تقويم روحي

التقويم الروحي - 30 أغسطس

اختيار يومي للآية والدعاء والحديث متوافق مع اليوم المختار من التقويم.

آية اليوم - 30 أغسطس
“(Ey Muhammed!) sana geçmiş kitapları tasdik eden, onlardaki doğruları muhafaza eden Kur’an’ı gerçeğin ta kendisi olarak Biz indirdik. Şu halde onların arasında Allah’ın indirdiklerine göre hüküm ver.”

(Mâide, 5/48)

دعاء اليوم - 30 أغسطس
"Bizleri ödeyemeyeceğimiz borçtan, taşıyamayacağımız kederden, tahammül edemeyeceğimiz acıdan muhafaza eyle Allah’ım!"
حديث اليوم - 30 أغسطس

Hulefa-i Raşidin Ve Onların Seçimleri

• Hz. Ali (ra), Resulullah (sav)'i rahmet-i Rahman'a kavusturan hastaligi sirasinda yanindan disari çikti. (Disarida bekleyen) halk: "Ey Ebu'l-Hasan, Resulullah (sav) ne durumda?" diye sodular. "Allah'a hamdolsun iyilesti!" dedi. Hz. Abbas (ra) elinden tuttu. Ve: "Üç gün sonra [Resulullah (sav) ölecek, sen bir baskasina] me'mur olacaksin. Ben, vallahi Resulullah (sav)'in bu hastaligindan (kurtulamayip) vefat edecegini görüyorum. Zira ben, Abdulmuttalibogullarinin ölüm sirasinda aldigi sekli biliyorum. Gel Resulullah (sav)'a gidip bu "is" (hilafet) kimde kalacak onu soralim. Bizde kalacaksa (simdiden) bilmis oluruz. Bizden baskasina kalacaksa kendisiyle konusuruz, bizi (ona) tavsiye eder" dedi. Ali (ra): "Eger, biz onu sorsak bunun üzerine (hilafeti) bize yasaklasa, halk ondan sonra onu asla bize vermez. Vallahi ben böyle bir sey soramam!" dedi. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Istizan 29, Megazi 83 • Bir kadin, Resulullah (sav)'a gelerek bir hususta kendisiyle konustu. Resulullah (sav), (kendisine) tekrar gelmesini emretti. Bunun üzerine kadin: "Ya seni bulamazsam!" dedi. Kadin ( bu sözüyle) sanki ölümü kasdetmisti, Resulullah (sav): "Eger beni bulamazsan, Ebu Bekir'e ugra!" diye cevap verdi." Ravi: Cübeyr Ibnu Mut'im Kaynak: Buhari, Ahkam 57, Fedailu Ashabi n-Nebi 5, I'tisam 24; Müslim, Fedailu's-Sahabe 10, (2386); Tirmizi, • Resulullah (sav) vefat ettigi zaman, babam Ebu Bekir (ra), (Mescid-i Nebi'den bir mil kadar uzaklikta olan) Sunh nam mevkide idi -ki Aliye (denen Medine'nin yüksek kismini ki burasi Hazrec'e mensup Beni'l-Harise'nin menzillerinin bulundugru mevki)yi kasdetmektedir- Hz.Ömer (ra) kalkip: "Vallahi Resulullah (sav) vefat etmedi. Allah mutlaka onu geri gönderecektir, o da (münafik) kimselerin ellerini ve ayaklarini kesecek..." diyordu. Derken Hz. Ebu Bekir (ra) geldi. Resulullah (sav)'in yüzünü açti ve öptü. "Annem babam sana feda olsun. Sagliginda hostun, ölümünde de hossun! Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zülcelal'e yemin olsun, Allah sana ebediyyen iki ölüm tattirmayacak!" dedi. Sonra disari çikip: "(Hz. Ömer'i kasdeterek): "Ey (Peygamber ölmedi diye) yemin eden kisi, agir ol!" dedi. Hz. Ebu Bekir konusmaya baslayinca Hz. Ömer (ra) oturdu. Hz. Ebu Bekir Allah'a hamd ü sena ettikten sonra: "Haberiniz olsun! Kim Muhammed'e tapiyor idiyse bilsin ki artik Muhammed ölmüstür. Kim de Allah'a tapiyor idiyse o da bilsin ki Allah hayydir, ölümsüzdür!" dedi ve su ayeti okudu: "Ey Muhammed, süphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler" (Zümer 30). Su Ayeti de okudu: "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmisti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah, sürkedenlerin mükafatini verecektir." (Al-i Imran 144). Bu açiklama üzerine halk boguk boguk aglamaya basladi. Ensar (ra), Beni Saide yurdunda, Sa'd Ibnu Ubade'nin etrafinda toplandi. (Muhacir de oraya geldi. Ensariler): "Bizden bir emir, sizden de bir emir!" dediler. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ebu Ubeyde (ra) de oraya geldiler. Hz. Ömer konusmaya basladi ise de Hz. Ebu Bekir onu susturdu. Hz. Ömer (bilahere) söyle diyordu: "Vallahi, ben konusmayi su sebeple arzu etmistim: (Zihnimde) hosuma giden sözler hazirlamis, Ebu Bekir bunlara ulasamaz (onun hatirindan bunlar geçmeyebilir) diye endise etmistim. Ama, yemin olsun, Ebu Bekir öyle bir konustu ki, vallahi içimde hazirlamis oldugum güzel sözlerin hepsine isabet etti, (benim aklima gelmeyen daha da güzelini) belig sekilde ifade etti. Onun sözleri arasinda su da vardi: "(Ey Ensar) biz (Kureysli)ler emirleriz, sizler de vezirlersiniz!" Bu söz üzerine Hubab Ibnu'l-Münzir ayaga kalkti ve: "Hayir vallahi bunu yapmayiz. Bizden bir emir, sizden de bir emir olacak!" dedi. Hz. Ebu Bekir (ra): "Hayir! Olmaz bu. Bizler