Arsiv

KISSALAR BÖLÜMÜ

KISSALAR BÖLÜMÜ konusu icin derin arsiv yuzeyi.

Kıssalar

Hz. Ibrahim beraberinde Hz. Ismail aleyhimasselam ve onu henüz emzirmekte olan annesi oldugu halde ilerledi. Kadinin yaninda bir de su tulumu vardi. Hz. Ibrahim, kadini Beyt'in yaninda Devha denen büyük bir agacin dibine birakti. Burasi Mescid'in yukari...

• Hz. Ibrahim beraberinde Hz. Ismail aleyhimasselam ve onu henüz emzirmekte olan annesi oldugu halde ilerledi. Kadinin yaninda bir de su tulumu vardi. Hz. Ibrahim, kadini Beyt'in yaninda Devha denen büyük bir agacin dibine birakti. Burasi Mescid'in yukari tarafinda ve zemzemin tam üstünde bir nokta idi. O gün Mekke'de kimse yasamiyordu, orada hiç su da yoktu. Iste Hz. Ibrahim anne ve çocugunu buraya koydu, yanlarina, içerisinde hurma bulunan eski bir azik dagarcigi ile su bulunan bir tuluk birakti. Hz. Ibrahim aleyhisselam bundan sonra (emr-i Ilahi ile) arkasini dönüp (Sam'a gitmek üzere) oradan uzaklasti. Ismail'in annesi, Ibrahim'in pesine düstü (ve ona Keda'da yetisti). "Ey Ibrahim, bizi burada, hiçbir insanin hiçbir yoldasin bulunmadigi bir yerde birakip nereye gidiyorsun?" diye seslendi. Bu sözünü birkaç kere tekrarladi. Hz. Ibrahim, (emir geregi) ona dönüp bakmadi bile. Anne, tekrar (üçüncü kere) seslendi. "Böyle yapmam sana Allah mi emretti?" dedi. Hz. Ibrahim bunun üzerine "Evet!" buyurdu. Kadin: "Öyleyse (Rabbimiz hafizimizdir), bizi burada perisan etmez!" dedi, sonra geri döndü. Hz. Ibrahim de yoluna devam etti. Kendisini göremeyecekleri Seniyye (tepesine) gelince Beyt'e yöneldi, ellerini kaldirdi ve su dualari yapti: "Ey Rabbimiz! Ailemden bir kismini, senin hürmetli Beyt'inin yaninda, ekinsiz bir vadide yerlestirdim -namazlarini Beyt'inin huzurunda dosdogru kilsinlar diye-. Ey Rabbimiz! Sen de insanlarda mü'min olanlarin gönüllerini onlara meylettir ve onlari meyvelerle riziklandir ki, onlar da nimetlerinin kadrini bilip sükretsinler" (Ibrahim 37). Ismail'in annesi, çocugu emziriyor, yanlarindaki sudan içiyordu. Kaptaki su bitince susadi, (sütü de kesildi), çocugu da susadi (Ismail bu esnada iki yasinda idi). Kadincagiz (susuzluktan) kivranip izdirap çeken çocuga bakiyordu. Onu bu halde seyretmenin acisina dayanamayarak oradan kalkip, kendisine en yakin buldugu Safa tepesine gitti. Üzerine çikti, birilerini görebilir miyim diye (o gün derin olan) vadiye yönelip etrafa bakti, ama kimseyi göremedi. Safa'dan indi, vadiye ulasti, entarisinin etegini topladi. Ciddi bir isi olan bir insanin kosusuyla kosmaya basladi. Vadiyi geçti. Merve tepesine geldi, üzerine çikti, oradan etrafa bakti, bir kimse görmeye çalisti. Ama kimseyi göremedi. Bu gidip-gelisi yedi kere yapti. Iste (hacc esnasinda) iki tepe arasinda hacilarin kosmasi buradan gelir. Anne, (bu sefer) Merve'ye yaklasinca bir ses isitti. Kendi kendine: "Sus" dedi ve sese kulagini verdi. O sesi yine isitti. Bunun üzerine: "(Ey ses sahibi!) Sen sesini isittirdin, bir yardimin varsa (gecikme)!" dedi. Derken zemzemin yaninda bir melek (tecelli etti). Bu Cebrail'di. Cebrail kadina seslendi: "Sen kimsin?" Kadin: "Ben Hacer'im, Ibrahim'in oglunun annesi..." "Ibrahim sizi kime tevkil etti?" "Allah Teala'ya." "Her ihtiyacinizi görecek Zat'a tevkil etmis." Ayaginin ökçesi -veya kanadiyla- yeri eseliyordu. Nihayet su çikmaya basladi. Kadin (bosa akmamasi için) suyu eliyle havuzluyordu. Bir taraftan da sudan kabina doldurdu. Su ise, kadin aldikça dipten kayniyordu. Ibnu Abbas (ra) dedi ki: "Allah Ismail'in annesine rahmetini bol kilsin, keske zemzemi oldugu gibi akar biraksaydi da avuçlamasaydi. Bu takdirde (zemzem, kuyu degil) akarsu olacakti." "Kadin sudan içti, çocugunu da emzirdi. Melek, kadina: "Zayi ve helak oluruz diye korkmayin! Zira, Allah