Arsiv

HİLAFET VE İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM

HİLAFET VE İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM konusu icin derin arsiv yuzeyi.

İmamlar Kureyş'tendir

Resulullah (sav) buyurdu ki: "Insanlar hayirda da serde de Kureys'e tabidir." Ravi: Cabir Kaynak: Müslim, Imaret 3, (1819)

• Resulullah (sav) buyurdu ki: "Insanlar hayirda da serde de Kureys'e tabidir." Ravi: Cabir Kaynak: Müslim, Imaret 3, (1819) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Insanlar bu iste Kureys'e tabidirler. Müslümanlari Müslüman olanlarina, kafirleri kafir olanlarina tabidirler, insanlar madenler gibidir. Cahiliyede hayirli olanlar fikhi ögrenirlerse Islam'da da hayirlidirlar. Bu ise en çok nefret edenleri insanlarin en hayirlisi bulacaksin. Onlar (rizalari hilafina) içine düsmedikçe buna talib olmazlar" Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Menakib 1; Müslim, Imaret 2, (1818) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bu is (emirlik) insanlardan iki kisi baki kaldikça Kureys'te olmaya devam edecektir." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Menakib 2, Ahkam 2, Enbiya 1; Müslim, Imaret 4, (1820) • Resulullah (sav) buyurdu ki: "Hilafet, ümmetim arasinda otuz yil sürecektir. Bundan sonra saltanat gelecektir." Said Ibnu Cumhan dedi ki: "Sonral ilave etti: "Hz. Ebü Bekir (ra)'in hilafetine Hz. Ömer'in hilafetini, Hz.Osman'in hilafetine Hz. Ali'nin hilafetini (ra) ekle (parmaklarinla say) bak!" dedi. Bunlari (sayinca hakikaten) otuz yil bulduk." Sefine'ye: "Emeviler, hilafetin kendilerinde (devam ettigini) zannederler denmisti, su cevabi verdi: "Beni'z-Zerka yalan söylüyor. Onlar krallardir, hem de en kötü krallar." Ravi: Sefine Kaynak: Ebu Davud, Sünnet 9 (4648, 4647); Tirmizi, Fiten, 48 (2227) • Resulullah (sav) buyurdular ki: Bu din, hepsi Kureys'ten gelecek olan on iki halifeye kadar aziz ve güçlü olacaktir." Resullullah (sav)'a soruldu: "Sonra ne olacak?" "Sonra herc (fitne ve kargasa) gelecek!" diye cevap verdi." (Buhari, Müslim ve Tirmizi, hadisin "Kureysten" kelimesine kadar kismini, Ebu Davud da tamamini tahric etmistir.) Ravi: Cabir Ibnu Semüre Kaynak: Buhari, Ahkam 51; Müslim, Imaret 5-9 (1821); Tirmizi, Fiten 46, (2224); Ebu Davud Medhi 1, (4279), 4 •
İmamlığı Ve Emriliği Sahih Olanlar

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Iki halifeye birden biat edildi mi, onlardan ikincisini öldürüverin." Ravi: Ebu Said Kaynak: Müslim, Imaret 61, (l852)

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Iki halifeye birden biat edildi mi, onlardan ikincisini öldürüverin." Ravi: Ebu Said Kaynak: Müslim, Imaret 61, (l852) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Siz bir kisinin etrafinda birlik halinde iken, bir baskasi gelip, kuvvetinizi kirmak veya cemaatinizi bölmek isterse, onu öldürüverin." Ravi: Arface Ibnu Sureyh Kaynak: Müslim, Imaret 60, (1852) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Beni Israil'i peygamberler (as) idare ediyorlardi. Bir peygamber ölünce onun yerine ikinci bir peygamber geçiyordu. Ancak, benden sonra peygamber yok. Ama ardimdan halifeler gelecek ve çok olacaklar. Orada bulunanlar: "(Onlar hakkinda) bize ne emredersiniz?" diye sordular. "Önceki biatiniza sadakat gösterin. Onlara haklarini verin. Onlar üzerindeki haklarinizi (eda etmedikleri taktirde, kendilerinden degil) Allah'tan isteyin. Zira Allah Teala, idareleri altindakilerin hukukunu onlardan soracaktir" buyurdu. Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Enbiya 50; Müslim, Imaret 44, (1842) • Resulullah (sav), Ibnu Ümmi Mektum'u, iki defa kendi yerine Medine'de halef birakti. Ravi: Enes Kaynak: Ebu Davud, Haraç 3, (2931) • Resulullah (sav)'dan isitmis oldugum bir kelimenin Cemel Vak'asi sirasinda Allah'in izni ile faydasini gördüm. Söyle ki bir ara, neredeyse ashab-i Cemel'e katilarak onlarin yaninda yer alip savasmaya karar vermistim. Hemen, Resulullah (sav)'in, "Iranlilarin basina Kisra'nin kizi kraliçe oldu" diye haber geldigi zaman (söylemis oldugu sözü hatirladim ve onlara katilmaktan vazgeçtim. O zaman Efendimiz: "Islerini kadina tevdi eden bir kavm felah bulmayacaktir" demis idi. (Tirmizi'de su ziyade gelmistir: "Hz. Aise Basra'ya geldigi zaman bunu hatirladim. Bu söz sayesinde Allah beni muhafaza etti") Ravi: Ebu Bekre Kaynak: Buhari, Fiten 17, Megazi 82; Tirmizi, Fiten 75, (2263); Nesai, Kudat 8 (8, 227) •
İmam Ve Emirin Vazifeleri

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hepiniz çobansiniz ve hepiniz sürünüzden mes'ulsünüz. Imam çobandir ve sürüsünden mes'uldür. Erkek ailesinin çobanidir ve sürüsünden mes'uldür. Kadin, kocasinin evinde çobandir, o da sürüsünden mes'uldür. Hizmetçi, efendisinin...

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hepiniz çobansiniz ve hepiniz sürünüzden mes'ulsünüz. Imam çobandir ve sürüsünden mes'uldür. Erkek ailesinin çobanidir ve sürüsünden mes'uldür. Kadin, kocasinin evinde çobandir, o da sürüsünden mes'uldür. Hizmetçi, efendisinin malindan sorumludur ve sürüsünden mes'uldür." Ibnu Ömer der ki: "Bunlari Resulullah (sav)'tan isitmistim. Zannediyorum ki söyle de demisti: "Kisi babasinin malinda çobandir, o da sürüsünden mes'uldür." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Ahkam 1, Cum'a 11, Istikraz 20, Itk 17, 19, Vesaya 9, Nikah 81, 90; Müslim, Imaret 20, (1829 • Hz. Muaviye (ra)'nin yanina girmistim. Bana: "Ey Ebu fülan, seni hangi rüzgar atti?" diyerek (ziyaretimden memnuniyeti izhar etti). Ben de: "Resulullah (sav)'tan isitmis oldugum su hadisi, (size hatirlatmayi düsündüm)" dedim: "Allah kime Müslümanlarin islerinden birseyler tevdi eder, o da onlarin ihtiyaçlarina, isteklerine, darliklarina perde olur (giderirse), kiyamet gününde Allah da onun ihtiyaç, istek ve darliklarina perde olur (giderir)." Ravi der ki: "Bunun üzerine Hz. Muaviye (ra) insanlarin ihtiyaçlariyla ilgilenmek üzere bir adam tayin etti." Ravi: Ibnu Meryem el-Ezdi Kaynak: Tirmizi, Ahkam 6, (1332,1333); Ebu Davud, Haraç 13, (2948) • Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Adil olanlar, kiyamet günü, Allah'in yaninda, nurdan minberler üzerine Rahmanin sag cihetinde olmak üzere yerlerini alirlar. -Allah'in her iki eli de sagdir- Onlar hükümlerinde, aileleri ile velayeti altinda bulunanlar hakkinda hep adaleti gözetenlerdir." Ravi: Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-As Kaynak: Müslim, Imaret 18, (1827); Nesai, Adab 1, (8, 221) • Hasan el-Basri Ma'kil Ibnu Yesar (ra)'dan naklediyor: "Resulullah (sav)'i isittim, demisti ki: "Allah bir kimseyi baskalari üzerine çoban yapmis, o da idaresi altindakilere hile yapmis olarak ölmüs ise, Allah ona cennetini kesinlikle haram eder." (Müslim'in Hasan Basri'den kaydettigi diger bir rivayet söyledir: "Aiz Ibnu Amr (ra), Resulullah (sav)'in Ashab-i Güzin'inden biri idi. Ubeydillah Ibnu Ziyad'in yanina girdi ve hemen ona: "Ey ogulcugum, ben Resulullah (sav)'in: "Çobanlarin en kötüsü hutame denen merhametsiz deve sürücüsüdür, sakin onlardan olma" dedigini isittim" dedi. Ubeydullah: "Otur, sen muhakkak ki Resulullah (sav)'in ashabinin kepegindensin" deyince: "Onlarin kepegi var miydi? Kepek onlardan sonra ve onlarin disindakiler arasinda zuhur etti" diye cevap verdi.") Ravi: Hasan el-Basri Kaynak: Buhari, Ahkam 8; Müslim, Iman 227, (142), Imaret 21, (142) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir ise me'mur tayin ettigimiz kimse, bizden bir igne veya ondan daha küçük bir seyi gizlemis olsa, bu bir hiyanettir (gulül), kiyamet günü onu getirecektir." Bunun üzerine, Ensar'dan bir zat kalkarak: "Ey Allah'in Resulü! Vazifeyi benden geri al!" dedi. Hz. Peygamber (sav): "Sana ne oldu?" diye sordu: "Senin (az önce sunu sunu) söyledigini isittim ya!" deyince Hz. Peygamber (sav): "Ben onu su anda tekrar ediyorum: "Kimi memur tayin edersek az veya çok ne varsa bize getirsin. Ondan kendisine ne verilirse alir, ne yasaklanirsa onu terkeder." Ravi: Adiyy Ibnu Amire el-Kindi Kaynak: Müslim, Imaret 30, (1833) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kiyamet günü, insanlarin Allah'a en sevgili ve mekan olarak en yakin olani, adil imamdir. Kiyamet günü, insanlarin Allah'a en menfuru O'ndan mekan olarak en uzak olani da zalim sultandir." Ravi: Ebu Said Kaynak: Tirmizi, Ahkam 4, (1329) •
Emir Olmanın Kötülüğü