emirleriz, sizler de vezirlersiniz" dedi. Rezin sunu ilave etti: "Hz. Ebu Bekir devamla sunu söyledi: "Bu "is (hilafet), su Kureys cemaati için mesru taninacaktir. Onlar, yer itibariyla Araplarin ortasindadir, serefçe de (eskiden beri) en gözdeleridir. Öyleyse, Ömer'e veya Ebu Ubeydeye biat edin!" Hz. Ömer atilarak: "Bilakis, biz sana biat ediyoruz. Sen bizim efendimizsin, en hayirlimizsin, üstelik Resulullah (sav)'a da en sevgili olanimizsin!" dedi ve Hz. Ebu Bekir (ra)'in elinden tutup ona biat etti. Hz. Ömer (ra)'i müteakip halk da ona biat etti. Bunun üzerine biri: "Sa'd Ibnu Ubade'yi katlettiniz!" diye bagirdi. Hz. Ömer (ra) öfkeyle: "Allah onu katletsin!" dedi. Hz. Aise (ra) devamla der ki: "Bu her iki konusmada geçen sözleri de Allah faideli kildi. Nitekim Hz. Ömer'in konusmasi halki korkuttu. Aralarinda nifak vardi, onun konusmasiyla Cenab-i Hakk nifaki bertaraf etti. Hz. Ebu Bekir (ra) de halkin nazarini Allah'a çevirip, üzerinde olduklari hakki (islam'i) ögretti. Oradan su ayeti okuyarak ayrildilar. (Mealen): "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmisti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah sükredenlerin mükafaatini verecektir" (Al-i Imran 144). [(Ibnu Deybe diyor ki:) "Derim ki: "Rezin sunu ilave etti" sözü, et-Tecrid'de ve Tecrid'in aslinda mevcuttur. Bu ziyade aynisiyla Sahih-i Buhari'de mevcuttur. Allahu a'lem."] Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Fedailu'l-Ashab 5, Cenaiz 3, Megazi 83; Nesai, Cenaiz 11, (4, 11) • Ben, Muhacirler'den bir çogundan Kur'an ögreniyordum. Abdurrahman Ibnu Avf, onlardan biri idi. (Ben Mina'da onun menzilinde iken, o da, Hz. Ömer'in son defa yapmis oldugu haccda onun yaninda idi. Abdurrahman yanima dönüste:) "Bugün Hz. Ömer'in yanina gelen bir adami keske sen de görseydin. Dedi ki: "Ey mü'minlerin emiri, bir adam görsen ki sana; "Keske Ömer ölmüs olsa da falancaya (Bezzarin rivayetinde Talha Ibnu Ubeydillah'a) biat etsem. Vallahi Hz. Ebu Bekir (ra)'in biati çabucak oldu bitti" dese ne dersin?" dedi. Hz. Ömer bu söze (daha önce hiç görmedigim kadar) öfkelendi ve: "Insaallah bu aksam halka hitab edip, (ahd ve müsaverede olmaksizin) idareyi gasbetmek isteyen bu heriflere karsi onlari uyaracagim" dedi. Abdurrahman ilaveten dedi ki: "(Bunun üzerine) Hz. Ömer'e: "Ey mü'minlerin emiri," dedim, "böyle bir sey yapma. Zira hacc mevsiminde insanlarin cühela ve serseri takimi biraraya gelir. Konusmak üzere halkin içinde dogruldugun zaman bunlar ola ki, etrafinda ekseriyeti teskil ederler. Korkum su ki, siz kalkar birseyler söylersiniz, o cahillerin her biri bir baska sey anlar, esas ifade etmek istediginiz maksad tamamen kaybolur. Su halde acele etmeyin, Medine'ye varin. Orasi daru'l-hicret ve sünnettir (hicretin yapildigi, sünnetin yasandigi mahaldir). Orada fikih ulemasi ve insanlarin esrafiyla basbasa kalir, dilediginizi rahatça söylersiniz. Alimler sözlerinizi eksiksiz ögrenirler ve maksadiniz ne ise onu anlarlar." (Bu sözüm üzerine) Hz. Ömer (ra): "Pekala, vallahi insaallah Medine'ye vardigimda ilk firsatta bu toplantiyi aktedecegim!" dedi. Ibnu Abbas (ra) devamla dedi ki: "Zilhicce'nin sonlarinda Medine'ye geldik. Cuma günü ögle olur olmaz camiye gitmede acele ettim." Rezin su ilavede bulundu: "Ögle sicaginda çiktim." Sonra önceki hadisi anlatmaya (Ibnu Abbas) devam etti ve dedi ki; "(Camiye gelince) Said Ibnu Zeyd Ibni Amr Ibni Nüfeyl (ra)'i minberin kösesinde oturmus buldum. Dizim dizine degecek sekilde yanina oturdum. (Sagima soluma bakmaya) baslamadan Ömer Ibnu'l-Hattab (yerinden minbere dogru) çikti. Onun gelmekte oldugunu görünce yanimdaki Said Ibnu Zeyd Ibni Amr Ibni Küfeyle: "Bu ögle, Ömer, halife oldugu günden beri hiç yapmadigi bir konusma yapacak" dedim. Zeyd, söyledigimi hos karsilamadi ve: "Daha önce konusmadigi seyi konusmasi ne mümkün!" deyip beni reddetti. Hz. Ömer (ra) minbere oturdu. Müezzin ezanini tamamlayinca, dogruldu. Cenab-i Hakk'a layik oldugu hamd ve senada bulundu. Sonra sunlari söyledi: "Emma ba'd. Ben simdi sizlere, Cenab-i Hakk'in söylememi takdir buyuracagi bir konusma yapacagim. Bilemiyorum, belki de ecelim yakindir, (bu son hutbem olur). Kim bu sözlerimi anlar ve hafizasina alabilirse bineginin götürdügü her yerde nakletsin. Kim de anlamis olmaktan korkarsa, hiç kimseye hakkimda yalan söylemesin! Helal etmiyorum. Allah celle sanuhu, Muhammed (sav)'i