Teala hazretleri'nin burada bir Beyt'i olacak ve bunu da su çocuk ve babasi bina edecek. Allah Teala hazretleri o isin sahiplerini zayi etmez!" dedi. Beyt yerden yüksekti, tipki bir tepe gibi. Gelen seller sagini solunu asindirmisti. Kadin bu sekilde yasayip giderken, oraya Cürhüm'den bir kafile ugradi. Oraya Keda yolundan gelmislerdi. Mekke'nin asagisina konakladilar. Derken orada bir kusun gelip gittigini gördüler. "Bu kus su üzerine dönüyor olmali, (burada su var). Halbuki biz bu vadide su olmadigini biliyoruz!" dediler. Durumu tahkik için, yine de bir veya iki atik adam gönderdiler. Onlar suyu görünce geri dönüp haber verdiler. Cürhümlüler oraya gelip, suyun basinda Ismail'in annesini buldular. "Senin yaninda konaklamamiza izin verir misin?" dediler. Kadin: "Evet! Ama suda hakkiniz olmadigini bilin!" dedi. Onlar da: "Pekala!" dediler. Aleyhissalatu vesselam der ki: "Ünsiyet istedigi bir zamanda bu teklif Ismail'in annesine uygun geldi. Onlar da oraya indiler. Sonra geride kalan adamlarina haber saldilar. Onlar da gelip burada konakladilar. Zamanla orada çogaldilar. Çocuk da büyüdü. Onlardan Arapça'yi ögrendi. Büyüdügü zaman onlar tarafindan en çok sevilen, hoslanilan bir genç oldu. Buluga erince, kendilerinden bir kadinla evlendirdiler. Bu sirada Ismail'in annesi vefat etti. Derken Hz. Ibrahim aleyhisselam, Ismail'in evlenmesinden sonra oraya gelip, biraktigi (hanimini ve oglunu) aradi. Ismail'i bulamadi. Hanimindan Ismail'i sordu. Kadin: "Rizkimizi tedarik etmek üzere (avlanmaya) gitti" dedi. Hz. Ibrahim, bu sefer geçimlerini, hallerini sordu. Kadin: "Halimiz fena, darlik ve sikinti içindeyiz!" diyerek sikayetvari konustu. Hz. Ibrahim: "Kocan gelince, ona benden selam et ve "kapisinin esigini degistirmesini" söyle!" dedi. Ismail geldigi zaman, sanki bir sey sezmis gibiydi: "Eve herhangi bir kimse geldi mi?" diye sordu: Kadin: "Evet su su evsafta bir ihtiyar geldi. Senden sordu, ben de haberini verdim, yasayisimizdan sordu, ben de sikinti ve darlik içinde oldugumuzu söyledim" dedi. Ismail: "Sana, bir tavsiyede bulundu mu ?" dedi. Kadin: "Evet! Sana söylememi emretti ve kapinin esigini degistirmeni söyledi!" dedi. Ismail: "Bu babamdi. Seninle ayrilmami bana emretmis. Haydi artik ailene git!" dedi ve hanimini bosadi. Cürhümlülerden bir baska kadinla evlendi. Hz. Ibrahim onlardan yine uzun müddet ayri kaldi. Bilahare bir kere daha görmeye geldi. Yine Ismail'i evde bulamadi. Haniminin yanina gelip, Ismail'i sordu. Kadin: "Maisetimizi kazanmaya gitti!" dedi. Hz. Ibrahim: "Haliniz nasildir?" dedi, geçimlerinden, durumlarindan sordu. Kadin: "Iyiyiz, hayir üzereyiz, bolluk içindeyiz" diye Allah'a hamd ve senada bulundu. "Ne yiyorsunuz?" diye sordu. Kadin: "Et yiyoruz!" dedi. "Ne içiyorsunuz?" diye sorunca da: "Su!" dedi. Hz. Ibrahim: "Allahim, et ve suyu haklarinda mübarek kil!" diye dua ediverdi." Aleyhissalatu vesselam der ki: "O gün onlarin hububati yoktu. Eger olsaydi Hz. Ibrahim, hububatlari için de dua ediverirdi." Ibnu Abbas der ki: "Bu iki sey (et ve su) Mekke'den baska hiçbir yerde Mekke'deki kadar sihhata muvafik düsmez (karin sancisi yaparlar). Bu, Hz. Ibrahim'in duasinin bir bereketi ve neticesidir). (Resulullah (sav) Hz. ibrahim'den anlatmaya devam etti:) "Ibrahim (Ismail'in hanimina) dedi ki: "Kocan geldigi zaman, benden ona selam söyle ve kapisinin esigini sabit tutmasini emret! (Çünkü esik, evin dirligidir)." Hz. Ismail gelince (evde babasinin kokusunu buldu ve) "Yaniniza bir ugrayan oldu mu?" diye sordu. Kadin: "Evet, bize yasli bir adam geldi, kilik kiyafeti düzgundü! " dedi ve (ihtiyar hakkinda) bir kisim övgülerden sonra: "Sana bir tavsiyede bulundu mu?" diye sordu. Kadin: "Evet sana selam ediyor, kapinin