat için telbiyede bulunurlar, Safa ile Merve arasinda tavaftan çekinirlerdi. Bu davranis onlara ecdad yadigari bir adet idi. Menat için ihrama giren Sofa ile Merve arasinda tavaf yapmazdi. Müslüman olunca bu hususta Hz. Peygamber (sav)'e sordular. Bunun üzerine Cenab-i Hakk "Safa ve Merve Allah'in seairindendir..." ayetini indirdi. Ravi: Urve Ibnu'z-Zübeyr Kaynak: • Mücahid, Ibnu Abbas (ra)'tan rivayet ettigine göre sunu anlatmistir: "BenI Israil'de kisas vardi, fakat diyet yoktu. Cenab-i Hakk Muhammed ümmetine söyle buyurdu: "Öldürülenler hususunda size kisas farz kilinmistir. Hür hür ile, köle köle ile, kadin kadin ile kisas edilir. Öldüren, ölenin kardesi tarafindan affedilmisse, kendisine örfe uymak ve affedene güzellikle (diyet) Ödemek gerekir" (Bakara, 178). Buradaki "afv'dan maksad, amden öldürmelerde kisinin diyet almayi kabul etmesidir. "Örfe uygun ve affedene güzellikle ödemek"e gelince, bundan maksad (magdur tarafin) örfe uygun miktarda bir diyet istemesi, öbürünün de bunu güzellikle ödemesidir. Ayetin devamindaki: "Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir" ibaresi de, "sizden öncekilere farz kilinanlarda olmayan bir hafifletme" demektir, (çünkü onlara diyet imkani taninmamisti). Ayetin son kismi olan "Bundan sonra tecavüzde bulunana elim azab vardir" ibaresinden diyet almayi kabul etmesine ragmen (kan davasi güderek) katili öldüren kimse kastedilmektedir." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 23, Diyat 8; Nesai, Kasame 27, (8, 36,37) • Ata'nin anlattigina göre, Ibnu Abbas (ra) su ayeti okurken dinlemistir: "Oruca dayanamayanlar, bir düskünü doyuracak kadar fidye verir" (Bakara, 184). Ibnu Abbas (ra) ayeti okuduktan sonra ilave etti: "Bu ayet, oruç tutmaya tahammül edemeyen yasli erkek ve yasli kadin hakkinda mensuh degildir. Onlar da her bir günün orucu yerine bir fakir doyururlar." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 25; Nesai, Siyam 63 (4, 190-191); Ebu Davud, Savm 3, (2318), Siyam 2, (2316) • Ebu Davud merhumun bir rivayetinde su ziyade var: "Ibnu Abbas dedi ki: "Oruca dayanamayanlar, bir düskünü doyuracak kadar fidye verir" (Bakara, 184) ayeti su demektir: "Onlardan kim orucuna mukabil bir fakiri doyuracak kadar fidye vermek isterse fidye verir ve böylece orucunu tutmus sayilir." Cenab-i Hak buyurmustur: "Kim (vacib miktardan) daha fazla fidye verirse bu kendisi için daha hayirli olur. Orucu (yiyip de fidye vermek yerine) bizzat tutmaniz daha hayirlidir" (Bakara, 184). Sonra Cenab-i Hakk söyle buyurdu: "Sizden kim Ramazan ayina ulasirsa orucu tutsun. Kim de hasta olur veya yolcu bulunursa yedigi miktarda baska günlerde oruç tutar." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Savm 2 (2316) • Yine Ebu Davud'un bir baska rivayetinde söyle denmektedir: "(Ramazan'da orucu yiyip, fidye ödemeye ruhsat veren ayet) hamile ve emzikli kadinlar için sabittir, mensuh degildir." Nesai'de rivayet söyledir: "Orucu tutmaya dayanamayanlar orucu kendilerine (tahammül edilmez) bir mesakkat addedenler için bir yoksula yetecek kadar fidye gerekir. Ayetin "Kim de hayir düsünerek (bir fakire yetecek miktardan fazlasini) verirse" hükmü mensuh degildir, bu onun için daha hayirlidir. (Fidye vermektense) oruç tutmaniz daha hayirlidir. Ayetteki ruhsat, oruca takat getiremeyen veya sifasiz hastaliga yakalananlar içindir." Ravi: Kaynak: Nesai, Siyam 63, (4,190-191) • Oruca takat getiremeyenler, bir fakire yetecek kadar fidye vermesi gerekir ayeti indigi zaman orucu yiyip fidye verenler vardi. Bu hal müteakip ayetin inmesine kadar devam etti. Bu ayet öncekini neshetti. Yani asil hüküm sudur: "Kim Ramazan ayinda hazir bulunursa orucunu tutsun" Ravi: Selemetu'bnu'l-Ekva Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 26; Müslim, Siyam 149 (1145); Ebu Davud, Savm 2 (2315); Tirmizi, Savm 75, • Rivayetine göre oruca gücü yetmeyenin fidye vermesi geregini beyan eden ayeti "fidyetün taamu mesakine" seklinde (yani fakirlerin yiyecegi kadar fidye) okudu ve bu ayetin mensüh oldugunu söyledi." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 26 • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Dua, ibadettir", sonra su ayeti okudu: "Rabbiniz: Bana dua edin ki size icabet edeyim. Bana ibadet etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler var ya, alçalmis ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir" buyurmuslardir" (Mü'min, 60) Ravi: Nu'man Ibnu Besir Kaynak: Ebu Davud, Salat 358, (1479); Tirmizi, Tefsir 2, (2973, 3244), Daavat 2, (3369); Ibnu Mace, Dua 1, ( • Rezin su ilave rivayeti kaydetti: "Resulullah (sav)'a Ashabi (ra) sordular: Rabbimiz yakin midir, biz ona hafif sesle hitab edelim, uzaksa yüksek sesle taleblerimizi söyleyelim?" Bunun üzerine su ayet indi: "Kullarim sana benden sorarlarsa, (söyle ki) ben yakinim. Dua edenin duasina, bana dua ettigi takdirde icabet ederim" (Bakara, 186) Ravi: Kaynak: Rezin • Ramazan orucu farz kilindigi vakit, Müslümanlar ay boyu kadinlara temas etmezler. Bazi kimseler bu meselede nefislerine itimad edemiyorlardi. Bunun üzerine su mealdeki ayet nazil oldu: "...Allah nefsinize güvenmiyeceginizi biliyordu. Bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti."(Bakara 187) Ravi: Berd Ibnu Azib Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 27 • Buhari, Ebu Davud ve Tirmizi'nin bir rivayetinde de söyle gelmistir: "Ashab-i Muhammed (a.s.)'in (baslangiçta) durumu söyleydi: Bir kimse oruçlu iken, iftar vakti gelince, iftarini açmadan uyuyacak olsa, artik o gece yemedigi gibi ertesi günü de yiyemez, o günün aksamina kadar beklerdi. Kays Ibnu Sirma el-Ensari (ra) oruçlu oldugu bir günde iftar vakti girince hanimina gelerek yiyecek birsey olup olmadigini sordu. Kadin: "Hayir, yok!" ancak bekle, sana yiyecek ariyayim" dedi. Kays, gün boyu çalisan birisiydi, beklerken uyuyakaldi. Hanimi gelince bakti ki uyuyor: "Eyvah mahrum kaldin, yiyemiyeceksin" diye eseflendi. Ertesi gün, ögleye dogru Kays (ra) açliktan baygin düstü. Durumu Resulullah (sav)'a anlattilar. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Oruç tuttugunuz günlerin gecesi kadinlariniza yaklasmaniz size helal kilindi" (Bakara, 187). Buna Müslümanlar fevkalede sevindiler. Arkadan, "Tanyerinde beyaz iplik, siyah iplikten sizce ayird edilinceye kadar yiyin için.." ayeti nazil oldu." Ayetin nüzülüne sebep olan zatin ismi Ebu Davud'da Sirma Ibnu Kays (ra)'dir. Nesai'de ise rivayet söyledir: "Ashab'tan biri aksam yemeginden önce uyursa, artik o gece ve ertesi gün günes batincaya kadar bir sey yiyip içmesi ona helal olmazdi. Bu durum su ayet nazil oluncaya kadar devam etti: "Tan yerinde beyaz iplik siyah iplikten, sizce ayird edilinceye kadar yiyin, için." Ravi der ki: "Bu ayet, Kays Ibnu Amr hakkinda nazil olmustur." Ravi: Kaynak: Buhari, Savm 15; Tirmizi, Tefsir 2, (2972); Ebu Davud, Savm 1, (2314); Nesai, Siyam 29, (4, 147-148) • Beyaz iplik siyah iplikten, sizce ayrilincaya kadar yiyin için" ayeti indigi zaman "tan yerinde" kelimeleri henüz nazil olmamisti. Bir kisim insanlar, oruç tutacaklari zaman ayaklarina siyah ve beyaz (iplik) baglar, bunlar görülünceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk "Tan yerinde" kelimelerini inzal buyurdu. O zaman herkes anladi ki burada beyaz ve siyah ipliklerden maksad gündüz ve gece imis." Ravi: Sehl Ibnu Sa'd Kaynak: Buhari, Savm 16, Tefsir, Bakara 2, 28; Müslim, Siyam 35, (1091) • Adiy Ibnu Hatim (ra) biri siyah, biri beyaz iki köstek bagi aldi. Bir gece bunlara bakti fakat biri digerinden ayrilmiyordu. Sabah olunca durumu Resulullah (sav)'a söyle bildirdi: "Yastigimin altina biri siyah biri beyaz iki iplik koydum." Resulullah (sav) ona takildi: "Beyaz iplikle siyah iplik senin yastiginin altinda iseler yastigin çok genis olmali" Ravi: Adiy Ibnu Hatim Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 28, Savm 16; Müslim, Siyam 33, (1090); Ebu Davud, Savm 17, (2349); Tirmizi • Resulullah (sav)'a: "Ey Allah'in Resulü! Ayette geçen "beyaz ipligin siyah iplikten ayrilmasi" nedir, bunlar iki iplik degil mi?" diye sordum da bana: "Iki iplige bakti isen sen gerçekten kalin enselisin" dedi ve su açiklamayi yapti: "Hayir iki iplik degil, onun biri gecenin karanligi, digeri de gündüzün beyazligidir." Ravi: Adiy Ibnu Hatim Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 28 • Ensar hac yapip da döndükleri zaman evlerine kapilarindan girmezlerdi. Onlardan biri hac dönüsü kapidan evine girdi. Fakat hemsehrileri onu bu davranisi sebebiyle kinadilar. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Iyilik, evlere arkasindan girmeniz degildir. Kötülükten sakinan kimse(nin ameli) iyidir. Evlere kapilarindan girin" (Bakara, 189) Ravi: Bera Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 29, Umre 18; Müslim, Tefsir, Nisa, (3026) • Allah yolunda infak edin, kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayin. Ihsanda bulunun. Allah ihsan edenleri sever (Bakara, 195) mealindeki ayetle ilgili olarak demistir ki: "Bu ayet infak ile alakali olarak nazil oldu." Ravi: Huzeyfe Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2,31 • Medine'den gazve için yola çiktik. Niyetimiz Istanbul'du. Cemaatin basinda Abdurrahman Ibnu Halid Ibnil-Velid vardi. Rum askerleri sirtlarini sehrin surlarina yaslamis müdafaada idiler. Bizden biri tek basina düsmana saldiriya geçti. Halk: "Dur, dur! Lailale illallah, eliyle kendini tehlikeye atiyor!" diye bagristilar. Ebu Eyyub el-Ensari hazretleri (ra) atilarak "Ey Ensar toplulugu, bu ayet bizim hakkimizda indi. Cenab-i Hakk, Resulullah (sav)'a yardim edip, Islam galebe çalinca biz: "Artik islerimizin basinda kalip, onlari yoluna koyalim" dedik. Bunun üzerine Allah-u Teala bu ayeti indirdi. Yani "Ellerimizle kendimizi tehlikeye atmak" demek malin-mülkün basinda kalip onlari düzene koymak için cihadi terketmektir." Ravi: Eslem Ibnu Imran Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (2976); Ebu Davud, Cihad 23, (2512) • Ka'b Ibnu Ucre (ra)'ye "Oruçtan yahut sadakadan yahut kurbandan bir fidye lazimdir" (Bakara, 196) mealindeki ayetten sordum. Dedi ki: "Basimda bitler kaynastigi halde Resulullah (sav)'a götürüldüm. Beni görünce: "Mesakkatin, bu gördügüm dereceye ulasacagini zannetmezdim. Bir koyun bulabilecek misin dedi. "Hayir" cevabini verdim. [Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "...Içinizde hasta olan veya basindan rahatsiz varsa fidye olarak ya oruç tutmasi, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir..." (Bakara, 196) Resulullah (sav): "Üç gün oruç tut veya her fakire yarim sa' yiyecek vermek suretiyle alti fakiri doyur, basini tras et" dedi. Bu ayet hassaten benim hakkimda nazil oldu, ancak umumen hepimize samildir." Ravi: Abdullah Ibnu Ma'kil Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 32, Megazi 35, Tibb 16; Müslim, Hacc 80, 85 (1201); Tirmizi, Tefsir, Bakar • Ben hac sirasinda, ücret mukabili hizmet veren birisi idim. Bana: "Senin haccin hacc sayilmaz" dediler. Bilahere Ibnu Ömer (ra)'e rastladim. O'na: "Ben hacc sirasinda, ücretle hizmet veren birisiyim, halk bana: "Senin haccin hacc sayilmaz diyorlar" dedim, Ibnu Ömer (ra) "Ihrama girmiyor, telbiye okumuyor, tavafta bulunmuyor musun?" dedi: "Hepsini yapiyorum" diye cevap verdim. Cevabim üzerine su açiklamayi yapti: "Senin haccin hacc sayilir. Nitekim Resulullah (sav)'a bir adam gelmis, senin bana sorduguna yakin seyler sormustu. Resulullah (sav) sükut buyurdu ve adama cevap vermedi, Derken su ayet nazil oldu: "(Hacc mevsiminde, ticaret yaparak) Rabbinizden rizik istemenizde bir günah yoktur... (Bakara, 198). Bunun üzerine Resulullah (sav) o adami çagirtarak, ayeti okudu ve: "Haccin hacc sayilir" buyurdu." Ravi: Ebu Ümame et'Temimi Kaynak: Ebu Davud, Menasik 7, (1733) • Ukaz, Mecenne ve Zülmecaz cahiliye devrinin panayirlari idi. Islam geldigi zaman halk, hac mevsiminde ticaret yapmayi günah addeder oldular. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Hac mevsiminde Rabbinizden rizik taleb etmenizde sizin için bir günah yoktur." Ayeti Ibnu Abbas su sekilde okudu. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 34, Hacc 150, Büyu 1; Ebu Davud, Menasik 5, (1732), 7, (1734) • Yemen ahalisi, hacca geliyorlar fakat beraberlerinde azik almiyorlardi. "Biz mütevekkil kimseleriz" diyorlardi. Mekke'ye gelince bu davranislarini halka sordular. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Aziklanin, ancak bilin ki, en hayirli azik takvadir" (Bakara, 197). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Hacc 6; Ebu Davud, Menasik 4, (1730) • Kisi ihramsiz olarak (yani Mekke'de ikamet edenler veya ümre için gelip, ümreden sonra ihrami çikaranlar) Beytullah'i ziyaret eder. Bu imkan, hacc niyetiyle ihram giymeye kadar devam eder. Arafat'a çikinca, kime deve, sigir veya davardan kurban müyesser olmussa, diledigini kurban eder. Bunlardan biri olmazsa, ona hacdaki, üç günün orucu terettüp eder. Bu günler, arefe gününden evvele ait olmalidir. Bu üç günün sonuncu günü arefe gününe tesadüf ederse, bunda bir günah yoktur. Sonra Arafat'da vakfe'ye gider ikindi namazindan aksam karanliginin gelmesine kadar vakfe'de kalir. Ibnu Abbas anlatmaya üslubu biraz degistirerek devam ediyor. Sonra Arafat'tan insanlar sökün edince, orayi terketsinler. Topluca geceyi geçirecekleri yere (Müzdelife'ye) gelsinler. Orada Allah'i çokça zikretsinler, sabah vakti girmezden önce bilhassa tekbir ve tehlili çok yapsinlar sonra buradan da topluca hareket etsinler. Çünkü (eskiden beri) herkes buradan hareket ederdi. Cenab-i Hakk: "Insanlarin toplu olarak sökün ettigi yerden siz de sökün edin, (eski yaptiklarinizdan) Allah'a af dileyin. Allah bagislar ve merhamet eder" (Bakara, 199). Seytan taslayincaya kadar akmaya (ve çok zikretmeye) devam edin. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 35 • Süheyb (ra) muhacir olarak Mekke'den yola çikti. Kureys'ten bazilari onu takibe basladilar. Bunun üzerine o da devesinden inerek sadaginda ne kadar ok varsa hepsini çikardi. Takipçilere: "Allah'a kasem olsun oklarimin hepsini alincaya kadar bana yetisemezsiniz. Sonra elimde durdukça kilicimi kullanacagim. Eger dilerseniz, size Mekke'de topraga gömdügüm malin yerini söyleyeyim, mukabilinde siz de beni serbest birakin, yoluma devam edeyim" dedi. Takipçiler teklifini kabul ettiler. (O da sag salim yoluna devam etti). Resulullah (sav)'in yanina varinca su ayet nazil oldu: "Insanlardan öyle kimse de vardir ki, Allah'in rizasini isteyerek nefsini satin alir..." (Bakara, 207). Hz. Peygamber (sav): "Ebu Yahya'nin alis-verisi karli oldu" der ve ayeti tilavet buyurur". (Rezin'in ilavesidir. Bagavi ve Ibnu Kesir tefsirlerinde senedsiz olarak kaydederler) Ravi: Ibnu Müseyyeb Kaynak: Rezin • Cenab-i Hakk'in su sözleri nazil oldugu zaman: "Yetim rüsdüne erinceye kadar, onun malina o en güzel olanindan baska bir suretle yaklasmayin"; keza "Yetimlerin mallarini haksiz (ve haram) olarak yiyenler karinlarina ancak bir ates yemis olurlar. Onlar çilgin bir atese gireceklerdir" (Nisa, 10) yaninda yetim bulunanlar hemen gidip yetimlerin yiyecegini ve içecegini kendilerinin yiyip içeceklerinden ayirdilar. Yetime ait yiyecek ve içeceklerden bir sey artsa ona dokunulmuyor, yiyinceye veya kokusup bozuluncaya kadar saklaniyordu. Bu hal, bir kisim müskilatlara sebep oldu. Durum Resulullah (sav)'a arzedildi. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Sana yetimleri sorarlar. De ki; "Onlari faydali ve iyi bir hale getirmek hayirlidir. Sayet kendileriyle bir arada yasarsaniz onlar sizin kardeslerinizdir" (Bakara, 220). Bu ayet üzerine yetimlerin yiyeceklerini ve içeceklerini kendi yiyecek ve içeceklerine karistirdilar." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Vesaya 7, (2871); Nesai, Vesaya 11, (6, 256-257) • Ibnu Ömer (ra) Kur'an okudugu zaman, okuma isinden çikincaya kadar hiç konusmazdi. Bir gün ben (Mushafi, yüzünden takip ediverdim, o da ezberden) Bakara süresini okudu. Bir ayete gelince bana: "Bu ayet ne hakkinda indi biliyor musun?" diye sordu. Ben "Hayir" deyince: "Su, su mesele için" diye açikladi, sonra (okumaya) devam etti. Ravi: Nafi Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 39 • Yahudiler: "Kadina arka istikametinden temas edilirse çocuk sasi dogar" derlerdi. Bunun üzerine: "Kadinlariniz sizin (evlad yetistiren) tarlanizdir. O halde tarlaniza dilediginiz gibi gelin" ayeti nazil oldu" (Bakara 223). Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 39; Müslim, Nikah 117 (1435); Ebu Davud, Nikah 46, (2163); Tirmizi, Tefsir • Hz. Ömer (ra), Resulullah (sav)'a gelerek: "Ey Allah'in Resulü mahvoldum" buyurdu. Hz. Peygamber (sav): "Niye mahvoldun ne var?" diye sorunca açikladi: "Bu gece binegimi ters çevirdim (arka canibinden yanastim). "Resulullah (sav) hiçbir cevap vermedi. Cenab-i Hakk peygamberine su ayeti vahyetti: "Kadinlariniz sizin tarlalarinizdir. Tarlaniza istediginiz gibi gelin." Dübüründen ve hayiz halinde temastan kaçinmak sartiyla önden, arkadan, nasil istersen öyle gel. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (2984) • Allah, Ibnu Ömer (ra)'i magfiret buyursun, bir hususta yanilmisti. Su Ensariler putperestti ve ehl-i kitaptan Yahudilerle birlikte idiler. Ensar (Islam'dan önce) ilim yönüyle Yahudilerin kendilerinden üstün olduklarina inanirlardi. Bu sebeple onlarin birçok davranislarini aynen taklid ediyorlardi. Ehl-i kitaba has adetlerden biri de kadinlarina tek istikametten (yani ön cihetten) yanasirlardi. Bu, kadin için de en uygun tarzdi. Ensar toplulugu, bu adeti de Yahudilerden aynen almisti. Kureysliler ise, kadinlari hos olmayan sekilde açarlar, onlara arka cihetlerinden, ön cihetlerinden, sirt üstü yatmis vaziyette yanasirlardi. Medine'ye muhacir olarak Mekkeliler gelince onlardan bir erkek Medineli bir kizla evlendi. Erkek, kadina Kureys usulünce temas etmek istedi. Kadin buna müsaade etmedi. "Bizde kadina tek istikametten temas edilir, sen de öyle yap, aksi halde bana dokunma" dedi. Onlarin bu ihtilafi büyüdü ve herkes duydu. Öyle ki Resulullah (sav)'a da intikal etti. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Kadinlariniz (çocuk yetistirdiginiz) tarlanizdir. Tarlaya dilediginiz gibi gelin" (Bakara 223). "Diledigi gibi" den maksad (istikamet olarak) önlerinden, arkalarindan, sirt üstü yatmis olarak. Ancak bu gelis çocuk mahalline olacak." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Nikah 46, (2164) • Resulullah (sav): "Kadinlariniz (çocuk yetistirdiginiz) tarlalarinizdir, tarlaniza dilediginiz gibi gelin" ayetiyle ilgili olarak söyle buyurdu: "Tek yoldan (ki o da çocuk yoludur) olmak kaydiyla dilediginiz sekilde temas kurun" Ravi: Ümmü Seleme Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara, (2983) • Kur'an'daki: "Allah sizi (dil aliskanligi olarak maksadsiz yapilan) lagv yeminleriniz için muaheze etmez" ayeti kisinin sözünde sikça kullandigi, "vallahi evet", "billahi hayir" gibi yeminleri için nazil oldu." (Yukandaki metin Buhari'den alinmadir. Hadisi, Ebu Davud hem Hz. Peygamber (sav)'in sözü olarak hem de Hz. Aise (ra)'nin sözü olarak iki sekilde rivayet etmistir. Imam Malik Muvatta'da bu hadisle ilgili olarak sunu söyler: "Bu mevzuda isittigimin en güzeli sudur: "Ayette geçen "Lagv", bir kimsenin öyle bildigi için bir sey hakkinda yaptigi yemindir, ancak sonradan, o seyin, bildigi gibi olmadigini anlar. Bu durumda yaptigi yemin için kefaret gerekmez. Ancak bir kimse de çikip, günahkar ve yalanci oldugunu bile bile, birilerini memnun etmek veya bir mali ede etmek için yemin ederse bu öylesine büyük bir günahtir ki, bunun kefareti yoktur.") Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Eyman 14, Tefsir, Maide 8; Ebu Davud, Eyman 7, (3254); Muvatta, Eyman 9, (2, 477) • Kur'an-i Kerim'deki "Kocalari, bekleme müddeti içinde barismak isterlerse onlari geri almaya (herkesten) çok layiktirlar" (Bakara 228) ayeti hakkinda sunu söyledi: "Erkek hanimini üç talakla da bosasa hanimini geri almaya herkesten daha çok hak sahibi idi. Ancak bu hüküm, Cenab-i Hakk'in su sözü ile neshedildi: "Bosanma iki defadir. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak birakmadir..." (Bakara, 229). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Talak 10, (2195); Nesai, Talak 74, (6, 212) • Cahiliye devrinde kisi hanimim bosar, iddeti sona ermeden geri almak isterse, alma hakkina sahipti. Bu sekilde bin kere bosayip geri dönebilirdi. (Bu hal bir adamin su hadisesine kadar devam etti.) Bir gün adam hanimini bosadi ve iddeti dolmak üzere iken hanimini geri aldi, sonra tekrar bosadi ve hanimina: "Allah'a kasem olsun seni evime almiyorum ve ebediyen baskasina da helal olmayacaksin" dedi. Kadin: "Bu nasil olur?" deyince, adam: "Seni bosuyorum, iddetin dolmadan tekrar geri alacagim ve bu böylece devam edip gidecek" dedi. Kadin Hz. Aise (ra)'ye gitti, durumu anlatti. Hz. Aise cevap vermedi. Resulullah (sav)'i bekledi. Gelince vak'ayi anlatti. Resulullah (sav) da cevap vermedi (vahiy bekledi). Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Bosama iki defadir ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak birakmadir" (Bakara, 229). O günden itibaren insanlar bu yeni talaka yöneldiler, bosayan da bosamayan da. (Parantez içindeki açiklayici kisimlar Tirmizi'deki ziyadeden alinmistir) Ravi: Urvetu'bnu'z-Zübeyr Kaynak: Tirmizi, Talak 16, (1192); Muvatta, Talak 80, (2, 588) • Benim bir kizkardesim vardi. Evlenmek için buna müracaat edenler oldu. Fakat kimseye müsbet cevap vermiyordum. Derken amcamin oglu istedi. Kizkardesimi ona nikahladim. Allah'in diledigi kadar bir müddet beraber yasadilar. Sonra amcam oglu onu talak-i ric'i ile bosadi. Ancak tekrar almadan terketti. Iddeti tamamlandi. Kiz kardesimle evlenmek isteyenler bana müracaat edince amcam oglu da, müracaat ederek tekrar almak istedi. Kendisine: "Daha önce de çok isteyenler oldu, kimseye vermedim, seni hepsine tercih ederek sana verdim, seninle evlendirdim. Sen onu talak-i ric'i ile bosadin. (Geri alma hakkin oldugu halde terkettin ve iddeti doldu. Baskalari istemeye gelince, sen de talib odun, taleble almak istiyorsun. Allah'ima kasem olsun onu asla sana vermeyecegim" dedim. Ma'kil der ki: Bunun üzerine benim hakkimda su ayet nazil oldu: "Kadinlari bosadiginiz zaman iddetlerini bitirdiler mi, aralarinda mesru bir surette anlastiklari takdirde, artik kendilerini kocalarina nikah etmelerine engel olmayin" (Bakara, 232). Yine Ma'kil ilave ediyor: "Ayet üzerine, yeminim için kefarette bulundum ve kiz kardesimi, eski kocasina nikahladim." Buhari'nin bir rivayetinde söyle denir: "Resulullah (sav) Ma'kil'i çagirdi, ayeti kendisine tilavet buyurdu. Bunun üzerine o, müskülpesendligi birakti ve Allah'in emrine boyun egdi" (Buhari, Talak 44) Ravi: Ma'kil Ibnu Yesar Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 40, Talak 44; Ebu Davud, Nikah 21, (2087); Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (298 • Kur'an'in: "(Vefat iddeti bekleyen) kadinlari nikahla isteyeceginizi çitlatmanizda... üzerinize bir vebal yoktur" (Bakara 235) ayetinden maksadi, "Evlenmeyi arzu eden kisinin: "Ben nikahlanmak istiyorum, kadina ihtiyacim var, saliha bir kadina kavusmak istiyorum" demesidir" diye açiklamistir. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Nikah, 34 • Resulullah (sav) Hendek Savasi sirasinda "Allah onlarin evlerini ve kabirlerini atesle doldursun, bizim orta namazimiza mani oldvlar, günes batincaya kadar kilamadik" buyurdu. Bir rivayette: "Bizi, salat-i vusta olan ikindi namazindan ahkoydular" denir. Bir diger rivayette: "Sonra ikindiyi aksamla yatsi arasinda kildik" denir. Ravi: Ali Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 42, Cihad 98, Megazi 29, Daavat 58; Müslim, Mesacid 202-206, (627); Ebu Da • Aise'nin azadlisi Ebu Yunus anlatiyor: "Hz. Aise (ra), kendisine bir mushaf yazmami emretti ve dedi ki: "Su ayete gelince bana haber ver: "Namazlara ve bilhassa orta namazina devam edin" (Bakara, 238). Yazarken bu ayete gelince ona haber verdim. Bana sunu imla ettirdi: "Namazlara ve orta namazina ve ikindi namazina devam edin ve Allah için yalvaranlar olarak eda edin" (Bakara, 238). Hz. Aise (ra): "Ben bunu Resulullah'dan isittim" dedi. Ravi: Ebu Yunus Kaynak: Müslim, Mesacid 207, (629); Ebu Davud, Salat 5, (410); Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (2986); Nesai, Sal • Anlattigina göre, "Hz. Hafsa (ra)'ya bir mushaf yaziyormus. Hz. Hafsa (ra) kendisinden, önceki hadiste "(Ebu Yunus'tan) Hz. Aise'nin taleb ettigi hususu aynen taleb ettigini anlatmistir." Ravi: Amr Ibnu Rafi Kaynak: Muvatta, Cema'a 25, (1, 139) • Bera Ibnu'l-Azib (ra)'ten naklettigine göre, demistir ki: "Önce su ayet nazil oldu: "Namazlara ve bilhassa ikindi namazina devam edin." Resulullah (sav) bunu bize Allah'in diledigi müddetçe okudu. Sonra Allah bunu nashetti ve su ayeti indirdi: "Namazlara ve bilhassa orta namazina devam edin." Sakik'in yaninda oturmakta olan bir zat kendisine: "öyle ise bu ikindi namazidir." Bera dedi ki: "Ben bu ayetin nasil nazil oldugunu, Allah'in nasil neshettigini sana haber verdim." Ravi: Sakik Ibnu Utbe Kaynak: Müslim, Mesacid 208, (630) • Imam Malik (ra)'e ulastigina göre, Ali Ibnu Ebi Talib (ra)'e Ibnu Abbas (ra), Ku'an'da zikri geçen "orta namaz"a, (salatu'l-vusta) sabah namazi demislerdir. (Tirmizi, bu hadisi Ibnu Abbas ve Ibnu Ömer'den muallak (senetsiz) olarak zikretmistir.) Ravi: Kaynak: Muvatta, Cema'a 28, (1, 137); Tirmizi, Salat 133, (182) • Zeyd Ibnu Sabit ve Hz. Aise (ra) "Orta namazi, öglen namazidir" derlerdi. Ravi: Kaynak: Muvatta, Cema'a 27, (1, 139); Tirmizi, Salat 133, (182); Ebu Davud, Salat 5, (411) • Ebu Davud'un Zeyd (ra)'den kaydettigine göre, Hz. Resulullah (sav) ögle namazini zevalden sonra sicagin en siddetli oldugu saatte kilardi. Resulullah (sav)'in kildigi namazlar içinde ashabina en zor geleni bu namaz idi. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Namazlara ve orta namazina devam edin." Zeyd devamla dedi ki: "(Orta namazi, öglen namazidir, zira) bundan önce iki namaz var (birisi geceden -yatsi-, digeri gündüzden -sabah-), ondan sonra da iki namaz var (biri gündüzden -ikindi- digeri geceden -aksam-)". Ravi: Zeyd Kaynak: Ebu Davud, Salat 5, (411) • Hz. Osman (ra)'a, Bakara suresinde geçen: "Sizden zevceler (ini geride) birakip ölecek olanlar eslerinin (kendi evlerinden) çikarilmayarak yilina kadar faidelenmesini (bakilmasini) vasiyyet etsinler" (Bakara 240), ayeti diger bir ayetle (Bakara, 234) neshedildigi halde niçin bu mensuh ayeti de Kur'an-i Kerim'e yaziyorsunuz?" diye sordum. Bana su cevabi verdi: "Ey kardesim oglu bu ayeti terk mi edelim, (bunu mu söylüyorsun)? Hayir, ben hiçbir seyi yerinden oynatmam. Ravi: Abdullah Ibnu'z-Zübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara, 2, 45 • Hz. Peygamber (sav) söyle buyurdular: "Her seyin bir serefesi var. Kur'an-i Kerim'in serefesi de Bakara süresidir. Bu surede bir ayet vardir ki, Kur'an ayetlerinin efendisidir: Ayetü'l-Kürsi Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Sevabul-Kur'an 2, (2881) • Resulullah (sav) bana: "Ey Ebu'l-Münzir, Allah'in Kitabindan ezberinde bulunan hangi ayetin daha büyük oldugunu biliyor musun?" diye sordu. Ben: "O Allah ki, O'ndan baska ilah yoktur, O, Hayy'dir, Kayyum'dur (yani diridir her seye kiyam saglayandir) (Bakara, 225) -ki buna Ayet'ü'l-Kürsi denir- dedim. Gögsüme vurdu ve: "Ilim sana mübarek olsun ey Ebu'l-Münzir! dedi." Ravi: Übey Ibnu Ka'b Kaynak: Müslim, Müsafirin 258, (810); Ebu Davud, Vitr, 17, Salat 325, (1460) • Resulullah (sav) beni Ramazan zekatini muhafazaya tayin etmisti. Derken kara bir adam gelerek zahireden avuç avuç almaya basladi. Ben derhal kendisini yakaladim ve: "Seni Resulullah (sav)'a çikaracagim" dedim. Bana: "Ben fakir ve muhtaç bir kimseyim, üstelik üzerimde bakmak zorunda oldugum çoluk-çocuk var, ihtiyaçlarim cidden çoktur, siddetlidir" dedi. Ben de onu saliverdim. Sabah olunca, Hz. Peygamber (sav): "Ey Ebu Hüreyre! Dün aksamki esirini ne yaptin?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'in Resulü, bana siddetli ihtiyacindan ve çoluk-çocuktan dert yandi. Bunun üzerine ona aciyarak saliverdim" dedim. Resulullah (sav): "Ama o sana muhakkak yalan söyledi. Haberin olsun, o tekrar gelecek!" buyurdu. Bu sözünden anladim ki, herif tekrar gelecek. Binaenaleyh onu beklemeye basladim. Derken yine geldi ve zahireden avuçlamaya basladi. Ben de derhal yakaladim ve: "Seni mutlaka Resulullah (sav)'a çikaracagim" dedim. Yine yalvararak: "Beni birak, gerçekten çok muhtacim, üzerimde çoluk-çocuk var, bir daha yapmam" dedi. Ben yine acidim ve saliverdim. Ertesi gün Resulullah (sav): "Ey Ebu Hüreyre, dün geceki esirini ne yaptin?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'in Resulü, bana ihtiyacindan çoluk-çocugundan dert yandi. Ben de acidim ve saliverdim" dedim. "Ama" dedi, Resulullah: "O yalan söyledi fakat yine gelecek." Üçüncü sefer yine gözetledim. Yine geldi ve zahireden avuç avuç almaya basladi. Onu yine yakalayip: "Seni mutlaka Hz. Peygamber (sav)'e götürecegim. Bu üçüncü gelisin, üstelik sikilmadan baska gelmeyecegim deyip yine de geliyorsun" dedim. Yine bana rica ederek söyle söyledi: "Birak beni, sana birkaç kelime ögreteyim de Allah onlarla sana fayda ulastirsin". Ben: "Nedir bu kelimeler söyle!" dedim. Bana dedi ki: "Yataga girdin mi Ayetü'l-Kürsi'yi sonuna kadar oku. Bunu yaparsan Allah senin üzerine muhafiz bir melek diker, sabah oluncaya kadar sana seytan yaklasamaz". Ben yine acidim ve serbest biraktim. Sabah oldu, Resulullah (sav): "Dün aksamki esirini ne yaptin?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'in Resulü, bana birkaç kelime ögretecegini, bunlarla Allah'in bana faide ihsan buyuracagini söyledi, ben de kendisini yine serbest biraktim" dedim. Resul-i Ekrem (sav): "Neymis onlar?" dedi. Ben: "Efendim, dösegine uzandigin vakit Ayetü'l-Kürsi'yi basindan sonuna kadar oku. (Bunu okursan) Allah'in koyacagi bir muhafiz üzerinden eksik olmaz ve ta sabaha kadar seytan sana yaklasmaz!" dedi, cevabini verdim. Resulullah (sav) bunun üzerine: "(Bak hele!) o koyu bir yalanci oldugu halde, bu sefer dogru söylemis. Ey Ebu Hüreyre! Üç gecedir kiminle konustugunu biliyor musun?" dedi. Ben: "Hayir!" cevabini verdim. "O bir seytandi" buyurdular. Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Vekale 10 • Ravinin bir hücresi vardi ve içinde hurma bulunuyordu. Buraya bir gulyabani (cin) dadanmis gelip hurmadan aliyordu. Bu durumu Resulullah (sav)'a, açti. Resulullah (sav) kendisine: "Git, tekrar görecek olursan "Allah'in adiyla, Resulullah (sav)'a icabet et" dersin" buyurdu. Ebu Eyyub der ki: (Bekledim, tekrar gelince) yakaladim. Ancak, bir daha gelmeyecegine dair yemin etti, ben de saliverdim.Sonra Resulullah (sav)'la karsilastigimda Resulullah (sav): "Esirin ne oldu?" diye sordu. Ben: "Bir daha gelmeyecegine dair yemin etti (ben de biraktim)" dedim. Resulullah (sav): "O yalan söylemis, o yalana aliskindir" buyurdu. Ebu Eyyüb, bir baska sefer yine geldigini, yakalayinca gelmeyecegine dair yine yemin ettigini, yemini üzerine saliverdigini anlatir. Resulullah (sav) tekrar: "Esirin ne oldu?" diye sorar. "Gelmeyecegine dair yemin edince biraktim" der. Resulullah (sav): "Yalan söylemis, o zaten yalana aliskindir" buyurur. Ebu Eyyub (ra) üçüncü sefer yine yakalar ve: "Bu sefer seni birakmayacagim, mutlaka Resulullah (sav)'a kadar götürecegim" der. Bunun üzerine cin: "(Dinle beni) sana mühim bir sey hatirlatacagim: Ayet'ü'l-Kürsi var ya, onu evinde oku. O takdirde sana hiç ne seytan ne baskasi yaklasamaz" der. (Ebu Eyyub yine salar) ve Hz. Peygamber (sav)'e gelir. Resulullah (sav): "Esirin ne oldu?" diye sorar. Olup biteni haber verince: "(Hayret), yalanci oldugu halde bu sefer dogruyu söylemis" buyurur." Ravi: Ebu Eyyüb Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 3, (2883) • Dinde zorlama yoktur (Bakara 256) ayeti Ensar hakkinda inmistir. Söyle ki: Medine'de çocugu yasamayip ölen kadinlar, "çocugum yasarsa Yahudi dini üzerine yetistirecegim" diye adakta bulunurdu. Benu Nadir Yahudileri Medine'den sürüldükleri vakit, bunlar arasinda Yahudilestirilmis çok sayida Ensar çocugu vardi. Ensariler: "Çocuklarimizi onlara terketmeyiz" dediler. Bunun üzerine Cenab-i Hakk: "Dinde zorlama yoktur, artik iman ile küfür apaçik meydana çikmistir..." (Bakara) ayetini inzal buyurdu. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Cihad 126, (2682) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hz. Ibrahim (a.s.)'in su sözleriyle ifade ettigi süpheyi yasamaya biz ondan daha layikiz: "Ey Rabbim ölüleri nasil diriltecegini bana göster" demis, (Allah: "Buna) inanmadin mi yoksa" demis, o da: "Inandim, fakat kalbimin, (gözümle görerek) yatismasi için (istedim, diye) söylemistir (Bakara, 260). Allah, Lut (a.s.)'a rahmetini bol kilsin, aslinda o çok muhkem bir kaleye siginmisti. Eger, Hz. Yusuf (a.s.)'un kaldigi müddetçe hapiste ben kalsaydim, davete icabet ederdim." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Enbiya 11, 15, 19, Tefsir, Yusuf 5, Tazir 9; Müslim, Iman 238, (151), Fedail 152, (151); Tir • Tirmizi'nin bir rivayetinde Hz. Yusuf'la ilgili olarak Resulullah (sav) söyle buyurmustur: "Kerim oglu Kerim oglu Kerim oglu Kerim; Ibrahimoglu Ishakoglu Yakuboglu Yusuftur. Ve ilave etti: "Sayet, hapiste onun yerine ben yatmis olsaydim da, sonunda bana elçi gelseydi, çikma hususunda hemen cevap verirdim." Resulullah (sav) arkadan su ayeti okudu: "Kendisine elçi gelince, "Efendine dön de ellerini kesen o kadinlarin zoru neydi kendisine sor" dedi. Resulullah (sav) devamla sunu söyledi: "Allah Teala'nin rahmeti Lut'a olsun, o aslinda çok saglam bir kaleye siginmista Allah ondan sonra, her peygamberi kavminden kalabalik bir cemaat içinde gönderdi." Ravi: Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Yusuf, (3115) • Ömer Ibnu'l-Hattab (ra) Resulullah (sav)'in ashabina sordu: "Su ayet kimin hakkinda nazil olmustur? "Sizden herhangi biri arzu eder mi ki, hurmalardan, üzümlerden kendisinin bir bahçesi olsun, altinda irmaklar aksin, orada kendisinin her çesit meyveleri bulunsun. Fakat ona ihtiyarlik çöksün, aciz ve küçük çocuklari da olsun, derken o bahçeye içinde bir ates bulunan bir bora isabet etsin de o, yaniversin?" (Bakara, 266). Cemaat: "Allah ve Resulü daha iyi bilir" cevabini verdi. Hz. Ömer (ra) bu cevaba kizdi ve: "Biliyoruz veya bilmiyoruz" deyin dedi.Bunun üzerine Ibnu Abbas (sav): "Bu hususta içimden bir seyler geçiyor ey müminlerin emiri" dedi. Hz. Ömer (ra) ona: "Ey kardesimin oglu söyle onu, kendini küçük görme" dedi. Ibnu Abbas: "Bu, bir is için misal olarak verilmistir" deyince Hz. Ömer: "Hangi is için?" diye tekrar etti. Ibnu Abbas da: "Zengin bir kimsenin isi için, öyle ki bu zengin Allah'a da kulluk ve itaatini yerine getiriyordu. Sonra Allah ona seytani gönderdi. (Zengin onun igvasina kapilarak günahlar isledi ve sonunda bütün (salih) amellerini batirdi." Ravi: Ubeyd Ibnu Umayr Kaynak: Buhari, Tefsir,Bakara 47 • Igrenmeden alamayacaginiz pis seyleri vermeye kalkmayin.. (Bakara, 267) mealindeki ayet biz ensar hakkinda indi dedi ve anlatti: "Biz hurma yetistiren kimselerdik. Herkes, hurmasindan az veya çok olusuna göre tasadduk ederdi. Bu cümleden olarak, kisi bir iki hurma salkimi getirir onu mescide asardi. Mescidde kalan Ehl-i Suffa'nin yiyecegi yoktu. Bunlardan biri aciktigi zaman, salkima gelir, sopasiyla vurur, ondan bir miktar hurma düsürür ve yeredi. Hayri düsünmeyenlerden bazilari, içerisinde kalitesiz hurmalarin çokça bulundugu salkimlardan, bazilari kirik adi salkimlardan getirip asiyordu. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Ey iman edenler: Kazandiklarinizin temizlerinden ve size yerden çikardiklarimizdan sarfedin; igrenmeden alamiyacaginiz pis seyleri vermeye kalkmayin. Allah'in müstagni ve övülmeye layik oldugunu bilin." Resulullah (sav) ayeti söyle açikladilar: "Sizden biri, sadaka olarak verdigi seyin benzeri, kendisine verildigi takdirde onu istemeye istemeye, utanarak alacagi seyden almamasina dikkat etsin." Ibnu Abbas der ki: "Bundan sonra hepimiz, sahib oldugumuz seylerin iyilerinden verir olduk." Hadisi, Tirmizi rivayet eder ve sahih oldugunu belirtir (Tefsir, (2990). Hadisi ibnu Mace, Zekat'in 19, (1822)babinda kaydeder. Ravi: Bera Kaynak: Tirmizi, Tefsir, 2990; Ibnu Mace, Zekat 19, (1822) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Seytan da, melek de insanogluna sokularak onun kalbine birtakim seyler atarlar. Seytanin isi kötülüge çagirmak, sonu fena ve zararli olan seylere tesvik etmek ve hakki yalanlamak, haktan uzaklastirmaktir. Melegin isi hak ve hayra, iyilige çagirmak ve kötülükten uzaklastirmaktir. Kim içinde hakka, hayira, iyilige çagiran bir ses duyarsa bilsin ki bu Allah'tandir ve hemen Allahu Teala'ya hamdetsin. Kim de içinde serr ve inkara çagiran bir fisilti duyarsa ondan uzaklassin ve hemen seytandan Allah'a siginsin." Resulullah (sav) bu sözlerine su mealdeki ayeti ekledi: "Seytan sizi fakir olacaksiniz diye korkutur, size cimriligi emreder.." (Bakara 268). Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Tirmizi, Tefsir, (2991) • Abdullah Ibnu Ömer (ra): "Içinizdekini açiklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve diledigini bagislar, diledigine azab eder, Allah her seye kadirdir." (Bakara 284) ayetinin müteakip ayet tarafindan neshedildigini söylemistir." Ravi: Mervan el-Esfar Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 54, 55 • Cenab-i Hakk'in su mealdeki sözü nazil olunca: "Içinizdekini açiklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve diledigini bagislar, diledigine azab eder..." (Bakara, 284) bu ihbar Sahabe (ra)'ye çok agir geldi. Resulullah (sav)'a geldiler, diz çöküp oturdular ve dediler ki: "Ey Allah'in elçisi, bize yapabilecegimiz isler emredildi: Namaz, oruç, cihad ve sadaka, bunlari yapiyoruz. Ama Cenab-i Hakk sana su ayeti inzal buyurdu. Onu yerine getirmemiz mümkün degil." Resulullah (sav) onlara: "Yani sizler de sizden önceki Yahudi ve Hiristiyanlar gibi "dinledik ama itaat etmiyoruz" mu demek istiyorsunuz? Hayir öyle degil söyle deyin: "Isittik itaat ettik. Ey Rabbimiz affini dileriz, dönüs sanadir." Ce-maat bunu okuyup, dilleri ona alisinca, bir müddet sonra Cenab-i Hakk su vahyi inzal buyurdu: "Peygamber ve inananlar, O'na Rabbi'nden indirilene inandi. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarina, peygamberlerine inandi. Peygamberleri arasinda hiçbirini ayirdetmeyiz, isittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affini dileriz, dönüs sanadir" dediler (Bakara 285). Ashab bunu yapinca Allah, önceki ayeti neshetti ve su ayeti inzal buyurdu: "Allah kisiye ancak gücünün yetecegi kadar yükler; kazandigi iyilik lehine, ettigi kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eger unutacak veya yanilacak olursak bizi sorumlu tutma. (Resululah bu duayi yapinca Allah Teala hazretleri: Pekala, yaptim buyurmustur). Rabbimiz bizden öncekilere yükledigin gibi bize de agir yük yükleme! (Allah Teala hazretleri: Pekiyi, buyurmustur). Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmiyecegi seyi tasitma (Rabb Teala hazretleri: Pekiyi, dedi). Bizi affet, bizi bagisla, bize aci. Sen Mevlamizsin, kafirlere karsi bize yardim et (Rabb Teala buna da Pekiyi demistir). Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Müslim, Iman 199, (125) • Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Allah Teala, ümmetim, içinden geçen fena seylerle amel etmedikçe veya onu konusmadikça o sey yüzünden ümmetimi hesaba çekmeyecektir." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Eyman Ve'n-Nüzür 15, Itk 6, Talak 11; Müslim, Iman 201, (127); Ebu Davud, Talak 15, (2209); •
Al-i İmran Suresi