hakla gönderdi, kendisine kitap indirdi. Allah'in indirdikleri meyaninda recm ayeti de vardi. Biz onu okuduk, anladik ve ezberledik. Resulullah (sav) recm cezasi verdi. O'ndan sonra da bizler verdik. Sahsen aradan fazla zaman geçince, bazilarinin çikip: "Allah'in kitabinda biz recm ayeti bulamiyoruz" diyerek Allah'in indirmis oldugu bir farzi terkedip sapitmalarindan korkuyorum. Recm, Allah'in kitabinda muhsan, yani balig, akil, sahih bir evlilikle evlenmis ve gerdek yapmis oldugu halde zina eden kadin ve erkeklere -isbatlayici beyyine veya hamilelik, veya itiraf oldugu takdirde" uygulanmasi gereken bir haktir." Zina haddiyle ilgili babta zikri geçmis olan Ibnu Abbas hadisi (1589 numarali hadis) gibi zikrettikten sonra dedi ki: "...Ve dahi bana ulasti ki, birileri söyle demis: "Ömer ölünce, (herkesle istisare, biat aramaksizin) falancaya biat edecegim." Sakin ha! Hiç kimseyi, "Hz. Ebu Bekir'in seçimi de oldu bittiye geldi. (Biz de onun seçilme tarzina uygun olarak birini seçebiliriz)" gibi sözler aldatmasin. Haberiniz olsun, -evet onun seçimi çabuk olmustur bu dogru- ancak, Allah (umumiyetle çabuk yapilan islerde bilahere karsilasilan) serlerden (bu ümmeti) korumustur. Sizden hiç kimseye, Hz. Ebu Bekir (ra)'e yapildigi sekilde (alaka gösterilerek) boyunlar koparcasina nazarlar çevrilip bas uzatilmaz. Öyle ise, Müslümanlarin istisare ve te'yidi tahakkuk etmeksizin kim bir baskasina biat ederse bilsin ki, ne biat edene, ne de edilene itibar edilmeyecektir. Böyle bir biat akdi, edeni de edileni de ölüme maruz birakacaktir. (Hz, Ebu Bekir'e yapilan biat böyle kit düsüncelilerin zannettigi gibi degildir, iç yüzünü anlatayim:) Resulullah (sav)'in ruhunu Cenab-i Hakk kabzettigi vakit, haberimiz oldu ki, Ensar büyük bir grup halinde bizden ayri olarak Beni Saide sakifinde toplanmislar. Ali, Zübeyr ve bunlarla birlikte (Abbas gibi diger) bazilari bizden ayrilarak (cenazeyle mesgul olmak üzere) geride kaldilar. Muhacirler de Hz. Ebu Bekir (ra)'in etrafinda toplandilar. Hz. Ebu Bekir'e: "Ey Ebu Bekir, haydi su Ensari kardeslerimizin yanlarina gidelim!" dedim. Onlara (bir an önce yetismek üzere) yürüdük. Yakinlarina varinca, onlardan iki salih zatla karsilastik, Kavmin (Sa'd Ibnu Ubade'yi halife seçme hususundaki) kararlarini zikrettiler, sonra da: "Ey Muhacirler cemaati nereye gidiyorsunuz?" diye sordular. Biz: "Su Ensari kardeslerimize gidiyoruz!" dedik. "Hayir, onlara yaklasmayin, hükümlerim versinler" dediler. Ben: "Vallahi onlara gidecegiz" dedim ve yürüdük. Onlari Beni Saide sakifinde bulduk. Ortalarinda üzeri örtülü birisi vardi. "Bu da kim?" dedim. Sa'd Ibnu Ubade'dir!" dediler. Ben: "Nesi var?" diye sordum. "Titriyor!" dediler. Biraz oturmustu ki, hatipleri sehadet getirerek söze basladi. Cenab-i Hakk'a layik oldugu hamd ve senayi ifade ettikten sonra su konusmayi yapti: "Emma ba'd! Biz Allah'in ensari ve Islam'in ordusuyuz. Siz ey Muhacirler, asil kavminden kopup gelmis (içimizde) az bir grupsunuz!" (Anladik ki) bunlar, aslen müstehak oldugumuz fonksiyonumuzdan bizi koparmak, emirlikten uzak tutmak istiyorlardi. Hatip sözlerini tamamlayinca konusmak arzu ettim. Bu esnada, içimden söyleyecek güzel sözler hazirlamistim, bunlar hosuma da gitmisti. Bunlari Ebu Bekir (ra)'in huzurunda söylemek istiyordum. Ben bazan onun hiddetini yatistiriyordum. Konusmak istedigim sirada Ebu Bekir: "Acele etme!" dedi. Onu öfkelendirmek istemedim (ve konusmaktan vazgeçtim). Ebu Bekir (ra) konustu. O aslinda benden daha çok hilme sahip , daha vakur idi. Allah'a yeminle söylüyorum, içimde hazirladigim bütün güzel sözleri eksiksiz ayni güzellikte ve hatta daha da güzel bir biçimde bu konusmasi esnasinda söyledi. Demisti ki: "Hakkinizda söylediginiz hayir (ve fazilet ne varsa) hepsine layiksiniz. Ancak bu (emirlik) isi, Kureys kabilesine (mesru) taninir. Onlar, neseb yönüyle de, yurt yönüyle de Arab'in ortasinda yer alir. Ben sizin için su iki sahistan birini uygun buldum, bunlardan hangisini isterseniz ona biat edin!" Böyle deyip "benim ve Ebu Ubeyde Ibnu'l-Cerrah'in- ellerimizden tuttu. Ebu Bekir, ikimizin arasinda oturuyordu. Onun (ikimizi imamliga teklif eden cümlesinden baska) bütün söyledikleri hosuma gitti. Vallahi, Ebu Bekir'in bulundugu bir kavmin basina emir seçilmektense, ortaya çikarilip boynunum vurulmasini gerektirecek bir günah islemek bana daha sevgili gelirdi. Ancak, nefsimin