Resulullah (sav) omuzuma vurdu ve: "Ey Kudeym (Mikdamcik)! Emir, katip, arif olmadan ölürsen kurtulusa erdin demektir!" dedi. Ravi: Mikdam Ibnu Ma'dikerib Kaynak: Ebu Davud, Harac 5, (2933)

• Resulullah (sav) omuzuma vurdu ve: "Ey Kudeym (Mikdamcik)! Emir, katip, arif olmadan ölürsen kurtulusa erdin demektir!" dedi. Ravi: Mikdam Ibnu Ma'dikerib Kaynak: Ebu Davud, Harac 5, (2933) • Ey Allah'in Resulü! dedim, "beni memur ta'yin etmez misin?" Bu sözüm üzerine, elini omuzuma vurdu ve sonra da: "Ey Ebu Zerr, sen zayifsin, memurluk ise bir emanettir. (Hakkini veremedigin taktirde) kiyamet günü rüsvaylik ve pismanliktir. Ancak kim onu hakederek alir ve onun sebebiyle üzerine düsen vazifeleri eksiksiz eda ederse o hariç" buyurdu. (Ebu Davud'un diger bir rivayetinde söyle gelmistir: "Ey Ebu Zerr, ben seni zayif görüyorum. Ben kendim için istedigimi senin için de isterim. Sakin iki kisi üzerine amir olma, yetim malina da velilik yapma." Yine Ebu Davud'un bir diger rivayeti [Haraç 5, (2934)] söyle: "Resulullah (sav) buyurdu ki: "Ariflik haktir, halka ariflik gereklidir, ancak arifler atestedir.") Ravi: Ebu Zerr Kaynak: Müslim, Imaret 17, (1826); Ebu Davud, Vesaya 4, (2868); Nesai, Vesaya 10, (6, 255) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ey Abdurrahman! Emirlik isteme. Eger senin talebin üzerine sana emirlik verilirse, istedigin seyin sorumlulugu sana yüklenir. Eger sen talibi olmadan sana emirlik verilirse, o iste yardim görürsün. Bir is için yemin eder, sonra da aksini yapmakta hayir görürsen, daha hayirli gördügün ne ise onu yap, ettigin yemin için de kefarette bulun." Ravi: Abdurrahman Ibnu Semüre Kaynak: Buhari, Ahkam 5, 6, Eyman 1; Müslim, Imaret 19, (1652); Ebu Davud, Haraç 2, (2929); Tirmizi, Nüzur 5 • Yanimda amcamin evlatlarindan iki kisi daha oldugu halde Resulullah (sav)'in huzuruna girdim. Yanimdakilerden biri: "Ey Allah'in Resulü! Allah'in sana tevdi ettigi islerden bazilari üzerine bizi emir tayin et" dedi. Digeri de ayni talepde bulundu. Resulullah (sav)'in onlara cevabi su oldu: "Biz, Allah'a kasem olsun, bu ise, onu taleb eden veya ona hirs gösteren hiç kimseyi tayin etmeyiz!" Ravi: Ebu Musa Kaynak: Buhari, Ahkam 7, 12, Icare 8, Istitabe 2; Müslim, Imaret 7, (1733); Ebu Davud, Haraç 2, (2930); Nesa •
İmam Ve Emire İtaatin Vacib Oluşu

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Dinleyin ve itaat edin! Hatta, üstünüze, basi kuru üzüm danesi gibi siyah Habesli bir köle bile tayin edilmis olsa, aranizda Kitabullah'i tatbik ettikçe... (itaatten ayrilmayin)." Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Ahkam 4, Ezan 54,56

• Resulullah (sav) buyurdular ki: "Dinleyin ve itaat edin! Hatta, üstünüze, basi kuru üzüm danesi gibi siyah Habesli bir köle bile tayin edilmis olsa, aranizda Kitabullah'i tatbik ettikçe... (itaatten ayrilmayin)." Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Ahkam 4, Ezan 54,56 • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bana itaat etmisse mutlaka Allah'a itaat etmistir. Kim de bana isyan etmis ise, mutlaka Allah'a isyan etmistir. Kim emire itaat ederse mutlaka bana itaat etmis olur. Kim de emire isyan ederse mutlaka bana isyan etmis olur." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Ahkam 1, Cihad 109; Müslim, Imaret 33, (1853); Nesai, Bey'at 27, (7, 154) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Müslüman kisiye, hosuna giden veya gitmeyen her hususta itaat etmesi gerekir. Ancak, masiyet (Allah'a isyan) emredilmisse o hariç, eger masiyet emredilmisse, dinlemek de yok, itaat de yok." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Ahkam 4, Cihad 108; Müslim, Imaret 38, (1839); Tirmizi, Cihad 29, (1708); Ebu Davud, Cihad 8 • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Size emirlerinizin en hayirlilari kimlerdir, en serirleri kimlerdir haber vereyim mi? Onlarin en hayirlilari sizlerin sevgisine mazhar olanlar sizleri sevenlerdir; lehlerinde hayirla dua edersiniz, onlar da size hayir dua ederler. Ümeranizin serirleri de sizin bugzettiklerinizdir, onlar da size bugzederler, siz onlara lanet edersiniz, onlar da size lanet ederler." Ravi: Ömer Kaynak: Tirmizi, Fiten 77, (2265) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim itaatten çikar, cematten ayrilir (ve bu halde ölürse) cahiliye ölümü ile ölmüs olur. Kim de körü körüne çekilmis (ummiyye) bir bayrak altinda savasir, asabiyet (irkçilik) için gadablanir veya asabiyete çagirir veya asabiyete yardim eder, bu esnada da öldürülürse bu ölüm de cahiliye ölümüdür. Kim ümmetimin üzerine gelip iyi olana da, kötü olana da ayirim yapmadan vurur, mü'min olanlarina hürmet tanimaz, ahid sahibine verdigi sözü de yerine getirmezse o benden degildir, ben de ondan degilim." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Ahkam 4; Müslim, Imaret 53, (1848); Nesai, Tahrim 28, (7, 123); Ibnu Mace, Fiten 7, (3948) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim Allah'in yeryüzündeki sultanini alçaltirsa, Allah da onu alçaltir." Ravi: Ebu Bekre Kaynak: Tirmizi, Fiten 47, (2225) •
İmamların Ve Emirlerin Yardımcıları

Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Allah bir emir için hayir diledi mi ona dogru sözlü bir vezir nasib eder. Bu, ona unutunca hatirlatir, hatirladigi zaman da yardim eder. Allah emire hayir dilemezse, kötü bir vezir musallat eder. Bu vezir, ona unuttugunu...

• Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Allah bir emir için hayir diledi mi ona dogru sözlü bir vezir nasib eder. Bu, ona unutunca hatirlatir, hatirladigi zaman da yardim eder. Allah emire hayir dilemezse, kötü bir vezir musallat eder. Bu vezir, ona unuttugunu hatirlatmaz, hatirlayinca da yardimci olmaz." Ravi: Aise Kaynak: Ebu Davud, Harac 4, (2932); Nesai, Bey'at 33, (7,159) • Ebu Said ve Ebu Hüreyre (ra) anlatiyor: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah bir peygamber gönderdigi veya onun yerine bir halife getirdigi zaman mutlaka onun iki tane de yakini olmustur: Biri marufu emretmis ve ona tesvik etmis, digeri de serri emretmis ve serre tesvik etmistir. Masum (yani kötülükten korunmus) olan, Allah'in korudugu kimsedir. Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Ahkam 42; Nesai, Bey'at 32, (7,158) • Resulullah (sav) bana sunu söyledi: "Ey Ka'b Ibnu Ucre, seni, benden sonra gelecek ümeraya karsi Allah'a sigindiririm. Kim onlarin kapilarina gider ve onlari, yalanlarinda tasdik eder, zulümlerinde onlara yardimci olursa, o benden degildir, ben de ondan degilim; ahirette havz-i kevserin basinda yanima da gelemez. Kim onlarin kapisina gitmez, yalanlarinda onlari tasdik etmez, zulümlerinde yardimci olmazsa o bendendir, ben de ondanim; o kimse havzin basinda yanima gelecektir. Ey Ka'b Ibnu Ucre! Namaz burhandir. Oruç saglam bir kalkandir. Sadaka hatalari söndürür, tipki suyun atesi söndürdügü gibi. Ey Kab Ibnu Ucre! Haramla biten bir ete mutlaka ates gerekir." Ravi: Kab Ibnu Ucre Kaynak: Tirmizi, Salat 433, (614); Nesai, Bey'at 35, 36, (7, 160) • Kesir Ibnu Mürre, Amr Ibnu'l-Esved ve el-Mikdam (ra) dediler ki: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Emir, halka karsi suizanna düserse halki ifsad eder." Ravi: Cübeyr Ibnu Nüfeyr Kaynak: Ebu Davud, Edeb 44, (4989) •
Hulefa-i Raşidin Ve Onların Seçimleri

Hz. Ali (ra), Resulullah (sav)'i rahmet-i Rahman'a kavusturan hastaligi sirasinda yanindan disari çikti. (Disarida bekleyen) halk: "Ey Ebu'l-Hasan, Resulullah (sav) ne durumda?" diye sodular. "Allah'a hamdolsun iyilesti!" dedi. Hz. Abbas (ra) elinden tuttu....