Resulullah (sav) su mealdeki ayeti okudu: "(Habibim) Sana Kitab'i indiren O'dur. Ondan bir kisim ayetler muhkemdir ki bunlar Kitab'in anasi (temeli)dir. Diger bir kismi da mütesabihlerdir. Iste kalblerinde egrilik bulunanlar sirf fitne aramak (ötekini berikini...

• Resulullah (sav) su mealdeki ayeti okudu: "(Habibim) Sana Kitab'i indiren O'dur. Ondan bir kisim ayetler muhkemdir ki bunlar Kitab'in anasi (temeli)dir. Diger bir kismi da mütesabihlerdir. Iste kalblerinde egrilik bulunanlar sirf fitne aramak (ötekini berikini saptirmak) ve (kendi arzularina göre) onun te'viline yeltenmek için onun mütesabih olanina tabi olurlar. Halbuki onun te'vilini Allah'dan baskasi bilmez, ilimde yüksek gayeye erenler ise; "Biz ona inandik, hepsi Rabbimiz katindadir" derler. (Bunlari) salim akillilardan baskasi iyice düsünmez." Resulullah (sav) ayetin okunmasini tamamlayinca bana sunu söyledi: "Kur'an'in mütesabih ayetlerine tabi olanlari gördügünüz vakit bilin ki onlar Allah'in ayette haber verdigi kimselerdir, onlardan sakinin." Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Tefsir, Al-i Imran 1; Müslim, Ilim 1, (2665); Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (2996); Ebu Davud, • Bir adam gelerek, Ibnu Abbas (ra)'a "Ben Kur'an'da bazi ayetler görüyorum onlar bana aralarinda ihtilafli geliyor" dedi. Ibnu Abbas (ra): "Nelermis onlar?" diye sorunca adam su ayetleri okudu: "Sur'a üflendigi zaman, aralarinda o gün (böbürlenecekleri) soylari soplari olmadigi gibi, (birbirlerinin halini) de soramazlar" (Mü'minun, 101). Halbuki su ayet de var: "Birbirlerine dönüp sorusurlar" (Saffat, 27). Bir ayette söyle denir: "O gün inkar edip peygambere bas kaldirmis olanlar, yerle bir olmayi ne kadar isterler ve Allah'tan bir söz gizleyemezler" (Nisa, 42). Halbuki su ayet var: "Sonra, Rabbimiz Allah'a and olsun ki bizler puta tapanlar degildik, demekten baska çare bulamazlar" (En'am, 23). Naziat suresinde: "Ey inkarcilar! Sizi yaratmak mi daha zordur, yoksa gögü yaratmak mi? Ki onu Allah bina edip yükseltmis ve ona sekil vermistir. Gecesini karanlik yapmis, gündüzümü aydinlatmistir. Ardindan yeri düzenlemistir" (27-30) buyuruyor. Burada gögün yaratilisi yerin yaratilisindan öncedir. Halbuki su ayette yerin yaratilisi gögün yaratilisindan öncedir: "Ey Muhammed onlara de ki: "Siz yeri iki günde yaratani mi inkar ediyor ve O'na esler kosuyorsunuz! O alemlerin Habbedir. O yeryüzüne sabit daglar yerlestirdi, onu bereketli kildi. Arayanlar için yeryüzünde gidalarim normal olarak dört gün (dört mevsim) içinde yetistirmesi kanununu koydu. Sonra duman halinde bulunan göge yöneldi. Ona ve yeryüzüne "Isteyerek veya istemeyerek buyruguma gelin"dedi, ikisi de: "Isteyerek geldik" dediler (Fussilet, 9-11). Kur'an'da: "Allah affedici, merhametli oldu", "Allah aziz ve hakim oldu", "Allah isitici ve görücü oldu" denmektedir. Sanki, Allah eskiden böyle olmus bitmis gibi ifade edilmektedir." Ibnu Abbas (ra) su cevabi verdi: "Sur'a ilk üflemede onlarin aralarinda hiçbir bag olamaz, Allah'in diledikleri disinda herkes gökte olsun yerde olsun bu ilk üflemede baygin düser, iste bu bayginlik aninda bag da yok, hal hatir sorma da yok. Sonra ikinci üfleme var. Bu üflemede birbirlerine gelip sorusurlar." Ibnu Abbas devam etti: ".,,Rabbimiz Allah'a and olsun ki biz puta tapanlar degildik" ayeti ile; "..Allah'tan bir sey gizleyemezler" ayetine gelince: "Allah Teala ihlas sahiplerinin günahlarini affeder. Bunun üzerine müsrikler: "Gelin biz de: "Müsrik degildik" diyelim" derler. Allah da onlarin agizlarini mühürler. Vücudlarindaki her bir uzuv yaptigi isleri söyler. O sirada, Allah'in hiçbir sözü gizlemedigi bilinir. O'nun yaninda: "Inkar edenler: "Keske Müslüman olsaydik" temennisinde bulunacaklardir" (Hicr, 2). Diger soruna gelince: Allah yeri iki günde yaratti. Sonra göge yöneldi, baska iki günde de onu yedi kat olarak tanzim etti, sonra diger iki günde arzi düzenledi yani yaydi, arzdan su ve otlak çikardi. Arzda daglar, agaçlar, tepeler ve arzla sema arasinda bulunan seyleri yaratti. Bunu Cenab-i Hakk: "Ardindan yeri düzenlemistir" (Naziat, 30) kelam-i serifleriyle ifade buyurmaktadir. Böylece arz ve içindekiler dört günde yaratilmis olmaktadir. Semavat da iki günde yaratilmis olmaktadir. "Allah affedici, merhametli oldu" kelamina gelince, Allah kendisini bu sekilde isimlemistir, yani O hep böyle olmustur ve böyle olacaktir. Allah her ne irade buyurdu ise irade buyurdugu sey mutlaka olmustur. Yazik sana, Kur'an (ayetleri) sana ihtilafli gelmemeli. Çünkü onun tamami Aziz ve Celil olan Allah'tandir." Ravi: Said Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, Ha-Mim, Secde (Fussilet) 1 • Resulullah (sav), Bedir savasinda Kureys'i yendikten sonra Medine'ye döndügü zaman Yahudileri toplayarak onlara: "Kureys'in basina gelen musibet size de gelmeden Müslüman olun" dedi. Onlar cevaben: "Ey Muhammed, Kureys'ten savasmasini bilmeyen toy bir grubu maglub etmen sakin seni aldatmasin. Sayet bizimle savasacak olursan bizim kimler oldugumuzu ögrenecek ve bizim gibisiyle hiç karsilasmadigini anlayacaksin!" dediler. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "(Habibim), O (Yahudi) kafirlerine de ki: Yakinda maglub olacaksiniz ve (toptan) cehenneme sürüleceksiniz. O, ne kötü yataktir, (Bedir muharebesinde) karsilasan iki grub hakkinda sizin için muhakkak bir ibret vardi. (Onlardan) bir grub Allah yolunda dövüsüyordu, digeri ise kafirdi" (Al-i Imran, 12-13). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Harac 22 (3001) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her peygamberin peygamberlerden dostlari vardir. Benim dostum, ceddim ve Rabbimin halili olan Ibrahim'dir." Resulullah (sav) sonra su ayeti tilavet buyurdular: "Gerçekten, insanlardan Ibrahim'e en yakin olani her halde (zamaninda) ona tabi olanlarla su peygamber ve (su) iman edenlerdir. Allah da o iman edenlerin yaridir" (Al-i Imran, 68). Ravi: Ibnu Mesud Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (2998) • ...Ibrahim'in ailesi ve Imran'in ailesi... (Al-i Imran, 33) ayeti hakkinda: "Onlar, Ibrahim'in neslinden, Imran'in neslinden, Yasin'in neslinden ve Muhammed'in neslinden iman eden kimselerdir." Allah Teala hazretleri söyle buyuruyor: "Gerçekten, insanlardan Ibrahim'e en yakin olani her halde (zamaninda) ona tabi olanlarla su peygamber ve (su) iman edenlerdir. Allah da o iman edenlerin yaridir" (Al-i Imran, 68) demistir. Bu hadisi Buhari, muallak (senetsiz) olarak tahric etmistir (Enbiya, 44). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: • Yine Ibnu Abbas, saliha kadinin: "Rabbim, karnimdakini azadli bir kul olarak sana adadim" (Al-i Imran, 35) sözünü tefsir sadedinde söyle der :"Yani sirf mescide hizmet etmesi için." Buhari bu rivayeti bab basligi olarak tahric etmistir (Salat, 74) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Salat, 74 • Resulullah (sav) buyurdular: "Yeni dogan her insan yavrusuna, dogdugu anda seytan mutlaka bir dürter. Yavru, onun dürtmesi (nin verdigi rahatsizlik) sebebiyle bagirarak aglar. Hazret-i Meryem ve onun oglu Isa bundan hariçtir." Ebu Hüreyre sözüne devamla: "Isterseniz su ayeti de okuyun dedi: Meryem: "...Ben onu da soyunu da kovulmus seytandan sana sigindiririm" dedi (Al-i Imran, 36). Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Tefsir, Al-i Imran 2; Müslim, Fedail, 146, 2366 • Meryem'i hangisi himayesine alacak diye (kura çekmek üzere) kalemlerini atarken sen yanlarinda degildin" (Al-i Imran, 44) ayetiyle ilgili olarak buyurdu ki: "Kur'a çekmek üzere kalemlerini (suya) attilar. Kalemler akintiyla beraber gitti. Sadece Zekeriya'nin kalemi suyun üstüne çikti. Hadisi Buhari, bab basliginda tahric etti. (Sehadet, 30). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Sehadet, 30 • Ey isa, süphesiz ki seni vefat ettirecek olan (onlar degil) benim ayetindeki (Al-i Imran, 55) seni vefat ettirecek olan (müteveffike) ibaresini "seni öldürecek olan" diye açiklanmistir. Bu rivayeti Buhari, bab basliginda kaydetmistir. (Tefsir, Suretu'l-Maide 13). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Suretu'l-Maide 13 • Ensar'dan bir zat Müslüman olmustu, sonra tekrar irtidat edip müsriklerin yanina gitti. Bilahere yaptigindan pisman olup, kabilesine: "Resulullah (sav)'a sorun, benim için tevbe imkani var mi?" diye haber saldi. Kavmi de Resulullah (sav)'a gelerek: Onun için tevbe etme sansi var mi?" diye sordular. Bunun üzerine su ayet indi: "Inandiktan, Peygamberin hak olduguna sehadet ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir milleti Allah nasil dogru yola eristirir? Allah zalimleri dogru yola eristirmez. Iste bunlarin cezasi, Allah'in, meleklerin, insanlarin hepsinin lanetine ugramalaridir. Orada temellidirler; onlardan azab hafifletilmez; olarin azabi geciktirilmez. Ancak bunun ardindan tevbe edip düzelenler müstesnadir. Dogrusu Allah bagislar ve merhamet eder" (Al-i Imran 86-89). Ayeti ona gönderdi, O da Müslüman oldu. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Nesai, Tahrimü'd-Dem 15, (7, 107) • Ravinin babasi ve ceddi tarikiyle anlattigina göre, Resulullah (sav)'in "Siz insanlar için çikarilmis en hayirli bir ümmetsiniz" (Al-i Imran, 110) ayeti hakkinda sunu söyledigini isitti: "Siz yetmis ümmeti yetmise tamamlayan sonuncu ümmetsiniz. Siz onlarin en hayirlisi ve Allah yaninda en degerli olanisiniz." Ravi: Behz Ibnu Hakim Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3004); Ibnu Mace, Zühd 34, (4288) • Rabb'e kul olun (kunu Rabbaniyyin) (Al-i Imran, 79) ayetiyle "Hakimler, fakihler olun" denmek istenmistir" buyurmustur. Buhari, bu hadisi bab basliginda kaydetmistir (Ilm 10) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Ilm 10 • Su ayet bizim hakkimizda indi: "O zaman içinizden iki zümre za'f göster(mek iste)misdi. Halbuki onlarin yardimcisi Allah'ti. Mü'minler ancak Allah'a güvenip dayanmalilar." (Al-i Imran, 122). Hz. Cabir devamla su açiklamayi yapti: "Biz iki zümreydik: Bir zümre Benü Harise, digeri Benü Seleme. Ayette: "Allah onlarin yardimcisidir" dendigi için bu ayet hakkimizda inmemis olsaydi sevinmezdim," Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Megazi 18, Tefsir, Al-i Imran 8; Müslim, Fedailu's-Sahabe 171, (2505) • Resulullah (sav) Safvan Ibnu Umeyye, Süheyl Ibnu Amr ve el-Haris Ibnu Hisam'a beddua ediyordu. Bunun üzerine su ayet indi: "Allah'in, onlarin tövbelerini kabul veya onlara azab etmesi isiyle senin bir ilisigin yoktur; çünkü onlar zalimlerdir" (Al-i Imran, 128). Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Megazi 21, Tefsir, Al-i Imran 9; Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3007, 3008); Nesai, Salat 121, • Tirmizi'de geldigi üzere Resulullah (sav) Uhud günü söyle demistir: "Ey Allahim, Ebü Süfyan'a lanet et! Ey Allahim, el-Haris Ibnu Hisam'a lanet et! Ey Allahim, Saffan Ibnu Umeyye'ye lanet eti" Bunun üzerine: "Allah'in onlarin tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi isiyle senin bir ilisigin yoktur, çünkü onlar zalimlerdir" (Al-i Imran, 128) mealindeki ayet indi. Ravi: Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3007) • Hz. Peygamber (sav)'in sabah namazinda basini sonuncu rekatta kaldirdigi sirada "Ey Rabbim ... lanet" diye aynen yukandaki hadiste muhtevayi isittigini söylemistir. Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Nesai, Salat 121 (2, 203) • Hiçbir peygambere ganimete ve millet malina hiyanet yarasmaz" (Al-i Imran, 161) ayeti, Bedir savasi sirasinda kaybolan kirmizi renkli bir kadife parçasi hakkinda nazil olmustu. Cemaatten bazisi "Belki de Hz. Peygamber almistir" demisti ki bunun üzerine yukandaki ayet nazil oldu." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, el-Huruf ve'l-Kiraat 1, (3971); Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3012) • Resulullah (sav) ashabina söyle dedi: "Uhut'da sehid olan kardesleriniz var ya! Allah, onlarin ruhlarini yesil kuslarin içine koydu. Bunlar cennetin nehirlerine giden, cennet meyvelerinden yiyen ve Arsin gölgesine asilmis altindan kandillere girip istirahat eden kuslardir. Sehidler böylece güzel güzel yiyip içip dinlenince söyle dediler: Kardeslerimize bizden kim haber götürecek ve bildirecek ki bizler cennette dirileriz, riziklaniyoruz? Bu haber gitmeli ki onlar cennete karsi isteksiz olmasinlar ve harpte korkak davranmasinlar!" Allah Teala onlara cevaben: "Sizin haberinizi ben duyuracagim" buyurdu ve su ayeti indirdi: "Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayin bilakis onlar Rabbleri katinda diridirler. Allah'in bol nimetinden onlara verdigi seylerle sevinç içinde riziklanirlar. Arkalarindan kendilerine ulasmayan kimselere, kendilerine korku olmadigini ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler" (Al-i Imran, 169). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Cihad 27, (2520) • Halk onlara: "Düsmaniniz olan insanlar size karsi bir ordu topladilar, onlardan korkun" dediler. Bu, onlarin imanini artirdi da: "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir" dediler" (Al-i Imran, 173) ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Bunu Ibrahim (sav) atese atildigi esnada söyledi, keza ayni seyi Hz. Peygamber (sav), halk kendisine: "insanlar size karsi toplandilar" dedigi zaman söyledi. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Al-i Imran, 13 • Hz. Peygamber (sav) zamaninda bir kisim münafiklar, Resulullah (sav) bir gazveye çiktigi vakit ondan ayrilip geri kalirlar ve Resulullah (sav)'a muhalefet edip kaldiklari için rahatlarlar, sevinirlerdi. Resulullah (sav) Medine'ye dönünce de gelip andlar, yeminler içerek özürler beyan ederlerdi. Bir de isterlerdi ki, yapmadiklari seylere övgüye, medh-u senaya mazhar olsunlar. Onlarin bu hali ile ilgili olarak su ayet nazil oldu: "Ettiklerine sevinen ve yapmadiklariyla övülmekten hoslananlarin, sakin sakin onlarin azabtan kurtulacaklarini sanma, elem verici azab onlaradir" (Al-i Imran, 188). Ravi: Ebu Said Kaynak: Buhari, Tefsir, Al-i Imran 16, (6, 51); Müslim, Sifatu'l-Münafikin, 7 (2777) • Emevi halifesi Mervan kapicisina: "Ey Rafi! Ibnu Abbas (ra)'a git ve de ki: "Eger bizden herkes, ettigi ile sevinmesinden ve yapmadigi seyle de övülmekten hoslanmasindan dolayi azab görecekse, toptan hep azaba maruz kalacagiz demektir." Ibnu Abbas (ra) kendisine bu söylenince söyle dedi: "O ayetten size ne? O ayet, Ehl-i Kitap hakkinda inmistir." Sonra su ayeti okudu: "Allah kitap verilenlerden, onu insanlara açiklayacaksiniz ve gizlemeyeceksiniz diye ahid almisti. Onlar ise, onu arkalarina atip, az bir degere degistiler. Alis-verisleri ne kötüdür. Ettiklerine sevinen ve yapmadiklariyla övülmekten hoslananlarin, sakin sakin onlarin azabtan kurtulacaklarini sanma, elem verici azab onlaradir." (Al-i Imran, 187-188). Ibnu Abbas (ra) sözüne devam ederek su açiklamayi yapti: "Resulullah (sav) onlara bir husus sordu, gerçegi gizleyip, degisik sekilde yanlis cevap verdiler. Üstelik kendilerine sordugu hususa verdikleri cevap sebebiyle medhedilmeyi beklediklerini de is'ar ettiler. Ayrica sorulan seyi ona gizlemis olmalarina da sevindiler." Ravi: Humeyd Ibnu Abdirrahman Ibni Avf Kaynak: Buhari, Tefsir, Al-i Imran 16 (6, 51); Müslim, Sifatu'l-Münafikin 8, (2778); Tirmizi, Tefsir, Al-i I • Ister, amelce iyi, müttaki, isterse amelce kötü, facir kisi olsun, ölüm herkes hakkinda hayirlidir buyurduktan sonra su ayeti okudu: "Inkar edenler, kendilerine vermis oldugumuz mühletin sakin kendileri için hayirli oldugunu sanmasinlar. Biz onlara ancak, günahlari çogalsin diye mühlet veriyoruz. Alçaltici azab onlaradir" (Al-i Imran, 178). Sonra da su ayeti okudu: "Fakat Rablerinden sakinanlara, Allah katindan ziyafetler bulunan, içlerinden irmaklar akan, içinde temelli kalacaklari cennetler vardir. Allah katindaki seyler iyi olanlar için daha hayirlidir" (Al-i Imran, 198). (Rezin kaydetmis fakat, kaynak vermemistir. Ancak bunu Hakim, el-Müstedrek'te (2, 298) tahric eder.) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Rezin • Ey Allah'in Resulü, Allahu Teala'nin kadinlari hicretle ilgili olarak zikrettigini hiç isitmiyorum, niçin? diye sordum. Bu sorum üzerine su ayet indi: "Rableri dualarini kabul etti: Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadin olsun is yapanin isini bosa çikarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çikanlarin, yolumda ezaya ugratilanlarin, savasan ve öldürülenlerin günahlarini elbette örtecegim. And olsun ki, Allah katinda bir nimet olarak, onlari içlerinden irmaklar akan cennetlere koyacagim. Nimetin güzeli Allah katindadir." (Al-i Imran, 195). Ravi: Ümmü Seleme Kaynak: Tirmizi, Nisa, (3026) •
Nisa Suresi