esigini sabit tutmani emrediyor" dedi. Hz. Ismail: "Bu babamdi. Esik de sensin, seni tutmami, evliligimizin devamini emrediyor! (Sen yanimda degerli idin kiymetin simdi daha da artti" der ve kadin Ismail'e on erkek evlad dogurur.) Sonra, Hz. Ibrahim Allah'in diledigi bir müddet onlardan ayri kaldi. Derken bir müddet sonra yanlarina geldi. Bu sirada Hz. Ismail zemzemin yaninda Devha agacinin altinda kendisine ok yapiyordu. Babasini görünce ayaga kalkip karsilamaya kostu. Baba-ogul karsilasinca yaptiklarini yaptilar (kucaklastilar, el, yüz, göz öpüldü). Sonra Hz. Ibrahim: "Ey Ismail! Allah Teala hazretleri bana ciddi bir is emretti" dedi. Ismail de: "Rabbinin emrettigi seyi yap!" dedi. Hz. Ibrahim: "Bu iste sen yardim edecek misin?" diye sordu. O da: "Evet sana yardim edecegim!" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ibrahim: "Allah Teala hazretleri bana burada bir Beyt yapmami emretti!" diyerek atrafina nazaran yüksekçe bir tepeyi gösterdi." (Ibnu Abbas) dedi ki: "Ismail'le Ibrahim iste orada Kabe'nin (daha önceki) temellerini yükselttiler. Hz. Ismail tas getiriyor, Hz. Ibrahim de duvarlari örüyordu. Bina yükselince, Hz. Ismail, babasi için (bugün Makam olarak bilinen) su tasi getirdi. Yükselen duvari örerken, Hz. Ibrahim (iskele olarak) onun üstüne çikiyordu. Ismail de ona (asagidan) tas veriyordu. Bu esnada onlar: "Ey Rabbimiz (Bu hizmetimizi) bizden kabul buyur! Sen gören ve bilensin!" diyorlardi." Ibnu Abbas der ki: "Hz. Ismail ve Hz. Ibrahim binayi yaparken (zaman zaman) etrafinda dolasarak: "Ey Rabbimiz (bu hizmetimizi) bizden kabul buyur! Sen isiten ve bilensin!" (Bakara 127) diye dua ediyorlardi." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Enbiya 8 • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden öncekiler arasinda bir kral vardi. Onun bir de sihirbazi vardi. Sihirbaz yaslaninca krala: "Ben artik yaslandim. Bana bir oglan çocugu gönder ve sihir yapmayi ögreteyim!" dedi. Kral da ögretmesi için ona bir oglan gönderdi. Oglanin geçtigi yolda bir rahip yasiyordu. (Bir gün giderken) rahibe ugrayip onu dinledi, konusmasi hosuna gitti. Artik sihirbaza gittikçe, rahibe ugruyor, yaninda (bir müddet) oturup onu dinliyordu. (Bir gün) delikanliyi sihirbaz, yanina gelince dövdü. Oglan da durumu rahibe sikayet etti. Rahip ona: "Eger sihirbazdan (dövecek diye) korkarsan: "Ailem beni oyaladi!" de; ailenden korkacak olursan, "Beni sihirbaz oyaladi" de!" diye tenbihte bulundu. O bu halde (devam eder) iken, insanlara mani olmus bulunan büyük bir canavara rastladi. (Kendi kendine): "Bugün bilecegim; sihirbaz mi efdal, rahip mi efdal!" diye mirildandi. Bir tas aldi ve: "Allahim! Eger rahibin isi, sana sihirbazin isinden daha sevimli ise, su hayvani öldur ve insanlar geçsinler!" deyip, tasi firlatti ve hayvani öldürdü. Insanlar yollarina devam ettiler. Delikanli rahibe gelip durumu anlatti. Rahib ona: "Evet! Bugün sen benden efdalsin (üstünsün)! Görüyorum ki, yüce bir mertebedesin. Sen imtihan geçireceksin, imtihana maruz kalinca sakin benden haber verme!" dedi. Oglan anadan dogma körleri ve alaca hastaligina yakalananlari tedavi eder, insanlari baskaca hastaliklardan da kurtarirdi. Onu kralin gözleri kör olan arkadasi isitti. Birçok hediyeler alarak yanina geldi ve: "Eger beni tedavi edersen, sunlarin hepsi senindir" dedi. O da: "Ben kimseyi tedavi etmem, tedavi eden Allah'tir. Eger Allah'a iman edersen, sana sifa vermesi için dua edecegim. O da sifa verecek!" dedi. Adam derhal iman etti, Allah da ona sifa verdi. Adam bundan sonra kralin yanina geldi. Eskiden oldugu gibi yine yanina oturdu. Kral: "Gözünü sana kim iade etti?" diye sordu. "Rabbim!" dedi. Kral: "Senin benden baska bir rabbin mi var?" dedi. Adam: "Benim