• Hz. Ali (ra), Resulullah (sav)'i rahmet-i Rahman'a kavusturan hastaligi sirasinda yanindan disari çikti. (Disarida bekleyen) halk: "Ey Ebu'l-Hasan, Resulullah (sav) ne durumda?" diye sodular. "Allah'a hamdolsun iyilesti!" dedi. Hz. Abbas (ra) elinden tuttu. Ve: "Üç gün sonra [Resulullah (sav) ölecek, sen bir baskasina] me'mur olacaksin. Ben, vallahi Resulullah (sav)'in bu hastaligindan (kurtulamayip) vefat edecegini görüyorum. Zira ben, Abdulmuttalibogullarinin ölüm sirasinda aldigi sekli biliyorum. Gel Resulullah (sav)'a gidip bu "is" (hilafet) kimde kalacak onu soralim. Bizde kalacaksa (simdiden) bilmis oluruz. Bizden baskasina kalacaksa kendisiyle konusuruz, bizi (ona) tavsiye eder" dedi. Ali (ra): "Eger, biz onu sorsak bunun üzerine (hilafeti) bize yasaklasa, halk ondan sonra onu asla bize vermez. Vallahi ben böyle bir sey soramam!" dedi. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Istizan 29, Megazi 83 • Bir kadin, Resulullah (sav)'a gelerek bir hususta kendisiyle konustu. Resulullah (sav), (kendisine) tekrar gelmesini emretti. Bunun üzerine kadin: "Ya seni bulamazsam!" dedi. Kadin ( bu sözüyle) sanki ölümü kasdetmisti, Resulullah (sav): "Eger beni bulamazsan, Ebu Bekir'e ugra!" diye cevap verdi." Ravi: Cübeyr Ibnu Mut'im Kaynak: Buhari, Ahkam 57, Fedailu Ashabi n-Nebi 5, I'tisam 24; Müslim, Fedailu's-Sahabe 10, (2386); Tirmizi, • Resulullah (sav) vefat ettigi zaman, babam Ebu Bekir (ra), (Mescid-i Nebi'den bir mil kadar uzaklikta olan) Sunh nam mevkide idi -ki Aliye (denen Medine'nin yüksek kismini ki burasi Hazrec'e mensup Beni'l-Harise'nin menzillerinin bulundugru mevki)yi kasdetmektedir- Hz.Ömer (ra) kalkip: "Vallahi Resulullah (sav) vefat etmedi. Allah mutlaka onu geri gönderecektir, o da (münafik) kimselerin ellerini ve ayaklarini kesecek..." diyordu. Derken Hz. Ebu Bekir (ra) geldi. Resulullah (sav)'in yüzünü açti ve öptü. "Annem babam sana feda olsun. Sagliginda hostun, ölümünde de hossun! Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun, Allah sana ebediyyen iki ölüm tattirmayacak!" dedi. Sonra disari çikip: "(Hz. Ömer'i kasdeterek): "Ey (Peygamber ölmedi diye) yemin eden kisi, agir ol!" dedi. Hz. Ebu Bekir konusmaya baslayinca Hz. Ömer (ra) oturdu. Hz. Ebu Bekir Allah'a hamd ü sena ettikten sonra: "Haberiniz olsun! Kim Muhammed'e tapiyor idiyse bilsin ki artik Muhammed ölmüstür. Kim de Allah'a tapiyor idiyse o da bilsin ki Allah hayydir, ölümsüzdür!" dedi ve su ayeti okudu: "Ey Muhammed, süphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler" (Zümer 30). Su Ayeti de okudu: "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmisti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah, sürkedenlerin mükafatini verecektir." (Al-i Imran 144). Bu açiklama üzerine halk boguk boguk aglamaya basladi. Ensar (ra), Beni Saide yurdunda, Sa'd Ibnu Ubade'nin etrafinda toplandi. (Muhacir de oraya geldi. Ensariler): "Bizden bir emir, sizden de bir emir!" dediler. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ebu Ubeyde (ra) de oraya geldiler. Hz. Ömer konusmaya basladi ise de Hz. Ebu Bekir onu susturdu. Hz. Ömer (bilahere) söyle diyordu: "Vallahi, ben konusmayi su sebeple arzu etmistim: (Zihnimde) hosuma giden sözler hazirlamis, Ebu Bekir bunlara ulasamaz (onun hatirindan bunlar geçmeyebilir) diye endise etmistim. Ama, yemin olsun, Ebu Bekir öyle bir konustu ki, vallahi içimde hazirlamis oldugum güzel sözlerin hepsine isabet etti, (benim aklima gelmeyen daha da güzelini) belig sekilde ifade etti. Onun sözleri arasinda su da vardi: "(Ey Ensar) biz (Kureysli)ler emirleriz, sizler de vezirlersiniz!" Bu söz üzerine Hubab Ibnu'l-Münzir ayaga kalkti ve: "Hayir vallahi bunu yapmayiz. Bizden bir emir, sizden de bir emir olacak!" dedi. Hz. Ebu Bekir (ra): "Hayir! Olmaz bu. Bizler emirleriz, sizler de vezirlersiniz" dedi. Rezin sunu ilave etti: "Hz. Ebu Bekir devamla sunu söyledi: "Bu "is (hilafet), su Kureys cemaati için mesru taninacaktir. Onlar, yer itibariyla Araplarin ortasindadir, serefçe de (eskiden beri) en gözdeleridir. Öyleyse, Ömer'e veya Ebu Ubeydeye biat edin!" Hz. Ömer atilarak: "Bilakis, biz sana biat ediyoruz. Sen bizim efendimizsin, en hayirlimizsin, üstelik Resulullah (sav)'a da en sevgili olanimizsin!" dedi ve Hz. Ebu Bekir (ra)'in elinden tutup ona biat etti. Hz. Ömer (ra)'i müteakip halk da ona biat etti. Bunun üzerine biri: "Sa'd Ibnu Ubade'yi katlettiniz!" diye bagirdi. Hz. Ömer (ra) öfkeyle: "Allah onu katletsin!" dedi. Hz. Aise (ra) devamla der ki: "Bu her iki konusmada geçen sözleri de Allah faideli kildi. Nitekim Hz. Ömer'in konusmasi halki korkuttu. Aralarinda nifak vardi, onun konusmasiyla Cenab-i Hakk nifaki bertaraf etti. Hz. Ebu Bekir (ra) de halkin nazarini Allah'a çevirip, üzerinde olduklari hakki (islam'i) ögretti. Oradan su ayeti okuyarak ayrildilar. (Mealen): "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmisti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah sükredenlerin mükafaatini verecektir" (Al-i Imran 144). [(Ibnu Deybe diyor ki:) "Derim ki: "Rezin sunu ilave etti" sözü, et-Tecrid'de ve Tecrid'in aslinda mevcuttur. Bu ziyade aynisiyla Sahih-i Buhari'de mevcuttur. Allahu a'lem."] Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Fedailu'l-Ashab 5, Cenaiz 3, Megazi 83; Nesai, Cenaiz 11, (4, 11) • Ben, Muhacirler'den bir çogundan Kur'an ögreniyordum. Abdurrahman Ibnu Avf, onlardan biri idi. (Ben Mina'da onun menzilinde iken, o da, Hz. Ömer'in son defa yapmis oldugu haccda onun yaninda idi. Abdurrahman yanima dönüste:) "Bugün Hz. Ömer'in yanina gelen bir adami keske sen de görseydin. Dedi ki: "Ey mü'minlerin emiri, bir adam görsen ki sana; "Keske Ömer ölmüs olsa da falancaya (Bezzarin rivayetinde Talha Ibnu Ubeydillah'a) biat etsem. Vallahi Hz. Ebu Bekir (ra)'in biati çabucak oldu bitti" dese ne dersin?" dedi. Hz. Ömer bu söze (daha önce hiç görmedigim kadar) öfkelendi ve: "Insaallah bu aksam halka hitab edip, (ahd ve müsaverede olmaksizin) idareyi gasbetmek isteyen bu heriflere karsi onlari uyaracagim" dedi. Abdurrahman ilaveten dedi ki: "(Bunun üzerine) Hz. Ömer'e: "Ey mü'minlerin emiri," dedim, "böyle bir sey yapma. Zira hacc mevsiminde insanlarin cühela ve serseri takimi biraraya gelir. Konusmak üzere halkin içinde dogruldugun zaman bunlar ola ki, etrafinda ekseriyeti teskil ederler. Korkum su ki, siz kalkar birseyler söylersiniz, o cahillerin her biri bir baska sey anlar, esas ifade etmek istediginiz maksad tamamen kaybolur. Su halde acele etmeyin, Medine'ye varin. Orasi daru'l-hicret ve sünnettir (hicretin yapildigi, sünnetin yasandigi mahaldir). Orada fikih ulemasi ve insanlarin esrafiyla basbasa kalir, dilediginizi rahatça söylersiniz. Alimler sözlerinizi eksiksiz ögrenirler ve maksadiniz ne ise onu anlarlar." (Bu sözüm üzerine) Hz. Ömer (ra): "Pekala, vallahi insaallah Medine'ye vardigimda ilk firsatta