bana ölüm aninda hos gösterdigi seyi simdi bulamiyorum. Derken Ensar'in (Hubab Ibnu'l-Münzir adindaki) bir sözcüsü: "Beni (hasta hayvanlarin kasinarak rahatladiklari) kasinma çubukcagizi, yaslandigi dikme ile ayakta duran hurma fidancigi kabul edin (ve fikrimi dinleyin. Diyorum ki): "Sizden bir emir, bizden de bir emir olsun, ey Kureys cemaati!" dedi. Bunun üzerine her kafadan bir söz çikmaya basladi, gürültü çogaldi. Öyle ki ihtilaf çikacak diye korktum. Hz. Ebu Bekir'e: "Ey Ebu Bekr, uzat elini!" dedim. Elini uzatti, ben ona biat ettim. Muhacirler de biat ettiler. Sonra da Ensar biat etti. Sa'd Ibnu Ubade (ra)'nin üzerine atildik. Derken onlardan biri: "Sa'd Ibnu Ubade'yi öldürdünüz!" demez mi? Ben de: "Sa'd Ibnu Ubade'yi Allah öldürsün!" dedim. Hz. Ömer (ra) der ki: "Vallahi biz, Hz. Peygamber (sav)'in defni sirasinda, Hz. Ebu Bekir'in seçiminden daha ehemmiyetli bir sey düsünemedik. Biat gerçeklesmeden halki terketmemiz halinde, oradan ayrilinca, arkamizdan kendilerinden birini halife seçiverecekler diye korktuk. Böyle bir durumda ya bize de razi olmaya olmaya biat edecek veya muhalefet edecek ikisi de fesad olacakti. Bilesiniz, Müslümanlarla istisare etmeden kim bir baskasina biat ederse, ne biat edene, ne de kendisine biat edilene itibar edilmez, ikisinin de öldürülmesinden korkulur. [Müslim'de hadis muhtasar olarak kaydedilmistir.] Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Muharibin 30, 31, I'tisam 16, Mezalim 19, Menakibu'l-Ensar 46, Megazi 11; Müslim, Hudud 15, • Hz. Fatima ve Hz. Abbas (ra), Hz. Ebu Bekir (ra)'e ugrayip, Resulullah (sav)'tan kendilerine kalan mirasi sordular. Hz. Ebu Bekir (ra) onlara: "Resulullah (sav)'in: "Bize kimse varis olamaz, biraktiklarimiz hep sadakadir. Ancak Al-i Muhammed bu maldan (ihtiyaci kadarini) yer" dedigini isittim. Allah'a yemin olsun Resulullah (sav)'in yaptigini gördügüm bir seyi terketmem, mutlaka onu yaparim. Ben O'nun emrinden bir sey terkedecek olsam sapitmaktan korkarim!" dedi. Bunun üzerine Hz. Fatima, Hz. Ebu Bekir (ra)'e küstü ve alti ay sonra ölünceye kadar onunla konusmadi. Hz. Ali, onu geceleyin defnetti. Ölümünü Hz. Ebu Bekir (ra)'e haber vermedi. Hz. Ali, Fatima (ra) sagken halk nazarinda ayri bir makama, izzete sahipti. Hz. Fatima vefat edince, halkin alakasi ondan kesildi. Bir adam Zühri (ra)'ye: Ali, (Hz. Ebu Bekir'e) alti ay biat etmedi mi?" diye sordu. "Hayir, vallahi hayir, Beni Hasim'den hiç kimse geri kalmadi. Ali (ra), insanlarin nazarlarinin kendinden çevrildigini görünce Hz. Ebu Bekir (ra)'le musalahaya mecbur kaldi. Ona haber salarak: "Yaninda kimse olmadan, yalniz olarak bize gel!" dedi. kendisine Hz. Ömer'in gelmesini istemiyordu, çünkü ondaki siddet ve hiddet halini biliyordu. Hz. Ömer (ra): "Onlara tek basia gitme!" dedi. Hz. Ebu Bekir (ra): ""Vallahi tek basima gidecegim. Bana ne yapabilirler ki?" dedi ve Ebu Bekir (ra) onlara gitti. Hz. Ali (ra)'nin yanina girdi. Beni Hasim, yaninda toplanmislar idi. (Hz. Ebu Bekir'i görünce) kalkti. Allah'a hamd-ü senada bulundu. Sonra sunu söyledi: "Emma ba'd! Ey Ebu Bekir, bizim sana biat etmemize mani olan sey senin faziletini inkarimiz degildir, sana karsi bir rekabet düsüncemiz de yok. Ancak, biz, bu "is"te bizim de bir hakkimiz olduguna inaniyorduk. Bize karsi müstebit davrandiniz!" Sonra Resulullah (sav)'a olan yakinligini zikretti. Ali bunlari zikrettikçe Hz. Ebu Bekir (ra) aglamaktan kendini alamiyordu. Hz. Ebu Bekir (ra) sehadet getirdi, Allah Teala'ya hamdetti, senada bulundu. Sonra sunlari söyledi: "Emma ba'd! Allah'a kasem olsun, surasi muhakkak ki, Resulullah (sav)'in akrabalari bana, kendi akrabalarimdan daha yakin, daha sevgili. Ve ben, yeminle söylüyorum, benimle sizin aranizda olan bu mal meselesinde haktan ve hayirdan hiç ayrilmis degilim. Zira, ben Resulullah (sav)'dan sunu isittim: "Bize kimse varis olamaz, biraktigimiz sadakadir. Al-i Muhammedi bu maldan yer." Vallahi ben, Resulullah (sav)'in yaptigini gördügüm bir isi terketmem, Allah'in izniyle mutlaka yaparim" dedi. Hz. Ali (ra): "Biat için ögleden sonra bulusalim" dedi. Ebu Bekir (ra) ögleyi kilinca, cemaate yönelip Hz. Ali (ra)'nin (biati geciktirmedeki) beyan ettigi özürleri halka anlatti. Sonra da Hz. Ali (ra) kalkip, Hz. Ebu Bekir (ra)'in hakkini tazim buyurdu, faziletlerini, Islam'a sebkat eden hizmetlerini zikretti. Sonra Ebu Bekir (ra)'e yaklasip biat etti. Halk, Hz. Ali (ra)'nin etrafini sarip:"isabet ettin, çok iyi bir davranista bulundun" diyerek takdir ettiler. Hz, Ali (ra) bu ma'ruf ise döndügü zaman halk (tekrar) kendisine yakinlik (ve alaka) gösterdi." [Metin Müslim'dendir. Hadis Buhari'de muhtasardir.] Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Fedailu'l-Ashab 12; Müslim, Cihad 53, (1759) • Hz. Aise (ra) bir gün hastalanmis: "Vay basim, (ölüyorum)!" demisti. Hz. Peygamber (sav) (saka olsun diye): "Keske bu ben sagken olsa, sana istigfar eder, dua ediveririm!" dedi. Bunun üzerine Hz. Aise (ra) birden parladi: "Vay basima gelen. Vallahi görüyorum ki ölmemi istiyorsun. Ben ölecegim, sen de aksama zevcelerinden biriyle basbasa kalacakin ha!" dedi. Resulullah (sav) (sözü degistirerek) dedi ki: "Bilakis ben ölüyorum, vay basim! Ebu Bekir'e ve ogluna birini gönderip (benden sonra hilafet hususunda "ben daha layigim" iddia veya temennisinde bulunacaklara karsi) yerime geçecegi tesbit etmek istemistim. Sonradan (kendi kendime: "Böyle bir iddiayi Ebu Bekir disinda kim yaparsa) Allah kabul etmez, mü'minler de reddederler" dedim (ve vasiyet yapmaktan vazgeçtim)." Ravi: Kasim Ibnu Muhammedi Kaynak: Buhari, Ahkam 51, Merda 16; Müslim, Fedailu's-Sahabe 11, (2387) • Hz. Ebu Bekir (ra), ölüm ani yaklasinca (muhtazar olunca), Hz. Ömer'i çagirtti ve: "Ey Ömer, ben Resulullah (sav)'in ashabi üzerine seni halife seçiyorum. Mizani agir olan, hakka uymasi sebebiyle kiyamet günü mizani agir basacak ve agirlik kendine olacak kimsedir. Sadece hakkin girdigi mizanin agir olmasi da hak olmustur. Ey Ömer! Mizani hafif olan da, batila uymasi sebebiyle, kiyamet günü sevabi az ve hafif olan ve bu hafiflikle teraziye girecek olandir, içerisine sadece batil giren mizanin hafif olmasi da haktir." Ayrica, askerlerin komutanlarina da sunu yazdi: "Basiniza Ömer'i seçtim. Kendim için de, Müslümanlar için de hayri seçtim." Sonra Ebu Bekir (ra) vefat etti ve geceleyin defnedildi. Bilahere Hz.Ömer (ra), ayaga kalkip hamd-ü sena ettikten sonra sunlari söyledi: "Ey insanlar, ben size, hiç bilmediginiz bir seyi kendimden uydurup ögretecek degilim. Ben Ömer'im. Size emir olma hususunda hirsim yok. Ancak vefat eden Ebu Bekir (ra) bunu bana vasiyet etti. Bu isi ona Allah'in ilham ettigine inaniyorum, imamligimi, ona ehil olmayan kimseye birakmam. Fakat onu, Müslümanlara saygi göstermeye gayret edenlere birakirim, iste böyleleri, Müslümanlara emir olmaya baskalarindan daha çok layiktir." [Muvatta'da bulunamamistir.] Ravi: Aise Kaynak: • Hz. Ömer (ra), cuma günü hutbe verdi. Önce Resulullah (sav)'i hatirlatti, sonra Hz. Ebu Bekir (ra)'i andi. Sonra da sunlari söyledi: "Ben rüyamda bir horoz gördüm, bana üç gaga vurdu. Bunu, ecelim yaklasti diye yordum. Bazi kimseler, yerime birini seçmemi söylüyorlar. Allah ne dini, ne hilafetini, ne de Resulü (sav) ile gönderdigi seyi zayi edecek degildir. Eger ecelim çabucak gelirse hilafet, Resulullah (sav) ölürken kendilerinden razi bulundugu su alti kisinin müsaveresi ile belirlenecektir. Ben biliyorum ki, bazilari bu seçime dil uzatacaklardir. Bunlar benim su elimle Islama kattigim kimselerdir. Eger bunu yaparlarsa bilin ki, onlar ancak Allah'in düsmanlaridir, kafirlerdir, sapiklardir. Sonra sözüne söyle devam etti: "Ey Rabbim, seni Ensar'in ümerasina sahid kiliyorum. (Bilin ki) ben onlari, adaletli olsunlar ve halka dinlerini, Peygamberlerinin (sav) sünnetini ögretsinler (zekati) aralarinda taksim etsinler, dini meselelerde müskilatla karsilasinca bana bildirsinler diye baslarina tayin ettim." Hz. Ömer (ra)'in bu hutbesinden bir cuma geçmisti ki hançerlendi. Yanina girmek için önce Muhacirler'e, sonra Ensar'a, sonra Medineliler'e, sonra Samlilar'a, sonra Iraklilar'a sirayla izin verdi. Biz, huzura girenlerin sonuncusu idik. Siyah bir bürde ile yarasi sarilmis, üzerinden kanlar akiyor vaziyette gördük. "Bize vasiyette bulun!" dedik. Ona bizden baska vasiyet talebinde bulunan olmadi. "Size dedi, Allah'in Kitabi'ni vasiyet ediyorum. Zira ona uydugunuz müddetçe asla sapitmazsiniz. Size Muhacirleri de vasiyet ediyorum. Zira insanlar çogalirken onlar azaliyor. Size Ensar'i da vasiyet ediyorum. Zira onlar, imanin sigindigi melcedir. Size bedevileri de vasiyet ediyorum. Zira onlar asliniz, dayanaginizdir." Bir rivayette söyle denmistir: "...Zira onlar kardeslerinizdir, düsmaninizin düsmanidir. Size zimmileri