de senin de rabbimiz Allah'tir!" cevabini verdi. Kral onu yakalatip iskence ettirdi. O kadar ki, (gözünü tedavi eden ve Allah'a iman etmesini saglayan) oglanin yerini de gösterdi. Oglan da oraya getirildi. Kral ona: "Ey ogul! Senin sihrin körlerin gözünü açacak, alaca hastaligini tedavi edecek bir dereceye ulasmis, neler neler yapiyormussun!" dedi. Oglan: "Ben kimseyi tedavi etmiyorum, sifayi veren Allah'tir!" dedi. Kral onu da tevkif ettirip iskence etmeye basladi. O kadar ki, o da rahibin yerini haber verdi. Bunun üzerine rahip getirildi. Ona: "Dininden dön!" denildi. O bunda direndi. Hemen bir testere getirildi. Basinin ortasina konuldu. Ortadan ikiye bölündü ve iki parçasi yere düstü. Sonra oglan getirildi. Ona da: "Dininden dön!" denildi. O da imtina etti. Kral onu da adamlarindan bazilarina teslim etti. "Onu falan daga götürün, tepesine kadar çikarin. Zirveye ulastiginiz zaman (tekrar dininden dönmesini talep edin); dönerse ne ala, aksi takdirde dagdan asagi atin!" dedi. Gittiler onu daga çikardilar. Oglan: "Allahim, bunlara karsi, diledigin sekilde bana kifayet et!" dedi. Bunun üzerine dag onlari salladi ve hepsi de düstüler. Oglan yürüyerek kralin yanina geldi. Kral: "Arkadaslarima ne oldu?" dedi. "Allah, onlara karsi bana kifayet etti" cevabini verdi. Kral onu adamlarindan bazilarina teslim etti ve: "Bunu bir gemiye götürün. Denizin ortasina kadar gidin. Dininden dönerse ne ala, degilse onu denize atin!" dedi. Söylendigi sekilde adamlari onu götürdü. Oglan orada: "Allahim, diledigin sekilde bunlara karsi bana kifayet et!" diye dua etti. Derhal gemileri alabora olarak boguldular. Çocuk yine yürüyerek hükümdara geldi. Kral: "Arkadaslarima ne oldu?" diye sordu. Oglan: "Allah onlara karsi bana kifayet etti" dedi. Sonra krala: "Benim emrettigimi yapmadikça sen beni öldüremeyeceksin!" dedi. Kral: "O nedir?" diye sordu. Oglan: "Insanlari genis bir düzlükte toplarsin, beni bir kütüge asarsin, sadagimdan bir ok alirsin. Sonra oku, yayin ortasina yerlestirir ve: "Oglanin Rabbinin adiyla" dersin. Sonra oku bana atarsin, iste eger bunu yaparsan beni öldürürsün!" dedi. Hükümdar, hemen halki bir düzlükte topladi. Oglani bir kütüge asti. Sadagindan bir ok aldi. Oku yayinin ortasina yerlestirdi. Sonra: "Oglanin Rabbinin adiyla!" dedi ve oku firlatti. Ok çocugun sakagina isabet etti. Çocuk elini sakagina okun isabet ettigi yere koydu ve Allah'in rahmetine kavusup öldü. Halk: "Oglanin Rabbine iman ettik!" dediler. Halk bu sözü üç kere tekrar etti. Sonra krala gelindi ve: "Ne emredersiniz? Vallahi korktugunuz basiniza geldi. Halk oglanin Rabbine iman etti!" denildi. Kral hemen yollarin baslarina hendekler kazilmasini emretti. Derhal hendekler kazildi. Içlerinde atesler yakildi. Kral: "Kim dininden dönmezse onu bunlara atin!" diye emir verdi. Yahut hükümdara "Sen at!" diye emir verildi. Istenen derhal yerine getirildi. Bir ara, beraberinde çocugu olan bir kadin getirildi. Kadin oraya düsmekten çekinmisti, çocugu: "Annecigim sabret. Zira sen hak üzeresin!" dedi. Ravi: Süheyb Kaynak: Müslim, Zuhd 73, (3005); Tirmizi, Tefsir, Büruc, (3337) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Üç kisi disinda hiç kimse besikte iken konusmamistir. Bunlar: Hz. Isa Ibnu Meryem aleyhima's-selam, Cüreyc'in arkadasi. Cüreyc, kendini ibadete vermis abid bir kuldu. Bir manastira çekilmis orada ibadetle mesguldu. Derken bir gün annesi yanina geldi, o namaz kiliyordu. "Ey Cüreyc! [Yanima gel, seninle konusacagim! Ben annenim]" diye seslendi. Cüreyc: "Allahim! Annem ve namazim (hangisini tercih edeyim?)" diye düsündü). Namazina devama karar verdi. Annesi çagirmasini [her defasinda üç kere olmak üzere] üç gün tekrarladi. (Cevap alamayinca) üçüncü çagirmanin