bu toplantiyi aktedecegim!" dedi. Ibnu Abbas (ra) devamla dedi ki: "Zilhicce'nin sonlarinda Medine'ye geldik. Cuma günü ögle olur olmaz camiye gitmede acele ettim." Rezin su ilavede bulundu: "Ögle sicaginda çiktim." Sonra önceki hadisi anlatmaya (Ibnu Abbas) devam etti ve dedi ki; "(Camiye gelince) Said Ibnu Zeyd Ibni Amr Ibni Nüfeyl (ra)'i minberin kösesinde oturmus buldum. Dizim dizine degecek sekilde yanina oturdum. (Sagima soluma bakmaya) baslamadan Ömer Ibnu'l-Hattab (yerinden minbere dogru) çikti. Onun gelmekte oldugunu görünce yanimdaki Said Ibnu Zeyd Ibni Amr Ibni Küfeyle: "Bu ögle, Ömer, halife oldugu günden beri hiç yapmadigi bir konusma yapacak" dedim. Zeyd, söyledigimi hos karsilamadi ve: "Daha önce konusmadigi seyi konusmasi ne mümkün!" deyip beni reddetti. Hz. Ömer (ra) minbere oturdu. Müezzin ezanini tamamlayinca, dogruldu. Cenab-i Hakk'a layik oldugu hamd ve senada bulundu. Sonra sunlari söyledi: "Emma ba'd. Ben simdi sizlere, Cenab-i Hakk'in söylememi takdir buyuracagi bir konusma yapacagim. Bilemiyorum, belki de ecelim yakindir, (bu son hutbem olur). Kim bu sözlerimi anlar ve hafizasina alabilirse bineginin götürdügü her yerde nakletsin. Kim de anlamis olmaktan korkarsa, hiç kimseye hakkimda yalan söylemesin! Helal etmiyorum. Allah celle sanuhu, Muhammed (sav)'i hakla gönderdi, kendisine kitap indirdi. Allah'in indirdikleri meyaninda recm ayeti de vardi. Biz onu okuduk, anladik ve ezberledik. Resulullah (sav) recm cezasi verdi. O'ndan sonra da bizler verdik. Sahsen aradan fazla zaman geçince, bazilarinin çikip: "Allah'in kitabinda biz recm ayeti bulamiyoruz" diyerek Allah'in indirmis oldugu bir farzi terkedip sapitmalarindan korkuyorum. Recm, Allah'in kitabinda muhsan, yani balig, akil, sahih bir evlilikle evlenmis ve gerdek yapmis oldugu halde zina eden kadin ve erkeklere -isbatlayici beyyine veya hamilelik, veya itiraf oldugu takdirde" uygulanmasi gereken bir haktir." Zina haddiyle ilgili babta zikri geçmis olan Ibnu Abbas hadisi (1589 numarali hadis) gibi zikrettikten sonra dedi ki: "...Ve dahi bana ulasti ki, birileri söyle demis: "Ömer ölünce, (herkesle istisare, biat aramaksizin) falancaya biat edecegim." Sakin ha! Hiç kimseyi, "Hz. Ebu Bekir'in seçimi de oldu bittiye geldi. (Biz de onun seçilme tarzina uygun olarak birini seçebiliriz)" gibi sözler aldatmasin. Haberiniz olsun, -evet onun seçimi çabuk olmustur bu dogru- ancak, Allah (umumiyetle çabuk yapilan islerde bilahere karsilasilan) serlerden (bu ümmeti) korumustur. Sizden hiç kimseye, Hz. Ebu Bekir (ra)'e yapildigi sekilde (alaka gösterilerek) boyunlar koparcasina nazarlar çevrilip bas uzatilmaz. Öyle ise, Müslümanlarin istisare ve te'yidi tahakkuk etmeksizin kim bir baskasina biat ederse bilsin ki, ne biat edene, ne de edilene itibar edilmeyecektir. Böyle bir biat akdi, edeni de edileni de ölüme maruz birakacaktir. (Hz, Ebu Bekir'e yapilan biat böyle kit düsüncelilerin zannettigi gibi degildir, iç yüzünü anlatayim:) Resulullah (sav)'in ruhunu Cenab-i Hakk kabzettigi vakit, haberimiz oldu ki, Ensar büyük bir grup halinde bizden ayri olarak Beni Saide sakifinde toplanmislar. Ali, Zübeyr ve bunlarla birlikte (Abbas gibi diger) bazilari bizden ayrilarak (cenazeyle mesgul olmak üzere) geride kaldilar. Muhacirler de Hz. Ebu Bekir (ra)'in etrafinda toplandilar. Hz. Ebu Bekir'e: "Ey Ebu Bekir, haydi su Ensari kardeslerimizin yanlarina gidelim!" dedim. Onlara (bir an önce yetismek üzere) yürüdük. Yakinlarina varinca, onlardan iki salih zatla karsilastik, Kavmin (Sa'd Ibnu Ubade'yi halife seçme hususundaki) kararlarini zikrettiler, sonra da: "Ey Muhacirler cemaati nereye gidiyorsunuz?" diye sordular. Biz: "Su Ensari kardeslerimize gidiyoruz!" dedik. "Hayir, onlara yaklasmayin, hükümlerim versinler" dediler. Ben: "Vallahi onlara gidecegiz" dedim ve yürüdük. Onlari Beni Saide sakifinde bulduk. Ortalarinda üzeri örtülü birisi vardi. "Bu da kim?" dedim. Sa'd Ibnu Ubade'dir!" dediler. Ben: "Nesi var?" diye sordum. "Titriyor!" dediler. Biraz oturmustu ki, hatipleri sehadet getirerek söze basladi. Cenab-i Hakk'a layik oldugu hamd ve senayi ifade ettikten sonra su konusmayi yapti: "Emma ba'd! Biz Allah'in ensari ve Islam'in ordusuyuz. Siz ey Muhacirler, asil kavminden kopup gelmis (içimizde) az bir grupsunuz!" (Anladik ki) bunlar, aslen müstehak oldugumuz fonksiyonumuzdan bizi koparmak, emirlikten uzak tutmak istiyorlardi. Hatip sözlerini tamamlayinca konusmak arzu ettim. Bu esnada, içimden söyleyecek güzel sözler hazirlamistim, bunlar hosuma da gitmisti. Bunlari Ebu Bekir (ra)'in huzurunda söylemek istiyordum. Ben bazan onun hiddetini yatistiriyordum. Konusmak istedigim sirada Ebu Bekir: "Acele etme!" dedi. Onu öfkelendirmek istemedim (ve konusmaktan vazgeçtim). Ebu Bekir (ra) konustu. O aslinda benden daha çok hilme sahip , daha vakur idi. Allah'a yeminle söylüyorum, içimde hazirladigim bütün güzel sözleri eksiksiz ayni güzellikte ve hatta daha da güzel bir biçimde bu konusmasi esnasinda söyledi. Demisti ki: "Hakkinizda söylediginiz hayir (ve fazilet ne varsa) hepsine layiksiniz. Ancak bu (emirlik) isi, Kureys kabilesine (mesru) taninir. Onlar, neseb yönüyle de, yurt yönüyle de Arab'in ortasinda yer alir. Ben sizin için su iki sahistan birini uygun buldum, bunlardan hangisini isterseniz ona biat edin!" Böyle deyip "benim ve Ebu Ubeyde Ibnu'l-Cerrah'in- ellerimizden tuttu. Ebu Bekir, ikimizin arasinda oturuyordu. Onun (ikimizi imamliga teklif eden cümlesinden baska) bütün söyledikleri hosuma gitti. Vallahi, Ebu Bekir'in bulundugu bir kavmin basina emir seçilmektense, ortaya çikarilip boynunum vurulmasini gerektirecek bir günah islemek bana daha sevgili gelirdi. Ancak, nefsimin bana ölüm aninda hos gösterdigi seyi simdi bulamiyorum. Derken Ensar'in (Hubab Ibnu'l-Münzir adindaki) bir sözcüsü: "Beni (hasta hayvanlarin kasinarak rahatladiklari) kasinma çubukcagizi, yaslandigi dikme ile ayakta duran hurma fidancigi kabul edin (ve fikrimi dinleyin. Diyorum ki): "Sizden bir emir, bizden de bir emir olsun, ey Kureys cemaati!" dedi. Bunun üzerine her kafadan bir söz çikmaya basladi, gürültü çogaldi. Öyle ki ihtilaf çikacak diye korktum. Hz. Ebu Bekir'e: "Ey Ebu Bekr, uzat elini!" dedim. Elini uzatti, ben ona biat ettim. Muhacirler de biat ettiler. Sonra da Ensar biat etti. Sa'd Ibnu Ubade (ra)'nin üzerine atildik. Derken onlardan biri: "Sa'd Ibnu Ubade'yi öldürdünüz!" demez mi? Ben de: "Sa'd Ibnu Ubade'yi Allah öldürsün!" dedim. Hz. Ömer (ra) der ki: "Vallahi biz, Hz. Peygamber (sav)'in defni sirasinda, Hz. Ebu Bekir'in seçiminden daha ehemmiyetli bir sey düsünemedik. Biat gerçeklesmeden halki terketmemiz halinde, oradan ayrilinca, arkamizdan kendilerinden birini halife seçiverecekler diye korktuk. Böyle bir durumda ya bize de razi olmaya olmaya biat edecek veya muhalefet edecek ikisi de fesad olacakti. Bilesiniz, Müslümanlarla istisare etmeden kim bir baskasina biat ederse, ne biat edene, ne de kendisine biat edilene itibar edilmez, ikisinin de öldürülmesinden korkulur. [Müslim'de hadis muhtasar olarak kaydedilmistir.] Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Muharibin 30, 31, I'tisam 16, Mezalim 19, Menakibu'l-Ensar 46, Megazi 11; Müslim, Hudud 15, • Hz. Fatima ve Hz. Abbas (ra), Hz. Ebu Bekir (ra)'e ugrayip, Resulullah (sav)'tan kendilerine kalan mirasi sordular. Hz. Ebu Bekir (ra) onlara: "Resulullah (sav)'in: "Bize kimse varis olamaz, biraktiklarimiz hep sadakadir. Ancak Al-i Muhammed bu maldan (ihtiyaci kadarini) yer" dedigini isittim. Allah'a yemin olsun Resulullah (sav)'in yaptigini gördügüm bir seyi terketmem, mutlaka onu yaparim. Ben O'nun emrinden bir sey terkedecek olsam sapitmaktan korkarim!" dedi. Bunun üzerine Hz. Fatima, Hz. Ebu Bekir (ra)'e küstü ve alti ay sonra ölünceye kadar onunla konusmadi. Hz. Ali, onu geceleyin defnetti. Ölümünü Hz. Ebu Bekir (ra)'e haber vermedi. Hz. Ali, Fatima (ra) sagken halk nazarinda ayri bir makama, izzete sahipti. Hz. Fatima vefat edince, halkin alakasi ondan kesildi. Bir adam Zühri (ra)'ye: Ali, (Hz. Ebu Bekir'e) alti ay biat etmedi mi?" diye sordu. "Hayir, vallahi hayir, Beni Hasim'den hiç kimse geri kalmadi. Ali (ra), insanlarin nazarlarinin kendinden çevrildigini görünce Hz. Ebu Bekir (ra)'le musalahaya mecbur kaldi. Ona haber salarak: "Yaninda kimse olmadan, yalniz olarak bize gel!" dedi. kendisine Hz. Ömer'in gelmesini istemiyordu, çünkü ondaki siddet ve hiddet halini biliyordu. Hz. Ömer (ra): "Onlara tek basia gitme!" dedi. Hz. Ebu Bekir (ra): ""Vallahi tek basima gidecegim. Bana ne yapabilirler ki?" dedi ve Ebu Bekir (ra) onlara gitti. Hz. Ali (ra)'nin yanina girdi. Beni Hasim, yaninda toplanmislar idi. (Hz. Ebu Bekir'i görünce) kalkti. Allah'a hamd-ü senada bulundu. Sonra sunu söyledi: "Emma ba'd! Ey Ebu Bekir, bizim sana biat etmemize mani olan sey senin faziletini inkarimiz degildir, sana karsi bir rekabet düsüncemiz de yok. Ancak, biz, bu "is"te bizim de bir hakkimiz olduguna inaniyorduk. Bize karsi müstebit davrandiniz!" Sonra Resulullah (sav)'a olan yakinligini zikretti. Ali bunlari zikrettikçe Hz. Ebu Bekir (ra) aglamaktan kendini alamiyordu. Hz. Ebu Bekir (ra) sehadet getirdi, Allah Teala'ya hamdetti, senada bulundu. Sonra sunlari söyledi: "Emma ba'd! Allah'a kasem olsun, surasi muhakkak ki, Resulullah (sav)'in akrabalari bana, kendi akrabalarimdan daha yakin, daha sevgili. Ve ben, yeminle söylüyorum, benimle sizin aranizda olan bu mal meselesinde haktan ve hayirdan hiç ayrilmis degilim. Zira, ben Resulullah (sav)'dan sunu isittim: "Bize kimse varis olamaz, biraktigimiz sadakadir. Al-i Muhammedi bu maldan yer." Vallahi ben, Resulullah (sav)'in yaptigini gördügüm bir isi terketmem, Allah'in izniyle mutlaka yaparim" dedi. Hz. Ali (ra): "Biat için ögleden sonra bulusalim" dedi. Ebu Bekir (ra) ögleyi kilinca, cemaate yönelip Hz. Ali (ra)'nin (biati geciktirmedeki) beyan ettigi özürleri halka anlatti. Sonra da Hz. Ali (ra) kalkip, Hz. Ebu Bekir (ra)'in hakkini tazim buyurdu, faziletlerini, Islam'a sebkat eden hizmetlerini zikretti. Sonra Ebu Bekir (ra)'e yaklasip biat etti. Halk, Hz. Ali (ra)'nin etrafini sarip:"isabet ettin, çok iyi bir davranista bulundun" diyerek takdir ettiler. Hz, Ali (ra) bu ma'ruf ise döndügü zaman halk (tekrar) kendisine yakinlik (ve alaka) gösterdi." [Metin Müslim'dendir. Hadis Buhari'de muhtasardir.] Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Fedailu'l-Ashab 12; Müslim, Cihad 53, (1759) • Hz. Aise (ra) bir gün hastalanmis: "Vay basim, (ölüyorum)!" demisti. Hz. Peygamber (sav) (saka olsun diye): "Keske bu ben sagken olsa, sana istigfar eder, dua ediveririm!" dedi. Bunun üzerine Hz. Aise (ra) birden parladi: "Vay basima gelen. Vallahi görüyorum ki ölmemi istiyorsun. Ben ölecegim, sen de aksama zevcelerinden biriyle basbasa kalacakin ha!" dedi. Resulullah (sav) (sözü degistirerek) dedi ki: "Bilakis ben ölüyorum, vay basim! Ebu Bekir'e ve ogluna birini gönderip (benden sonra hilafet hususunda "ben daha layigim" iddia veya temennisinde bulunacaklara karsi) yerime geçecegi tesbit etmek istemistim. Sonradan (kendi kendime: "Böyle bir iddiayi Ebu Bekir disinda kim yaparsa) Allah kabul etmez, mü'minler de reddederler" dedim (ve vasiyet yapmaktan vazgeçtim)." Ravi: Kasim Ibnu Muhammedi Kaynak: Buhari, Ahkam 51, Merda 16; Müslim, Fedailu's-Sahabe 11, (2387) • Hz. Ebu Bekir (ra), ölüm ani yaklasinca (muhtazar olunca), Hz. Ömer'i çagirtti ve: "Ey Ömer, ben Resulullah (sav)'in ashabi üzerine seni halife seçiyorum. Mizani agir olan, hakka uymasi sebebiyle kiyamet günü mizani agir basacak ve agirlik kendine olacak kimsedir. Sadece hakkin girdigi mizanin agir olmasi da hak olmustur. Ey Ömer! Mizani hafif olan da, batila uymasi sebebiyle, kiyamet günü sevabi az ve hafif olan ve bu hafiflikle teraziye girecek olandir, içerisine sadece batil giren mizanin hafif olmasi da haktir." Ayrica, askerlerin komutanlarina da sunu yazdi: "Basiniza Ömer'i seçtim. Kendim için de, Müslümanlar için de hayri seçtim." Sonra Ebu Bekir (ra) vefat etti ve geceleyin defnedildi. Bilahere Hz.Ömer (ra), ayaga kalkip hamd-ü sena ettikten sonra sunlari söyledi: "Ey insanlar, ben size, hiç bilmediginiz bir seyi kendimden uydurup ögretecek degilim. Ben Ömer'im. Size emir olma hususunda hirsim yok. Ancak vefat eden Ebu Bekir (ra) bunu bana vasiyet etti. Bu isi ona Allah'in ilham ettigine inaniyorum, imamligimi, ona ehil olmayan kimseye birakmam. Fakat onu, Müslümanlara saygi göstermeye gayret edenlere birakirim, iste böyleleri, Müslümanlara emir olmaya baskalarindan daha çok layiktir." [Muvatta'da bulunamamistir.] Ravi: Aise Kaynak: • Hz. Ömer (ra), cuma günü hutbe verdi. Önce Resulullah (sav)'i hatirlatti, sonra Hz. Ebu Bekir (ra)'i andi. Sonra da sunlari söyledi: "Ben rüyamda bir horoz gördüm, bana üç gaga vurdu. Bunu, ecelim yaklasti diye yordum. Bazi kimseler, yerime birini seçmemi söylüyorlar. Allah ne dini, ne hilafetini, ne de Resulü (sav) ile gönderdigi seyi zayi edecek degildir. Eger ecelim çabucak gelirse hilafet, Resulullah (sav) ölürken kendilerinden razi bulundugu su alti kisinin müsaveresi ile belirlenecektir. Ben biliyorum ki, bazilari bu seçime dil uzatacaklardir. Bunlar benim su elimle Islama kattigim kimselerdir. Eger bunu yaparlarsa bilin ki, onlar ancak Allah'in düsmanlaridir, kafirlerdir, sapiklardir. Sonra sözüne söyle devam etti: "Ey Rabbim, seni Ensar'in ümerasina sahid kiliyorum. (Bilin ki) ben onlari, adaletli olsunlar ve halka dinlerini, Peygamberlerinin (sav) sünnetini ögretsinler (zekati) aralarinda taksim etsinler, dini meselelerde müskilatla karsilasinca bana bildirsinler diye baslarina tayin ettim." Hz. Ömer (ra)'in bu hutbesinden bir cuma geçmisti ki hançerlendi. Yanina girmek için önce Muhacirler'e, sonra