Bir adamin yaninda yetime bir kiz vardi. Onu kendisine nikahladi. Kizin meyve veren bir hurma agaci vardi. Kiz, o hurma agacinda olsun, adamin baska malinda olsun ona ortakti. Adam kizi kendisi için tutuyor, kiza kendisinden (mehir olarak) bir sey vermiyordu....

• Bir adamin yaninda yetime bir kiz vardi. Onu kendisine nikahladi. Kizin meyve veren bir hurma agaci vardi. Kiz, o hurma agacinda olsun, adamin baska malinda olsun ona ortakti. Adam kizi kendisi için tutuyor, kiza kendisinden (mehir olarak) bir sey vermiyordu. Bunun üzerine su ayet indi: "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekle onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz, onlarla degil, hosunuza giden baska kadinlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz..." (Nisa, 3) Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Vesaya 21, Tefsir, Nisa 1, 23, Nikah 1, 16, 19, 37, Hiyel 8; Müslim, Tefsir 6, 3018; Ebu Dav • Bir rivayette hadis söyledir: "Yetime kiz velisinin terbiyesindedir. Velisi, kizin güzelligine ve malina tamah etmekte (evlenmek istemekte)dir. Ancak mehrini tam degil, eksik vermeyi düsünmektedir. Böyle veliler, yetimlere, mehri hususunda adaletli davranmadikça, yetimle evlenmeleri yasaklanmis, baska kadinlarla evlenmeleri emredilmistir." Ravi: Aise Kaynak: • Cenab-i Hakk'in su ayette: "Ey Muhammed! Kadinlar hakkinda senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkinda fetvayi size Allah veriyor: Bu fetva kendilerine yazilan seyi vermediginiz ve kendileriyle evlenmeyi arzuladiginiz yetim kadinlara ve bir de zavalli çocuklara ve yetimlere dogrulukla bakmaniz hususunda Kitab'ta size okunandir..." (Nisa, 127) ayetinde atifta bulunan bahis. Önceki ayettir ki orada söyle denmektedir: "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekle onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz, onlarla degil, hosunuza giden baska kadinlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz." Hz. Aise (ra) devamla sunu söyledi: "Sonraki ayette yani, "... kendileriyle evlenmeyi arzuladiginiz yetim kadinlara..." (Nisa, 127) ifadesinin geçtigi ayette, Cenab-i Hakk'in mevzubahis ettigi arzu, kisinin terbiyesi altinda bulunan yetimenin mali ve güzelligi az olmasi halindeki arzudur. Bu durumda onunla evlenmek istememektedir. Ravi: Aise Kaynak: • Bir baska rivayette "Ey Muhammed! Kadinlar hakkinda senden fetva isterler" (Nisa 127) ayeti ile ilgili Hz. Aise su açiklamayi yapar: "Burada sözkonusu edilen, kisinin terbiyesi altinda bulunan ve malindan kendisine ortak olan yetime kizdir. Adam bu yetime ile evlenmeyi düsünmedigi gibi, baskasiyla evlendirip, yabanciyi malina ortak kilmak da istememekte, yetimeyi ortada tutmaktadir. Cenab'i Hakk, mezkur ayetle bu durumu yasaklamaktadir." Ebu Davud merhum su ilavede bulunur: Rebi'a, Cenab-i Hakk'in "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekte onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz..." sözü hakkinda su açiklamayi yapti: "Burada Allah Teala sunu söylüyor: "Korkuyorsaniz bu yetimeleri serbest birakin, (arada tutmayin), ben size dört tanesini helal kildim." Ravi: Aise Kaynak: • Yetimleri, evlenme çagina gelene kadar deneyin, onlarda olgunlasma görürseniz mallarini kendilerine verin, büyüyecekler de geri alacaklar diye onlari israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan iffetli olmaga çalissin, yoksul olan uygun bir sekilde yesin... (Nisa, 6), ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Bu ayet, yetime bakan velinin fakir olmasi halinde, bakim hizmetine mukabil, yetimin malindan uygun sekilde yiyebilecegini beyan için nazil olmustur." Bir baska rivayette söyle denir: '"Veli, muhtaçsa, çocugun malindan, malin miktarina göre uygun sekilde alir" Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Büyu 95, Vesaya 23, Tefsir, Nisa 2; Müslim, Tefsir 10, 3019 • Taksimde yakinlar yetimler ve düskünler bulunursa, ondan onlara da verin, güzel sözler söyeyin" (Nisa, 8) ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Bu ayet muhkemdir ve mensuh da degildir. Bazilari bunun mensuh oldugunu zanneder. Hayir, Allah'a kasem olsun mensuh degildir. Ancak, bu ayet, halkin hükmüyle amel etmemek suretiyle kadrini idrak edemedigi ayetlerdendir. Terekede tasarrufta bulunan ve tereke ile ilgili isleri üzerine alan veli iki kisimdir: 1- Mala varis olan mutasarrif veli, (mesela asabe gibi), iste bu veli (taksim sirasinda hazir bulunan yakinlara, yetimlere ve düskünlere onlarin gönüllerini hos edecek bir seyler) verir. 2- Mala varis olmayan veli (yetimin velisi gibi ki taksimde hayir bulunanlara maldan bagista bulunmak gibi tasarrufta bulunamaz. Onlara) tatli sözü bu veli söyler. Mesela söyle der: Benim, sizlere birseyler verme vetkim yok" Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Vesava 18, Tefsir, Nisa 3 • Hastalanmistim. Geçmis olsun demek üzere, Resulullah (sav) ve Hz. Ebu Bekir (ra) yaya olarak bana ugradilar. Bize geldiklerinde bayginmisim. Resulullah (sav) abdest aldilar. Abdest suyundan üzerime serptiler. Bunun üzerine ayildim. Karsimda Resulullah (sav)'i görmez miyim! Hemen sordum: "Ya Resulullah, (görüyorsunuz ölmek üzereyim) malimi ne yapayim?" Bana cevap vermede acele etmedi. Derken miras ayeti geldi. "(Ey Muhammed!) Senden fetva isterler, de ki: "Allah size ikinci dereceden mirasçilar hakkinda fetva veriyor: Sayet çocugu olmayip bir kiz kardesi bulunan kimse ölürse, biraktiginin yarisi kiz kardese kalir. Fakat kiz kardesinin çocugu yoksa, kendisi ona tamamen varis olur. Eger kiz kardesi kalmissa, biraktiginin üçte ikisi onlaradir. Eger mirasçilar erkek ve kadin kardeslerse, erkege, iki kadinin hissesi kadar vardir. Dogru yoldan saparsiniz diye Allah size açikliyor. Allah her seyi bilir" (Nisa, 176) (Bir rivayette söyle denmektedir: "..(Sorum üzerine) feraiz ayeti indi." Bir baska rivayette de: "Allah çocuklariniz hakkinda erkege, iki kizin hissesi kadar tavsiye eder..." (Nisa 11) ayeti indi" denir. Tirmizi'nin rivayetinde Cabir hazretleri (ra) söyle der: "Benim yedi tane kizkardesim vardi..." Ebu Davud'un rivayetinde su ayetin nazil oldugu belirtilir: "Senden fetva isterler, de ki: Allah size ikinci derece mirasçilar hakkinda fetva veriyor..." ikinci derece mirasçilar: Kendisinin çocugu olmayip kiz kardesleri olan kimse.) Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Vudu 44, Tefsir Nisa 4, Marda 5, 15, 21, Feraiz, giris kismi, 13, I'tisam 8; Müslim, Feraiz • Yukaridaki hadis, bir rivayette söyle gelmistir: Rahatsizlanmistim. Tam o sirada yedi kizkardesim vardi, benim yanimda idiler. Resulullah (sav) yanima girdiler. Girince ilk is yüzüme (okuyup) üfledi. Hemen ayildim. Ayilir ayilmaz: "Ey Allah'in Resulü, kizkardeslerim için malimin üçte ikisini vasiyet edeyim mi?" dedim. Bana: "Ihsanda bulun!" dedi. Ben: "Öyleyse yarisini?" dedim. Resulullah: "Ihsanda bulun" dedi. Sonra beni birakti ve çikarken söyle dedi: "Bu agridan ölmeyeceksin. Allah Teala kizkardeslerine vermen gereken miktar hususunda açiklayici ayet indirdi. Onlari hissesini üçte iki kildik." Cabir (ra) su ayet benim hakkimda indi derdi: "Senden fetva isterler, de ki Allah size ikinci dereceden mirasçilar hakinda fetva veriyor..." (Nisa 176) Ravi: Cabir Kaynak: • Bir kadin iki kiziyla gelerek: "Ey Allah'in Resulü, bu iki kiz Sabit Ibnu Kays'in kizlaridir. Babalari Uhud'da seninle beraber cihad ederken sehid oldu. Kizlarin amcasi, babalarindan kalan mallarinin ve miraslarinin tamamini aldi ve kizlara hiçbir sey birakmadi. Bu hususta ne dersiniz ey Allah'in Resulü. Allah'a yemin ederim bunlar mallari olmadikça asla evlenemezler de!" dedi. Resulullah (sav) "Bunlar hakkinda Allah hükmeder" cevabini verdi. Arkadan Nisa suresi nazil oldu: "Allah çocuklariniz hakkinda erkege, iki kizin hissesi kadar tavsiye eder" (Nisa 11). Resulullah (sav) "Bana kadini ve sahibini çagirin!" emretti. Çocuklarin amcasina: Babalarindan kalan malin üçte ikisini kizlara, sekizde birini kizlarin annesine ver, geriye kalan da senindir" dedi. (Metin Ebu Davud'a aittir) Ravi: Cabir Kaynak: Ebu Davud, Feraiz 4, 2891; Tirmizi, Feraiz, 3, (2093) • Resulullah (sav)'a bir vahiy geldigi zaman, vahiy sebebiyle onu bir gam ve keder alir, yüzünün rengi uçardi. Bir gün Cenab-i Hakk yine vahiy indirmisti ki ayni hal onu sardi. Keder hali açilinca: "(Zina haddiyle ilgili hükmü) benden alin. Allah onlar hakkinda yol kildi (yani çok açik sekilde had beyan etti): Bekar bekarla zina yapmissa cezasi yüz sopa ve bir yil sürgündür. Dul dulla zina yaparsa yüz sopa ve recm'dir." Ravi: Ubadetu'bnu's-Samit Kaynak: Müslim, Hudud 13, 1690; Ebu Davud, Hudud 23, 4415; Tirmizi, Hudud 8,1434 • Ey iman edenler! Kadinlara zorla mirasçi olmaya kalkmaniz size helal degildir. Apaçik hayasizlik etmedikçe onlara verdiginizin bir kismim alip götürmeniz için onlari sikistirmayin... (Nisa 19) ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Cahiliye devrinde bir erkek ölünce, karisi üzerinden en ziyade onun yakinlari hak sahibi idiler: Onlardan biri dilerse onunla evlenir, dilerse kadini bir baskasiyla evlendirirlerdi, dilemedikleri takdirde de evlenmesine mani olurlardi. Erkegin yakinlari bu hususta, kadinin akrabalarindan da çok hak sahibi idiler. Yukandaki ayet bu durumla ilgili olarak indi" Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 6, Ikrah 5; Ebu Davud, Nikah 23, 2089 • Ebu Davud'da gelen bir diger rivayetle söyle denir: "Erkek, akrabasinin hanimina varis olur, kadin ölünceye veya mehrini kendisine iade edinceye kadar müskülat çikarirdi. Cenab-i Hakk buna mani oldu ve kadina uygulanan engeli yasakladi." Ravi: Kaynak: Ebu Davud, Nikah 23 (2090) • Ey iman edenler, birbirinizin mallarini haram sebeplerle yemeyin. Meger ki, (o mallar) sizden karsilikli bir rizadan (dogan) bir ticaret (mali) ola... (Nisa 29) ayetiyle ilgili olarak su açiklamayi yapti: "Bu ayet indigi zaman kisi, bir baskasinin yaninda yemeyi nefsine haram etti. Sonra Cenab-i Hakk bu ayeti Nur suresinde yer alan su ayetle neshetti: "... Evlerinizde veya babalarinizin evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeslerinizin evlerinde veya kizkardeslerinizin evlerinde veya amcalarinizin evlerinde veya halalarinizin evlerinde veya dayilarinizin evlerinde, veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyasi olup anahtarlar elinde olan evlerde, ya da dostlarinizin evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir ara veya ayri ayri yemenizde bir sorumluluk yoktur" (Nur 61). Bundan önce zengin kisi, ehlinden olan kimseyi yemege davet ederdi de çagrilan kimse: (Nisa süresindeki ayeti gözönüne alarak): Benim bundan yemem günahtir, zira fakirin bundan yeme hakki benden fazladir" derdi. (Nur süresindeki) bu ayetle, Müslümanlara (ayette sayilan kimselere ait olmak üzere) üzerine Allah'in ismi zikredilen yemeklerinden yemeleri helal kilindigi gibi, ehl-i kitabin yiyecekleri de helal kilindi. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Et'ime 6, (3753) • Bes ayet vardi ki onlari bütün dünya ve içindekilerle degismem. Bunlar sunlardir: 1- "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçinirsaniz, kusurlarinizi örter ve sizi serefli bir yere yerlestiririz" (Nisa 31). 2- "Allah süphesiz zerre kadar haksizlik yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat artirir ve yapana büyük ecir verir" (Nisa 4). 3- "Biz her peygamberi ancak, Allah'in izniyle, itaat olunmasi için gönderdik. Onlar, kendilerine yazik ettiklerinde, sana gelip Allah'tan magfiret dileseler ve Peygamber de onlara magfiret dileseydi, Allah'in tövbeleri daima kabul ve merhamet eden oldugunu görürlerdi" (Nisa 64). 4- "Allah kendisine ortak kosmayi elbette bagislamaz, bundan baskasini diledigine bagislar. Allah'a ortak kosan kimse, süphesiz büyük bir günahla iftira etmis olur" (Nisa 18). 6- "Kim kötülük isler veya kendine yazik eder de, sonra Allah'tan bagislama dilerse, Allah'i magfiret ve merhamet sahibi olarak bulur" (Nisa 110). Rezin tahric etmistir. Ravi: Ibnu Mesud Kaynak: Rezin • Ey Allah'in Resulü, dedim, "erkekler cihada çikiyorlar, kadinlar cihad yapmiyor, biz kadinlara mirasdan da yarim veriliyor." Bunun üzerine Rabb Teala su ayeti inzal buyurdu: "Allah'in sizi birbirinizden üstün kildigi seyleri özlemeyin. Erkeklere kazandiklarindan bir pay, kadinlara da kazandiklarindan bir pay vardir. Allah'tan bol nimet isteyin. Dogrusu Allah herseyi bilir" (Nisa 32). Mücahid der ki: "Cenab-i Hakk su ayeti de Ümmü Seleme hakkinda inzal buyurdu: "Dogrusu erkek ve kadin Müslümanlar, erkek ve kadin mü'minler, boyun egen erkekler ve kadinlar; dogru sözlü erkekler ve kadinlar, sadaka veren erkekler ve kadinlar, oruç tutan erkekler ve kadinlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadinlar, Allah'i çok anan erkekler ve kadinlar, iste Allah bunlarin hepsine magfiret ve büyük ecir hazirlamistir" (Ahzab 35). (Ümmü Seleme Medine'ye hicretle gelen ilk kadindir) Ravi: Ümmü Seleme Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa (3025) • Ana-babanin ve yakinlarin biraktiklarindan herbirini mevaliye kildik... (Nisa, 33) ayetindeki mevaliye tabirini varisler olarak tefsir etmistir. Keza ayetin devaminda geçen "yeminlerinizin bagladigi kimselere haklarini verin" ibaresindeki "yeminlerinizin bagladigi kimseler" tabiriyle ilgili olarak da su açiklamayi yapmistir: "Mekkeli muhacirler Medine'ye geldikleri vakit, muhacir bir kimse Medineli bir ensariye -Resulullah (sav)'in aralarinda tesis ettigi kardeslik sebebiyle- kendi kan yakinlarindan önce varis olurdu. Ancak: "Ana babanin ve yakinlarin biraktiklarindan, her birine varisler kildik" (Nisa 33) ayetiyle bu muamele neshedildi. Kelam-i ilahide geçen "yeminlerinizin bagladigi" tabiriyle ifade edilen "muahattan gelen kardeslik hukuku" birbirinize yardim, rifade (hacilara toplanan yardim, destek), bir de nasihat ve hayirhahliga münhasirdir. Artik hukuki olan tevarüs kalkmistir. Ancak kisi ihtiyari olarak vasiyette bulunabilir. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 7, Kefalet 2, Feraiz 16; Ebu Davud, Feraiz 16, (2921, 2922) • Ebu Davud'un bir baska rivayetinde su açiklama vardir: "Yeminlerinizin bagladigi kimseler" (tabirine gelince bununla su kastediyor: Islam'in bidayetinde) kisi, aralarinda hiçbir neseb bagi bulunmayan bir baskasi ile anlasma yoluyla hukuki bir bag kurup biri digerine varis olabiliyordu. Bu müessese, Enfal suresinde gelen su ayetle neshedildi:"...Ve zevil erham (birbirine mirasçi olan akraba), Allah'in Kitabi'na göre birbirine daha yakindir..." (Enfal 75). Ravi: Kaynak: Ebu Davud, Feraiz 16 (2921) • Ümü Sa'd Binti Rebi'ye Kur'an'dan okuyordum. Bu kadin Hz. Ebu Bekir es-Siddik (ra)'in terbiyesinde yetisen bir yetime idi. Ben Nisa suresinin 33. ayetini "vellezine akadet eymanukum" diye okuyunca müdahele ederek: "Öyle okuma fakat "vellezine akadet eymanukum" diye oku. Bu ayet Hz. Ebu Bekir ve oglu Abdurrahman hakkinda nazil oldu. Oglu, Islam'i kabul etmeyince Hz. Ebu Bekir, ona miras birakmayacagim diye yemin etmisti. Bilahare Abdurrahman Müslüman olunca, Cenab-i Hakk, mirasdan nasibini ayirmasi için Hz.Ebu Bekir'e bu ayetle emir buyurdu" dedi. Bir rivayette su ilave açiklama yapilmistir: "Abdurrahman'in Islam'a girisi Müslümanlarin maddi galebesine kadar gecikti." Ravi: Davud Ibnu'l-Husayn Kaynak: Ebu Davud, Feraiz 16, (2923) • Allah, süphesiz zerre kadar haksizlik etmez, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat artirir ve yapana büyük ecir verir ayeti ile ilgili olarak Resulullah (sav)'in söyle dedigini rivayet etti: "Allah hiçbir mü'mine, yaptigi tek hayrin bile karsiligini ihmal etmek suretiyle zulümde bulunmaz. Yaptigi her hasenenin karsiligi hem dünyada hem de ahirette kendisine verilir. Kafir ise, yaptigi hayir sebebiyle dünyada öylesine yedirilir ki, ahirete varinca, karsiligi verilecek tek hayri kalmaz." Ravi: Enes Kaynak: Müslim, Sifatu'l-Münafikin 56, (2808) • Imam Mdlik'e ulastigina göre, Hz. Ali (ra): "Kari-kocanin arasinin açilmasindan endiselenirseniz, erkegin ailesinden bir hakem ve kadinin ailesinden bir hakem gönderin, bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onlarin aralarim buldurur" (Nisa 35) ayetinde temas edilen iki hakem hakkinda "kari-kocanin ayrilma veya birlesme kararlari bu iki hakemin verecegi hükme kalmistir" diye beyanda bulunmustur. Ravi: Kaynak: Muvatta, Talak 72 (2,584) • Amcasindan (ra) naklen Hz. Peygamber (sav): "Serlerinden, serkesliklerinden yildiginiz kadinlara gelince: Onlara (evvela) ögüt verin, (vazgeçmezlerse) kendilerini yataklarinda yalniz birakin..." (Nisa, 34) ayeti hakkinda sunu söylemistir: "Kadinlarin serkeslik etmelerinden yilarsaniz yatakta onlari yalniz birakin." Hammad merhum, yatakta yalniz birakmayi "cinsi temasi terketmek" olarak anlamistir. Ravi: Ebu Hürre er-Rakkasi Kaynak: Ebu Davud, Nikah 43 (2145) • Ibnu Avf (ra) bizim için yemek hazirlayarak bizi davet etti, gittik, yemegi yedik. Arkadan sarap ikram etti, içtik. Bu ziyafet sarabin haram edilmesinden önce idi. Sarab beni sarhos etmisti. Namaz vakti gelince imam olmami istediler. Namazda Kafirun suresini okudum. Ancak "sizin taptiginiza ben tapmam" diyecek yerde "biz, sizin taptiginiza tapariz" seklinde yanlis okudum. Bunun üzerine: "Ey iman edenler! Sarhosken, ne dediginizi bilene kadar, cünubken -yolcu olan müstesna- gusledene kadar namaza yaklasmayin..." ayeti nazil oldu." (Tirmizi hadisin sahih oldugunu belirtir) Ravi: Ali Kaynak: Ebu Davud, Esribel, (3671); Tirmizi, Tefsir, Nisa (3029) • Ebu Davud'da su rivayet de var: Ensardan bir zat kendisine (Hz. Ali'yi) ve Abdurrahman Ibnu Avf'i yemege çagirdi. Rivayet, Hz. Ali'nin icabet ettigini, aksam namazinda cemaate imamlik yaptigini belirtir ve hadisi(n devamini yukaridaki gibi) zikreder. Ravi: Kaynak: Ebu Davud, Esribe 1, (3671) • Kur'an-i Kerim'de en çok sevdigim ayet sudur: "Allah, kendisine ortak kosmayi elbette bagislamaz, bundan baskasini diledigine bagislar..." (Nisa, 48). Ravi: Ali Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3040) • Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin (Nisa 59) ayeti, Abdullah Ibnu Huzafe Ibni Kays Ibni Adiy es-Sehmi hakkinda, Resulullah (sav) onu bir seriyyeye gönderdigi esnada nazil oldu. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 11; Müslim, Imaret 31, (1834); Ebu Davud, Cihad 96, (2624); Tirmizi, Cihad 3, ( • Size ne oluyor da, Rabbimiz! Bizi halki zalim olan bu sehirden çikar, katindan bize bir sahip çikan gönder, katindan bize bir yardimci lutfet" diyen zavalli çocuklar, erkekler ve kadinlar ugrunda ve Allah yolunda savasmiyorsunuz?" (Nisa 75) ayetiyle ilgili olarak sunu söyledi: "Annem ve ben burada ifade edilen "zavallilar" arasinda idik. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 14, 20, Cenaiz 80 • Buhari'nin bir rivayetinde söyle denmistir: Ibnu Abbas (ra): "Çaresiz kalan, yol bulamayan zavalli erkek, kadin ve çocuklar müstesna" (Nisa, 98), ayetini tilavet buyurduktan sonra: "Ben ve annem Allahu Teala'nin mazur addettiklerindendik, ben çocuklardan, annem kadinlardan mazurdu" dedi. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 14, 20 • Abdurrahman Ibnu Avf ve bir kisim arkadaslar, Mekke'de Hz. Peygamber (sav)'e gelerek söyle dediler: "Biz müsrik iken izzet ve itibari olan kimselerdik. Müslüman olduktan sonra zelil duruma düstük. (Müsaade edin müsriklere karsi koyalim). Hz. Peygamber (sav) onlara: "Ben affetmekle emrolundum. Sakin müsriklerle mücadeleye kalkmayin" dedi. Ancak, Medine'ye hicretten sonra Cenab-i Hakk cihad emretti. Bu sefer onlar durakladilar. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Kendilerine: "Elinizi savastan çekin, namaz kilin, zekat verin" denenleri görmedin mi? Onlara savas farz kilindiginda, içlerinden bir takimi hemen, insanlardan, Allah'tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! bize savasi niçin farz kildin, bizi yakin bir zamana kadar te'hir edemez miydin?" derler. Ey Muhammed de ki; "Dünya geçimligi azdir, ahiret, Allah'a karsi gelmekten sakinan için hayirlidir, size zerre kadar zulmedilmez" (Nisa, 77). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Nesai, Cihad 1, (6, 3) • Zeyd Ibnu Sabit (ra)'i söyle derken dinledim: "Kim bir mü'mini kasden öldürürse cezasi, içinde temelli kalacagi cehennemdir. Allah ona gazab etmis, lanetlemis ve büyük azab hazirlamistir" (Nisa, 93) ayeti, Furkan süresindeki "Onlar, Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar. Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar..." (Furkan 68) ayetinden alti ay kadar sonra nazil oldu." Nesai merhumun bir rivayetinde su ziyade mevcuttur: "Kim bir mü'mini kasden öldürürse cezasi, içinde ebedi kalacagi cehennemdir" ayeti indigi zaman (ayette ifade edilen siddet sebebiyle) çok korktuk. Bunun üzerine (bize rahatlik getiren) Furkan süresindeki "Onlar, Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar..." ayeti nazil oldu." Ravi: Harice Ibnu Zeyd Kaynak: Ebu Davud, Fiten 6, (4272); Nesai, Tahrimu'd-Dem 2, (7, 87, 88) • Ibnu Abbas (ra)'a: "Bir mü'mini kasden öldürenin tevbesi makbul olur mu?" diye sordum da bana "Hayir!" diye cevap verdi. Ben de kendisine, Furkan süresindeki : "Onlar ki Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana kiymazlar... Ancak tevbe eden, inanip, yararli is isleyenlerin, iste Allah onlarin kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bagislar ve merhamet eder" (Furkan, 68-70) ayetini okudum. Bana su cevabi verdi. "Senin okudugun ayet Mekke'de nazil olmustur. Onu Medine'de nazil olan: "Kim bir mü'mini kasden öldürürse, cezasi, içinde ebedi kalacagi cehennemdir..." (Nisa, 93) ayeti neshetmistir." Ravi: Sa'id Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Menakibu'l-Ensar 29, Tefsir, Nisa 16, Tefsir, Furkan 2, 3, 4; Müslim, Tefsir 16, (3023); Ebu • Su ayet; "Onlar Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar, zina etmezler. Bunlari yapan, günaha girmis olur. Kiyamet günü azabi kat kat olur, orada alçaltilarak ebedi kalir" (Furkan 68-69) ayeti Mekke'de nazil oldugu zaman müsrikler söyle dediler: "Islamiyet bize ne bahsediyor? (Hep azab vaad etmekte. Zira) biz Allah'a sirk günahini isledik. Allah'in haram ettigi cana kiydik,diger bir çok kötülüklere bulastik." Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Ancak tevbe eden, inanip yararli is isleyenler var ya, iste Allah onlarin kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bagislar ve merhamet eder" (Furkan 70). Bir rivayette su ziyade var. "Kim Islam'a girer ve onu idrak eder, sonra da katil olursa onun tevbesi kabul olmaz" Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: • Ebu Davud'dan gelen bir rivayette de söyle denmektedir: "Kim kasitli olarak bir mü'mini öldürürse, onun günahini hiçbir sey ortadan kaldirmaz." Ravi: Kaynak: Ebu Davud, Fiten 6, 4275 • Nesai ve Tirmizi'den gelen bir rivayette söyle denir: "Ibnu Abbas (ra)'a, bir mü'mini kasitli olarak öldürüp sonra tevbe edip, imana giren, güzel ameller isleyen ve hidayete eren bir kimse hakkinda soruldu. Su cevabi verdi: "Buna nasil tevbe olur? Ben Hz. Peygamber (sav)'i söyle söylerken isittim: "Maktul, avurtlari kana bulanmis olan katile asili olarak getirilir. Katili söyle sikayet eder: "Ey Rabbim, buna sor bakalim beni niçin öldürdü, suçum ne idi?" Ibnu Abbas (ra) ilave etti: "Allah'a kasem olsun, Allah bu hükmü indirdi, fakat neshetmedi." Bu Nesai'nin rivayetidir. Ravi: Kaynak: Nesai, Tahrimu'd-Dem 2, (85-87) • Kim bir müzmini kasden öldürürse cezasi içinde ebedi kalacagi cehennemdir ayeti hakkinda söyle söylemistir: "Evet, bu cürmün cezasi budur. Ancak, Allah dilerse onun bu cezasini affeder." Ravi: Ebu Miclez Kaynak: Ebu Davud, Fiten 6, (4276) • Müslümanlardan bir grup, (gazve sirasinda) sürüsünü otlatan bir kimseye rastladilar. Adam, onlara es-selamu aleyküm diyerek (Islami adaba uygun) selam verdi. Ama onlar adami yakalayip öldürdüler ve sürüsüne elkoydular. Bunun üzerine su ayet indi: "Ey iman edenler: Allah yolunda cihada çiktiginiz zaman (meselelerin) tam bir açiklanmasini bekleyin. Size (Müslümanca) selam verene, dünya hayatinin (geçici) menfaatini arayarak, "sen mü'min degilsin" demeyin. Iste Allah'in katinda birçok ganimetler vardir. Evvelce siz de böyle iken Allah size lütfetti..." (Nisa, 94). Ibnu Abbas ayeti okudu ve ayette geçen ve Nafi' kiraatina göre es-selem olan kelimeyi es-selam olarak kiraat buyurdu. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir Nisa 17; Müslim, Tefsir 22, (3025); Ebu Davud, Huruf ve'l-Kiraat 1 (3974) • Tirmizi'den gelen rivayette söyle denir: "Benu Süleym'den bir kimse, Resulullah (sav)'in ashabindan bir gruba ugradi. Adamin beraberinde sürüsü vardi. Gruba selam verdi. Ancak onlar: "Bu adam kendisini size karsi emniyete almak için böyle (Islamca) selam verdi. (Bu Müslüman degildir) dediler ve kalkip adami öldürüp sürüsüne el koydular. Sürüyle birlikte Resulullah (sav)'a geldiler. Ancak haklarinda Cenab-i Hakk vahiy inzal buyurdu." Ravi: Kaynak: • Resulullah (sav) Hz. Mikdad (ra)'a: "Bir kimse içinde yasadigi kafirlere karsi imanini gizler, (sen karsilastigin zaman) imanini açiga vurursa (sakin öldürme. Bu hayatini kurtarmak için mü'minim dedi, diyerek onu) öldürecek olursan (cinayet islemis olursun). Nitekim, Mekke'de iken, bir zamanlar sen de imanim gizlemistin" Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Diyat 1 • Mü'minlerden özür sahibi olmaksizin (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallariyla canlariyla savasanlar bir olmaz (Nisa, 95) ayetini Bedir savasina katilanlara uygulayarak söyle demistir: "Bedir savasina gitmeyip (evlerinde) oturanlarla ona katilanlar bir olmaz" (Bu rivayet Buhari'ye aittir). Tirmizi'nin rivayetinde su ziyade var: Bedir Gazvesi oldugu zaman Abdullah Ibnu Cahs ve Ibnu Ümmi Mektum: "Ey Allah'in Resulü, biz amayiz, bize bir ruhsat var mi?" dediler. Bunun üzerine su ayet indi: "Insanlardan özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyla Allah yolunda cihad edenler birbirine esit degildir. Allah, mal ve canlariyla cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kilmistir. Allah hepsine de cenneti vaadetmistir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, magfiret ve rahmetle üstün kilmistir. Allah bagislar ve merhamet eder." (Nisa, 95-96). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Megazi 4, Tefsir, Nisa 18; Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3035) • Mü'zminlerden oturanlarla Allah yolunda mallariyla canlariyla savasanlar bir olmaz (Nisa, 95) ayeti nazil oldugu zaman Hz. Peygamber (sav) Zeyd (ra)'i çagirdi. Zeyd bir kürek kemigi ile, ayeti yazmaya geldi. Bu sirada Ibnu Mektum gözlerinin ama olusundan yakiniyordu. Bunun üzerine ayetin devaminda özür sahipleri istisna edildi: "Mü'minlerden, özür sahibi olmaksizin (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallariyla canlariyla savasanlar bir olmaz." Ravi: el-Bera Kaynak: Buhari, Cihad 31, Tefsir, Nisa 18, Fezailu'l-Kur'an 4; Tirmizi, Cihad 1, (1670), Tefsir, Nisa (3034) • Etbauttabiin'den Muhammed Ibnu Abdirrahman anlatiyor: Abdullah Ibnu Zübeyr'in hilafeti sirasinda Samlilara karsi gönderilmek üzere) Medine halkindan askeri bir birlik teskili kararlastirildi. Birlige de yazildim. Bu esnada Ibnu Abbas (ra)'in azadlisi Ikrüne ile karsilastim, durumu ona anlatmistim. Bu sefere katilmayi bana siddetle yasakladi. Sonra da sunu anlatti: "Ibnu Abbas (ra) bana haber verdi ki: "Müslümanlardan bir grup (Resulullah (sav) devrinde) müsriklerle beraberdi ve onlarin sayilarini artiriyorlardi. Müsriklere atilan ok, bazan gelip onlardan birine isabet edip öldürdügü oluyordu. Kiliç darbeleriyle hayatlarini kaybedenler de vardi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Kendilerine yazik edenlerin canlarini melekler aldiklari zaman onlara: "Ne yaptiniz bakalim?" deyince, "Biz yeryüzünde zavalli kimselerdik" diyecekler" melekler de: "Allah'in arzi genis degil miydi? Hicret etseydiniz ya!" cevabini verecekler, onlarin varacaklari yer cehennemdir. Orasi ne kötü dönülecek yerdir" (Nisa, 97). Ravi: Muhammed Ibnu Abdirrahman Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 19, Fiten 12 • ...Yagmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursaniz, silahlarinizi birakmaniza engel yoktur. Fakat bütün ihtiyat tedbirlerini alin... (Nisa, 102) ayeti "Abdurrahman Ibnu Avf (ra) hakkinda, o yarali iken nazil oldu" demistir. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 22 • Ömer Ibnu'l-Hattab (ra)'a: Ayet-i kerime'de: "Yeryüzünde sefere çiktiginiz zaman, kafirlerin size fenalik yapacagindan endise ederseniz, namazdan kisaltmanizda üzerinize bir vebal yoktur" (Nisa, 101) buyuruluyor. Simdi ise halk emniyet içerisinde, buna ragmen, sefer halinde niye namaz kasrediliyor (kisaltiliyor)" diye sordum. Bana su cevabi verdi:"Senin gibi, ben de ayni sekilde merak ederek bu meselede Resulullah (sav)' sormustum. Bana su açiklamayi yapmisti: "Namazin kisaltilmasi, Allah'in sizlere yaptigi bir sadakadir. Rabbinizin sadakasini kabul edin." Ravi: Ya'la Ibnu Ümeyye Kaynak: Müslim, Salatu'l-Müsafirin 4, (686); Tirmizi, Tefsir, Nisa (3037); Ebu Davud, Salat 270, (199); Nesa • Abdullah Ibnu Ömer (ra)'e söyle demistir: " Cenab-i Hakk ayet'i kerimede: "Kafirlerin size fenalik yapacagindan endise ederseniz, namazdan kisaltmanizda üzerinize bir vebal yoktur" (Nisa, 101) diyerek (savas ve korku halinde) kisaltmaya izin verdigi halde, seferde namaz neye dayanilarak kisaltilir?" Ibnu Ömer (ra) su cevabi verdi: Ey kardesimoglu! Bizler hep dalalette iken Reshulullah (sav) bize geldi ve dinimizi ögretti. Bize ögrettikleri arasinda namazi sefer sirasinda iki rekat kilmak da var" Nesai'de yer alan rivayet [Taksiru's-Salat Fi's-Sefer 1 (3, 117)] bu manadadir. Hadisin lafzen bu sekli Nesai'nin es-Sünenü'l-Kübra'da yer almis olabilir. Ravi: Ümeyye Ibnu Abdillah Ibnu Halid Kaynak: Nesai, Taksiru's-Salat Fi's-Sefer 1 (3, 117) • Kendilerine Benu Übeyrik denen bizden bir aile halki vardi. Ferdlerinin isimleri Bisr, Büseyr ve Mübessir idi. Büseyr münafik bir kimseydi. Siir düzer, Resulullah (sav)'in ashabini (ra) hicveder, sonra da bu siiri bir Arab'a nisbet edip: Falanca söyle dedi, fismekanca böyle dedi (diye onlardan naklederek kendi yazdigi hicviyeleri okurdu). Resulullah (sav)'in ashabi bu siirleri duyunca tanirlar ve: "Allah'a kasem olsun bu siiri su habis heriften baskasi söylemez -ravi süphe ediyor: "su habis herif" mi derlerdi, yoksa "su herif mi derlerdi diye- " onu mutlaka Ibnu'l-Übeyrik söyledi" derlerdi. Bu aile, cahiliye devrinde de Islam döneminde de hep fakir ve ihtiyaç içinde kaldi. O zaman Medine'de halkin gidasini hurma ve arpa teskil ediyordu. Kisi zenginse, beyaz un tüccari geldigi vakit, o undan satin alir, böylece zenginligini izhar ederdi. Fakirlerin yiyecekleri ise hurma ve arpa idi. Bir seferinde Sam'dan bir tüccar geldi. Amcam Rifa'a Ibnu Zeyd bir yük beyaz un aldi. Onu mesrübe denen tenezzüh odasina koydu. Mesrübesinde silah, zirh ve kilinç vardi. Bir gece evine giren hirsizlar mesrübeyi yarip yiyecek, silah orada ne varsa alip götürdüler. Sabah olunca amcam Rifa'a bana ugradi ve: "Ey yegenim, geceleyin evime hirsiz girmis, mesrübemizi yardilar, silah, yiyecek ne varsa götürdüler" dedi. Biz de mahallede bir arastirma yaptik, sorusturduk. Bize: "Bu gece Benu Ubeyrik'leri gördük, ates yakiyorlardi. Gördüklerimizin bir kismi mutlaka sizin yiyecekleriniz idi" dediler. Biz mahallede sorusturma yaparken, Benu Übeyrik de: "Allah'a kasem olsun, biz (bu isin faili olarak) dostunuz Lebid Ibnu Sehl'i görüyoruz" dediler. Lebid Ibnu Sehl bizden birisiydi, salih ve Müslüman bir kimseydi. Lebid onlarin sözünü isitince kilincini çekti: "Yani ben mi çaldim? Allah'a yemin olsun ya bu hirsizligi açiklayacaksiniz ya da bu kilinçla sizi deseliyecegim" dedi. Onlar: "Be adam senden bize ne, sen kim, hirsizlik kim" diye lafi çevirdiler. Mahallede iyice sorusturuyorduk. Sonunda hirsizligi bunlarin yaptigi hususunda süphemiz kalmadi. Amcam bana: "Ey yegenim, Resulullah (sav)'a kadar gidip, durumu anlatmaz misin?" dedi. Ben de O'na gelip: "Bizden bir aile zalimlik yapti, amcam Rifaa'yi hedef kilip mesrübesini yardilar, içinde silah, yiyecek ne varsa asirdilar. Hiç olmazsa silahimizi iade etsinler, yiyecege ihtiyacimiz yok, onu istemiyoruz" dedim. Resulullah (sav) "Ben bunu emredecegim" dedi. Benü Übeyrik bunu duyunca, Esir Ibnu Urve adindaki adamlarina gelip bu hususta kendisiyle konustular. Mahalle halkindan bir grup bu meselede ittifak edip: "Ey Allah'in Resulü, Katade ve amcasi bizden salih ve Müslüman bir aile halkini hedef alip hiçbir delil ve hüccete dayanmadan iftira atip hirsiz diyor" dediler. Katade: "Ben de Resulullah (sav)'a gidip kendisiyle konustum. Bana: "Müslüman ve salih olduklari söylenen bir aileyi hedef yapip delil ve hüccet olmadan hirsizlikla mi itham ediyorsun?" dedi. Ben de oradan ayrilip eve döndüm. "Keske bir çok malim gitseydi de bu hususta Resulullah (sav)'a söylememis olsaydim" diye içten temenni ettim. Derken amcam geldi ve "Yegenim ne yaptin?" diye sordu. Resulullah (sav)'a bana söylediklerini anlattim. Amcam bana: "Allah yardimcimizdir" dedi. Aradan çok geçmeden su ayet indi: "(Ey Muhammed!) Dogrusu insanlar arasinda Allah'in sana gösterdigi gibi hükmedesin diye Kitab'i sana hak olarak indirdik; hakki gözet, hainlerden taraf (yani Benü Übeyrik tarafinda) olma. (Katade'ye söyledigin söz için) Allah'tan magfiret dile. Allah bagislar ve magfiret eder. Kendilerine hainlik edenlerden yana ugrasmaya kalkma. Allah hainlikte direnen suçluyu sevmez. Allah'in razi olmadigi sözü gece kurarlarken onu insanlardan gizliyorlar da kendileriyle beraber olan Allah'tan gizlemiyorlar. Allah islediklerinin hepsini bilmektedir. Iste siz, dünya hayatinda onlari müdafaa ediyorsunuz, ama kiyamet günü onlari Allah'a karsi kim müdafaa edecek? Veya onlarin vekaletini kim üzerine alacak? Kim kötülük isler, kendine yazik eder de sonra da Allah'tan bagislanma dilerse Allah'i magfiret ve merhamet sahibi olarak bulur" (yani "Eger onlar tevbe ederse Allah onlari bagislayacaktir"). "Kim günah islerse bunu ancak kendi aleyhine yapmis olur. Allah bilendir, Hakimdir. Kim yanilir veya suç isler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, süphesiz iftira etmis, apaçik bir günah yüklenmis olur" (Lebid'e söyledikleri söz). "Ey Muhammed! (Eger sana Allah'in bol nimeti ve rahmeti olmasaydi onlardan birtakimi seni sapitmaya çalisirdi. Halbuki onlar kendilerinden baskasini saptiramazlar. Sana da bir zarar veremezler. Allah sana Kitap ve hikmet indirmis, sana bilmedigini ögretmistir. Allah'in sana olan nimeti ne büyüktür. Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayi ve insanlarin arasini düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onlarin gizli toplantilarinin çogunda hayir yoktur. Bunlari Allah'in rizasini kazanmak için yapana büyük ecir verecegiz" (Nisa, 104-114). Bu ayetler nazil olunca Resulullah (sav)'a silahlar getirildi. Resulullah (sav) onlari Rifaa'ya geri verdi. Katade devamla dedi ki: "Ben silahi amcama getirip verdim. Amcam cahiliye devrinde yaslanmis veya (ravilerden Ebü Isa'nin tereddüdüne göre) gözleri çok zayif gören bir ihtiyardi. Bu sebeple ben onun Müslümanligini biraz karisik görüyordum. Ne var ki silahi kendisine teslim ettigim zaman bana: "Ey yegenim, bunu Allah için bagisladim" dedi. O zaman anladim ki, imani saglammis. Yukandaki ayetler inince Büseyr, müsriklere iltihak etti. Gidip Sülafe Bintu Sa'd Ibni Sümeyye'ye misafir oldu. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Dogru yol kendisine apaçik belli olduktan sonra, Peygamberden ayrilip, inananlarin yolundan baskasina uyan kimseyi, döndügü yöne döndürür ve onu cehenneme sokariz. Orasi ne kötü bir dönüs yeridir. Allah kendisine ortak kosulmasini elbette bagislamaz, bundan baskasini diledigine bagislar. Allah'a ortak kosan derin bir sapikliga sapmis olur." (Nisa, 115-116). Büseyr, Sülafe'nin yanina misafir olarak inince, Resulullah (sav)'in sairi Hassan Ibnu Sabit (ra) kadini taslayici siirler yazdi. Bunlar kulagina gelince, Sülafe, Büseyr'in havidini basinin üzerine koyup götürdü ve sel yatagina firlatti. Sonra kendisine sunu söyledi: "Defol! Bana Hassanin siirini hediyeden baska bir hayir getirmedin" Ravi: Katade Ibnu'n-Nu'man Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3039) • Kim fenalik yaparsa cezasini görür. Kendisine Allah'tan baska ne dost ne de yardimci bulur (Nisa 123) mealindeki ayet nazil oldugu zaman, Müslümanlari çok ciddi bir kedere sevketti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) söyle tavsiye etti: "Amellerinizde orta yolu ve dogruyu bulmaya çalisin. Mü'mine musibet nevinden her ne ulasir ise günahlarina bir kefaret olur. Musibet, beklenmedik bir hadise olmus, ayagina batan bir diken olmus farketmez" (Bu metin Müslim'in metnidir. Tirmizi'nin rivayetinde su ziyade var: "Ayet(in hükmü) Müslümanlari çok üzdü. Resulullah (sav)'a sikayet ettiler. Resulullah (sav) sunu söyledi...") Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Müslim, Birr (2574); Tirmizi, Tefsir, Nisa (3041) • Ben Resulullah (sav)'in yaninda oturuyor idim. O'na su ayet indirildi: "Kim fenalik yaparsa cezasini görür. Kendisine Allah'tan baska ne dost ne de yardimci bulur" (Nisa, 123). Resulullah (sav): "Bana inen bir ayeti sana okutayim mi?"dedi. Ben: "Pek tabii" dedim. Bana onu okuttu. Sanki belimin ayrildigini hissettim ve o yüzden gerindim. Resulullah (sav) "Neyin var, ne oldu Ey Ebu Bekr?" diye sordu. "Annem babam sana feda olsun Ey Allah'in Resulü" dedim, "hangimiz kötü amelde bulunmaz ki, demek hepimiz islediklerimiz yüzünden cezalandirilacagiz ha?" diye üzüntümü ifade ettim. Resulullah (sav) su açiklamayi yapti: "Ey Ebu Bekr, sen ve mü'minler, bunlar sebebiyle dünyada cezalandiriliyorsunuz. Öyle ki Allah'a kavustugunuz zaman sizde günah kalmaz. Digerlerine gelince onlarinkiler biriktirilir, kiyamet günü cezalari toptan verilir." Ravi: Ebu Bekir es-Siddik Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa (3042) • Annesinden anlatiyor: Annesi Hz. Aise (ra)'e Cenab-i Hakk'in su ayetinden: "...Içinizdekini açiklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve diledigini bagislar" (Bakara, 284) ve keza: "Kim fenalik yaparsa cezasini görür" (Nisa 123) ayetinden sordu. Hz. Aise su cevabi verdi: "Benim Resulullah (sav)'tan bu hususta sordugum günden bu yana kimse meseleyi bana sormadi. Resulullah (sav) söyle cevap vermisti: "Bu, Allah'in hastalik ve kazadan tut, cebine koydugu basit bir esyanin kaybiyla duydugu üzüntüye varincaya kadar maruz kaldigi musibetlerle kulunu (dünyada) cezalandirmasidir. Böylece kul, peyderpey günahlarindan arinmis olarak çikar, tipki ham altinin körükten saf kizil çiktigi gibi" Ravi: Ali Ibnu Zeyd Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara, (2993) • Sevde validemiz (ra) Resulullah (sav)'nin kendisini bosayacagindan korkarak: "Beni bosama, nikahin altinda tut, benim sirami Aise alsin" dedi. Resulullah (sav) da öyle yapti. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Eger kadin, kocasinin serkesliginden veya aldirissizligindan endise ederse, aralarinda anlasmaya çalismalarinda kendilerine bir engel yoktur. Anlasmak daha hayirlidir..." (Nisa, 128). "Her ne üzerine anlasilirsa o caizdir" Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3043) •
Maide Suresi

Yahudiler, Hz. Ömer (ra)'e söyle dediler: "Siz bir ayet okuyorsunuz ki o, sayet bize inseydi o günü bayram ittihaz eder (her yil kutlardik)." Hz. Ömer (ra) diyor ki: "Ben onun indigi ani ve yeri, indigi sirada Resulullah (sav)'in bulundugu noktayi biliyorum:...