sonunda: "Allahim, kötü kadinlarin yüzünü göstermedikçe canini alma!" diye bedduada bulundu. BenI israil, aralarinda Cüreyc ve onun ibadetini konusuyorlardi. O diyarda güzelligiyle herkesin dilinde olan zaniye bir kadin vardi. "Dilerseniz ben onu fitneye atarim" dedi. Gidip Cüreyc'e satasti. Ancak Cüreyc ona iltifat etmedi. Kadin bir çobana gitti. Bu çoban Cüreyc'in manastiri(in dibi)nde barinak bulmus birisiydi. Kadin onunla zina yapti ve hamile kaldi. Çocugu dogurunca: "Bu çocuk Cüreyc'ten" dedi. Halk (öfkeyle) gelip Cüreyc'i manastirindan çikarip manastiri yiktilar, [hakaretler ettiler], kendisini de dövmeye basladilar, (linç edeceklerdi). Cüreyc onlara: "Derdiniz ne?" diye sordu. "Su fahise ile zina yaptin ve senden bir çocuk dogurdu!" dediler. Cüreyc: "Çocuk nerede, (getirin bana?)"dedi. Halk çocugu ona getirdi. Cüreyc: "Birakin beni namazimi kilayim!" dedi. Biraktilar ve namazini kildi. Namazi bitince çocugun yanina gitti, karnina dürttü ve: "Ey çocuk! Baban kim?" diye sordu. Çocuk: "Falanca çoban!" dedi. Bunun üzerine halk Cüreyc'e gelip onu öpüp oksadi ve: "Senin manastirini altindan yapacagiz!" dedi. Cüreyc ise: "Hayir! Eskiden oldugu gibi kerpiçten yapin!" dedi. Onlar da yaptilar. (Üçüncüsü): Bir zamanlar bir çocuk annesini emiyordu. Oradan sahlanmis bir at üzerinde kilik kiyafeti güzel bir adam geçti. Onu gören kadin: "Allah'im su oglumu bunun gibi yap!" diye dua etti. Çocuk memeyi birakarak adama dogru yönelip bakti ve: "Allahim beni bunun gibi yapma!" diye dua etti. Sonra tekrar memesine dönüp emmeye basladi." Ebu Hureyre der ki: "Ben Resulullah (sav)'i, sehadet parmagini agzina koyup emmeye baslayarak, çocugun emisini taklid ederken görür gibiyim." (Resulullah anlatmaya devam etti): "(Sonra annenin yanindan) bir kalabalik geçti. Ellerinde bir cariye vardi. Onu dövüyorlar ve: "(Seni zani seni!) Zina yaparsin, hirsizlik yaparsin ha!" diyorlardi. Cariye ise: "Allah bana yeter, o ne iyi vekildir!" diyordu. Çocugun annesi: "Allahim çocugumu bunun gibi yapma!" dedi. Çocuk yine emmeyi birakti, cariyeye bakti ve: "Allahim beni bunun gibi yap!" dedi. Iste burada anne,evlat karsilikli konusmaya basladilar: [Anne dedi ki: "Bogazi tikanasica! Kiyafeti güzel bir adam geçti. Ben: "Allahim, oglumu bunun gibi yap" dedim. Sen: "Allahim! Beni bunun gibi yapma!" dedin. Yanimizdan cariyeyi döverek, zina ve hirsizlik yaptigini söyleyerek geçenler oldu. Ben: "Allahim, oglumu bunun gibi yapma" dedim. Sen ise: "Allahim, beni bunun gibi yap!" dedin."] Oglu su cevabi verdi: "Güzel kiyafetli bir adam geçti. Sen: "Allahim, oglumu bunun gibi yap!" dedin, ben ise: "Allahim beni bunun gibi yapma!" dedim. Yaninizdan bu cariyeyi geçirdiler. Onu hem dövüp hem de: "Zina ettin, hirsizlik ettin!" diyorlardi. Sen: "Allahim, oglumu bunun gibi yapma! "dedin. Ben ise: "Allahim, beni bunun gibi yap!" dedim. (Sebebini açiklayayim): O atli adam cebbar zalimin biriydi. Ben de: "Allahim beni böyle yapma!" dedim. "Zina ettin, hirsizlik yaptin!" dedikleri su zavalli cariye ise ne zina yapmisti, ne de çalmisti! Ben de "Alahim beni bunun gibi yap!" dedim." [Metin Müslim'den alinmalidir.] Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Enbiya 50, Amel fi's-Salat 7; Müslim, Birr 7, 8, (2550) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden önce yasayanlardan üç kisi yola çiktilar. (Aksam olunca) geceleme ihtiyaci onlari bir magaraya sigindirdi ve içine girdiler. Dagdan (kayan) bir tas yuvarlanip, magaranin agzini üzerlerine kapadi. Aralarinda: "Bizi bu kayadan, salih amellerinizi sefaatçi kilarak Allah'a yapacaginiz dualar kurtarabilir!" dediler. Bunun üzerine birincisi söyle dedi: "Benim yasli, ihtiyar iki ebeveynim vardi. Ben onlari çok kollar, aksam