Ensar'a, sonra Medineliler'e, sonra Samlilar'a, sonra Iraklilar'a sirayla izin verdi. Biz, huzura girenlerin sonuncusu idik. Siyah bir bürde ile yarasi sarilmis, üzerinden kanlar akiyor vaziyette gördük. "Bize vasiyette bulun!" dedik. Ona bizden baska vasiyet talebinde bulunan olmadi. "Size dedi, Allah'in Kitabi'ni vasiyet ediyorum. Zira ona uydugunuz müddetçe asla sapitmazsiniz. Size Muhacirleri de vasiyet ediyorum. Zira insanlar çogalirken onlar azaliyor. Size Ensar'i da vasiyet ediyorum. Zira onlar, imanin sigindigi melcedir. Size bedevileri de vasiyet ediyorum. Zira onlar asliniz, dayanaginizdir." Bir rivayette söyle denmistir: "...Zira onlar kardeslerinizdir, düsmaninizin düsmanidir. Size zimmileri de vasiyet ediyorum, zira onlar Peygamberimiz (sav)'in zimmeti ve ailenizin rizkidir. Beni terkedin artik." (Bir rivayette söyle gelmistir: "Hz. Ömer (ra) hançerlendigi zaman kendisine: "Birini yerinize seçseniz!" denilmisti. Su cevabi verdi: "Yani isinizi sagken de, ölmüsken de ben mi sirtimda tasiyayim? Mamafih, birisini seçecek olsam (bu caizdir, zira) benden daha hayirli olan Ebu Bekir seçmistir. Seçimi terkedecek olsam (bu da caizdir zira) benden daha hayirli olan Resulullah (sav) da seçimi terketti. Ben istedim ki, bundaki nasibim basa bas olsun, ne lehime ne de aleyhime." Abdullah Ibnu Ömer (ra) dedi ki: "(Ömer'in bu sözü üzerine) anladim ki, yerine kimseyi tayin etmeyecektir." Oradakiler: "Allah hayirli mükafaatlar versin. Sen su su hizmetleri yaptin" dediler. O da: "Uman ve korkan" diye cevap verdi.") Ravi: Ma'dan Ibnu Ebi Talha Kaynak: Buhari, Ahkam 51; Müslim, Imaret 12, (1823); Tirmizi, Fiten 48, (2226); Ebu Davud, Haraç 8, (2939) • Hz. Hafsa (ra)'nin yanina girdim, saçlarindan su damliyordu. Bana: "Babam, yerine halife tayin etmiyormus biliyor musun?" dedi. Ben: "Tayin etmesi gerekir" dedim. "Etmiyor!" dedi. Abdullah der ki: "Bu hususta babamla konusmak üzere yemin ettim, sustum ve sabahleyin eve gittim. Ama babamla konusmadim. Sanki elimde bir dag tasiyor gibi sikintili idim. Nihayet dönüp babamin huzuruna girdim. Bana halkin durumundan sordu. Haber verdim. Sonra kendisine: "Halkin birseyler söyledigini isittim. Onu size söylemeye azmettim. Sizin, yerinize halife tayin etmeyeceginizi zannediyorlar. Halbuki sizin bir deve çobaniniz veya koyun çobaniniz olsa, sonra sürüyü birakarak size gelse, siz mutlaka sürünün zayi olacagini bilirsiniz, insanlara nezaretin daha (ehemmiyetli ve) çetin oldugu da malumunuzdur" dedim. Bu sözlerim ona muvafik geldi ve bir müddet basini (yastiga) koydu. Sonra tekrar bana dogru kaldirarak: "Allah dinini, muhafaza edecektir. Ben yerime halife birakmamis olsam mesrudur, çünkü Resulullah (sav) da yerine kimseyi birakmamistir. Sayet bir halife birakacak olsam o da mesrudur, çünkü Ebu Bekir birakmistir" dedi. Ibnu Ömer der ki: "Vallahi babam, Resulullah (sav) ile Hz. Ebu Bekir'i anmaktan baska bir sey yapmadi. Anladim ki, Resulullah (sav)'a hiç kimseyi denk tutmayacak ve yerine de kimseyi halife birakmayacak" Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Ahkam 51; Müslim, Imaret 12, (1823); Tirmizi, Fiten 48, (2226); Ebu Davud, Haraç 8, (2939) • Hz. Ömer hançerlendigi sabah ben ayaktaydim. O'nunla -yani Hz. Ömer'le- benim aramda sadece Abdullah Ibnu Abbas (ra) vardi, iki saf arasindan geçince, arada durup bakmisti. Bir bosluk gördü ve "Saflari düz tütün" dedi. Saflarda herhangi bir bosluk kalmayinca öne geçip tekbir getirerek namaza basladi, ilk rek'atte cemaat toplanincaya kadar, muhtemelen Yusuf veya Nahi suresini veya bunlara mümasil bir süre okudu. (Rüküye gitmek üzere) tekbir getirmisti ki, hançerlendigi sirada "Köpek beni öldürdü" veya "...yedi" diye bir ses isittim. el-Ilc (mel'unu), iki agizli bir biçak elinde oldugu halde (kapiya dogru) firladi, saginda solunda kime rastladi ise hançer sapladi. O gün cemaatten tam on üç kisi yaralamisti. Bunlardan dokuzu derhal öldü. Bir rivayete göre yedi kisi ölmüstür. Bu durumu gören Müslümanlardan biri, herifin üzerine bir bürnus atti. el-Ilc yakalandigini zannederek biçagi kendisine saplayip intihar etti. Hz. Ömer (ra), Abdurrahman Ibnu Avf (ra)'i tutup öne geçirdi. Ömer'in arkasindakiler de benim gördüklerimi gördüler. Mescidin yan tarafindakiler, olup biten ne idi anlayamamislardi. Ancak onlar, "sübhanallah, sübhanallah" diyen Hz. Ömer'in sesini duyuyorlardi. Abdurrahman cemaate namazi kisa bir sekilde kildirip tamamlatti. Cemaat namazdan çikinca Hz. Ömer (radiyallahu anh): "Ey Ibnu Abbas, bak beni kim öldürdü!" dedi. (Ibnu Abbas) bir müddet dolasip döndü ve: "Mugire Ibnu Su'be'nin kölesi" dedi. Hz. Ömer (ra): "Allah canini alsin. Ben ona iyilik emretmistim" dedi ve ilave etti: "ölümümü Müslümanlardan birinin eliyle yapmayan Allah'a hamdolsun. Sen ve baban, Medine'de el-Ilc'larin (Iranli kölelerin) çogalmasini severdiniz." (Bu söz Ibnu Abbas (ra)'ya idi) çünkü en çok köle Abbas (ra)'da vardi, Ibnu Abbas (ra): "Dilerseniz yapayim -yani isterseniz onlarin hepsini öldürelim-" dedi. Hz. Ömer (ra): "Hayir, sizin dilinizle konusmalarindan, kiblenize müteveccih namaz kilmalarindan, haccmizla haccetmelerinden sonra hayir!" dedi. Sonra evine tasindi. Onunla bizde gittik. Sanki insanlara o güne kadar hiç musibet gelmemisti. Birisi: "Korkarim ölecek!" bir digeri: "Bir seyi yok" diyordu. Nebiz (hurma sirasi) getirildi, ondan biraz içti. Bu, karnindaki yaradan geri çikti. Sonra süt getirildi, ondan da içti. O da yarasindan geri çikti, iyice anlasilmisti, Ömer (ra) ölecekti. Halk gelip kendisine senada bulunuyordu. Bir genç geldi: "Ey müzminlerin emiri, Allah'in müjdesiyle sizi müjdeliyorum. Resulullah (sav)'la sohbetiniz var, bildiginiz gibi Islama geçmis hizmetleriniz var. Sonra basa geçtiniz ve adaletli oldunuz ve sonunda sehadet!" dedi. Hz. Ömer (büyük bir tevazu ile): "Bütün bunlarin (günahlarimi karsilayabilmesini, Allah'in huzurunda) basa bas yeterli olmasini ne kadar isterim" diye cevapladi. Genç geri dönünce, izarinin yere degmekte oldugunu gördü. "Onu bana çagirin" dedi (ve gelince): "Ey kardesimin oglu, giysini kaldir, öyle yapman giysini daha temiz kilar, Rabbine karsi muttaki ol!" dedi. Sonra bana yönelerek: "Ey Abdullah, arastir bakalim üzerimde ne kadar borç var!" dedi. Hesapladilar, seksen alti bin dirhem kadar borcu oldugu anlasildi. "Ömer ailesinin mali yeterse, bunu onlarin malindan ödeyin. Yetmezse Beni Adiyy Ibnu Ka'b'in malindan iste. Onlann mali da yetmezse Kureys'in malindan iste. Kureys'ten baskasina gitme. Bana bedel bu mali öde. Mü'minlerin annesi Aise (ra)'ye git ve: "Ömer sana selam ediyor", de. Sakin mü'minlerin emiri deme, bugün artik ben mü'minlerin emiri degilim" De ki: "Ömer Ibnu'l-Hattab iki arkadasiyla birlikte gömülmek için senden izin istiyor." Abdullah der ki: "Izin istedim, selam verip girdim. Hz. Aise (ra) agliyordu. "Ömer sana selam ediyor, iki arkadasinin yaninda