• Yahudiler, Hz. Ömer (ra)'e söyle dediler: "Siz bir ayet okuyorsunuz ki o, sayet bize inseydi o günü bayram ittihaz eder (her yil kutlardik)." Hz. Ömer (ra) diyor ki: "Ben onun indigi ani ve yeri, indigi sirada Resulullah (sav)'in bulundugu noktayi biliyorum: Arafe günü inmisti. O zaman ben de Arafat'ta idim ve bir cuma günüydü. Kasteddikleri ayet de: "Size bugün dininizi tamamladik" (Maide, 3) ayeti idi." Ravi: Tarik Ibnu Sihab Kaynak: Buhari, Iman, 33, Megazi, 77, Tefsir, Maide 2, I'tisam giris; Müslim, Tefsir 3, (3017); Tirmizi, Tef • Allah ve Peygamberiyle savasanlarin ve yeryüzünde bozgunculuga ugrasanlarin cezasi öldürülmek veya asilmak yahut çapraz olarak el ve ayaklari kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Onlara ahirette büyük azab vardir. Su kadar ki, siz kendileri üzerine kadir olmazdan (kendilerini ele geçirmezden evvel) tevbe eden (muhariblerle yol kesen)ler müstesnadirlar. Bilin ki Allah, çok affedici ve çok merhamet sahibidir (Maide 33-34) ayeti müsrikler hakkinda indi. Kendileri maglub edilmezden önce, kim gelip teslim olursa bu, ona isledigi suç sebebiyle had cezasi uygulamaya mani degildir. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Hudud 3, (4372); Nesai, Tahrimü'd-Dem 9, (7, 101) • Hz. Peygamber (sav)'in yanina yürür kömürle karartilmis ve dayak atilmis bir Yahudi getirdiler. Bunun üzerine Resulullah (sav) Yahudileri çagirarak: "Kitabinizda zina haddini (cezasini) böyle mi buluyorsunuz? diye sordu. "Evet" dediler. Sonra Hz. Peygamber (sav) onlarin alimlerinden birini çagirdi ve "Musa'ya, Tevrat'i indiren Allah askina soruyorum, zina edenin haddini kitabinizda böyle mi buluyorsunuz?" dedi. Alim: "Hayir! Eger bana böyle yemin vererek sormasa idin sana haber vermezdim. Kitapta recm buluyoruz. Fakat, zina vakialari esrafimiz arasinda çogaldi. Artik serefli birini bu suçla yakalarsak onu birakir olduk. Ancak biçare birisini yakalarsak ona haddi tatbik ediyoruz. Kendi aramizda söyle dedik: "Gelin aramizda öyle bir ceza seklinde anlasalim ki o, esraftan olsun, halktan olsun herkese tatbik edilsin. Sonunda recm yerine suratin kömürle boyanip dayak atilmasinda ittifak ettik." Bunun üzerine Resulullah (sav), "Allahim, onlarin öldürdügü emr-i serifini ilk ihya edip dirilten ben olayim" dedi ve had cezasinin tatbikini emretti, zani hemen recmedildi. Bunun üzerine su ayet indi: "Ey Peygamber! Kalbleri inanmisken agizlariyla "inandik" diyenler, Yahudilerden yalana kulak verenler ve baska bir topluluk hesabina casusluk edenlerden inkara kosanlar seni üzmesin. Sözleri asil yerlerinden degistirirler de "Böyle bir (fetva) size verilirse alin, verilmezse kaçinin" derler..." (Maide 41). Az sonra Allah Teala su ayeti indirdi: "Allah'inidirdigi ile hükmetmeyenler, iste onlar kafirlerdir..." "Allah'in indirdigi ile hükmetmeyenler iste onlar zalimlerdir..." "..Allah'in indirdigi ile hükmetmeyenler, iste onlar fasiklardir!" (Maide 44, 45, 47). Bu ayetlerin hepsi kafirler hakkinda nazil olmustur. Ravi: Bera Kaynak: Müslim, Hudud 28, (1700); Ebu Davud, Hudud, 26 (4448) • Ebu Davud'un Ibnu Abbas (ra)'dan kaydettigi bir baska rivayette söyle demistir: "Bu üç ayet hassaten Kureyza ve en-Nadir Yahudileri hakkinda nazil oldu." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Diyat 2, (356) • Kureyza ve en-Nadir, Medine'de yasayan Yahudilerden iki kabile idi. Bunlardan en-Nadir kabilesi Kureyza kabilesinden daha serefli kabul ediliyordu. Sözgelimi, Kureyza kabilesine mensup birisi, en-Nadir'den birini öldürecek olsa kisas olarak katil öldürülürdü, ama en-Nadir'den bir kimse Kureyza'dan birisini öldürecek olsa, yüz vask hurma ile fidye ödenirdi (katil öldürülmezdi). Resulullah (sav)'in peygamberliginden sonra en-Nadir'den birisi Kureyza'dan bir adam öldürdü. Kureyzalilar: "Katili bize teslim edin, onu öldürecegiz" dediler. Öbür taraf "Sizinle bizim aramizda Muhammed hakem olsun" dediler ve Resulullah (sav)'a geldiler. Bunun üzerine su ayet indi: "... Eger hükmedersen, aralarinda adaletle hüküm ver, Allah adil olanlari sever" (Maide 43). Adaletle hükümden maksat "cana mukabil can"di. Daha sonra su ayet indi: "Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardir?" (Maide, 50) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Diyat 1, (4494), Akdiye 10, (3591); Nesai, Kasame 7, (8,18) • Ebu Davud'un kaydettigi bir diger rivayette su açiklamayi yapar: "Eger sana gelirlerse aralarinda hükmet yahut onlardan yüz çevir, yüz çevirirsen sana bir zarar vermezler" (Maide 42) ayeti neshedildi ve su emir geldi: "...Allah'in indirdigi ile aralarina hükmet!..." (Maide 48). Yine Ebu Davud ve Nesai'de gelmis olan bir diger rivayette söyle denir: "Benu'n-Nadirliler Kureyza'dan birini öldürecek olsalar diyet olarak normal bedelin yarisini öderlerdi. Buna mukabil Benu Kureyzalilar Benu'n-Nadir'den birisini öldürecek olsalar kan bedeli olarak tam diyet öderlerdi. Resulullah (sav) bu farkliligi kaldirdi ve aralarini esitledi." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Diyat 1, (4494), Akdiye 10, (3591, 3591); Nesai, Kasame 7, (8,18) • Resulullah (sav) geceleyin beklenerek korunuyordu. Ancak: "..Allah seni insanlardan korur" (Maide 67), ayeti inince Resulullah (sav) basini çadirdan çikarip: "Ey insanlar dagilin, artik beni Allah koruyor" diye seslendi. Ravi: Aise Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Maide, (3049) • Bir adam Resulullah (sav)'a gelerek: "Ben et yedigim zaman kadinlara karsi zaafim artiyor ve bende sehvet galebe çaliyor. Bu sebeple et yemeyi nefsime haram ettim" dedi. Bunun üzerine su ayet indi: "Ey iman edenler! Allah'in size helal ettigi temiz seyleri haram kilmayin, hududu da asmayin. Dogrusu Allah, asiri gidenleri sevmez. Allah'in size verdigi riziktan temiz ve helal olarak yiyin. Inandiginiz Allah'tan sakinin" (Maide 87-88). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Maide, (3052) • Inananlara ve faydali is isleyenlere, -sakinirlar, inanirlar, faydali isler islerler, sonra haramdan sakinip inanirlar ve sonra isyandan sakinip iyilik yaparlarsa- daha önceleri tatmis olduklarindan dolayi bir sorumluluk yoktur... (Maide 93) ayeti indigi zaman Hz. Peygamber (sav) bana dedi ki: "Bana senin onlardan oldugun söylendi." Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Müslim, Fedailü's-Sahabe 109, (2459); Tirmizi, Tefsir, Maide, (3056) • Yine Müslim'in bir baska rivayetinde Bera (ra) sunu anlatiyor: "Sarap haram edilmezden önce, Ashab (ra)'dan bazilari vefat etmisti. Sarap haram edilince birçok kimse: "Arkadaslarimiz sarap içerek öldüler, onlarin hali ne olacak?" dediler. Bunun üzerine ayet indi: "Inananlara, ve faydali is yapanlara daha önceleri tatmis olduklarindan dolayi bir sorumluluk yoktur" (Maide 93) ayeti indi. Tirmizi hadisin sahih oldugunu söyledi. Ravi: Bera Kaynak: Tirmizi, Tefsir Maide, (3054) • Ömer: "Allah'im, sarap hakkinda bize tatminkar bir açiklamada bulun" diye dua etmisti ki Bakara suresinde bulunan su ayet indi: "Sana içki ve kumari sorarlar, de ki: "ikisinde hem büyük günah ve hem insanlara bazi faydalar vardir. Günahlari faydasindan daha büyüktür" (Bakara 219). Bunun üzerine Ömer (ra) çagirildi ve ayet kendisine okundu. Ömer yine: "Allah'im sarap hakkinda bize tatminkar bir açiklamada bulun" dedi. Bir müddet sonra Nisa süresindeki: "Ey iman edenler! Sarhosken ne dediginizi bilene kadar, cünubken, -yolcu olan müstesna- gusledene kadar namaza yaklasmayin..." (Nisa, 43) ayeti nazil oldu. Ömer (ra) çagirildi ve ayet kendine okundu. Ömer yine: "Allah'im sarap hakkinda bize tatminkar bir açiklamada bulun" dedi. Bir müddet sonra, Maide süresindeki ayet indi: "Ey iman edenler! Içki, kumar, putlar ve fal oklari süphesiz seytan isi pisliklerdir. Bunlardan kaçinin ki saadete eresiniz. Seytan süphesiz içki ve kumar yüzünden araniza düsmanlik ve kin sokmak ve sizi Allah'i anmaktan alikoymak ister. Artik bunlardan vazgeçersiniz degil mi?" (Maide 90-91). Ömer yine çagirilip ayet kendisine okundu. Bu sefer "Evet Rabbimiz vazgeçtik, vazgeçtik" dedi. Tirmizi hadisin sahih oldugunu söyledi. Ravi: Ömer Ibnul-Hattab Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Maide (3053); Ebu Davud, Esribe 1, (3670); Nesai, Esribe 1, (8, 286, 287) • Hz. Peygamber (sav)'e sorular sordular. Soruda öylesine asiri gittiler ki, birgün minbere çikip (öfkeyle): "Sorun, her sorunuza cevap verecegim!" dedi. Cemaat bu sözü isitince, korkuyla baslarini öne egdiler. Baslarina mühim bir hadise gelmekte olmasindan korktular. Enes (ra) devamla dedi ki: "Ben sagima soluma bakmaya basladim. Bir de ne göreyim, herkes elbisesini basina sarmis agliyordu. (Kimseden ses çikmiyordu). Derken, münakasa falan ettigi zaman, babasindan baska birisine nisbet edilen bir kimse ilk konusan oldu: "Ey Allah'in Resulü! Babam kimdir?" dedi. Resulullah (sav): "Baban Hüzafedir" buyurdu. Hz. Ömer (ra) de: "Rabb olarak Allah'tan, din olarak islam'dan, peygamber olarak da Muhammed'den raziyiz. Fitnelerden Allah'a siginiriz" dedi. Hz. Peygamber (sav) de: "Hayir ve ser her ikisinin de bugünkü kadar bol indigini hiç mi hiç görmedim, Bana cennet ve cehennem gözle görülecek hale getirildi ve onlari su duvarin önünde gördüm" dedi. (Bir rivayette su ziyade var: "... Bunun üzerine su ayet indi: "Ey iman edenler! Size açiklaninca hosunuza gitmeyecek seyleri sormayin. Kur'an indirilirken onlari sorarsaniz size açiklanir, (ama üzülürsünüz). Allah sordugunuz seyleri affetmistir, Allah bagislayandir, halimdir. Sizden önce bir millet onlari sormustu. Sonra da onlari inkar etmislerdi" (Maide 101-102)) Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Tefsir, Maide 12, Rikak 27, I'tisam 3; Müslim, Fedail 134-138, (2359); Tirmizi, Tefsir, Maid • Tabiin'den Ibnu'l-Müseyyeb anlatiyor: "el-Bahira, cahiliye Araplarinca, sütü putlara bagislanan, bu sebeple hiç kimse tarafindan sagilmayan deveye denirdi. Es-Saibe; ilahlari için saliverilen, üzerine hiçbir yük vurulmayan deveye denir. El-Vasile; ilk dogumunu disi yapip sonra ikinci dogumunu da disi yapan ve araya erkek dogum girmeyen devedir, bu da putlar için saliverilir, hiçbir sekilde istifade edilmezdi. El-Ham; dölünden muayyen batin yavruya ulasilan erkek devedir, bu da putlara adanir, yükte kullanilmazdi." Ibnu'l-müseyyib, Ebu Hüreyre'den su sözü nakleder: Resulullah (sav) buyurdu ki: "Amr Ibnu Amir el-Huza'i'yi, cehennemde barsaklarini sürürken gördüm. Bu adam, hayvanlari putlara adak olsun diye ilk saliveren (saibe birakan) kimse idi." Ravi: Ibnu'l-Müseyyeb Kaynak: Buhari, Menakib 9, Tefsir, Maide 13; Müslim, Cennet 51, (2856) • Benu Sehm'den bir kisi, Tecimüd'-Dari ve Adiy Ibnu Bedda ile birlikte yola çikti. Es-Sehmi, hiç Müslüman bulunmayan bir yerde vefat etti. Terikesini Temin ve Adiyy getirdiler. Ancak (Sehmi'nin yakinlari vasiyette adi geçen) gümüs islemeli bir kabi (teslim edilen mallar arasinda) bulamadilar. (Sikayet üzerine) Resulullah (sav) bu hususta ikisine (Temin ve Adiyy'e) yemin ettirdi. Sonra kap Mekke'de bulundu. Kabin yanlarinda bulundugu kisiler: "Biz bunu Temin ve Adiyy'den aldik" diye yemin ettiler. Sehmi'nin yakinlarindan iki kisi de kalkip Allah'a yemin ederek: "Bizim sahitligimiz o ikisinin sehadetinden daha dogrudur, kap da arkadasimiza aittir" dediler. Ibnu Abbas der ki su ayet bunlar hakkinda nazil oldu: "Ey iman edenler! Ölüm birinize geldigi zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi, sayet yoklukta olup basiniza da ölüm musibeti gelmisse, namazdan sonra alikoyacaginiz, -süpheleniyorsaniz, "Akraba bile olsa yeminle hiçbir degeri degistirmeyecegiz, Allah'in sahidligini gizlemiyecegiz, yoksa süphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin eden- sizden olmayan iki kisiyi sahid tutun. Eger bu sahidlerin günah islemis olduklari ortaya çikarsa ölene kadar yakin hak sahibi diger kisi bunlarin yerine geçer ve "bizim sahidligimiz ikisininkinden de daha dogrudur, biz asiri gitmedik, yoksa süphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler. Bu, sahitligi gerektigi gibi yapmalarini veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmesinden korkmalarini daha iyi saglar. Allah'tan sakinin, dinleyin, Allah fasik kimselere yol göstermez" (Maide, 106-108) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Vesaya 35; Tirmizi, Tefsir, Maide (3062); Ebu Davud, Akdiye 19, (3606) • Resulullah (sav) buyurdular ki: (Kur'an'i Kerimede zikri geçen) sofra gökten ekmek ve et olarak indirildi. Bu mucizeye mazhar olanlara, ihanet etmemeleri ve ertesi gün için, o yiyeceklerden ayirmamalari emredildi. Ancak onlar bunu dinlemediler, hem ihanet ettiler hem de yemeklerinden ayirip ertesi gün için sakladilar. Bunun üzerine ceza olarak maymun ve hinzir suretine çevrildiler." Ravi: Ammar Ibnu Yasir Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Maide (3063) •
En'am Suresi

Ebu Cehil mel'un, Hz. Peygamber (sav)'e: "Biz seni yalanlamiyoruz, biz senin getirdigin seriati tekzib ediyoruz" dedi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "(Ey Muhammed!) Onlarin söylediklerinin seni üzecegini elbette biliyoruz, dogrusu onlar,...

• Ebu Cehil mel'un, Hz. Peygamber (sav)'e: "Biz seni yalanlamiyoruz, biz senin getirdigin seriati tekzib ediyoruz" dedi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "(Ey Muhammed!) Onlarin söylediklerinin seni üzecegini elbette biliyoruz, dogrusu onlar, seni yalanci saymiyorlar, fakaz zalimler Allah'in ayetlerini bile bile inkar ediyorlar. Senden önce nice peygamberler yalanlandi ve kendilerine yardimcimiz gelene kadar yalanlamalarina ve sikistirilmalarina katlandilar..." (En'am 32-34). Ravi: Ali Kaynak: Tirmizi, Tefsir, En'am (3066) • Biz alti kisi Hz. Peygamber (sav) ile birlikte oturuyorduk. Müsrikler ona: "Sunlari huzurundan kov, bizimle sohbete cür'et etmesinler" dediler.Sa'd devamla diyor ki, orada ben vardim, Ibnu Mes'ud, Hüzeyl kabilesinden bir kisi, Bilal ve ismini hatirlayamadigim iki kisi daha varlardi.Resulullah (sav)'in içine Allah'in diledigi birseyler düsmüstü. Kendi kendine içinden mirildandi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Sabah aksam Rabblerinin rizasini isteyerek O'na yalvaranlari kovma. Onlarin hesabindan sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabindan da onlara bir sorumluluk yoktur ki onlari kovarak zulmedenlerden olasin" (En'am 52) Ravi: Sa'd Ibnu Ebi Vakkas Kaynak: Müslim, Fedailu's-Sahabe, 45 (2413); Ibnu Mace, Zühd 7, (4128) • (Ey Muhammed! De ki: Üstünüzden ve altinizdan size azab göndermeye, sizi firka firka yapip kiminize kiminizin hincini tattirmaya kadir olan O'dur. Anlasinlar diye ayetleri nasil yerli yerince açikladigimiza bak" (En'am 65) ayeti hakkinda Resulullah (sav)'in söyle dedigini rivayet etmistir: "Haber verilen bu durum ilerde olacaktir, henüz olmus degildir." Ravi: Sa'd Ibnu Ebi Vakkas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, En'am (3068) • (Ey Muhammed!) De ki: üstünüzden ve altinizdan size azab göndermeye kadir olan O'dur... ayeti indigi esnada Resulullah (sav): "...üstünüzden" ibaresinden sonra: "Ya Rabbi sana siginirim" dedi. Ne zaman ayetin devami olan: "... Sizi firka firka yapip kiminize kiminizin hincini tattirmaya kadir olan O'dur" kismi nazil olunca: "Bu iki azab daha hafif, (telafisi) daha kolay" buyurdu." Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Tefsir, En'am 2, I'tisam 11, Tevhid 16; Tirmizi, Tefsir, En'am (3067) • Iman edenler, bununla beraber imanlarina zulüm bulastirmayanlar var ya, iste (ancak) onlardir ki korkudan emin olmak hakki kendilerinindir. Onlar dogru yolu bulmus kimselerdir (En'am, 82) ayeti indigi zaman, bu ayet Müslümanlara çok agir geldi ve: "Hangimiz nefsine zulmetmiyor? (mahvolduk)" dediler. Resulullah (sav): "Hayir, burada kastedilen o degil, sirktir. Lokmanin ogluna olan su sözünü isitmediniz mi?: "Ogulcugum, Allah'a sirk kosma, zira sirk büyük zulümdür" (Lokman, 13). Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Iman 23, Enbiya 8, 41, Tefsir, En'am 3, Tefsir, Lokman 1, Istitabe 1, 9; Müslim, Iman 197, ( • Bir grup insan Resulullah (sav)'a gelerek: "Ey Allah'in Resulü biz kendi öldürdügümüzü yiyor, fakat Allah'in öldürdügünü yemiyoruz (bu nasil is?)" dediler. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Allah'in ayetlerine inaniyorsaniz, üzerine Allah'in adi anilmis olan seyden yiyin. Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanizin disinda, haram olanlari genisçe anlatmisken adinin üzerine anildigi seyden yemiyorsunuz? Dogrusu çogunluk, heva ve heveslerine uyarak bilmeden sapitiyorlar. Asiri gidenleri en iyi bilen Rabbindir. Günahin açigini da gizlisini de birakin. Günah kazananlar, kazandiklarina karsilik süphesiz ceza göreceklerdir. Üzerine Allah'in adinin anilmadigi kesilmis hayvanlari yemeyin. Bunu yapmak Allah'in yolundan çikmaktir. Dogrusu seytanlar sizinle tartismalari için dostlarina fisildarlar. Eger onlara itaat ederseniz, süphesiz siz müsrik olursunuz" (En'am, 118-122). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, En'am, (3071); Ebu Davud, Edahi, 13, (2817, 2818, 2819); Nesai, Edahi 40, (7, 237) • Ebu Davud'un bir rivayetinde "...Dogrusu seytanlar, sizinle tartismalari için dostlarina fisildarlar..." (En'am, 121) ayetiyle ilgili olarak, Ibnu Abbas su açiklamayi yapar: Yani "Allah'in öldürdügü" diyerek meyteyi (kesilmeksizin, kendiliginden ölen hayvani) kastederek: "Onu niye yemiyorsunuz? derler." Iste bunun üzerine Cenab-i Hakk: "Eger onlara itaat ederseniz, süphesiz siz müsrik olursunuz" ayetim indirdi. Bundan sonra da: "Üzerine Allah'in adinin anilmadigi kesilmis hayvanlari yemeyin..." ayeti indi." Ravi: Kaynak: Ebu Davud, Edahi 13, (2818) • Bir diger rivayetinde söyle buyrulur: "Üzerine Allah'in ismi zikredilen (hayvan etinden) yiyin" (En'am, 118). "Üzerine Allah'in ismi zikredilmeyenden yemeyin" (En'am 121) emri neshedilip, ehl-i kitabin kestigi, yasaktan istisna edilerek söyle dendi: "...Kitap verilenlerin yemegi size helal, sizin yemeginiz de onlara helaldir..." (Maide, 5) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Edahi, 13, (2817) • Cenab-i Hakk'in "Üzerine Allah'in isminin zikredilmedigi (kesilmis hayvan eti)nden yemeyin" ayeti ile ilgili olarak su açiklamayi yapmaktadir: "Müsrikler, bu meselede müminlerle ihtilaf ederek (alayvari) söyle dediler: "Allah'in kestigini yemiyorsunuz, fakat kendi kestiginizi yiyorsunuz." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Nesai, Zebaih 40, (7. 237) • Arab'in (cahiliye devrindeki) cehaletini ögrenmek seni memnun ederse En'am suresinin 130. ayetten sonra gelen su ayetini oku: "Beyinsizlikleri yüzünden, körü körüne çocuklarini öldürenler ve Allah'in kendilerine verdigi nimetleri -Allah'a iftira ederek- haram sayanlar mahvolmuslardir; onlar sapitmislardir, zaten dogru yolda da degillerdi" (En'am 140). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Menakib 11 • Kim üzerinde Muhammed (sav)'in mührü bulunan sahifeyi görmek isterse su ayetleri okusun: "De ki: "Gelin size Rabbinizin haram kildigi seyleri söyleyeyim, O'na hiçbir seyi ortak kosmayin, anaya babaya iyilik yapin. Yoksulluk korkusuyla çocuklarinizi öldürmeyin -sizin ve onlarin rizkini veren biziz- Gizli ve açik kötülüklere yaklasmayin, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymayin. Allah bunlari size düsünesiniz diye buyurmaktadir. Yetim malina, erginlik çagina erisene kadar en iyi seklin disinda yaklasmayin; ölçüyü ve tartiyi dogru yapin. Biz kimseye ancak gücünün yetecegi kadar yükleriz. Konustugunuz vakit -akraba bile olsa- sözünüzde adil olun. Allah'in ahdini yerine getirin. Allah size bunlari ögüt alinaniz için buyurmaktadir" (En'am 151-153) Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Tirmizi, Tefsir, En'am, (3072) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyametin üç alameti vardir, onlar zuhur edince, "daha önce inanmamis olanlarin artik inanmalari da onlara fayda vermez" (En'am, 158) Günesin battigi yerden dogmasi, Deccal, Dabbetu'l-arz" Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Müslim, Iman 249, (158); Tirmizi, Tefsir, En'am (3074) • Onlar kendilerine... Rable rinden birtakim delillerin gelmesini mi bekliyorlar. Rabbinin birtakim mucizeleri geldigi gün, bir kimse daha önce inanmamissa veya imaniyla bir iyilik kazanmamissa imani ona fayda vermez. (En'am 158) ayetinde geçen "Rabblerinden birtakim deliller" ile "günesin battigi yerden dogmasi" kastedilmistir. Ravi: Ebu Sa'id Kaynak: Tirmizi, Tefsir, En'am (3073) •
A'raf Suresi

(Cahiliye devrinde) kadin, Kabe-i Muazzama'yi çiplak olarak tavaf eder ve söyle derdi: "Bana kim ödünç bir tavaf elbisesi verecek?" Elbiseyi fercinin üzerine kor: "Bugün bir kismi veya tamami görülür ama, ondan açilani helal etmem" derdi. Bu tatbikatla ilgili...

• (Cahiliye devrinde) kadin, Kabe-i Muazzama'yi çiplak olarak tavaf eder ve söyle derdi: "Bana kim ödünç bir tavaf elbisesi verecek?" Elbiseyi fercinin üzerine kor: "Bugün bir kismi veya tamami görülür ama, ondan açilani helal etmem" derdi. Bu tatbikatla ilgili olarak su ayet indi: "Ey Ademogullari! Her mescide güzel elbiselerinizi giyerek gidin, yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah müsrifleri sevmez" (A'raf, 31). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Müslim, Tefsir 25, (3028); Nesai, Hacc 131, (5,233, 234) • Resulullah (sav) su ayeti okudu: "Rabbi daga tecelli edince onu yerle bir etti" (A'raf 143) -hadisi rivayet eden Hammad söyle der: Hammad'dan rivayeti yapan Süleyman b. Harb merhum- (tecellinin hafifligini göstermek için) bas parmaginin yaniyla sag parmaginin ucuna degdirerek gösterir. (Ve ayetin kiraati bitince Resulullah) ilave eder: "Dag, çiglik atti ve Musa baygin düstü" Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Tefsir, A'raf (3076) • Hz. Ömer (ra)'den: "Rabbim Beni Ademden, bellerinden zürriyetlerini alip da onlari nefislerine karsi sahid tutarak: "Rabbiniz degil miyim?" diye ishad ettigi vakit bela (evet) dediler: Sahidiz. "Kiyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu" demeyesiniz. Yahud: "Ancak önceden atalarimiz sirk kostular, biz ise onlardan sonra bir zürriyet idik, simdi o batili te'sis edenlerin yaptiklariyla bizi helak mi edeceksin?" demeyesiniz" (A'raf 172-173) ayetinden soruldu. Hz. Ömer (ra) su cevabi verdi: "Bu ayetten Resulullah (sav)'a da sorulmustu. O söyle açikladi: "Allah Teala hazretleri, Hz. Adem'i yaratti sonra sag eliyle meshedip ondan bir zürriyet çikardi ve: "Bunlar cennet içindir, bunlar cennet ehlinin ameliyle amel ederler" dedi. Rabb Teala, ikinci defa sirtini oksadi, ondan bir nesil daha çikardi ve: "Bunlari da cehennem için yarattim, bunlar da cehennem ehlinin amelini isleyecekler" dedi. Cemaatten bir adam: "Ey Alla'in Resulü! (kaderimiz ezelden yazilmis ise) niye amel ediyoruz? diye sordu. Resulullah (sav) su açiklamayi yapti: "Allah bir kisiyi cennet ehli olarak yaratmissa onu cennet ehlinin amelinde çalistirir. Öyle ki cennetliklerin bir ameli üzere ölür ve Allah da onu cennetine kor. Aksine bir kulu da cehennem ehli olarak yaratmissa, onu da cehennemliklerin amelinde istimal eder. Öyle ki bu da cehennemliklerin bir ameli üzere ölür, Allah da onu cehenneme koyar." Ravi: Müslim Ibnu Yesar el-Cüheni Kaynak: Muvatta, Kader 2, (2, 898, 899); Tirmizi, Tefsir, A'raf, (3077); Ebu Davud, Sünnet 17, (4703) • Resulüllah (sav) buyurdular ki: "Allahu Zül-Celal hazretleri Adem (a.s.)'i yarattigi zaman sirtini meshetti. Bunun üzerine kiyamete kadar onun neslinden yaratacagi insanlardan herbirinin iki gözü arasina nurdan bir parlaklik koydu. Sonra hepsini Adem (a.s.)'e arzetti. Adem (a.s.): "Ey Rabbim bunlar da kim?" diye sordu. "Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Onlardan bir tanesi dikkatini çekti, gözlerinin arasindaki parlaklik çok hosuna gitmisti. "Ey Rabbim su da kim?" diye sordu. "Davud" deyince. "Pekala ne kadar ömür verdin?" diye sordu. "Altmis yil" dedi. Adem: "Ey Rabbim, ona benim ömrümden kirk yil ilave et!" dedi. Resulullah (sav) buyurdular ki: Hz. Adem'in yasi kirk yil eksik olarak kesinlesince hemen ölüm melegi geldi. Adem (a.s.) ona: "Yani benim ömrümden kirk yil daha geride kalmadi mi?" dedi. Melek: "Iyi ama", dedi, sen onu oglun Davud'a vermedin mi?" Adem inkar etti, zürriyeti de inkar etti. Adem unuttu ve meyveden yedi. Zürriyeti de unuttu. Adem hata isledi, zürriyeti de hata isledi." (Tirmizi hadisin sahih oldugunu söyledi) Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, A'raf, (3078) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Havva (a.s.) hamile kaldigi zaman iblis Havva'nin yanina geldi. (Bu sirada) Havva'nin çocugu yasamiyor hep ölüyordu. Iblis: "Çocuga Abdü'l-Haris adini ver, çünkü o yasiyor" dedi. Havva bu ismi verdi, çocuk da yasadi. Ancak bu durum seytanin bir telkini ve emri idi." Ravi: Semüre Ibnu Cündeb Kaynak: Tirmizi, Tefsir, A'raf, (3079) • Sen afyolunu tut, bagisla, uygun olani emret, bilgisizlere aldiris etme (A'raf, 199) ayeti, ancak ve ancak halkin ahlaki hususunda nazil oldu. Ravi: Ibnu'z-Zübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, A'raf 5; Ebu Davud, Edeb 5, (4787) • Buhari ve Ebu Davud'un diger bir rivayetinde söyle denir: "Allah, Peygamberine (sav) halkin ahlakindan, affetmeyi, benimseyip almasini emretti." (Açiklamasi için önceki hadise bakilabilir) Ravi: Kaynak: Buhari, Tefsir, A'raf 5; Ebu Davud, Edep 5, (4787) •
Enfal Suresi

Ibnu Abbas (ra)'a "Enfal süresi (ne hususta indi?)" diye sordum, bana: "Bedir Savasi uzerine indi" cevabini verdi. Ravi: Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, Enfal 1; Müslim, Tefsir, 31, (3031)