olunca onlardan önce ne ailemden ne de hayvanlarimdan hiçbirine yedirip içirmezdim. Bir gün agaç arama isi beni uzaklara atti. Eve döndügümde ikisi de uyumustu. Onlar için sütlerini sagdim. Hala uyumakta idiler. Onlardan önce aileme ve hayvanlarima yiyecek vermeyi uygun bulmadim, onlari uyandirmaya da kiyamadim. Geciktigim için çocuklar ayaklarimin arasinda kivraniyorlardi. Ben ise süt kaplari elimde, onlarin uyanmalarini bekliyordum. Derken safak söktü: " Ey Allahim! Bunu senin rizan için yaptigimi biliyorsan, bizim yolumuzu kapayan su tastan bizi kurtar!" Tas bir miktar açildi. Ama çikacaklari kadar degildi. Ikinci sahis söyle dedi: "Ey Allahim! Benim bir amca kizim vardi. Onu herkesten çok seviyordum. Ondan kam almak istedim. Ama bana yüz vermedi. Fakat gün geldi kitliga ugradi, bana basvurmak zorunda kaldi. Ona, kendisini bana teslim etmesi mukabilinde yüz yirmi dinar verdim; kabul etti. Arzuma nail olacagim sirada: "Allah'in mührünü, gayr-i mesru olarak bozman sana haramdir!" dedi. Ben de ona temasta bulunmaktan kaçindim ve insanlar arasinda en çok sevdigim kimse oldugu halde onu biraktim, verdigim altinlari da terkettim. Ey Allahim, eger bunlari senin ma-yi serifin için yapmissam, bizi bu sikintidan kurtar." Kaya biraz daha açildi. Ancak onlar çikabilecek kadar açilmadi. Üçüncü sahis dedi ki: "Ey Allahim, ben isçiler çalistiriyordum. Ücretlerini de derhal veriyordum. Ancak bir tanesi [bir farak pirinçten ibaret olan] ücretini almadan gitti. Ben de onun parasini onun adina isletip kar ettirdim. Öyle ki çok mali oldu. Derken (yillar sonra) çikageldi ve: "Ey Abdullah! Bana olan borcunu öde!" dedi. Ben de: "Bütün su gördügün sigir, davar, deve, köleler senindir. Git bunlari al götür!" dedim. Adam: "Ey Abdullah, benimle alay etme!" dedi. Ben tekrar: "Ben kesinlikle seninle alay etmiyorum. Git hepsini al götür!" diye tekrar ettim. Adam hepsini aldi götürdü. "Ey Allahim, eger bunu senin rizan için yaptiysam, bize su halden kurtulus nasip et!" dedi. Kaya açildi, çikip yollarina devam ettiler." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Enbiya 50, Büyu 98, Icare 12, Hars 13, Edeb 5; Müslim, Zikr 100, (2743); Ebu Davud, Büyu 29, • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden önce yasayanlar arasinda Kifl adinda biri vardi. Bildiginden hiç sasmazdi. Ihtiyaç içinde oldugunu bildigi bir kadina gelerek, altmis dinar verdi. Kadindan kam almak üzere tesebbüse geçince kadin, titredi ve agladi. "Niye agliyorsun?" diye sorunca, kadin: "Bu benim hiç yapmadigim (haram) bir amel. Bu günaha beni razi eden de fakrimdir!" dedi. Adam da: "Yani sen simdi Allah korkusuyla mi agliyorsun? Öyleyse, Allah'tan korkmaya ben senden daha layikim! Haydi git, verdigim para da senin olsun. Vallahi ben bundan böyle Allah'a hiç asi olmayacagim!" dedi. Adam o gece öldü. Sabah, kapisinda su yazili idi: "Allah Kifl'i magfiret etti!" Halk bu duruma sasirdi kaldi. Allah o devrin peygamberine Kifl'in durumunu vahyen bildirinceye kadar saskinlik devam etti." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Tirmizi, Kiyamet 49, (2498) • Ebu Vail, Rebia kabilesinden el-Haris Ibnu Yezid el-Bekri adinda bir adamdan naklen anlatiyor: "Medine'ye gelmistim, Resulullah (sav)'in yanina gittim. Mescid, cemaatle dolu idi. Orada dalgalanan siyah bayraklar vardi. Hz. Bilal (ra) kilicini kusanmis, Resulullah ()'in yaninda duruyordu. Ben: "Bu insanlarin derdi ne, (ne oluyor)?" diye sordum. "Resulullah (sav) Amr Ibnu'l-As'i, Rebia'ya dogru göndermek istiyor, (onun hazirligi var)!" dediler. Ben: "Ad elçisi gibi olmaktan Allah'a siginirim" dedim. Aleyhissalatu vesselam: "Ad elçisi de nedir?" buyurdular. Ben: "Bunu çok iyi bilen kimseye düstünüz. Ad (kavmi) kitliga