gömülmek için izin istiyor" dedim. Hz. Aise: "Onu ben kendim için düsünüyordum. Fakat Ömer'i bugün kendime tercih ediyorum" cevabini verdi. Geri dönünce Ömer'e: "Iste Abdullah Ibnu Ömer geldi!" denildi. Hz. Ömer (ra): "Ne haber getirdin?" dedi. "Istediginiz oldu, Hz, Aise izin verdi" denilince: "Elhamdülillah" dedi, "nazarimda bundan daha mühim bir sey yoktu." Ruhum kabzedilince beni oraya götürün. (Oraya varinca, Aise'ye tekrar) selam ver ve: "Ömer izin istiyor!" de. Eger izin verirse beni içeri alin, eger beni reddederse, beni Müslümanlarin mezarligina götürün." O sirada mü'minlerin annesi Hafsa (ra) geldi. Kadinlar onu örtüyorlardi. Onu görünce kalktik. Ömer'in yanina girdi. Yaninda bir müddet agladi. Erkekler de izin istediler. Onlar için, içerde bir yere girdi, içeriden aglamasini isitiyorduk. "Ey mü'minlerin emiri, dediler, vasiyet et, yerine birini tayin et!" "Ben, dedi bu ise Resulullah (sav)'in kendilerinden razi olarak öldügü su alti kisiden daha layik birini bilmiyorum, -ve isimlerim saydi: Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Abdurrahman Ibnu Avf ve Sa'd (ra)." devamla dedi ki: "Size Abdullah Ibnu Ömer sehadet ediyor. Onun hilafet isiyle hiçbir ilgisi yok, tipki kendisine gelen taziye heyeti gibi. Emirlik, sayet Sa'da isabet ederse, mesele yok. Aksi halde, kim emir olursa ondan istifade etsin. Bilesiniz, ben onu aczi veya hiyaneti sebebiyle azletmedim." Ömer sunu da söyledi: "Benden sonra gelecek halifeye Ensar'i, Muhacirin'i, bedevileri ve tasra halkini vasiyet ediyorum." Ruhu kabzedilince, onu çikardik. Yayan (Hz. Aise'ye kadar) geldik. Abdullah selam verip: "Ömer izin istiyor!" dedi. "Alin içeri!" dedi ve derhal içeri alindi, iki arkadasiyla birlikte oraya kondu. Defin isinden bosalinca, hilafet hey'eti toplandi. Abdurrahman Ibnu Avf (ra): "Seçimin asgari ihtilafla yürümesi için) aranizdan üç kisi seçin!" dedi. Zübeyr (ra): "Ben reyimi Ali (ra)'ye verdim" dedi. Talha (ra) da: "Ben reyimi Osman'a verdim" dedi, Sa'd (ra): "Reyimi ben de Abdurrahman Ibnu Avf'a verdim" dedi. Abdurrahman (ra) (Hz. Ali ve Hz. Osman'a yönelerek): "Hanginiz bu isten (halife adayligindan) çekilir, böylece, halifemizi belirleme isini ona birakiriz. Allah ve Müslümanlar onun üzerinde murakibtir. O da kanaatince en iyi olani arastiracaktir" dedi. Ancak bu iki seyh (Hz. Ali ve Hz. Osman (ra) sükut ettiler. Bunun üzerine Abdurrahman onlara: "Seçme isini bana birakir misiniz? Allah en efdalinizi seçmem hususunda benim üzerimde murakibdir!" dedi. O ikisi de: "Evet!" dediler. Ikisinden birinin (Hz.Ali (ra)'nin elinden tuttu ve: "Senin Resulullah (sav)'a, yakinligin, Islam'da da kidemin, (önceligin) var, bunu biliyorsun. Allah da üzerinde murakibtir. Kasem ediyorum, seni seçecek olsam mutlaka adaletli olursun, Osman'i seçecek olsam kesinlikle onu dinleyip itaat edersin." Dedi. Sonra digerine yönelerek, ona da buna benzer sözler söyledi. Her ikisinden de imsak (yani kesin söz) aldiktan sonra: "Ey Osman kaldir elini!" dedi ve ona biat etti. Ali (ra)'de biat etti. Sonra (kapilar açildi) Medine halki da gelip Hz. Osman'a biat etti. Ravi: Amr Ibn Meymun el-Evdi Kaynak: Buhari, Fedailu'l-Ashab 8, Cenaiz 96, Cihad 174, Tefsir, Hasr 5, Ahkam 43, 3 • Hz. Osman (ra) muhasara edildigi zaman, namaz kildirma isine Hz. Ebu Hüreyre (ra)'yi tayin etti. Bazan Hz. Ibnu Abbas kildiriyordu. Sonra, Hz. Osman (isyancilara) elçi yollayip,benden ne istiyorsunuz? diye sordu. Onlar: "Hilafetten ayrilmani istiyoruz" dediler. O da: "Allah'in bana giydirdigi bir kaftani çikarmam" diyerek reddetti. "Onlar seni öldürecekler!" dediler. O: "Beni öldürdügünüz takdirde, ebediyyen birbirinizi sevmeyecek, düsmanla elbirlik savasamayacaksiniz. Göre göre ihtilafa düseceksiniz. Ey kavm, bana karsi çikardiginiz su ihtilaf sakin ola basiniza, sizden öncekilerin maruz kaldigi belayi dolamasin!" dedi. Ihtilalcilerin tazyikleri artinca, cuma gününe oruçlu olarak girdi. Gün biraz ilerleyince uyudu. Uyaninca: "Su anda rüyamda Resulullah (sav)'i gördüm. Bana: "Aksam yanimizda iftarini yapacaksin" buyurdu" dedi. O gün öldürüldü. Sonra Hz. Ali (ra) hutbe okumak üzere kalkti. Hamd-ü senadan sonra: "Ey insanlar, dedi, bana yaklasin, gözlerinizi, kulaklarinizi dört açin. Sahsen ben ve sizler hepimizin fitnenin içine düsmemizden korkuyorum. Fitne sirasinda, hepimize gayret gerekecek." Devamla dedi ki: "Allah bu ümmeti iki edeble terbiye etti: Kitap ve Sünnet. Bunlarin (tatbiki hususunda), sultan nezdinde gevseklik olamaz. Öyle ise Allah'tan korkun, aranizdaki meseleleri halledin." Hz. Ali (ra) bunlari söyleyip minberden indi ve beytü'l-maldan arta kalan servete yönelerek Müslümanlar arasinda taksim etti." [Rezin ilavesidir, kaynagi bulunamamistir.] Ravi: Abdullah Ibnu Selam Kaynak: Rezin • Hasan Ibnu Ali, vallahi Hz. Muaviye (ra)'yi daglar gibi büyük askeri birliklerle karsiladi. Bunun üzerine Amr Ibnu'l-As, Hz. Muaviye'ye: "Ben vallahi, öyle askeri birlikler görüyorum ki, bunlar kendileri gibi (sayica ve keyfiyetçe) akran olan birlikleri öldürmedikçe geri dönmezler" dedi. Muaviye de Amr (ra)'a -ki vallahi Hz. Muaviye bu iki adamin hayirlisidir- su cevabi verdi: "Ey Amr, söyle bakalim! Sunlar (bizimkiler) öbürlerini, öbürleri de sunlari öldürseler Müslümanlarin islerini kim benim adima yürütecek, kim kadinlarinin, yetimlerinin bakimini benim adima üzerine alacak?" Sulh yapmak için, Kureys'in Beni Abdissems boyundan iki kisiyi yani Abdurrahman Ibnu Semüre ve Abdullah Ibnu Amir'i, Hz. Hasan (ra)'a gönderdi. Bunlara: "Haydi, su zata gidin, ona (sulh yapmak istedigimizi) söyleyin. (Hilafet arzusundan vazgeçmesini) taleb edin, (buna mukabil ne isterlerse) verin!" dedi. Bunlar Hz. Hasan (ra)'in yanina gidip, huzuruna çiktilar. (Hz. Muaviye'nin tenbihine uygun olarak) konustular. (Hilafeti Hz. Muaviye'ye birakmasi halinde ne isterse verecegini) söylediler. Hz. Hasan (ra) onlara: "Bizler Abdulmuttalib'in ogullariyiz. Beytu'l-maldan bir hissemiz var. Bu ümmet (ihtiyaç karsisinda mal için) kanini israf etmeye basladi. (Beytu'l-maldan bize ayrilacak hisse nedir?)" dedi. Onlar: "Hz. Muaviye size sunlari teklif ediyor, hilafetten vazgeçmenizi taleb ediyor, mukabilinde ne istediginizi soruyor" dediler. Hz. Hasan (ra): "Sizin bu vaadlerinizi bize kim tekeffül edecek?" dedi. Elçiler: "Sana biz tekeffül ediyor, garanti veriyoruz!" dediler. Hz. Hasan her ne talebte bulundu ise hepsine: "Biz tekeffül ediyoruz!" diyerek teminat verdiler. Böylece Hz. Hasan, Hz. Muaviye (ra) ile sulh yapti. Hasan Basri demistir ki: "Ben Ebu Bekir (ra)'i isittim söyle demisti: "Resulullah (sav)'i minberde gördüm, yaninda Hz.Hasan Ibnu Ali vardi. Bazan halka yöneliyor, bazan Hasan'a yöneliyor ve: "Su oglum, seyyiddir. Umulur ki, Allah bununla iki muazzam Müslüman orduyu sulha kavusturacak" diyordu." Ravi: Hasan Basri Kaynak: Buhari, Sulh 9, Menakib 25, Fedailu'l Ashab 22, Fiten 20 •