• Ibnu Abbas (ra)'a "Enfal süresi (ne hususta indi?)" diye sordum, bana: "Bedir Savasi uzerine indi" cevabini verdi. Ravi: Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, Enfal 1; Müslim, Tefsir, 31, (3031) • Babasindan (ra) naklettigine göre, babasi söyle demistir: "Bedir Savasi sirasinda bir kiliçla geldim ve: Ey Allah'in Resulü, Allah kalbimi müsriklerden kurtardi, bu kilici bana bagisla" dedim. Bana: "Bu mal ne senin, ne de benim" diye cevap verdi. Ben (içimden): ""Bu kiliç, savas sirasinda benim kadar ciddi hizmette bulunmayan birine verilebilir" diyerek ayrildim. Sonra Resulullah (sav) benim yanima geldi ve: "Sen, kiliç benim degilken onu benden istemistin. Simdi ise artik benim oldu, al, bu senin olsun!" dedi." Su ayet inmisti: "Ey Muhammed! Sana ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: "Ganimetler Allah'in ve Peygamberindir, inaniyorsaniz Allah'tan sakinin..." (Enfal, 1) Ravi: Mus'ab Ibnu Sa'd Kaynak: Müslim, Cihad 33, (1748); Tirmizi, Tefsir, Enfal (3080); Ebu Davud, Cihad 156, (2740) • Tekrar savasmak için bir tarafa çekilmek veya bir baska topluluga katilmak maksadi disinda, savas günü arkasini düsmana dönen kimse Allah'tan bir gazaba ugramis olur. Onun varacagi yer cehennemdir. Ne kötü bir dönüstür! (Enfal, 16) ayeti Bedir günü indi. Ravi: Ebu Said Kaynak: Ebu Davud, Cihad 106, (2648) • Allah katinda yeryüzündeki canlilarin en kötüsü gerçegi akletmeyen sagirlar ve dilsizledir (Enfal, 22) ayetinde kastedilmis olanlar Abdü'd-Darogullarindan bir gruptur. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Enfal 1 • Ebu Cehl (birgün) söye dedi: "Allah'imiz, eger bu Kitap, gerçekten senin katindan ise, bize gökten tas yagdir veya can yakici bir azab ver" (Enfal, 32) diye dua etmisti. Su ayet indi: "Sen içlerinde iken Allah onlara azab etmez. Onlar bagislanma dilerken de elbette Allah azab edecek degildir" (Enfal, 33) Müsrikler mü'minleri Mekke'den çikardiklari zaman da su ayet indi: "Yoksa Mecsid-i Haram'a girmekten men ederlerken Allah onlara niçin azab etmesin?" (Enfal, 34). Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Tefsir, Enfal 3, 4; Müslim, Sifatu'l-Münafikin 37, (2796) • Resulullah (sav) minberde iken dinledim, su ayeti okudu: "Ey iman edenler! Onlara karsi gücünüzün yettigi kadar -Allah'in düsmani ve sizin düsmanlarinizi ve bunlarin disinda Allah'in bilip sizin bilmediklerinizi yildirmak üzere kuvvet ve savas atlari hazirlayin..." (Enfal, 60). Ayette geçen "kuvvet"i "Bilesiniz, kuvvet "atmak"tir" diye açikladi ve bunu üç kere tekrar etti." Ravi: Ukbe Ibni Amir Kaynak: Müslim, Imaret 167, (1917); Tirmizi, Tefsir, Enfal (3083); Ebu Davud, Cihad 24, (2514) • Müslim ve Tirmizi'de su ziyade vardir: "... Haberiniz olsun! Allah, arzi fethetmenizi müyesser kilacak, ihtiyaçlariniz (Allah tarafindan) karsilanacaktir. Sizden kimse oklariyla oynamaktan sakin geri kalmasin." Ravi: Ukbe Ibni Amir Kaynak: Müslim, Imaret 168, (1918) • Ey Peygamber! Mü'minleri savasa tesvik et. Sizin sabirli yirmi kisiniz onlardan iki yüz kisiyi yener. Sizin yüz kisiniz, inkar edenlerden bin kisiyi yener; çünkü onlar anlayissiz bir güruhtur (Enfal, 65) ayeti inince bir kisinin on kisinin önünden kaçmamasi, yirmi kisinin de iki yüz kisinin önünden kaçmamasi farz kilindi. Sonra da su ayet indi: "Simdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulundugunu biliyordu. Sizin sabirli yüz kisiniz, onlardan iki yüz kisiyi yener. Sizin bin kisiniz, Allah'in izniyle, iki bin kisiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir." (Enfal, 66). Böylece yüz kisinin, iki yüz kisinin önünden kaçmamasi farz kilindi. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Enfal 6, 7; Ebu Davud, Cihad 106, (2646) • Bir rivayette de söyle denir: "... Sizin sabirli yirmi kisiniz, onlardan iki bin kisiyi yener" ayeti nazil olunca bu, Müslümanlara agir geldi ve su ayet indi: "Simdi Allah yükünüzü hafifletti. Zira içinizde zaaf bulundugunu biliyordu. Sizin sabirli yüz kisiniz onlardan iki yüz kisiyi yener. Sizin bin kisiniz, Allah'in izniyle onlardan iki bin kisiyi yener.." (Enfal, 66). Allah onlardan miktari hafiflettikçe, Müslümanlarin sabri da -azaltilan miktar nisbetinde- eksildi." Ravi: Kaynak: Ebu Davud, Cihad 106, (2646) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ganimetler sizden önce hiçbir basi siyaha (yani ademogluna) helal kilinmadi. Ganimet alindigi zaman gökten inen bir ates onu yakardi. -Ravi Süleyman el-A'mes der ki: "(Basi siyah tabirini) simdilerde Ebü Hüreyre'den baska kullanan birini göremiyorum- Bedir savasi sirasinda henüz helal edilmezden önce, Müslümanlar ganimetleri aldilar. Bunun üzerine Cenab-i Hak su ayeti indirdi: "Daha önceden Allah'tan verilmis bir hüküm olmasaydi, aldiklarinizdan ötürü size büyük bir azab erisirdi..." (Enfal, 68). Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Enfal, (3084) • Bedir savasinda Hz. Peygamber (sav) (esirlerin serbest birakilmalari mukabilinde) fiyde-i necat alinca Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Yeryüzünde savasirken, düsmani yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yarasmaz. Geçici dünya malini istiyorsunuz. Oysa Allah ahireti kazanmanizi ister. Allah güçlüdür, hakimdir. Daha önceden Allah'tan verilmis bir hüküm olmasaydi, aldiklarinizdan ötürü size büyük bir azab erisirdi. Elde ettiginiz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin..." (Enfal 67-69). Ganimetler sonradan helal kilindi. Ravi: Ömer Kaynak: Ebu Davud, Cihad (2690); Müslim, Cihad 58, (1763) • Su iki ayet hakkinda asagidaki açiklamayi yapmistir: "Dogrusu inanip hicret edenler, Allah yolunda mallariyla canlariyla cihad edenler ve Muhacirleri barindirip onlara yardim edenler, iste bunlar birbirlerinin dostudurlar" ve "Inanip hicret etmeyenlerle, -hicret edene kadar- sizin dostlugunuz yoktur. Fakat din ugrunda yardim isterlerse, aranizda anlasma olmayan topluluktan baskasina karsi onlara yardim etmeniz gerekir. Allah islediklerinizi görür. Inkar edenler birbirlerinin dostlaridir. Eger siz aranizda dost olmazsaniz yeryüzünde kargasalik, fitne ve büyük bozgun çikar, inanip hicret eden, Allah yolunda savasanlar ve Muhacirleri barindirip, onlara yardim edenler, iste onlar gerçekten inanmis olanlardir. Onlara magfiret ve cömertçe verilmis riziklar vardir. Sonra inanip hicret eden ve sizinle birlikte savasanlar, iste onlar sizdendir." Bedeviler muhacire varis olmazdi, muhacir de ona varis olmazdi. Bu durum nesh edildi. Ayet söyle buyurdu: "Birbirinin mirascisi olan akraba Allah'in kitabina göre birbirine daha yakindir. Dogrusu Allah her seyi bilir." (Enfal, 22-25) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Feraiz 16, (2924) •
Beraet (Tevbe) Suresi

Hz. Osman (ra)'a dedim ki: "Siz niçin, mesani grubuna giren Enfal suresini miün grubuna giren Beraet suresine yaklastirdiniz ve aralarina da besmeleyi yazmadiniz?" Hz. Osman (ra) su cevabi verdi: "Resulullah (sav)'a vahiy sirasinda, bir çok süre birlikte...

• Hz. Osman (ra)'a dedim ki: "Siz niçin, mesani grubuna giren Enfal suresini miün grubuna giren Beraet suresine yaklastirdiniz ve aralarina da besmeleyi yazmadiniz?" Hz. Osman (ra) su cevabi verdi: "Resulullah (sav)'a vahiy sirasinda, bir çok süre birlikte gelirdi. Bu durumda herhangi bir vahiy geldi mi, vahiy katiblerini çagirir, onlara: "Su ayetleri, su su meselelerin zikedildigi sureye koyun" diye irsad ederdi. Bir ayet geldigi zaman da "Bu ayeti içinde su su seylerin zikredildigi sureye koyun" derdi. Enfal suresi, Medine'de ilk nazil olanlardandi. Beraet suresi ise, inis itibariyle Kur'an'in sonuncusu idi. Bunun kissasi da Enfal'in kissasina benzemekte idi. Bu sebeple Beraet'i öbüründen zannettim. Resulullah (sav) bu surenin öncekinden oldugunu belirtmeden vefat etti. Bu sebeple ben bunlarin arasini yakin tuttum ve ikisinin arasina bismillahirrahmanirrahim satirini koymadim. Böylece onu yedi uzunlarin (Seb'u't-Tival) arasina koydum." (Ebu Davud'un rivayetinde "Beraet'i öbüründen zannettim" cümlesi yoktur) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Salat 125, (786); Tirmizi, Tefsir, Tevbe, (3086) • Ibnu Abbas (ra)'a sordum: Tevbe süresi nedir? Su cevabi verdi: Tevbe mi? bilakis o fazihadir (Islam'in düsmanlarini rezil etmektedir). Onlardan bir kismi söyledir... diyerek o kadar çok saymistir ki, halk "Bizden kimseyi birakmiyacak, herkesi zikredecek" zannina kapildilar. Ben tekrar sordum: Ya Enfal süresi? Bu, dedi. Bedir Savasi hakkinda nazil oldu. Ben tekrar sordum: Pekala Hasr süresi? O da, dedi, Benu'n-Nadir Yahudileri hakkinda nazil oldu." Ravi: Said Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, Hasr 1, Enfal 1, Megazi 14; Müslim, Tefsir 31, (3031) • Bir diger rivayette Said Ibnu Cübeyr'in: "Ya Suretu'l Hasr (niçin inmistir?)" sorusuna Ibnu Abbas (ra)'in: (Hasr süresi mi? hayir! O), Benun-Nadir süresidir" cevabini verdigi kaydedilmistir. Ravi: Said Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, Hasr 1, Enfal 1, Megazi 14; Müslim, Tefsir 31, (3031) • Bir diger rivayette Said Ibnu Cübeyr'in: "Ya Suretu'l Hasr (niçin inmistir?)" sorusuna Ibnu Abbas (ra)'in: (Hasr süresi mi? hayir! O), Benun-Nadir süresidir" cevabini verdigi kaydedilmistir. Ravi: Said Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, Hasr 1, Enfal 1, Megazi 14; Müslim, Tefsir 31, (3031) • Hz. Ebu Bekir (ra), Resulullah (sav) tarafindan Veda haccindan önceki hacc mevsiminde hacc emiri olarak tayin edildigi hacda, "Bu yildan sonra müsriklere haccetmek yasaktir", "Çiplak olarak Beytullah tavaf edilemez" diye ilan etmek üzere vazifelendirdigi bir gruba beni de gönderdi. Ancak, bilahare Hz. Peygamber (sav), Hz. Ebu Bekir (ra)'in arkasindan Hz. Ali'yi gönderdi ve Beraet süresini halka ilan etmeyi ona emretti. Hz. Ali (ra) bizimle birlikte Mina'da halka, Beraet'i ilan etti: "Bu yildan sonra hiçbir müsrik hacc yapamiyacak ve çiplak olarak Beytullah tavaf edilmeyecek." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Salat 10, Hacc 67, Cizye 16, Megazi 66, Tefsir, Tevbe 2, 3, 4; Müslim, Hacc 435, (1347); Ebu • Bir baska rivayette, ayni hadise söyle gelmistir: "Haccu'l-Ekber günü, kurban bayrami günüdür. el-Haccu'l-Ekber de haccdir. Hacca "el-Haccu'l-Ekber" denilmesi, halkin ümreye "el-Haccul-Asgar" demesinden ileri gelmistir." Ebu Hureyre devamla diyor ki: "O yil, Hz. Ebu Bekir (ra) bu tebligi halka duyurdu. Bunun üzerine ertesi yil yani Hz. Peygamber (sav)'in bizzat katilarak Veda haccini yaptigi zaman, tek müsrik hacca katilmadi. Hz. Ebü Bekir'in müsriklere ilanda bulundugu sene Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Ey iman edenler! Dogrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yildan sonra Mescid-i Haram'a yaklasmasinlar. Eger fakirlikten korkarsaniz, bilin ki, Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginlestirecektir. Allah süphesiz bilendir, hakimdir" (Tevbe 28). Müsrikler ticaret yapiyorlar, Müslümanlar da bundan faydalaniyorlardi. Allahu Teala müsriklerin Mescid-i Haram'a yaklasmalarini yasaklayinca, Müslümanlar müsriklerin yaptiklari ticaretin kesilmesiyle ondan elde ettikleri menfaatin kesilecegi endisesine düstüler. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su vahyi indirdi: "Eger fakirlikten korkarsaniz, bilin ki, Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginlestirecektir."Sonra bunu takip eden ayette Cenab-i Hakk cizyeyi helal kildi. Bu daha önce alinmiyordu. Bunu, müsriklerin ticaretiyle elde edilen menfaate bir karsilik (ivaz) yapti. Cenab-i hakk söyle buyurdu: "Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah'in ve Peygamberinin haram kildigini haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarini büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savasin" (Tevbe, 29). Allah Müslümanlara bunu helal kilinca, anladilar ki, Allah kendilerine, müsriklerle olan ticaretin kesilmesi sebebiyle kaybindan korkup üzüldükleri menfaatten daha fazlasini vermektedir" Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Salat 10, Hacc 67, Cizye 16, Megazi 66, Tefsir, Tevbe 2, 3, 4; Müslim, Hacc 435, (1347); Ebu • Nesai'den gelen bir diger rivayet söyledir: Ebu Hüreyre (ra) dedi ki: "Resulullah (sav) Ali Ibnu Ebi Talib (ra)'i Beraet suresiye birlikte Mekke ahalisine gönderdigi zaman onunla beraber ben de geldim. Kendisine "Ne ilan ediyordunuz?" diye soruldu. Su cevabi verdi: "Biz sunlari ilan ediyorduk: 1- Kabe'ye ancak mü'minler girer. 2- Beytullah çiplak tavaf edilemez. 3- Kimin Resulullah (sav)'la bir anlasmasi varsa bunun müddeti dört ayin hitamidir. Dört ay geçtikten sonra Allah ve Resulü müsriklerden beridir. 4- Bu seneden sonra hiçbir müsrik haccetmeyecek. Ben bunlari böyle (yüksek sesle ve tekrarla) bagirarak söylüyorum ki O gün sesim kisildi." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Nesai, Hacc 161, (5, 234) • Ben, "Hacc-i Ekber günü hangi gündür?" diye sordum, bana: "Kurban günü" diye cevap verdi." Ravi: Ali Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Beraet (3088), Hacc 110 (958) • Resulullah (sav) haccettigi hacc sirasinda, cemreler arasinda, kurban günü durarak sordu: "Bu gün hangi gündür?" Halk: "Kurban günüdür", dediler. Resulullah (sav): "Bugün Hacc-i Ekber günüdür" buyurdu. Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Ebu Davud, Hacc 67, (1945); Ibnu Mace, Menasik 76, (2058) • Resulullah (sav) söyle diyordu: "Kurban günü büyük hacc (el-haccu'l-ekber) günüdür. O gün kanlar akitilir, baslar tras edilir, kirler, paslar giderilir, haramlar helal olur." Ravi: Ibnu Ebi Evfa Kaynak: • Resulullah (sav) Ci'rane ümresinden dönünce Hz. Ebu Bekir (ra)'i haccin basinda emir olarak yolladi. Onunla birlikte biz de vardik, el-Arc mevkiinde iken (es-salatu hayrun minen nevm) diye çagrida bulundu. Bir müddet sonra da tekbir getirmek üzere dogruldugu sirada arka tarafindan kulagina bir deve sesi geldi. Bunun üzerine tekbiri birakti ve: "Bu ses, dedi, Resulullah (sav)'in devesi Ced'a'nin sesi, muhakkak ki hacc konusunda Resulullah (sav) yeni bir karara varmistir, belki de bu, Resulullah (sav)'nin kendisidir, bu durumda namazi birlikte kilariz." dedi. Devenin sirtindaki Ali (ra) idi. Hz. Ebu Bekir (ra) ona: "Hacc emiri olarak mi geldin, elçi olarak mi?" diye sordu. Hz. Ali (ra): "Elçi olarak geldim, Resulullah (sav) beni Beraet süresiyle gönderdi. Onu hacc mahallerinde halka okuyup teblig edecegim" dedi. Sonra Mekke'ye geldik. Tevriye gününden (Zilhicce'nin 8. günü) bir gün önce Hz. Ebu Bekir (ra) kalkti. Halka hitabetti. (Mina'dan Mekke'ye) nasil sökün edeceklerini, taslamayi nasil yapacaklarini, birer birer tarif ederek halka haccin menasikini (usul ve adabini) ögretti. Hz. Ebu Bekir (ra)'in konusmasi bitince sözü Hz. Ali (ra) aldi. Beraet suresini halka, son ayetine kadar okudu. Sonra kurban günü geldi. Arafat'i terketti. Hz. Ebu Bekir (ra) dönünce, tekrar halka hitabetti. Onlara Arafat'i terketme (adabin)dan kesimlerinden (vesair) menasiklerinden sözetti. Sözü bitince, yine Hz. Ali (ra) ayaga kalkti, halka, Beraet suresini sonuna kadar okudu. Nefrul-evvel günü (Mina'dan Mekke'ye hareket günü) Hz. Ebu Bekir (ra) kalkti ve halka bir hitabede daha bulundu. Mina'yi nasil terkedeceklerini, nasil taslama yapacaklarini tarif etti, haccin menasikini ögretti. Konusmasini bitirince fecirden Hz. Ali (ra) kalkti. Halka Beraet suresini sonuna kadar (bir kere daha) okudu. Ravi: Cabir Kaynak: Nesai, Hacc 186,187, (5, 247-248) • Biz Huzeyfe (ra)'nin yaninda idik. Bize dedi ki: Su ayetin kasteddiklerinden hayatta sadece üç kisi kaldi: "Eger andlasmalarindan sonra yeminlerini bozarlar, dinimize dil uzatirlarsa, inkarda önde gidenlerle savasin -çünkü onlarin yeminleri sayilmaz- belki vazgeçerler" (Tevbe, 12), münafiklardan da sadece dört kisi kaldi. Bu söz üzerine bir bedevi kalkarak: "Siz Muhammed (sav)'in arkadaslarisiniz, bize bir kisim haberlerde bulunuyorsunuz, ama bunlarin mahiyeti nedir, ne degildir biz anlamiyoruz. Söz gelimi sadece dört tane münafik kaldigini söylediniz. Pekala su evlerimizi yarip ise yarayan seylerimizi çalanlara ne demeli?" dedi. Huzeyfe (ra): "Onlar fasiklardir. Ben tekrar ediyorum münafiklardan sadece dört tanesi kalmistir: Bunlardan biri yasli bir ihtiyardir, öyle ki soguk suyu içse soguklugunu hissedecek halde degildir." Ravi: Zeyd Ibnu Vehb Kaynak: Buhari, Tefsir, Berae 5 • Ben Resulullah (sav)'in minberinin yaninda idim. Bir adam: "Ben Müslüman olduktan sonra baska bir amelde bulunmamis olmama kiymet vermem, ancak hacilara su dagitmam hariç" dedi. Bir digeri: "Ben de Müslüman olduktan sonra baska bir is yapmamis olmama ehemmiyet vermem, ancak Mescid-i Haram'i imar edip bakimini yapmam hariç" dedi. Bir üçüncüsü de: "Allah yolunda cihad, söylediklerinizden daha üstün bir ameldir" dedi. Hz. Ömer (ra) onlara müdahale ederek konusmalarini menetti ve: "Resulullah (sav)'in minberinin yaninda sesinizi yükseltmeyin, bugün cumadir. Namazi kilinca ben huzura girer, ihtilaf ettiginiz hususu sorarim" dedi. Arkadan Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram'i onarmayi Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz? Allah katinda bir olmazlar, Allah zulmeden milleti dogru yola eristirmez. Inanan, hicret eden ve Allah yolunda mallariyla, canlariyla cihad eden kimselere Allah katinda en büyük dereceler vardir. Iste kurtulanlar onlardir" (Tevbe, 19-20). Ravi: en-Nu'man Ibnu Besir Kaynak: Müslim, Imare 111 (1879) • Boynumda altundan yapilmis bir haç oldugu halde Resulullah (sav)'a geldim. Bana: "Ey Adiy boynundan su putu çikar, at!" dedi ve arkadan su ayeti okudugunu hissettim: "Onlar Allah'i birakip hahamlarini, papazlarini ve Meryem oglu Mesih'i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek ilahtan baskasina kulluk etmemekle emrolunmuslardi. Ondan baska ilah yoktur. Allah, kostuklari eslerden münezzehtir." (Tevbe, 31). Resulullah (sav) devamla: "Aslinda onlar, bunlara (ruhbanlarina) tapinmadilar, ancak bunlar (Allah'in haram ettigi bir seyi) kendileri için helal kilinca hemen helal addediverdiler, (Allah'in helal kildigi bir seyi de) kendilerine haram edince hemen haram addediverdiler." Ravi: Adiy Ibnu Hatim Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Berae, (3094) • Rebeze'ye ugramistim. Orada Ebu Zerr (ra)'i gördüm. Kendisine: "Seni buraya getiren sebep nedir?" diye sordum. Söyle açikladi: "Sam'daydim. Bir ayet hakkinda Muaviye (ra) ile ihtilafa düstük. Ayet su: "Ey iman edenler! Hahamlar ve rahiplerin çogu, insanlarin mallarini haksizlikla yerler. Allah yolundan alikoyarlar. Altin ve gümüsü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakici bir azabi mujdele. Bunlar cehennem atesinde kizdirildigi gün, alinlari, bögürleri ve sirtlari onlarla daglanacak. "Bu, kendiniz için biriktirdiginizdir, biriktirdiginizi tadin" denecek" (Tevbe, 34-35). Muaviye (ra): "Bu ayet ehli kitap hakkina inmistir" dedi. Ben ise: "Hem bizim, hem de onlar hakkinda indi" dedim. Bu mesele üzerinde aramizda ihtilaf çikti. Halife Hz. Osman (ra)'a yazarak beni sikayet etti. Hz. Osman bana yazarak Medine'ye gelmemi emretti. Bunun üzerine Medine'ye geldim. Halk, sanki daha önce beni hiç görmemis gibi, çoklukla etrafimi sardi. Durumu Osman (ra)'a açtim. Bana: "Istersen buraya yakin bir yere git" dedi. Iste beni buraya getiren gerçek sebep budur. Benim üzerime Habesli siyahi bir köleyi amir tayin etseler mutlaka dinler, itaat ederim." Ravi: Zeyd Ibnu Vehb Kaynak: Buhari, Zekat 4, Tefsir, Berae 6 • Bir bedevi kendisine: "Bana su ayet hakkinda açiklamada bulun", dedi ve ayeti okudu: "Altin ve gümüsü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakici bir azabi müjdele" (Tevbe, 35). Ibnu Ömer su cevabi verdi: "Kim onu biriktirir ve zekatini vermezse vay haline! Bu ayet zekat emri gelmezden önceye aittir. Zekat emri gelince, Allah zekati mallar için bir temizlik kildi." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Zekat 4, Tefsir, Berae 6; Muvatta, Zekat 1, (1, 256) • Muvatta'da söyle denmistir: "Ibnu Ömer (ra)'e "(Azaba sebep olacak) hazine nedir?" diye sorulunca: "Zekati verilmeyen maldir" diye cevap verdi." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Muvatta, Zekat 1, (1, 256) • Altin ve gümüsü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakici bir azabi müjdele ayeti nazil oldugu zaman biz, Hz. Peygamberle bir seferde bulunuyorduk. Ashabindan bazisi: "Ayet altin ve gümüs hakkinda indi, hangi malin daha hayirli oldugunu keske bilseydik?" dedi. Resulullah (sav) su cevabi verdi: "Sahip olunan seylerin en efdali: Zikreden bir dil, sükreden bir kalb, kocasinin imanina yardimci olan saliha bir zevcedir." Ravi: Sevban Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Berae (3093) • Altin ve gümüsü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakici bir azabi müjdele ayeti nazil oldugu zaman, Müslümanlar bundan fazlaca kaygilandilar. Hz. Ömer (ra): "Ben sizin üzüntünüzü giderecegim, haydi gelin" dedi ve gidip Hz. Peygamber (sav)'e müracaat ederek: "Ey Allah'in Resulü", dedi "bu ayet ashabini çok kaygilandirdi." Hz. Peygamber : "Allah zekati, malinizda baki kalan kirliligi temizlemek için farz kildi. Nitekim, sizden sonrakilere kalmasi için de mirasi farz kildi" buyurdu. Ibnu Abbas devam etti: (Resulullah'in bu açiklamasi üzerine) Hz. Ömer (ra) sevincinden (Allahu ekber) dedi. Peygamberimiz (sav) açiklamasina devamla, Hz. Ömer (ra)'e: "Kisinin kendi lehine biriktirdigi seyin ne oldugunu sana haber vereyim mi? Bu, saliha bir kadindir. Yani nazar ettigi zaman kendini hosnud kilacak, emrettigi zaman itaat edecek, evinden uzaklastigi zaman (malini ve namusunu) koruyacak olan kadin" Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Zekat 32, (1664) • Allah'a ve ahiret gününe inananlar mallariyla, canlariyla savasmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler.. (Tevbe, 44) ayeti, Nur suresindeki su ayetle neshedilmistir: "Dogrusu Allah'a ve Peygamberine inanan mü'minler, Peygamberle beraber bir ise karar vermek için toplandiklarinda ondan izin almaksizin gitmezler. Ey Muhammed! Senden izin isteyenler, iste onlar, Allah'a ve Peygamberine inananlardir. Bazi isleri için senden izin isterlerse, içlerinden diledigine izin ver, Allah'tan, onlarin bagislanmalarini dile. Allah süphesiz bagislar, merhamet eder" (Nur, 62). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Cihad 171, (2771) • Sadaka vermeyi emreden ayet (Tevbe, 103) nazil oldugu zaman biz (ücret mukabilinde) sirtlarimizda yük tasiyor (bu yolla bir seyler kazanip) ondan sadaka veriyorduk. Bir adam (Abdurrahman Ibnu Avf) gelerek çok miktarda bagista bulundu. (Münafiklar dedikodu yaparak onun hakkinda, gösteris yapiyor), mürai dediler. Hemen su ayet nazil oldu: "Sadaka vermekte gönülden davranan mü'minlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldigi kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranislarinin cezasini Allah verir. Onlara can yakici azab vardir" (Tevbe, 79). Ravi: Ebu Mes'ud el-Bedri Kaynak: Buhari, Zekat 10, Icare 13, Tefsir, Berae 11; Müslim, Zekat 72, (1018); Nesai, Zekat 48. (5, 59) • Abdullah Ibnu Übey Ibni Selül öldügü zaman oglu (ra) Resulullah (sav)'in huzur-i alilerine çikip, mübarek gömleklerini babasina kefen olarak vermesini taleb etti. Resulullah (sav) talebi kabul edip verdi. Bunun üzerine, babasinin cenaze namazini kildirivermesini taleb etti. Resulullah (sav) bu talebi de kabul etti ve namaz kildirmak üzere kalkti. Ancak, Hz. Ömer (ra) kalkarak Resulullah (sav)'i elbisesinden tuttu ve: "Ey Allah'in Resulü, Rabbin seni, ona namaz kilmaktan men etmisken, sen nasil ona namaz kilarsin?" diye müdahale etti. Resulullah (sav): "Allah beni muhayyer birakmistir, zira: "Onlarin ister bagislanmasini dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmis defa bagislanma dilesen de Allah onlari bagislamayacaktir" (Tevbe, 80) buyurmaktadir. Ben yetmisden de fazla bagislama talebinde bulunacagim" dedi. Hz. Ömer (ra): "Ama, o münafiktir!" dedi. Resulullah (sav) buna ragmen onun ardindan namaz kildi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Onlardan ölen hiç kimse için ebediyyen namaz kilmayacaksin, mezari basinda da durmayacaksin. Çünkü onlar Allah ve Resulüne inanmadilar, fasik olarak öldüler" (Tevbe, 84). Hz. Ömer (ra) der ki: "Sonra o gün Resulullah (sav)'a karsi izhar ettigim cür'ete hayret ettim. Allah ve Resulü daha iyi bilirler." (Bu son cümlenin Ibnu Abbas'in sözü olma ihtimali de mevcuttur) (Tirmizi'nin rivayetinde su ziyade var: "Resulullah (sav) bu ayetten sonra münafiklarin cenaze namazini kilmadi") Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Cenaiz 85, Tefsir, Berae 12; Müslim, Fedailu's-Sahabe 25, (2400), Sifatu'l-Münafikin 3, (274 • Su ayet Kuba halki hakkinda nazil omustur: (Mealen): "Orada, arinmak isteyen insanlar vardir. Allah arinmak isteyenleri sever" (Tevbe, 108). Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Berae (3099); Ebu Davud, Taharet 23 (44); Ibnu Mace, Taharet, (357) • Ben, müsrik olan anne babasi için, Allah'tan af ve magfiret dileyen birini gördüm. Kendisine: "Sen müsrik olan anne baban için istigfarda mi bulunuyorsun, (olur mu bu?)" dedim. Adam bana: "(Niye olmasin, Kur'an-i Kerimede) Hz. Ibrahim (a.s.) müsrik olan babasi için istigfar etmektedir" diye cevap verdi. Ben durumu Resulullah (sav)'a anlattim. Bunun üzerine su mealdeki ayet indi: "Cehennemlik olduklari anlasildiktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için magfiret dilemek Peygambere ve müminlere yarasmaz. Ibrahim'in, babasi için magfiret dilemesi, sadece ona verdigi bir sözden ötürü idi. Allah'in düsmani oldugunu anlayinca ondan uzaklasti..." (Tevbe, 113-114). Ravi: Ali Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Berae (3100); Nesai, Cenaiz 102, (4, 91) • Bana Abdurrahman Ibnu Abdillah Ibni Ka'b Ibni Malik nakletti: Abdullah Ibnu Ka'b -ki babasi Ka'b gözlerini kaybettigi zaman kardesleri degil, kendisi babasina rehberlik etmisti- kavmi içinde Resulullah (sav)'in ashabinin hadislerini en iyi bilen ve en iyi ögrenmis olaniydi. Abdullah dedi ki: "Babam Ka'b Ibnu Malik'in, Resulullah (sav) Tebük seferine çiktigi zaman, sefere katilmayisi ile ilgili hikayeyi kendisinden dinledim. Söyle anlatmisti: "Ben Tebük gazvesi hariç Resulullah (sav)'in çikardigi gazvelerden hiçbirine katilmamazlik etmemistim. Gerçi Bedir gazvesine istirak etmedim. Ancak buna katilmayanlardan kimseyi Resulullah (sav) kinamadi. O seferde Resulullah (sav) ve Müslümanlar savasi degil, Kureys'in kervanini ele geçirmeyi düsünüyorlardi. Ne var ki Cenab-i Hakk bunlarla düsmani beklenmedik anda karsi karsiya getirdi. Ben Akabe gecesinde Islam'la müserref olup ilk andlasmayi yaptigimiz esnada Resulullah (sav)'la beraberdim. Ben Akabe'de hazir bulunmayi Bedir'de hazir bulunmaya degismem, halk Bedir gazasini Akabe biatindan daha çok ansa da. Benim Tebük seferinden geri kalisimla ilgili habere gelince, gerçekten ben hiçbir zaman, o siradaki kadar güçlü ve zengin olmamistim. Allah'a kasemle söylüyorum, daha önce hiçbir zaman devem olmamisti. Ama o gazve sirasinda iki tane binmeye mahsus devem vardi. Bir de Resulullah (sav) gazaya niyet etti mi mübhem ifadeler kullanarak asil hedefi belli etmezdi. Fakat bu gazvede öyle yapmadi. Çünkü Tebük seferi çok sicak bir mevsimde oluyordu. Uzak bir seferi ve tehlikeleri göze almis, büyük bir düsmani hedef edinmisti. Müslümanlar gazve hazirliklarini tam yapsinlar diye durumu bütün ciddiyetle açiklamis, gidecekleri istikameti gizlemeksizin bildirmisti. Resulullah (sav)'a sefere katilacak Müslümanlar pek çoktu. Askerlerin künyelerini kayit defreti almiyordu. Kayit defterinden maksat künyelerin yazildigi divandir." Ka'b (rivayetine devamla) der ki: "Pek az kimse gözden kaybolmayi (katilmamayi) arzu ediyordu. Bunlar da vahiy gelmedikçe, gizlendikleri, Resulullah (sav) tarafindan bilinilemiyecegini zanneden kimselerdi. Bu gazve, tam meyvelerin erdigi, gölgelerin iyice tatlilastigi bir zamana rastlamisti. Ben de meyve ve gölgeye düskün bir kimseydim. Resulullah (sav) ve Müslümanlar yol hazirligi yaptilar. Ben de onlarla yol hazirligi yapmak üzere sabahleyin evden çikar (kararsizlik içinde) hiçbir sey yapmadan geri dönerdim. Kendi kendime: "Bu da bir sey mi, dilersem hazirligi çabucak yapabilirim" diye teselli olur, avunurdum. Bu hal böylece devam etti. Öyle ki, baskalari ciddi dddi hazirligini tamamlamisti. Resulullah (sav) ve Müslümanlar yola çiktilar. Ben hala hiçbir hazirlik yapmamistim. Yine hazirlik için gittim geldim ama bir sey yapmaya bir türlü elim varmiyordu. Bu hal de sürgü gitti. Askerler sür'atle yol aldilar. Gazve elimden kaçti. Yine de yola çikip onlara kavusmayi düsündüm. Keske bunu yapsaydim. Bana bu da nasib olmadi. Resulullah (sav) Medine'den ayrildiktan sonra halkin arasina çikinca gördügüm bir husus beni üzmeye basladi: Çarsi pazarda benim gibi kalanlar meyaninda gördüklerim ya münafiklik damgasini yemis olanlardi veya zayifliklari sebebiyle Cenab-i Hakk'in mazur addettigi kimselerdi. Öte yandan Resulullah (sav) da beni Tebük'e varincaya kadar hiç anmamis. Orada kalabaligin arasinda otururken: "Ka'b Ibnu Malik ne yapti, (ondan ne haber var?)" diye sormus. Benü Seleme'den birisi: "Ey Allah'in Resulü, onu, yakisikli iki elbisesi ve çalimla iki tarafina bakmasi (Medine'de) hapsetti" demis. Muaz da ona su cevabi vermis: "Ne kötü konusuyorsun. Ey Allah'in Resulü Allah'a kasem olsun Malik hakkinda hayirdan baska bir sey bilmiyoruz" demis. Resulullah (sav) sükut buyurmuslar. Resulullah (sav) bu durumda iken, uzaktan beyazlara bürünmüs bir adamin siluetini görür ve: "Bu gelen Ebu Heyseme olmasin!" der. Gerçektende o Ebu Heyseme el-Sari'dir. Yani, sefer hazirligi sirasinda bir sa'lik hurma verdi diye münafiklarin birbirlerine kas-göz ederek istihza ettikleri zat." Ka'b (sözlerine devamla) der ki: "Resulullah (sav)'a Tebük'ten ayrilip yola çiktigi haberi bana ulasinca keder ve üzüntüm tekrar artti. Bir yalan hazirlamaya basladim. "Yarin, Resulullah (sav)'in öfkesinden, ne söyleyerek kurtulabilirim?" diyordum. Bu hususta ailemde aklibasinda herkesin fikrine müracat ediyordum. Resulullah (sav)'in gelmesi yaklasti dendigi zaman benden yanlis düsünceler zail oldu. Iyice anladim ki, hiçbir yalan asla beni kurtaramaz. Dogruyu söylemeye karar verdim. Derken Resulullah (sav) bir sabah Medine'ye geldiler. O, bir seferden dönünce ilk is olarak mescide ugrar, iki rek'at namaz kilar, ondan sonra halka görünürdü. Bu gelisinde de namazini kilip halki kabul etmeye baslayinca sefere katilmayip geride kalanlar gelip özür dilemeye, özürleri hususunda inandirici olmak için yeminler etmeye basladilar. Bunlar seksen kadar erkekti. Resulullah (sav) onlarin özürlerini kabul ediyor, onlardan beyat aliyor, olara istigfarda bulunuyor, islerini Allah'a havale ediyordu. Ben de geldim. Selam verdim. Selamimi isitince öfkeli öfkeli tebessüm etti ve "Gel" dedi. Yaklastim ve önüne oturdum. "Niye geride kaldin, sen (Akabe'de) biat edip itaati sirtina almis degil miydin?" dedi. Ben su cevabi verdim: Evet ey Allah'in Resulü! Ben senin degil de dünya ehlinden bir baskasinin yaninda oturmus olsaydim, inandirici bir özür söyleyip, mutlaka öfkesini gidererek yanindan ayrilirdim. Çünkü, Allah bana yeterli bir ifade gücü vermis bulunmaktadir. Ancak, Allah'a kasem olsun kesinlikle inaniyorum ki, bugün sizi, benden razi kilacak bir yalan söylesem çok geçmeden Allah sizi bana öfkelendirecektir. Size dogruyu söylesem bana kizacaksiniz, Ama ben de o hususta Allah'tan af dilerim. Gerçegi söylüyorum, kasem olsun hiç bir özrüm yoktu. Vallahi baska hiç bir vakit, sizden geri kaldigim zamanki kadar güçlü ve zengin degildim." Benim bu itirafim üzerine Resulullah (sav): "Iste bu dogru konustu" dedi ve bana da: "Kalk, Allah senin hakkinda hükmedinceye kadar bekle!" buyurdu. Ben de kalktim. Benü Seleme'den bir kisim insanlar da kosarak beni takip ettiler ve bana: "Allah'a kasem olsun bundan önce herhangi bir günah isledigini bilmiyoruz. Savastan geri kalan digerlerinin yaptigi gibi Resulullah (sav)'in senin için yapacagi istigfar bu günahini affettirmeye yeterdi" dediler." Malik (devamla) sunlari anlatti: "Sonra: Benim vaziyetime düsen baska biri var mi? diye sordum. "Evet iki kisi daha tipki senin gibi itirafta bulundular. Onlara da sana söylenen söylendi" dediler. "Mürare Ibnu'r-Rebi el-Amiri ile Hilal Ibnu Ümeyye el-Vakifi (ra)" dediler. Bana çok salih iki kisi zikretmis oldular. Bunlar Bedir gazvesinde bulunmus, nümune-i imtisal kisilerdi. Bunlarin ismini duyunca, geri gidip özür beyan etme fikrinden vazgeçtim. Derken Resulullah (sav), Müslümanlara gazveye katilmayanlardan sadece üçümüzle konusmayi yasakladi. Bunun üzerine halk bizden çekindi ve yüz çevirdi. Öyle ki yeryüzü bana yabancilasti. Dünya, önceden bilip tanidigim dünya olmaktan çikti. Bu minval üzere elli gece geçirdik. Diger iki arkadasim, halktan uzaklasip evlerinde oturup aglayarak vakit geçirdiler. Onlardan daha genç, daha güçlü olan ben disari çikiyor, namazlara katiliyor, çarsi pazar dolasiyordum. Ama kimse benimle konusmuyordu. Bazan namazdan sonra, ashabiyla oturmakta olan Resulullah (sav)'a ugrayip selam veriyordum. Içimden, "Acaba, benim selamimi alarak dudaklarini kipirdatir mi?" diye kendi kendime sorardim. Sonra yakinina durup namaz kilar, göz ucuyla da ona bakardim. Namaza durunca bana baktigini da görürdüm. Ama ben ona yönelecek olsam derhal benden yüzünü çevirirdi. Müslümanlarin cefasindan çektigim bu izdirapli hal uzayinca bir gün dayanamayip gittim. Ebu Katade'nin bahçe duvarini astim.O amcamin oglu idi ve herkesten çok severdim. Yanina varinca selam verdim. Hayret! Vallahi selamimi almadi. Kendisine: Ey Ebu Katade, Allah askina söyle. Allah ve Resulü'nü sevdigimi bilmiyor musun? dedim. Sustu, cevap vermedi. Tekrar Allah askina diye yemin verdim, yine konusmadi. Üçüncü sefer Allah adina yemin verdim. Bu defa: "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dedi. Bunun üzerine gözlerimden yas bosandi. Geri döndüm, duvari astim." Ka'b hikayesine devamla der ki: "(Bir gün) Medine çarsisinda yürürken Medine'ye bugday satmaya gelmis, Sam ahalisinden Nabati bir fellah: "Ka'b Ibnu Malik'i bana kim gösterecek?" diyordu. Halk beni ona gösterdi. Adam bana yaklasti. Gassan Krali'ndan bir mektup getirdi. Ben okuma-yazma bilirdim, hemen okudum. Mektupta söyle diyordu: "Bana gelen habere göre arkadasin sana sikinti veriyormus. Allah seni hakaret görmek, sikinti çekmek için yaratmadi. Bize gel, sana iyi davranalim." mektubu okur okumaz: "Bu da bir baska bela" dedim. Tandira götürüp attim ve yaktim. Nihayet bu (bogucu) elli günden kirki geçmis, (hakkimizda) vahiy de gecikmisti. Aniden Resulullah (sav)'in elçisi geldi. Bana: "Resulullah, hanimini terketmeni emrediyor" dedi. Ben: "Bosayacak miyim, yoksa baska sekilde bir terk mi?" diye sordum. "Hayir, bosamiyacaksin, ondan ayril, sakin yaklasma!" dedi. Resulullah (sav) ayni haberi diger iki arkadasima da göndermisti. Hanimima: "Ailene dön, onlarin yaninda kal, Allah bu meselede bir hüküm bildirinceye kadar da orada bekle" dedim. Hilal Ibnu Ümeyye'nin hanimi Resulullah (sav)'a müracaat ederek: "Ey Allah'in Resulü, Ümeyye Ibnu Hilal kendini kaybetmis bir ihtiyardir, hizmetçisi de yoktur. Ona hizmetini yapiversem bir mahzuru var mi?" diye izin istemis. Ve: "Hayir, hizmet edebilirsin, ancak sakin yakinlasmada bulunma" cevabini almis. Kadin da: "Hayir ya Resulallah! Vallahi, zaten onda kimildayacak mecal kalmadi. Vallahi cezalandigi günden su ana kadar hiç ara vermeden habire agliyor" dedi. Ailemden bazisi bana: "Resulullah (sav)'a gidip hanimin, hizmetlerini yapivermesi için izin istesen iyi olur. Nitekim o, Hilal'in hanimina hizmet etmesi için müsaade etti" diye tavsiyede bulundu. "Hayir, dedim, böyle bir talepte bulunmayacagim. Bana ne diyecegini nasil bilebilirim, ben genç bir kimseyim." Böylece sikintisi daha da artan on gece daha geçirdim. Konusmaktan yasaklandigimizin üzerinden tam elli gece geçti. Ellinci gecenin sabah namazini evlerimizden birinin daminda kilmistim. Ben Allahu Teala'nin hakkimizda belirttigi o dehsetli hal içinde oturmus duruyordum. Ruhum sikilmis, bütün genisligine ragmen dünya daralmisti. Sanki bir cendere içerisindeydim. Bir ses isittim. Bu, Sel dagi üzerine çikmis yüksek sesle bagiran birinin sesiydi. (Dikkat kesildim: bana sesleniyor ve): "Ey Ka'b Ibnu Malik müjde!" diyordu. Hemen secdeye kapandim. Hakkimizda bir kurtulusun geldigini anlamistim. Meger Resulullah (sav), Cenab-i Hakk'in bizi affettigine dair müjdeli haberi o gün sabah namazinda halka duyurmus, halk da bize müjdelemek üzere kosusmus, bazilari da diger iki arkadasima gitmismis. Bir zat bana at kosmustu, Eslemli biri de yaya olarak segirtip daga çikmis... Tabii ki ses, attan daha hizli yol aldi. Müjdeci sesini duydugum kimse bir müddet sonra bizzat yanima gelince, derhal iki parça elbisemi çikanp müjde bedeli olarak kendisine giydirdim. Yemin olsun o gün için baska bir seyim yoktu. Emanet iki giyecek te'min ettim, onlari giyip, Resulullah (sav)'i görmek arzusuyla disari firladim. Yolda halk grup grup beni karsiliyor. Cenab-i Hakk'in affi sebebiyle tebrik ediyordu. Bu minval üzere Mescid'e geldim. Resulullah (sav) etrafini saran ashabinin ortasinda oturuyordu. Beni görünce Talha Ibnu Ubeydillah (ra) kalkti, bana dogru kosup musafaha yapti ve beni tebrik etti. Yemin olsun, onun disinda muhacirlerden baska kalkan olmadi." Ka'b onun bu samimi davranisini ömrü boyu unutmayacaktir. Ka'b, (sözlerine devam ederek) sunlari söyledi: "Resulullah (sav)'a selam verince memnuniyetten isil isil, mütebessim bir yüzle: "Müjdeler olsun! Annenden dogalidan beri yasadigin en hayirli gününü tebrik ederim" dedi. Ben hemen sordum: "Ey Allah'in Resulü, bu sizin bagisladiginiz bir lütuf mu, Cendb-i Hak'tan gelen bir lütuf mu?" "Hayir, Allah'tan gelen bir lütuf!" dedi. Ka'b, ilaveten dedi ki: "Resulullah (sav)'in vech-i mübarekleri, sürurlu anlarinda, bir ay parçasi gibi nurlanir ve parlardi. Biz, bunu derhal anlardik. Ben önüne oturunca: "Ey Allah'in Resulü! Mazhar oldugum bu af sebebiyle ne var ne yok bütün malimi Allah ve Resulü'ne bagisliyorum" dedim. "Hayir", dedi. "Hepsi olmaz, bir kismini kendine ayir, bu senin için daha hayirli." "Ey Allah'in Resulü, biliyorum ki, Allah beni sidkimdan, dogru sözlülügümden dolayi kurtardi. Benim tevbemden biri de artik, yasadigim müddetçe hep dogru söylemek olacaktir." Allah'a yemin olsun, Resulullah (sav)'a bunu söyledigim günden beri, dogru söz hususunda, Allah'in bana lütfettigi ihsandan daha güzeline mazhar olan birisini bilmiyorum. Yine Allah'a kasem ederek söylüyorum, Resulullah (sav)'a söz verdigim günden beri bir kerecik olsun yalan söylemeyi düsünmedim. Geri kalan ömrümde de Allah'in beni yalandan korumasmi diliyorum." Ka'b sunu da söyledi: "Bizimle ilgili olarak Allahu Teala su ayeti indirmisti: "And olsun ki, Allah, sikintili bir zamanda bir kisminin kalpleri kaymak üzere iken Peygambere uyan Muhacirler'le Ensar'in ve Peygamber'in tövbelerini kabul etti. Tövbelerini, onlara karsi sefkatli ve merhametli oldugu için kabul etmistir. Bütün genisligine ragmen dünya onlara dar gelerek nefisleri kendilerini sikistirip Allah'tan baska siginacak kimse olmadigini anlayan, (savastan) geri kalmis üç kisinin tevbesini de kabul etti. Allah, tevbe ettikleri için onlarin tevbesini kabul etmistir. Çünkü O, tövbeleri kabul eden, merhametli olandir. Ey iman edenler! Allah'tan sakinin ve dogrularla beraber olun!" (Tevbe, 117-119). Ka'b sunu da dermis: "Allah'ima yeminle söylüyorum, Allah beni Islam'la sereflendirdikten sonra, bana göre, Resulullah (sav)'a söyledigim dogru sözden daha büyük bir nimet vermemistir. (Allah'in bana lütfettigi birinci büyük nimeti Islam'la müserref olmam, ikinci büyük nimeti de Reshulullah (sav)'a, dogru söz söylememi nasib etmis olmasidir). Aksi takdirde, diger yalan söyleyenler gibi ben de helak olacaktim. Nitekim Cenab-i Hak, vahiy indirdigi zaman, yalan söyleyenler hakinda, bir kimse için söylenebilecek en kötü seyi söylemistir. Allahu Teala söyle buyurmustur: "Döndügnüzde, kendilerine çikismamaniz için, Allah'a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar pistirler. Yaptiklarinin karsiligi olarak varacaklari yer cehennemdir. Kendilerinden hosnud olasiniz diye, size yemin verirler. Siz onlardan razi olsaniz bile, Allah yoldan çikmis fasik kimselerden razi olmaz" (Tevbe, 95-96). Ka'b sunu söyledi: "Resulullah Tebük seferinden döndügü zaman, sefere katilmayanlar gidip özür diledikleri, Resulullah (sav)'in da, yemin etmeleri üzerine özürlerini kabul buyurup kendileriyle bey'atlasip, haklarinda istigfarda bulundugu kimselerden, biz üç kisi ayri tutulmus, (onlarin mazhar oldugu aftan istifade edememistik.) Resulullah (sav) bizim isimizi, Allah hakkimizda hükmedinceye kadar tehir etmisti. Hakkimizda gelen ayette, Cenab-i Hakk'in: "...geri kalmis üç kisi..." sözünden kasid, savastan geri kalmamiz degildir, bu geri kalis Resulullah (sav)'in hakkimizdaki hükmü geri birakmasi, yemin ederek özür dileyenlerin özrünü kabul ettigi kimselerden ayri tutmasidir." Ravi: Muhammed Ibnu Sihab ez-Zühri Kaynak: Buhari, Vesaya 16, Cihad 103, Menakib 23, Menakibu'l-Ensar 43, Megazi 3, 78, Tefsir, Berae, 17, 18, • (Allah yolunda savasa) çikmazsaniz Allah size can yakici azabla azab eder... (Tevbe,39) ayeti ile, "Medinelilere ve çevrelerinde bulunan bedevilere, savasta Allah'in Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yarasmaz" (Tevbe, 120) ayetini su ayet neshetmistir: "Mü'minler toptan savasa çikmamalidir. Her topluluktan bir taifenin, dini iyi ögrenmek ve milletlerini geri döndüklerinde uyarmak üzere geri kalmalari gerekli olmaz mi?..." (Tevbe, 122). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Cihad 19, (2503) • Ibnu Abbas (ra)'a su ayet hakkinda sordum: (Allah yolunda cihada) çikmazsaniz, Allah size can yakici azabla azab eder..." (Tevbe, 39). Su açiklamayi yapti: "Allah onlardan yagmuru kesti.Böylece (kuraklik Allah'in onlara takdir ettigi) azablari oldu." Ravi: Necdet Ibnu Naki' Kaynak: Ebu Davud, Cihad 19, (1506) •
Yunus Suresi