ugrayinca Kayl'i kendileri için su aramaya gönderdi. Kayl da, Bekr Ibnu Muaviye'ye ugradi. O, buna sarap içirdi ve Mekke'de o siralarda seslerinin ve tegannisinin güzelligiyle meshur Cerade isminde iki cariye de sarkilar söyledi. [Bu suretle bir ay kadar kaldiktan sonra], Mühre (Ibnu Haydan kabilesinin) dagina müteveccihen oradan ayrildi. Dedi ki: "Ey Allahim! Ben sana ne tedavi edecegim bir hasta, ne de fidyesini ödeyecegim bir esir için gelmedim. Sen kulunu, sulayici oldugun müddetçe sula. Onunla birlikte Bekr Ibnu Muaviye'yi de sula. -Böylece kendisine içirdigi sarap için ona tesekür eder." Bunun üzerine onun için üç parça bulut yükseltildi. Biri kizil, biri beyaz, biri de siyah. Ona: "Bunlardan birini seç!" denildi. O, bunlardan siyah olanini seçti. Ona: "Ad kavminden tek kisiyi birakmayip helak edecek bu bulutu toz duman olarak al!" denildi." Bunu söyleyince (sav): "(Onlara) sadece su -yüzük halkasi- miktarinda rüzgar gönderildi" buyurdular ve arkasindan su mealdeki ayet-i kerimeyi tilavet ettiler: "Ad (kavminin helak edilmesinde) de (ibret vardir). Hani onlarin üzerine o kisir rüzgari göndermistik. Öyle bir rüzgar ki, her ugradigi seyi (yerinde) birakmiyor, mutlaka onu kül gibi savuruyordu" (Zariyat 41-42). Ravi: Ebu Vail Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Zariyat, (3269, 3270) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Beni Israil'den üç kisi vardi: Biri alatenli, biri kel, biri de ama. Allah bunlari imtihan etmek istedi. Bu maksadla onlara (insan suretinde) bir melek gönderdi. Melek önce alatenliye geldi. Ve: "En çok neyi seversin?" dedi. Adam: "Güzel bir renk, güzel bir cild, insanlari benden tiksindiren halin gitmesini!" dedi. Melek onu meshetti. Derken çirkinligi gitti, güzel bir renk, güzel bir cild sahibi oldu. Melek ona tekrar sordu: "Hangi mala kavusmayi seversin?" "Deveye!" dedi, adam. Aninda ona on aylik hamile bir deve verildi. Melek: "Allah bunlari sana mübarek kilsin!" deyip (kayboldu) ve kelin yanina geldi. "En ziyade istedigin sey nedir?" dedi. Adam: "Güzel bir saç ve halki ikrah ettiren su halin benden gitmesi" dedi. Melek, keli elleriyle meshetti, adamin keli gitti. Kendisine güzel bir saç verildi. Melek tekrar; "En çok hangi mali seversin?" diye sordu. Adam: "Sigiri!" dedi. Hemen kendisine hamile bir inek verildi. Melek: "Allah bu sigiri sana mübarek kilsin!" diye dua etti ve amanin yanina gitti. Ona da: "En çok neyi seversin?" diye sordu. Adam: "Allah'in bana gözümü vermesini ve insanlari görmeyi!" dedi. Melek onu meshetti ve Allah da gözlerini aninda iade etti. Melek ona da: "En çok hangi mali seversin?" diye sordu. Adam: "Koyun!" dedi. Derhal dogurgan bir koyun verildi. "Derken sigir ve deve yavruladilar, koyun da kuzuladi. Çok geçmeden birinin bir vadi dolusu develeri, digerinin bir vadi dolusu sigirlari, öbürünün de bir vadi dolusu koyunlari oldu. Sonra melek, alatenliye, onun eski hali ve heyetine bürünmüs olarak geldi ve: "Ben fakir bir kimseyim, yola devam imkanlarim kesildi. Su anda Allah ve senden baska bana yardim edecek kimse yok! Sana su güzel rengi, su güzel cildi ve su mali veren Allah askina bana bir deve vermeni talep ediyorum! Ta ki onunla yoluma devam edebileyim" dedi. Adam: "(Olmaz öyle sey, onda nicelerinin) haklari var!" dedi ve yardim talebini reddetti. Melek de: "Sanki seni taniyor gibiyim! Sen alatenli, herkesin ikrah ettigi, fakir birisi degil miydin? Allah sana (sihhat ve mal) verdi" dedi. Ama adam: "(Çok konustun!) Ben bu mali büyüklerimden tevarüs ettim!" diyerek onu tersledi. Melek de: "Eger yalanci isen Allah seni eski haline çevirsin!" dedi ve onu birakarak kel'in yanina geldi. Buna da onun eski halinde kel birisi olarak göründü. Ona da öbürüne