de vasiyet ediyorum, zira onlar Peygamberimiz (sav)'in zimmeti ve ailenizin rizkidir. Beni terkedin artik." (Bir rivayette söyle gelmistir: "Hz. Ömer (ra) hançerlendigi zaman kendisine: "Birini yerinize seçseniz!" denilmisti. Su cevabi verdi: "Yani isinizi sagken de, ölmüsken de ben mi sirtimda tasiyayim? Mamafih, birisini seçecek olsam (bu caizdir, zira) benden daha hayirli olan Ebu Bekir seçmistir. Seçimi terkedecek olsam (bu da caizdir zira) benden daha hayirli olan Resulullah (sav) da seçimi terketti. Ben istedim ki, bundaki nasibim basa bas olsun, ne lehime ne de aleyhime." Abdullah Ibnu Ömer (ra) dedi ki: "(Ömer'in bu sözü üzerine) anladim ki, yerine kimseyi tayin etmeyecektir." Oradakiler: "Allah hayirli mükafaatlar versin. Sen su su hizmetleri yaptin" dediler. O da: "Uman ve korkan" diye cevap verdi.") Ravi: Ma'dan Ibnu Ebi Talha Kaynak: Buhari, Ahkam 51; Müslim, Imaret 12, (1823); Tirmizi, Fiten 48, (2226); Ebu Davud, Haraç 8, (2939) • Hz. Hafsa (ra)'nin yanina girdim, saçlarindan su damliyordu. Bana: "Babam, yerine halife tayin etmiyormus biliyor musun?" dedi. Ben: "Tayin etmesi gerekir" dedim. "Etmiyor!" dedi. Abdullah der ki: "Bu hususta babamla konusmak üzere yemin ettim, sustum ve sabahleyin eve gittim. Ama babamla konusmadim. Sanki elimde bir dag tasiyor gibi sikintili idim. Nihayet dönüp babamin huzuruna girdim. Bana halkin durumundan sordu. Haber verdim. Sonra kendisine: "Halkin birseyler söyledigini isittim. Onu size söylemeye azmettim. Sizin, yerinize halife tayin etmeyeceginizi zannediyorlar. Halbuki sizin bir deve çobaniniz veya koyun çobaniniz olsa, sonra sürüyü birakarak size gelse, siz mutlaka sürünün zayi olacagini bilirsiniz, insanlara nezaretin daha (ehemmiyetli ve) çetin oldugu da malumunuzdur" dedim. Bu sözlerim ona muvafik geldi ve bir müddet basini (yastiga) koydu. Sonra tekrar bana dogru kaldirarak: "Allah dinini, muhafaza edecektir. Ben yerime halife birakmamis olsam mesrudur, çünkü Resulullah (sav) da yerine kimseyi birakmamistir. Sayet bir halife birakacak olsam o da mesrudur, çünkü Ebu Bekir birakmistir" dedi. Ibnu Ömer der ki: "Vallahi babam, Resulullah (sav) ile Hz. Ebu Bekir'i anmaktan baska bir sey yapmadi. Anladim ki, Resulullah (sav)'a hiç kimseyi denk tutmayacak ve yerine de kimseyi halife birakmayacak" Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Ahkam 51; Müslim, Imaret 12, (1823); Tirmizi, Fiten 48, (2226); Ebu Davud, Haraç 8, (2939) • Hz. Ömer hançerlendigi sabah ben ayaktaydim. O'nunla -yani Hz. Ömer'le- benim aramda sadece Abdullah Ibnu Abbas (ra) vardi, iki saf arasindan geçince, arada durup bakmisti. Bir bosluk gördü ve "Saflari düz tütün" dedi. Saflarda herhangi bir bosluk kalmayinca öne geçip tekbir getirerek namaza basladi, ilk rek'atte cemaat toplanincaya kadar, muhtemelen Yusuf veya Nahi suresini veya bunlara mümasil bir süre okudu. (Rüküye gitmek üzere) tekbir getirmisti ki, hançerlendigi sirada "Köpek beni öldürdü" veya "...yedi" diye bir ses isittim. el-Ilc (mel'unu), iki agizli bir biçak elinde oldugu halde (kapiya dogru) firladi, saginda solunda kime rastladi ise hançer sapladi. O gün cemaatten tam on üç kisi yaralamisti. Bunlardan dokuzu derhal öldü. Bir rivayete göre yedi kisi ölmüstür. Bu durumu gören Müslümanlardan biri, herifin üzerine bir bürnus atti. el-Ilc yakalandigini zannederek biçagi kendisine saplayip intihar etti. Hz. Ömer (ra), Abdurrahman Ibnu Avf (ra)'i tutup öne geçirdi. Ömer'in arkasindakiler de benim gördüklerimi gördüler. Mescidin yan tarafindakiler, olup biten ne idi anlayamamislardi. Ancak onlar, "sübhanallah, sübhanallah" diyen Hz. Ömer'in sesini duyuyorlardi. Abdurrahman cemaate namazi kisa bir sekilde kildirip tamamlatti. Cemaat namazdan çikinca Hz. Ömer (radiyallahu anh): "Ey Ibnu Abbas, bak beni kim öldürdü!" dedi. (Ibnu Abbas) bir müddet dolasip döndü ve: "Mugire Ibnu Su'be'nin kölesi" dedi. Hz. Ömer (ra): "Allah canini alsin. Ben ona iyilik emretmistim" dedi ve ilave etti: "ölümümü Müslümanlardan birinin eliyle yapmayan Allah'a hamdolsun. Sen ve baban, Medine'de el-Ilc'larin (Iranli kölelerin) çogalmasini severdiniz." (Bu söz Ibnu Abbas (ra)'ya idi) çünkü en çok köle Abbas (ra)'da vardi, Ibnu Abbas (ra): "Dilerseniz yapayim -yani isterseniz onlarin hepsini öldürelim-" dedi. Hz. Ömer (ra): "Hayir, sizin dilinizle konusmalarindan, kiblenize müteveccih namaz