Resulullah (sav)'a Cenab-i Hakk'in su ayeti hakkinda sordum: "Dünya hayatinda da, ahirette de müjde onlaradir..." (Yunus, 64). Su cevabi verdi: "Burada kastedilen müjde salih rüyadir. Mü'min kul onu görür veya kendisine gösterilir." Ravi: Ubade...

• Resulullah (sav)'a Cenab-i Hakk'in su ayeti hakkinda sordum: "Dünya hayatinda da, ahirette de müjde onlaradir..." (Yunus, 64). Su cevabi verdi: "Burada kastedilen müjde salih rüyadir. Mü'min kul onu görür veya kendisine gösterilir." Ravi: Ubade tu'bnu's-Samit Kaynak: Tirmizi, Rü'ya 3, (2276) • Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Cenab-i Hakk Firavun'u sudan bogdugu zaman: "Beni Israil'in inandigindigindan baska ilah olmadigina inandim" dedi. (Yunus, 90). Cebrail buyurdu ki: "Ey Muhammed! Sen beni denizin çamurundan alip, (Allah'in) rahmeti ona ulasiverir korkusuyla agzini tikarken görseydin." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Yunus, (3106) •
Hud (as) Suresi

Hz. Ebu Bekir (ra): "Ey Allah'in Resulü, saçlarin agardi, yaslandin" dedi. Resulullah (sav): "Beni, Hud, Vaki'a, Mürselat, Amme yetesaelun ve Iza's'Semsü Küvviret sureleri ihtiyarlatti" cevabini verdi." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Vaki'a, (3293)

• Hz. Ebu Bekir (ra): "Ey Allah'in Resulü, saçlarin agardi, yaslandin" dedi. Resulullah (sav): "Beni, Hud, Vaki'a, Mürselat, Amme yetesaelun ve Iza's'Semsü Küvviret sureleri ihtiyarlatti" cevabini verdi." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Vaki'a, (3293) • Anlattigina göre, kendisine Cenab-i Hakk'in su mealdeki kelamindan sual sorulmustur: "Bilin ki, onlar, Kur'an okunurken gizlenmek için iki büklüm olurlar. Bilin ki elbiselerine büründüklerinde bile Allah onlarin gizlediklerini ve açiga vurduklarini bilir. Çünkü O, kalplerde olani bilendir (Hud, 5). Ibnu Abbas (ra) su açiklamayi yapmistir: "Bunlar helada soyununca avret mahallerinin açilip, o manzaralarinin semaya ulasmasindan, keza hanimlariyla cinsi mukarenet sirasinda soyununca çiplak hallerinin semaya ulasmasindan korkup haya duyan, (bu yüzden kendilerine sikinti veren) kimseler hakkinda nazil olmustur." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Hud 1 • Resul-i Ekrem (sav) buyurdular ki: "Allahu Teala, zalime biraz firsat tanir, amma bir de yakaladi mi artik paçayi kurtaramaz." Sonra da su ayeti okudular: "Allah kasabalarin zalim halkini yakalayinca böyle yakalar, yakalamasi da siddetli ve elimdir" (Hud, 102). (Tirmizi, rivayetinde: "Firsat tanir (yümli) degil, "mühlet tanir" (yümhil) olmasi muhtemeldir" demistir) Ravi: Ebu Musa el-Es'ari Kaynak: Buhari, Tefsir, Hud 5; Müslim, Birr 61, (2583); Tirmizi, Tefsir, Hud (3109); Ibnu Mace, Fiten 22, (4 • Bir adam gelerek: "Ey Allah'in Resulü! Ben sehrin öbür tarafinda bir kadina elledim, cima yapmaksizin onunla nefsimi tatmin ettim. Ve iste ben buradayim, istedigin cezayi ver" dedi. Hz. Ömer atilarak: "Allah seni örtmüs, keske sen de kendini örtüp açiklamasaydin" dedi. Resulullah (sav) hiçbir cevap vermedi. Adam kalkip gitti. Resulullah (sav) pesine bir adam göndererek onu çagirtip su ayeti okudu: "Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakin zamanlarinda namaz kil. Dogrusu iyilikler kötülükleri giderir... Bu, ögüt kabul edenlere bir ögüttür" (Hud, 114). Bunun üzerine bir adam: "Ey Allah'in Resulü bu hüküm sadece soru sahibi için mi (baskasina da samil mi)?" diye sordu. Resulullah (sav): "Herkes için" cevabini verdi. Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Mevfikitu's-Salat 4, Tefsir, Hud 6; Müslim, Tevbe 39, (2763); Tirmizi, Tefsir, Hud, (3111); •
Yusuf Suresi

Hz. Aise (ra)'ye su ayetten sordum: "Öyle ki, peygamberler ümidsizlige düsüp, yalanlandiklarini sandiklari bir sirada onlara yardimimiz gelmistir." (Yusuf, 110). Bu ayette geçen bir kelime küzzibu seklinde seddeli mi okunmali, küzibü seklinde seddesiz mi...

• Hz. Aise (ra)'ye su ayetten sordum: "Öyle ki, peygamberler ümidsizlige düsüp, yalanlandiklarini sandiklari bir sirada onlara yardimimiz gelmistir." (Yusuf, 110). Bu ayette geçen bir kelime küzzibu seklinde seddeli mi okunmali, küzibü seklinde seddesiz mi okumali? dedim. Bana: "Onlari kavimleri yalanladi" diye cevap verdi. Urve der ki: "Öyle ise, yemin olsun, onlar kesinlikle bildiler ki, kavimleri kendilerini tekzib etmistir, (böyle okununca) "tekzib edildikleri zannina düstüler" diye bir mana verme ihtimali kalmaz" dedim. Hz. Aise: "Ey Urvecik, öyledir. Peygamberler bu hususta kesin kanaate vardilar!" dedi. Ben tekrar: "Ama ayet belki de "küzibü" diye okunmali" dedim. Cevaben: "Allah korusun, peygamberler, Rableri hakkinda böyle bir zanna düsmezler"dedi. Ben tekrar: "Bu ayet nedir? (kimlerden bahsediyor?)" diye sordum. Cevaben: "Onlar peygamberlerin kendilerine tabi olan adamlaridir, bu kimseler Rablerine inanmis, peygamberlerini de tasdik etmislerdir. Ancak maruz kaldiklari bela uzamis, Allah'tan onlara gelecek yardim da gecikmistir. O kadar ki, kavimlerinden kendilerini tekzib edenler sebebiyle peygamberler ümidlerini kestikleri ve artik etbalarinin kendilerini tekzib ettigi zannina düstükleri bir anda Allah'in yardimi onlara ulasmistir. (Iste ayet-i kerimede bu durumdaki peygamberler ve onlarin etbalari kastedilmektedir.)" Ravi: Urve tu'bnu Zübeyr Kaynak: Buhari, Enbiya 19, Tefsir, Bakara 38, Yusuf 6 • Su ayet hakkinda: "Onlarin çogu, ortak kosmadan Allah'a inanmazlar" (Yusuf, 106) su açiklamayi yapmistir: "Yani, "Onlara kendilerini kim yaratti, semavat ve arzi kim yaratti diye sorarsiniz, "Allah" diye cevap verirler, iste bu onlarin imanidir, ibadet etmeye gelince Allah'tan baskasina taparlar, bu da onlarin ortak kosmalari, sirkleridir." (Rezin'in ilavesidir. (Taberi 13,51)) Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Rezin •
Ra'd Suresi

Resulullah (sav)'a Cenab-i Hakk'in: "Arzda birbirine komsu kitalar vardir, üzüm baglari, ekinler, çatalli ve çatalsiz hurmaliklar vardir ki hepsi bir su ile sulaniyor. (Böyle iken) biz onlardan bazisini yemislerinde (ve tadlarinda), bazisindan üstün kiliyoruz....

• Resulullah (sav)'a Cenab-i Hakk'in: "Arzda birbirine komsu kitalar vardir, üzüm baglari, ekinler, çatalli ve çatalsiz hurmaliklar vardir ki hepsi bir su ile sulaniyor. (Böyle iken) biz onlardan bazisini yemislerinde (ve tadlarinda), bazisindan üstün kiliyoruz. Iste bunlarda da aklini kullanacak zümreler için elbette ayetler vardir" (Ra'd, 4). Kelam-i ilahisinde geçen "üstünlük"ü söyle açikladilar: "Bu onlarin, kalitesiz, farisi çesitten tatli ve eksi oluslaridir." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Ra'd, (3117) •
İbrahim Suresi

Resulullah (sav): "Ardinda cehennem vardir, orada kendisine irinli su içirilecektir" (Ibrahim 14, 16) ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Irin agzina yaklastirilir, ondan ikrah eder, igrenir. Biraz daha yaklastirilinca surati yanar ve basinin derisi dökülür,...