söylediklerini söyleyerek yardim talep etti. Bu da önceki gibi talebi reddetti. Melek buna da: "Eger yalanciysan Allah seni eski haline çevirsin!" deyip, amaya ugradi. Buna da onun eski hali heyeti üzere (yani bir ama olarak) göründü. Buna da: "Ben fakir bir adamim, yolcuyum, yola devam etme imkani kalmadi. Bugün, evvel Allah sonra senden baska bana yardim edecek yok! Sana gözünü iade eden Allah askina senden bir koyun istiyorum; ta ki yolculuguma devam edebileyim!" dedi. Ama cevaben: "Ben de ama idim. Allah gözümü iade etti, fakirdim (mal verip) zengin etti. Istedigini al, istedigini birak! Vallahi, bugün Allah adina her ne alirsan, sana zorluk çikarmayacagim!" dedi. Melek de: "Malin hep senin olsun! Sizler imtihan olundunuz. Senden memnun kalindi ama diger iki arkadasina gadap edildi" dedi (ve gözden kayboldu)." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Enbiya 50; Müslim, Zühd 10, (2964) • Resulullah (sav) Beni Israil'den bin dinar borç para isteyen bir kimseden bahsetti. Beni Israil'den borç talep ettigi kimse: "Bana sahidlerini getir, onlarin huzurunda vereyim, sahid olsunlar!" dedi. Isteyen ise: "Sahid olarak Allah yeter!" dedi. Öbürü: "Öyleyse bana kefil getir" dedi. Berikisi "Kefil olarak Allah yeter" dedi. Öbürü: "Dogru söyledin!" dedi ve belli bir vade ile parayi ona verdi. Adam deniz yolculuguna çikti ve ihtiyacini gördü. Sonra borcunu vadesi içinde ödemek maksadiyla geri dönmek üzere bir gemi aradi, ama bulamadi. Bunun üzerine bir odun parçasi alip içini oydu. Bin dinari sahibine hitabeden bir mektupla birlikte oyuga yerlestirdi. Sonra oyugun agzini kapayip düzledi. Sonra da denize getirip: "Ey Allahim, biliyorsun ki, ben falandan bin dinar borç almistim. Benden sahid istediginde ben: "Sahid olarak Allah yeter!" demistim. O da sahid olarak sana razi oldu. Benden kefil isteyince de: "Kefil olarak Allah yeter!" demistim. O da kefil olarak sana razi olmustu. Ben ise simdi, bir gemi bulmak için gayret ettim, ama bulamadim. Simdi onu sana emanet ediyorum!" dedi ve odun parçasini denize atti ve odun denize gömüldü. Sonra oradan ayrilip, kendini memleketine götürecek bir gemi aramaya basladi. Borç veren kimse de, parasini getirecek gemiyi beklemeye basladi. Gemi yoktu ama, içinde parasi bulunan odun parçasini buldu. Onu ailesine odun yapmak üzere aldi. (Testere ile) parçalayinca parayi ve mektubu buldu. Bir müddet sonra borç alan kimse geldi. Bin dinarla adama ugradi ve: "Malini getirmek için araliksiz gemi aradim. Ancak beni getirenden daha önce gelen bir gemi bulamadim" dedi. Alacakli: "Sen bana bir seyler göndermis miydin?" diye sordu. Öbürü: "Ben sana, daha önce bir gemi bulamadigimi söyledim" dedi. Alacakli: "Allah Teala hazretleri, senin odun parçasi içerisinde gönderdigin parayi sana bedel ödedi. Bin dinarina kavusmus olarak dön" dedi." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Kefalet 1, (muallak olarak), Büyu 10 (muallak ve mevsul olarak), Isti'zan 25 (muallak olarak • Hz. Isa ile Hz. Muhammed aleyhimessalatu vesselam arasindaki fetret alti yüz senedir. Ravi: Selman Kaynak: Buhari, Menakibu'l-Ensar 53 • Iranlilarin peygamberi vefat ettigi zaman, Iblis, onlara Mecusilik dinini yazdi." [Bu rivayet, elde mütedavil Ebu Davud nüshalarinda bulunmamistir.] Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Tübba' mel'un mudur bilemiyorum. Keza Uzeyr, peygamber midir onu da bilemiyorum." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Ebu Davud, Sünnet 14, (4674) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Eger Beni Israil olmasaydi, et kokusmazdi. Eger Havva olmasaydi, kadinlar kocalarina hiçbir zaman ihanet etmezdi." Ravi: Ebu Hureyre Kaynak: Buhari, Enbiya 1, 25; Müslim, Rada 63, (1470) •