kilmalarindan, haccmizla haccetmelerinden sonra hayir!" dedi. Sonra evine tasindi. Onunla bizde gittik. Sanki insanlara o güne kadar hiç musibet gelmemisti. Birisi: "Korkarim ölecek!" bir digeri: "Bir seyi yok" diyordu. Nebiz (hurma sirasi) getirildi, ondan biraz içti. Bu, karnindaki yaradan geri çikti. Sonra süt getirildi, ondan da içti. O da yarasindan geri çikti, iyice anlasilmisti, Ömer (ra) ölecekti. Halk gelip kendisine senada bulunuyordu. Bir genç geldi: "Ey müzminlerin emiri, Allah'in müjdesiyle sizi müjdeliyorum. Resulullah (sav)'la sohbetiniz var, bildiginiz gibi Islama geçmis hizmetleriniz var. Sonra basa geçtiniz ve adaletli oldunuz ve sonunda sehadet!" dedi. Hz. Ömer (büyük bir tevazu ile): "Bütün bunlarin (günahlarimi karsilayabilmesini, Allah'in huzurunda) basa bas yeterli olmasini ne kadar isterim" diye cevapladi. Genç geri dönünce, izarinin yere degmekte oldugunu gördü. "Onu bana çagirin" dedi (ve gelince): "Ey kardesimin oglu, giysini kaldir, öyle yapman giysini daha temiz kilar, Rabbine karsi muttaki ol!" dedi. Sonra bana yönelerek: "Ey Abdullah, arastir bakalim üzerimde ne kadar borç var!" dedi. Hesapladilar, seksen alti bin dirhem kadar borcu oldugu anlasildi. "Ömer ailesinin mali yeterse, bunu onlarin malindan ödeyin. Yetmezse Beni Adiyy Ibnu Ka'b'in malindan iste. Onlann mali da yetmezse Kureys'in malindan iste. Kureys'ten baskasina gitme. Bana bedel bu mali öde. Mü'minlerin annesi Aise (ra)'ye git ve: "Ömer sana selam ediyor", de. Sakin mü'minlerin emiri deme, bugün artik ben mü'minlerin emiri degilim" De ki: "Ömer Ibnu'l-Hattab iki arkadasiyla birlikte gömülmek için senden izin istiyor." Abdullah der ki: "Izin istedim, selam verip girdim. Hz. Aise (ra) agliyordu. "Ömer sana selam ediyor, iki arkadasinin yaninda gömülmek için izin istiyor" dedim. Hz. Aise: "Onu ben kendim için düsünüyordum. Fakat Ömer'i bugün kendime tercih ediyorum" cevabini verdi. Geri dönünce Ömer'e: "Iste Abdullah Ibnu Ömer geldi!" denildi. Hz. Ömer (ra): "Ne haber getirdin?" dedi. "Istediginiz oldu, Hz, Aise izin verdi" denilince: "Elhamdülillah" dedi, "nazarimda bundan daha mühim bir sey yoktu." Ruhum kabzedilince beni oraya götürün. (Oraya varinca, Aise'ye tekrar) selam ver ve: "Ömer izin istiyor!" de. Eger izin verirse beni içeri alin, eger beni reddederse, beni Müslümanlarin mezarligina götürün." O sirada mü'minlerin annesi Hafsa (ra) geldi. Kadinlar onu örtüyorlardi. Onu görünce kalktik. Ömer'in yanina girdi. Yaninda bir müddet agladi. Erkekler de izin istediler. Onlar için, içerde bir yere girdi, içeriden aglamasini isitiyorduk. "Ey mü'minlerin emiri, dediler, vasiyet et, yerine birini tayin et!" "Ben, dedi bu ise Resulullah (sav)'in kendilerinden razi olarak öldügü su alti kisiden daha layik birini bilmiyorum, -ve isimlerim saydi: Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Abdurrahman Ibnu Avf ve Sa'd (ra)." devamla dedi ki: "Size Abdullah Ibnu Ömer sehadet ediyor. Onun hilafet isiyle hiçbir ilgisi yok, tipki kendisine gelen taziye heyeti gibi. Emirlik, sayet Sa'da isabet ederse, mesele yok. Aksi halde, kim emir olursa ondan istifade etsin. Bilesiniz, ben onu aczi veya hiyaneti sebebiyle azletmedim." Ömer sunu da söyledi: "Benden sonra gelecek halifeye Ensar'i, Muhacirin'i, bedevileri ve tasra halkini vasiyet ediyorum." Ruhu kabzedilince, onu çikardik. Yayan (Hz. Aise'ye kadar) geldik. Abdullah selam verip: "Ömer izin istiyor!" dedi. "Alin içeri!" dedi ve derhal içeri alindi, iki arkadasiyla birlikte oraya kondu. Defin isinden bosalinca, hilafet hey'eti toplandi. Abdurrahman Ibnu Avf (ra): "Seçimin asgari ihtilafla yürümesi için) aranizdan üç kisi seçin!" dedi. Zübeyr (ra): "Ben reyimi Ali (ra)'ye verdim" dedi. Talha (ra) da: "Ben reyimi Osman'a verdim" dedi, Sa'd (ra): "Reyimi ben de Abdurrahman Ibnu Avf'a verdim" dedi. Abdurrahman (ra) (Hz. Ali ve Hz. Osman'a yönelerek): "Hanginiz bu isten (halife adayligindan) çekilir, böylece, halifemizi belirleme isini ona birakiriz. Allah ve Müslümanlar onun üzerinde murakibtir. O da kanaatince en iyi olani arastiracaktir" dedi. Ancak bu iki seyh (Hz. Ali ve Hz. Osman (ra) sükut ettiler. Bunun üzerine Abdurrahman onlara: "Seçme isini bana birakir misiniz? Allah en efdalinizi seçmem hususunda benim üzerimde murakibdir!" dedi. O ikisi de: "Evet!" dediler. Ikisinden birinin (Hz.Ali (ra)'nin elinden tuttu ve: "Senin Resulullah (sav)'a, yakinligin, Islam'da da kidemin, (önceligin) var, bunu biliyorsun. Allah da üzerinde murakibtir. Kasem ediyorum, seni seçecek olsam mutlaka adaletli olursun, Osman'i seçecek olsam kesinlikle onu dinleyip itaat edersin." Dedi. Sonra digerine yönelerek, ona da buna benzer sözler söyledi. Her ikisinden de imsak (yani kesin söz) aldiktan sonra: "Ey Osman kaldir elini!" dedi ve ona biat etti. Ali (ra)'de biat etti. Sonra (kapilar açildi) Medine halki da gelip Hz. Osman'a biat etti. Ravi: Amr Ibn Meymun el-Evdi Kaynak: Buhari, Fedailu'l-Ashab 8, Cenaiz 96, Cihad 174, Tefsir, Hasr 5, Ahkam 43, 3 • Hz. Osman (ra) muhasara edildigi zaman, namaz kildirma isine Hz. Ebu Hüreyre (ra)'yi tayin etti. Bazan Hz. Ibnu Abbas kildiriyordu. Sonra, Hz. Osman (isyancilara) elçi yollayip,benden ne istiyorsunuz? diye sordu. Onlar: "Hilafetten ayrilmani istiyoruz" dediler. O da: "Allah'in bana giydirdigi bir kaftani çikarmam" diyerek reddetti. "Onlar seni öldürecekler!" dediler. O: "Beni öldürdügünüz takdirde, ebediyyen birbirinizi sevmeyecek, düsmanla elbirlik savasamayacaksiniz. Göre göre ihtilafa düseceksiniz. Ey kavm, bana karsi çikardiginiz su ihtilaf sakin ola basiniza, sizden öncekilerin maruz kaldigi belayi dolamasin!" dedi. Ihtilalcilerin tazyikleri artinca, cuma gününe oruçlu olarak girdi. Gün biraz ilerleyince uyudu. Uyaninca: "Su anda rüyamda Resulullah (sav)'i gördüm. Bana: "Aksam yanimizda iftarini yapacaksin" buyurdu" dedi. O gün öldürüldü. Sonra Hz. Ali (ra) hutbe okumak üzere kalkti. Hamd-ü senadan sonra: "Ey insanlar, dedi, bana yaklasin, gözlerinizi, kulaklarinizi dört açin. Sahsen ben ve sizler hepimizin fitnenin içine düsmemizden korkuyorum. Fitne sirasinda, hepimize gayret gerekecek." Devamla dedi ki: "Allah bu ümmeti iki edeble terbiye etti: Kitap ve Sünnet. Bunlarin (tatbiki hususunda), sultan nezdinde gevseklik olamaz. Öyle ise Allah'tan korkun, aranizdaki meseleleri halledin." Hz. Ali (ra) bunlari söyleyip minberden indi ve beytü'l-maldan arta kalan servete yönelerek Müslümanlar arasinda taksim etti." [Rezin ilavesidir, kaynagi bulunamamistir.] Ravi: Abdullah Ibnu Selam Kaynak: Rezin • Hasan Ibnu Ali, vallahi Hz. Muaviye (ra)'yi daglar gibi büyük askeri birliklerle karsiladi. Bunun üzerine Amr Ibnu'l-As, Hz. Muaviye'ye: "Ben vallahi, öyle askeri birlikler görüyorum ki, bunlar kendileri gibi (sayica ve keyfiyetçe) akran olan birlikleri öldürmedikçe geri dönmezler" dedi. Muaviye de Amr (ra)'a -ki vallahi Hz. Muaviye bu iki adamin hayirlisidir- su cevabi verdi: "Ey Amr, söyle bakalim! Sunlar (bizimkiler) öbürlerini, öbürleri de sunlari öldürseler Müslümanlarin islerini kim benim adima yürütecek, kim kadinlarinin, yetimlerinin bakimini benim adima üzerine alacak?" Sulh yapmak için, Kureys'in Beni Abdissems boyundan iki kisiyi yani Abdurrahman Ibnu Semüre ve Abdullah Ibnu Amir'i, Hz. Hasan (ra)'a gönderdi. Bunlara: "Haydi, su zata gidin, ona (sulh yapmak istedigimizi) söyleyin. (Hilafet arzusundan vazgeçmesini) taleb edin, (buna mukabil ne isterlerse) verin!" dedi. Bunlar Hz. Hasan (ra)'in yanina gidip, huzuruna çiktilar. (Hz. Muaviye'nin tenbihine uygun olarak) konustular. (Hilafeti Hz. Muaviye'ye birakmasi halinde ne isterse verecegini) söylediler. Hz. Hasan (ra) onlara: "Bizler Abdulmuttalib'in ogullariyiz. Beytu'l-maldan bir hissemiz var. Bu ümmet (ihtiyaç karsisinda mal için) kanini israf etmeye basladi. (Beytu'l-maldan bize ayrilacak hisse nedir?)" dedi. Onlar: "Hz. Muaviye size sunlari teklif ediyor, hilafetten vazgeçmenizi taleb ediyor, mukabilinde ne istediginizi soruyor" dediler. Hz. Hasan (ra): "Sizin bu vaadlerinizi bize kim tekeffül edecek?" dedi. Elçiler: "Sana biz tekeffül ediyor, garanti veriyoruz!" dediler. Hz. Hasan her ne talebte bulundu ise hepsine: "Biz tekeffül ediyoruz!" diyerek teminat verdiler. Böylece Hz. Hasan, Hz. Muaviye (ra) ile sulh yapti. Hasan Basri demistir ki: "Ben Ebu Bekir (ra)'i isittim söyle demisti: "Resulullah (sav)'i minberde gördüm, yaninda Hz.Hasan Ibnu Ali vardi. Bazan halka yöneliyor, bazan Hasan'a yöneliyor ve: "Su oglum, seyyiddir. Umulur ki, Allah bununla iki muazzam Müslüman orduyu sulha kavusturacak" diyordu." Ravi: Hasan Basri Kaynak: Buhari, Sulh 9, Menakib 25, Fedailu'l Ashab 22, Fiten 20 •
الخطوة التالية

نظم حياتك الإسلامية

حمّل تطبيق Ezan Vakitleri Pro لمتابعة اختيارات التقويم الديني ومواقيت الصلاة.