• Resulullah (sav): "Ardinda cehennem vardir, orada kendisine irinli su içirilecektir" (Ibrahim 14, 16) ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Irin agzina yaklastirilir, ondan ikrah eder, igrenir. Biraz daha yaklastirilinca surati yanar ve basinin derisi dökülür, irini içince kiçindan çikincaya kadar, (geçtigi yerleri ve bu meyanda) bagirsaklarini param parça eder." Resulullah bu açiklama üzerine su ayetleri okudu: "..Ateste ebedi kalan ve bagirsaklarini parça parça edecek kaynar su içirilen kimseler..." (Muhammed, 15). "...Onlar yardim istediklerinde erimis maden gibi, yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur" (Kehf, 29). Ravi: Ebu Umame Kaynak: Tirmizi, Cehennem, 4, (2586) • Resulullah (sav): "Allah'in hos bir sözü; kökü saglam, dallari göge dogru olan -Rabbinin izniyle her zaman meyve veren- hos bir agaca benzeterek nasil misal verdigini görmüyor musun?" (Ibrahim, 24-25) ayetinde zikredilen agaç hakkinda: "O hurma agacidir" buyurdu. Ve müteakip ayette ifade edilen kötü agaci da hanzale'ye (zakkum, Ebu Cehil karpuzu da denir, mercimek agacidir) benzetti. Ayet söyle: "Çirkin bir söz de yerden koparilmis, hiç bir sebati olmayan kötü bir agaca benzer" (Ibrahim, 26). Ravi: Enes Ibnu Malik Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Ibrahim, (3118) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Müslüman, kabirde suale maruz kalinca: "Allah'tan baska ilah bulunmadigi ve Muhammed'in O'nun kulu olduguna sehadet eder." Bunun delili su ayettir: "Allah inananlari dünya hayatinda ve ahirette saglam bir söz üzerine tutar, zalimleri de saptirir..." (Ibrahim, 27). Ravi: el-Bera Ibnu'l-Azib Kaynak: Buhari, Cenaiz 87, Tefsir, Ibrahim 2; Müslim, Sifatu'l-Cenne, 13, (2871); Tirmizi, Tefsir, Ibrahim ( • Allah'in verdigi nimetleri nankörlükle karsilayanlari ve milletlerini helak yurduna, yaslanacaklari cehenneme götürenleri görmüyor musun?" (Ibrahim, 27-28) ayetini açiklama sadedinde: "Onlar vallahi Kureys kafirleridir. Nankörlükle karsilanan nimet de Muhammed (sav)'dir. "Helak yurduna... götürdüler"in manasi, "Bedir günü atese... götürdüler" demektir. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Megazi 7, Tefsir, Ibrahim 3 • Hz. Peygamber (sav)'e su ayetten sordum: "Yerin baska bir yerle, göklerin de baska göklerle degistirildigi, her seye üstün gelen tek Allah'in huzuruna çiktiklari günde sakin, Allah'in peygamberlerine verdigi sözden cayacagini sanma" (Ibrahim, 47-48). Ve dedim ki: "Ey Allah'in Resulü. O gün insanlar nerede olacaklar?" "Sirat üzerinde" cevabini verdi. Ravi: Aise Kaynak: Müslim, Münafikun 29, (2791); Tirmizi, Tefsir, Ibrahim, (3120) •
Hicr Suresi

Resulullah (sav)'in arkasinda çok güzel bir kadin namaz kiliyordu. Cemaatten bazilari onu görmemek için ön safa kaçiyor, (münafik ve cahil takimindan) bazilari da en arka safa geliyor, rükuya vardigi zaman koltugunun altinda ona bakiyordu. Bu durum üzerine...

• Resulullah (sav)'in arkasinda çok güzel bir kadin namaz kiliyordu. Cemaatten bazilari onu görmemek için ön safa kaçiyor, (münafik ve cahil takimindan) bazilari da en arka safa geliyor, rükuya vardigi zaman koltugunun altinda ona bakiyordu. Bu durum üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Andolsun, sizden öne geçenleri de biz biliriz, geri kalanlari da biz biliriz" (Hicr, 24). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Nesai, Imamet (2,118); Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3122) • Resulullah (sav): "Mü'minin ferasetinden kaçinin, çünkü o Allahu Teala'nin nuruyla bakar" buyurup sonra su ayeti okudular: "Elbette bunda fikr u firaseti olanlar için ibretler vardir" (Hicr, 75). Ravi: Ebu Said Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3125) • Andolsun ki sana Seb'ul-Mesani'yi ve Kur'an-i Azim'i verdik (Hicr, 87) ayetinde geçen es-Seb'ul-Mesani, uzun süreler (tivel)dir. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Nesai, Salat 26, (2,139) • Kur'an'i parçalayanlara da... (Hicr, 91) ayetini açiklamak üzere: "Onlar Ehl-i Kitaptir, yani Yahudi ve Hiristiyanlar. Bunlar onu parçalara bölerek bazi kisimlarina inandilar, bazi kisimlarina inanmadilar" buyurmustur. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Hicr 4, Menakibu'l-Ensar 52 • Rablerine andolsun ki hepsini yaptiklarindan sorumlu tutacagiz (Hicr, 92-93) ayeti ile ilgili olarak: "Onlar "Lailahe illallah" demekten sorumlu olacaklar" demistir. Ravi: Enes Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3126); Buhari, hadisi bab basligi olarak kaydetmistir •
Nahl Suresi

Gönlü imanla dolu oldugu halde, zor altinda olan kimse müstesna, inandiktan sonra Allah'i inkar edip, gönlünü kafirlige açanlara Allah katindan bir gazab vardir, büyük azab da onlar içindir (Nahi, 106) ayetindeki umumi hükümden söyle bir istisna yapti:...

• Gönlü imanla dolu oldugu halde, zor altinda olan kimse müstesna, inandiktan sonra Allah'i inkar edip, gönlünü kafirlige açanlara Allah katindan bir gazab vardir, büyük azab da onlar içindir (Nahi, 106) ayetindeki umumi hükümden söyle bir istisna yapti: "Rabbin, türlü eziyete ugratildiktan sonra hicret eden, Allah ugrunda savasan ve sabreden kimselerden yanadir. Rabbin süphesiz bundan sonra da bagislar ve merhamet eder." (Nahl, 110). Burada kastedilen Abdullah Ibnu Ebi Sarh'tir. Bu zat, Resulullah (sav)'in vahiy katibi idi. Seytan onu sasirtti. Kafirlere katilmasina sebep oldu. Resulullah (sav) Fetih günü, onun öldürülmesini emretti. Araya Hz. Osman girerek affini diledi. Resulullah (sav) da onu affetti. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Nesai, Tahrimu'd-Dem 15, (7, 107) • Uhud savasinda Ensar'dan altmis dört, Muhacirlerden de alti kisi sehid düstü (ra). Bu sehidlerden biri de Hz. Hamza (ra) idi. Bunlarin cesetlerinden bazi uzuvlarini kopararak hakaretlerde bulundular. Bunun üzerine Ensar: "Bir gün bize de böyle bir firsat düserse, bu hakaretin daha fazlasini yapacagiz" dediler. Mekke'nin fethi günü olunca su ayet indi: "Eger ceza vermek isterseniz size yapilanin ayniyle mukabele edin. Sabrederseniz andolsun ki bu sabredenler için daha iyidir." (Nahl, 126). Bir adam: "Bugünden sonra Kureys yok!" dedi. Resulullah (sav) "Dört kisiden baska kimseye dokunmayin" diye emretti." Ravi: Übey Ibnu Ka'b Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nahl, (3128) •
Benu İsrail Suresi

... Sana gösterdigimiz rüya ile ve Kur'an'da lanetlenmis agaçla sadece insanlari denedik... (Isra, 60) mealindeki ayette geçen "rüya" için su açiklamayi yapti: "Bu, Resulullah (sav) Mirac gecesinde Beytu'l-Mak-dis'e götürüldügü zaman gözüyle görmesidir....

• ... Sana gösterdigimiz rüya ile ve Kur'an'da lanetlenmis agaçla sadece insanlari denedik... (Isra, 60) mealindeki ayette geçen "rüya" için su açiklamayi yapti: "Bu, Resulullah (sav) Mirac gecesinde Beytu'l-Mak-dis'e götürüldügü zaman gözüyle görmesidir. "Kur'an'da lanetlenmis agaç" da zakkum agacidir." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Menakibu'l-Ensar 42, Tefsir, Benu Israil 9, Kader 10; Tirmizi, Tefsir, Benu Israil, (3133) • Bir sehri yok etmek istedigimiz zaman onun nimet ve refahtan simarmis elebasilarina (yola gelmelerini) emrederiz. Ama onlar orada iyice yoldan çikarlar. Artik o sehir yok olmayi hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz (Isra, 16) ayetindeki "Simarmis elebasilarina emrederiz" ifadesiyle ilgili olarak sunu söylemistir: "Biz cahiliye devrinde, sayica artan bir kabile için: "falanca kabile artti" derdik." Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: • Onlarin taptiktan da Rablerine daha yakin olmak için vesile ararlar (Isra, 57) ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Insanlardan bir grup, cinlerden bir gruba tapiyorlardi. Bu cinniler Müslüman oldular, insanlar hala bunlara tapmaya devam ettiler. Bunun üzerine ayet nazil oldu. Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Tefsir, Benu Israil 7, 8; Müslim, Tefsir 28, (3030) • Resulullah (sav), "Bir gün bütün insanlari önderleriyle beraber çagiririz" (Isra, 71) mealindeki ayetle ilgili olarak sunu söyledi: Onlardan biri çagirilir. (Amellerinin yazildigi) kitap sag eline verilir. Vücudu altmis zira' genisletilir, yüzü beyazlastirilir. Basina piril piril yanan inciden bir taç geçirilir. Bu haliyle arkadaslarinin yanina döner. Arkadaslari onu uzaktan görünce: "Ey Rabbimiz bunu bize de ver ve onu hakkimizda mübarek kil" derler. O, yanlarina gelir ve onlara: "Müjde sizlere! Herbirinize bunun bir misli var" der. Kafire gelince, onun surati kararir. Onun da vücudu, altmis zira' genisletilir. Ona da bir taç giydirilir. Arkadaslari onu görünce: "Bunun serrinden Allah'a siginiriz. Ey Rabbimiz onu bize verme" derler. Bu da arkadaslarinin yanina gelir. Onlar: "Ey Rabbimiz, onu zelil et" derler. O da: "Allah sizi rahmetinden uzak tuttu, sizden herkese bunun bir misli verilmistir" der. Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Benu Israil, (3135) • Günesin kaymasi (düluku's-sems) anindan gecenin kararmasina kadar güzelce namaz kil (Isra, 78) ayetinde geçen düluku's-sems'ten maksad, "günesin meyli" derdi. Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Muvatta, Vukutu's-Salat 19, (1, 11) • Düluku's-sems tabirini, "Iza fae'l'fey'u" diye açiklardi. (Bu da gölgenin bati cihetinden çekilip doguya meyletmesidir. Bu da tam zeval dedigimiz ögle vaktini ifade eder. Günes gökte tam tepededir ve artik bati cihetine meyletmektedir.) Ayetin devammda gelen "gasaku'l-leyl" tabirini de, "gece ile gece karanliginin birlesmesi" diye açiklardi. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Muvatta, Vukutu's-Salat 20, (1, 11) • ...Sabah namazi sahidlidir (Isra, 78) ayeti hakkinda Resulullah (sav) su açiklamayi yapmistir: "Onda gece melekleri de gündüz melekleri de, hazir bulunurlar" (Tirmizi hadisin sahih oldugunu söylemistir) Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Benu Israil, (3136) • Resulullah (sav)'a: "...Ümid edebilirsin, Rabbin seni bir Makam-i Mahmud'a gönderecektir." (Isra, 79) ayetinde zikredilen "Makam-i Mahmud'dan sual edildi. Resulullah (sav): "Bu sefaat'tir" diye cevap verdi." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Isra, (3136) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Insanlar kiyamet günü cemaatler halinde olacaklar. Her ümmet kendi peygamberini takip edip: "Ey falan! bize sefaat et, ey filan bize sefaat et! diyecekler. Sonunda sefaat etme isi bana kalacak. Iste Makam-i Mahmud budur." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Tefsir, Benu Israil, 11 Zekat 52 • Resulullah (sav) hicretle emredildigi zaman kendisine su ayet indi: "De ki: "Rabbim, beni dahil edecegin yere (Medine'ye) hosnudluk ve esenlikle dahil et; çikaracagin yerden de (Mekke'den) hosnudluk ve esenlikle çikar. Katindan beni destekleyecek bir kuvvet ver" (Isra, 80). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Benu Israil, (3138) • Resulullah (sav) Yahudilerden bir gruba ugradi. Onlardan bazisi: "Muhammed'e ruh hakkinda sorun" dedi; bazisi da: "Sakin sormayin, hosunuza gitmeyecek seyler isitirsiniz" diye aralarinda konustular. Sonunda kalkip: "Ey Ebu'l-Kasim bize ruh'tan anlat, (ruh nedir?)" dediler. Resulullah (sav) bir müddet sessiz durdu. Ben anladim ki kendisine vahiy inmektedir. Sonra okudu: "Sana ruhtan sorarlar; de ki, ruh Allah'in emrinden ibarettir. Size onun hakkinda az bir ilim verilmistir" (Isra, 85). Bir rivayette: "Onun hakkinda az bir ilim verilmistir" denmektedir. A'mes: "Bizim kiraatimizda böyledir" demistir. Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Ilm 47, Tefsir, Benu Israil 13, I'tisam 3, Tevhid 28, 29; Müslim, Münafikun 32, (2794); Tirm • ... Yahudiler: Bize çok ilim verildi, bize Tevrat verildi. Kime Tevrat verilmisse ona çok ilim verilmis demektir" dediler. Bunun üzerine su ayet indi: "De ki Rabbinin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarini da katsak, Rabbinin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi" (Kehf, 109). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Benu Israil, (3139) • Iki Yahudi konusuyorlardi, biri arkadasina: "Gel seninle su Peygamber (sav)'e gidelim ve birseyler soralim" dedi. Arkadasi: "Ona peygamber deme" diye müdahale edip ekledi: "Sayet o, kendisinden "peygamber" diye bahsettigini duyacak olursa sevincinden gözleri dört olur." Beraberce gidip Resulullah (sav)'i imtihan niyetiyle dokuz açik ayetten soru sordular. Resulullah (sav) onlara "Allah'a hiç bir seyi ortak kilmayin, hirsizlik yapmayin, zina fazihasini islemeyin. Allah'in haram kildigi cana kiymayin, masum kisiyi öldürtmek için sultana gammazlamayin, sihir yapmayin, faiz yemeyin, günahsiz kadina zina iftirasi atmayin, savas sirasinda cepheyi koyup kaçmayin, ey Yahudiler, bilhassa sizin için söylüyorum, cumartesi günü yasagini ihlal etmeyin" dedi. Saffan der ki: "Bu cevap üzerine Yahudiler, Resulullah (sav)'in el ve ayaklarini öptüler ve: "Sehddet ederiz ki, sen peygambersin" dediler. Saffan diyor ki: Resulullah (sav) onlara: "Öyleyse niye bana uymuyorsunuz?" diye sordu. Onlar: "Davud (a.s.), neslinden peygamber kesilmesin diye dua etti. Biz, sana uydugumuz takdirde Yahudilerin bizi öldürmesinden korkuyoruz" cevabini verdiler. Ravi: Saffan Ibnu Assal Kaynak: Tirmizi, Isti'zan 33, (2734), Tefsir, Benu Israil (3143); Nesai, Tahrim 18, (7, 111); Ibnu Mace, Ede • ..Ey Muhammed namaz kilarken sesini yükseltme, gizli de okuma, ikisi ortasinda bir yol tut (Isra, 110) ayeti hakinda su açiklamayi yapti: "Bu ayet, Resulullah (sav)'a gizli (tebligatta) bulundugu sirada nazil olmustur. O zaman sesini yükseltince müsrikler isitiyor ve Kur'an'a onu indirene, onu getirene küfrediyorlardi. Allah Teala Hazretleri, "Namazini açiktan yapma." yani "açiktan, yüksek sesle okuma, ta ki müsrikler duymasin, ashabin isitmeyecek kadar da kisma" buyurarak ikisi arasi, yani seslilikle sessizlik ortasi bir yol tutmasini emretti." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Benu Israil 14, Tevhid 34, 44, 52; Müslim, Salat 145, (446); Tirmizi, Tefsir, Benu I • Su ayet dua hakkinda nazil olmustur: "(Ey Muhammed) namaz kilarken sesini yükseltme, gizli de okuma.." (Isra, 110). Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Tefsir, Benu Israil 14, Da'avat 17, Tevhid 44; Müslim, Salat 146, (447); Muvatta, Kur'an 39, •
Kehf Suresi

Resulullah (sav) buyurdu ki: "Kim Kehf süresinin basindan -bir rivayette; sonundan- on ayet ezberlerse Mesih Deccal'in serinden emin olur." Ravi: Ebu'd-Derda Kaynak: Müslim, Salatu'l-Müsafirin 257, (809); Ebu Davud, Melahim 14, (4323); Tirmizi, Fedailul-Kur'an...

• Resulullah (sav) buyurdu ki: "Kim Kehf süresinin basindan -bir rivayette; sonundan- on ayet ezberlerse Mesih Deccal'in serinden emin olur." Ravi: Ebu'd-Derda Kaynak: Müslim, Salatu'l-Müsafirin 257, (809); Ebu Davud, Melahim 14, (4323); Tirmizi, Fedailul-Kur'an 6, (2 • Mal ve ogullar dünya hayatinin süsüdür. Ama baki kalacak faydali isler, sevap olarak da, emel olarak da Rabbinin katinda daha hayirlidir" (Kehf, 46)" ayetinde geçen "baki kalacak faydali isler", kulun sarfedecegi "Allahu ekber, "Sübhanallah", "Elhamdülillah", "Lailahe Illallah", "La-havle ve-la kuvvete illa billah" sözlerdir. Ravi: Ibnul-Müseyyeb Kaynak: Muvatta, Kur'an 22, (1, 210) • Ibnu Abbas (ra)'a dedim ki: "Nevfel-Bekkali, Israilogullarinin peygamberi olan Hz. Musa (a.s.), Hizir'in arkadasi olan Musa olmadigini zannediyor." Bana su cevabi verdi: "Allah'in düsmani yalan söylüyor. Ben Übeyy Ibnu Ka'b (ra)'i dinledim.Demisti ki: "Ben Resulullah (sav)'i isittim, sunu anlatti: "Musa (a.s.) Beni Israil'e hutbe irad etmek üzere ayaga kalkti. Kendisine, "insanlarin en bilgini kimdir?" diye soruldu. O: "Benim" diye cevap verdi. Cenab-i Hak, "Allahu a'lem (yani en iyi bilen Allah'tir)" demedigi için Musa'yi azarladi. Ve: "Iki denizin birlestigi yerde bulunan bir kulum senden daha alimdir" diye ona vahyetti. Hz. Musa (a.s.): "Ey Rabbim ben onu nasil bulabilirim?" diye sordu. Kendisine: Bir zenbile bir balik koy, onu sirtina al. Baligi nerede yitirirsen o zat oradadir" dendi. Dendigi gibi yaparak yola çikti. Kendisiyle beraber, hizmetçisi olan Yusa Ibnu Nun da yola çikti. Beraberce yürüyerek bir kayanin yanina geldiler. Hz. Musa ve hizmetçisi dinlenmek üzere orada yattilar. Balik kimildayarak zenbilden çikip denize kaydi. Allah ondan suyun akintisini tuttu. Öyle ki su kemer gibi oldu. Balik için bir kanal meydana gelmisti. Hz. Musa (a.s.) ve hizmetçisi (balik için oldugunu bilmeksizin) bu manzaraya sasirdilar. Günlerinin geri kalan kismi ile o gece boyu da yürüdüler. Musa'nin arkadasi ona, baligin gitmesini haber vermeyi unutmustu. Sabah olunca Hz. Musa (a.s.) hizmetçisine: "Hele sabah kahvaltimizi getir. Biz bu yolculukta yorulduk" dedi. Ama emrolundugu yere gelinceye kadar yorulmamisti. Hizmetçi: Hani bir kayanin yanma gelmis yatmistik ya! Ben baligi orada unuttum. Onu hatirlatmayi, bana mutlaka seytan unutturdu. Balik denize sasilacak sekilde sivisip gitmisti" dedi. Musa (a.s.): "Bizim aradigimiz orasiydi" dedi ve hemen izlerinin üzerine geri döndüler. Izlerini takiben yürüyerek kayaya kadar geldiler. Musa (a.s.) orada örtüsüne bürünmüs bir adam gördü ve ona selam verdi. Hizir aleyhisselam ona: "Senin bu yerinde selam ne gezer!" "Ben Musa'yim." "Beni Israil'in Musa'si mi?" "Evet" "Sen, Allah'in sana ögrettigi bir ilmi bilmektesin ki ben onu bilmem. Ben de Allah'in bana ögrettigi bir ilmi bilmekteyim ki, onu da sen bilemezsin." "Allah'in sana ögrettigi hakki bana ögretmen sartiyla sana uymami kabul eder misin?" "Sen benimle beraber olmak sabrini gösteremezsin. Mahiyet ve hikmetini bilmedigin seye nasil sabredeceksin ki?" "Insaallah sen beni çok sabirli bulacaksin. Hem ben senin hiç bir emrine karsi gelmeyecegim." "Öyleyse gel. Ancak, madem bana tabi olacaksin, ben sana haber vermedikçe bana hiç bir sey sormayacaksin!" dedi. Hz. Musa (a.s.): "Tamam!" dedi. Hz. Musa ve Hz. Hizir (a.s.) beraberce gittiler. Deniz kiyisinda yürüyorlardi. Bir gemiye rastladilar. Kendilerini gemiye almalarini söylediler. Gemi sahipleri Hizir (a.s.)'i tanidilar. Ve ücret istemeksizin onlari gemiye aldilar. Hizir (a.s.), gidip, geminin tahtalarindan birini deldi. Hz. Musa (a.s.) ona: "Bak, bunlar bizi bedava gemilerine aldilar, sen gidip gemilerini deldin, adamlari bogacakin. Hiç de yakisik olmayan bir is yaptin!" dedi. Hizir: "Ben sana, "benimle bulunmaya sabredemezsin" demedim mi?" dedi. Hz. Musa: "Unuttugum sey sebebiyle beni sigaya çekme. Bu is sebebiyle bana zorluk çikarma!" ricasinda bulundu. Sonra bunlar gemiden indiler. Sahil boyu yürürken, çocuklarla oynayan bir yavrucak gördüler. Hizir (a.s.) yavrucagi yakaladigi gibi eliyle basini kopararak çocugu öldürdü. Musa (a.s.): "Masum bir çocugu kisas hakkin olmaksizin niye öldürdün. Bu çok yadirganacak bir is!" dedi. "Ben sana demedim mi, sen benim beraberligime sabredemezsin!" diye Hizir (a.s.), Musa'ya çikisti. Hz. Musa: "Ama bu birinciden de siddetli idi" dedi ve ilave etti: "Bundan sonra sana bir sey sorarsam, beni arkadas etme, nazarimda bu hususta hakli sayilacaksin" dedi. Yola devam ettiler. Bir köye geldiler. Halktan yiyecek birseyler istediler. Ama kimse onlari agirlamadi. Köyde yikilmak üzere olan bir duvara rastladilar. Hizir (a.s.) eliyle söyle göstererek: "Egilmis" diyordu. Onu dogrulttu. Hz. Musa (a.s.) ona: Bir cemaat ki, kendilerine geliyoruz, bize ilgi gösterip, agirlamiyorlar, yiyecek vermiyorlar. Sen onlara bedava is yapiyorsun, dilesen ücret alabilirdin!" dedi. Hizir (a.s.), Hz. Musa'ya: "Artik birbirimizden ayrilma zamani geldi. Simdi sana sabredemedigin seylerin te'vilini haber verecegim" dedi. Resulullah (sav) bu ara ilave etti: "Allah Musa'ya rahmet buyursun. Keske, Hz. Hizir'la beraberlige sabretseydi de maceralarini bize nakletseydi, bunu ne kadar isterdim!" Ravi devam ediyor: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Birinci (soru)su Musa'nin bir unutmasi idi. Bir serçe gelerek geminin kenarina kondu. Sonra denizden gagasiyla su aldi. Hz. Hizir bunu göstererek Hz. Musa'ya, "Bak", dedi, "Benim ve senin ilmin ve diger mahlukatin ilmi, Allah'in ilminden, su kusun denizden eksilttigi kadar eksiltir." Ravi: Said Ibnu Cübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, Kehf 2, 3, 4, Ilm 16, 19, 44, Icare 7, Surut 12, Bed'u'l-Halk 11, Enbiya 27, Tevhid • Resulullah (sav) "duvarin altinda onlarin bir hazinesi vardi" (Kehf, 82) ayetini açikladi ve: "O hazine altin ve gümüstendi" buyurdu. Ravi: Ebu'd-Derda Kaynak: Tirmizi, Tefsir, (3153) • Resulullah (sav) bir gün korkulu bir vaziyette odaya girdi. Söyle diyordu: "La ilahe illallah, yaklasan bir beladan Arabin vay haline. Bugün, Ye'cüc ve Me'cüc'ün seddinden söyle bir gedik açildi." bas parmagi ile sehadet parmagini halka yaparak gösterdi. Ben: "Ey Allah'in Resulü, yani içimizde salih kimseler oldugu halde toptan helak mi olacagiz?" dedim. "Evet, dedi, fenaliklar artarsa öyle olur." Ravi: Zeyneb Bintu Cahs Kaynak: Buhari, Enbiya 7, Menakib 20, Fiten 4, 28; Müslim, Fiten 1, (2880); Tirmizi, Fiten 23, (2188) • Resulullah (sav), (Zülkameyn'in insa ettigi) sed hakkinda buyurdular ki: "(Ye'cüc ve Me'cüc) onu hergün oyuyorlar. Tam delecekleri sirada baslarinda bulunan reis: "Birakin artik, delme isini yarin yaparsiniz" der, (Onlar birakip gidince) Allah, seddi, daha saglam olacak sekilde eski haline iade eder. Böylece günler geçer, kendilerine takdir edilen müddet dolar ve onlarin insanlara musallat olmalarini Allah'in arzu ettigi vakit gelir. O zaman baslarindaki reis: "Haydi dönün, yarin insaallah bunu deleceksiniz" der -ve ilk defa insaallah tabirini kullanir-." Resulullah (sav) devamla der ki: "Dönüp giderler. Ertesi gün geldikleri vakit seddi ne halde birakmislarsa öyle bulurlar ve (o günkü çalisma sonunda) delerler. Açilan delikten insanlarin üzerine bosanirlar, (önlerine çikan) sulari içip kuruturlar. Insanlar onlardan korkup kaçar. Ye'cüc ve Me'cüc göge bir ok atar. Bu ok kana bulanmis olarak kendilerine geri döner. Söyle derler: "Arzda olanlari ezim ezim ezdik, semada olanlari da alçaltip alt ettik." Allah onlari enselerinden yakalayacak bir kurt gönderir. Bu kurt onlari toptan helak edip, herbirini parçalanmis halde yere serer." Resulullah (sav) sözünü söyle tamamladi: "Muhammed'in nefsini elinde tutan Zat'a kasem olsun, yeryüzündeki bütün hayvanlar, onlarin etinden yiyerek canlanir, sütlenir ve semirir." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Kehf, (3151); Ibnu Mace, Fiten 33, (4080) • Babama su ayet hakkinda sordum: Ey Muhammed! "Size amelce en çok zararli olanlari haber verelim mi?" de.. (Kehf, 103) ve dedim ki: "Burada kastedilenler Haruriler midir?" Bana: "Hayir, onlar Yahudiler ve Hiristiyanlar'dir. Çünkü Yahudiler, Muhammed (sav)'i tekzib ettiler. Hiristiyanlar ise cenneti tekzib ettiler ve: "Cennette ne yiyecek ne de içecek vardir" dediler." Ravi: Mus'ab Ibnu Sa'd Kaynak: Buhari, Tefsir, Kehf 5 • Resulullah (sav) buyurdu ki: "Kiyamet günü, sisman, iri bir adam mizana getirilip tartilir da, Allah indinde sinek kanadi kadar agirligi olmadigi görülür" Resulullah (sav) ilave etti: "Dilerseniz su ayeti okuyun: "Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavusmayi inkar edenlerdir. Bu yüzden isleri bosa gitmistir. Kiyamet günü biz onlar için hiçbir tartida bulunmayacagiz" (Kehf, 105). Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Tefsir, Kehf 6; Müslim, Kiyame 18, (2785) • Resulullah (sav)'i isittim söyle demisti: "Allah gelecegi kesin olan mahser gününde insanlari topladigi zaman bir kimse söyle bir duyuruda bulunur: "Kim isledigi bir amelde Allah'a birini ortak kosmus ise sevabini ondan istesin. Zira Allah, sirkin her çesidine en müstagni olan Zat'tir." Ravi: Ebu Sa'd Ibnu Fadale Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Kehf, (3152) •