تقويم روحي

التقويم الروحي - 23 فبراير

اختيار يومي للآية والدعاء والحديث متوافق مع اليوم المختار من التقويم.

آية اليوم - 23 فبراير
"İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah'ı siper yapmayın. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."

(Bakara, 2/224)

دعاء اليوم - 23 فبراير
"Allah’ım! Altından kalkamayacağım borçtan, düşmanın galip gelmesinden ve düşmanları sevindirecek bir musibete dûçâr olmaktan Sana sığınırım."
حديث اليوم - 23 فبراير

Bakara Suresi

• Hz. Peygamber (sav)'i isittim, diyordu ki: "Kur'an-i Kerim'i okuyun. Zira Kur'an, kendini okuyanlara kiyamet günü sefaatçi olarak gelecektir." Zehraveyn'i yani Bakara ve Al-i Imran surelerini okuyun! Çünkü onlar kiyamet günü, iki bulut veya iki gölge veya saf tutmus iki grup kus gibi gelecek, okuyucularini müdafaa edeceklerdir. Bakara suresini okuyun! Zira onu okumak berekettir. Terki ise pismanliktir. Onu tahsil etmeye sihirbazlar muktedir olamazlar." (Bir rivayette su ziyade mevcuttur: Bir rekatta, secdeden önce, bir kul onu okur, sonra da Allah'tan birsey isterse Allah istedigini mutlaka verir.") Ravi: Ebu Ümame Kaynak: Müslim, Müsafirin, 252, (804) • Resulullah (sav) kalabalik bir askerin katildigi orduyu sefere çikardi. Askerlere Kur'an okumalarini tenbihledi. Ayrica teker teker görerek herbirine Kur'an'dan bildikleri yerleri okumalarini tenbihliyordu. Derken sira yasça en genç birisine gelmisti. Ona: "Kur'an'dan sen ne biliyorsun ey falanca?" diye sordu. Genç: "Ben," dedi, "falan falan sureleri ve bir de Bakara suresini biliyorum." Resulullah (sav): Yani sen Bakara'yi biliyor musun?" diye sordu. "Evet!" cevabi üzerine: "Haydi yürü, seni askerlere komutan tayin ettim" dedi. Askerlerin ileri gelenlerinden biri atilip: "Yemin olsun, Bakara'yi ezberlememe mani olan sey, hükümleriyle amel edememek korkusundan baska birsey degildir" dedi. Resulullah (sav) su tenbihte bulundu: "Kur'an'i ögrenin ve onu okuyun. Kur'an-i Kerim'in onu ögrenip okuyan ve onunla amel eden kimse için durumunu, içi agzina kadar misk dolu bir kutuya benzetebiliriz. Bu her tarata koku nesreder. Kur'an'i ögrendigi halde, ezberinde olmasina ragmen okumayip yatan kimse de agzi sikica baglanmis, hiç koku nesretmeyen misk kabi gibidir." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 2, 2879 • Resulullah (sav)'in söyle söyledigini isittim: "Kiyamet günü Kur'an-i Kerim ve ona dünyada iken sahip çikip onunla amel edenler getirilirler. Bu geliste. Bakara ve Al-i Imran süreleri Kur'an-i Kerim'in önünde yer alirlar." Resulullah (sav) bir iki sure için üç tesbihte bulundu ki, bir daha onlari unutmadim. Söyle demisti: "Onlar sanki iki bulut veya aralarinda nur ve aydinlik olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almis saflar halinde iki kus sürüsü gibidirler." Ravi: Nevvas Ibnu Sem'an Kaynak: Müslim, Müsafirin 253, (305); Tirmizi. Sevabu'l-Kur'an 5, (2886) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Evlerinizi kabirlere çevirmeyin, içerisinde Bakara suresi okunan evden seytan kaçar." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Müslim, Müsafirin, 212, (780); Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 2, (2780) • Müslim'in bir rivayetinde yukandaki hadise su ziyade yapilmistir: "Resulullah (sav) buyurdu ki: "Sizden biri mescidde namazi bitirdi mi, namazindan evine de bir pay ayirsin. Zira Cenab-i Hakk, namazlarindan evine de hayir yaratacaktir" Ravi: Nevvas Ibnu Sem'an Kaynak: Müslim, Misafirin 210, (778) • Resulullah (sav) söyle buyurdular: "Bakara Suresinin sonundaki iki ayeti geceleyin kim okursa o iki ayet ona kafi gelir." Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Buhari, Megazi 12, Fedailu'l-Kur'an 10, 17, 37; Müslim, Müsafirin 255, 256, (807-808); Ebu Davud, Sa • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah, arz ve semavati yaratmazdan iki bin yil önce bir kitap yazdi. O kitaptan iki ayet indirip onlarla Bakara suresini sona erdirdi. Bu iki ayet bir evde üç gece okundu mu artik seytan ona yaklasamaz." Ravi: Nu'man Ibnu Besir Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l Kur'an 4, 2885. • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Beni Israil'e: "Kapidan secde ederek girin ve (dilegimiz günahlarimizin) dökülmesidir deyin, ta ki hatalariniz bagistansin" (Bakara 58) denildi. Ama onlar (emri degistirdiler de kapidan kiçlari üzerine sürünerek girdiler ve "kilin içinde bir tane" dediler." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Müslim, Tefsir 1, (3015); Buhari, Enbiya 28, Tefsir, Sure 2, 5, 4, 7; Tirmizi, Tefsir, Bakara (2959) • Biz karanlik bir gecede Resulullah (sav) ile birlikte bir seferde idik. Kible istikametini bilemedik. Herkes kendi istikametine yönelerek namazini kildi. Sabah olunca durumu Resulullah (sav)'a açtik. Bunun üzerine su ayet indi. "...Nereye yönelirseniz Allah'in yönü orasidir (Bakara, 115)." Ravi: Amir Ibnu Rebi'a Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara (2960), Salat 354, (345) • Ömer Ibnu'l-Hattab (ra) Hz. Peygamber (sav)'e hitab ederek: "Ey Allah'in Resulü (tavaftan sonra kilinan iki rek'ati) Makam'in gerisinde kilsak (daha iyi olmaz mi?)" diye bir temennide bulunmustu, hemen su ayet nazil oldu: "Ibrahim'in makamini namazgah yapin..." (Bakara, 125). Ravi: Enes Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 9, Ahzab 8; Müslim, Fezailu's-Sahabe 2, (2399); Tirmizi, Tefsir, Bakara (2963 • Resulullah (sav) Medine'ye gelince, önce Ensar'dan olan ecdadinin -veya dayilarinin- yanina indi: O zaman namazlarini on alti veya on yedi ay boyunca Beytu'l-Makdis'e dogru kildi. Ancak kiblenin Kabe'ye dogru olmasini arzuluyordu. (Kabe'ye dogru) kildigi ilk namaz da ikindi namazi idi. Bu namazi Resulullah (sav)'la birlikte ashabtan bir grup kimse kilmisti. Bu namazi kilanlardan biri, oradan ayrilinca bir mescide rastladi. Cemaati namaz kiliyordu ve tam rükü halinde idiler. Adam onlara: "Sehadet ederim ki Hz. Peygamber (sav)'le Kabe'ye dogru namaz kildik" dedi. Cemaat olduklari yerde Kabe'ye yöneldiler. Müslümanlarin Beytu'l-Makdis'e dogru namaz kilmalari Yahudilere memnun ediyordu. Yüzler Kabeye dogru yönelince Yahudiler bundan hiç memnun kalmadilar. Arkadan hemen su mealdeki ayet nazil oldu: "Yüzünü göge çevirip durdugunu görüyoruz..." (Bakara, 144). Beyinsiz Yahudiler dedikoduya basladilar: "Uyageldikleri kibleyi niye degistirdiler?" De ki: "Dogu da bati da Allah'indir. Allah diledigini dogru yola hidayet eder" (Bakara, 144). Ravi: el-Berd Ibnu'l-Azib Kaynak: Buhari, Iman 30, Tefsir, Bakara 12, 18, Salat 31; Müslim, Mesacid 11, (525); Tirmizi, Bakara (2966), • Müslim ve Ebu Davud'un Enes (radiyallahu anh)'ten rivayet ettikleri bir diger hadis söyledir: "Onlar Beytu'l-Makdis'e dogru yönelmis halde, sabah namazinin rüküunda iken, Beni Seleme'den bir adam kendilerine ugradi ve: "Kible istikameti Kabe'ye çevrildi" dedi. Bu sözünü iki kere tekrar etti. Cemaat rüküda iken Kabe'ye yöneldiler." Ravi: Enes Kaynak: Müslim, Mesacid 15, (527); Ebu Davud, Salat 206, (1045) • Ayet-i kerimenin emriyle Hz. Peygamber (sav) kibleyi Kabe'ye yöneltince Müslümanlar sordular: "Ey Allah'in Resulü, Beytü'l-Makdis'e yönelerek namaz kilmis ve simdi ölmüs olan kardeslerimizin namazlari ne olacak?" Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Senin yöneldigin istikameti, peygambere uyanlari, cayanlardan ayird etmek için kible yaptik. Dogrusu Allah'in yola koydugu kimselerden baskasina bu agir bir seydir. Allah imanlarinizi (ibadetlerinizi) bosa çikaracak degildir" (Bakara, 143). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Salat 16 (4680); Tirmizi, Tefsir, Bakara (2968) • Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "(Kiyamet günü) Hz. Nuh (a.s.) ve ümmeti gelir. Cenab-i Hakk ona: "Teblig ettin, dinimi duyurdun mu?" diye sorar. Nuh (a.s.): "Evet, ey Rabbim" diye cevap verir. Rabb Teala bu sefer ümmetine sorar: "Nuh (a.s.) size teblig etmis miydi?" "Hayir!" bize peygamber gelmedi" derler. Rabb Teala Hz. Nuh (a.s.)'a yönelerek: "Söyledigin sey hususunda sana kim sahicilik edecek?" diye sorar. Nuh (a.s.): "Muhammed (sav) ve ümmeti!" der ve Muhammed (sav)'nin ümmeti: "Nuh tebligatta bulundu" diye sehadette bulunur. Bu duruma su ayet isaret eder: "Biz böylece sizleri vasat bir ümmet kildik, ta ki insanlara karsi sahidler olasiniz" (Bakara, 143). Ravi: Ebu Said Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 13, Enbiya 3, I'tisam 19; Tirmizi, Tefsir, Bakara (2965); Ibnu Mace, Zühd 34, • Tirmizi'nin rivayetinde su ziyade vardir: "(...Nuh kavmi): "Bize ne bir korkutucu, ne de baska biri, hiç kimse gelmedi" derler. Ravi: Ebu Said Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara (2965) • Hz. Aise (ra)'ye su (mealdeki) ayet hakkinda sordum: "Süphesiz ki Safa ile Merve Allah'in seairlerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya ümre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur." (Bakara, 158). Dedim ki: "Kasem olsun (ayetten) Safa ve Merve'yi tavaf etmeyenlere de bir günah yoktur (manasi çikmaktadir). "Bana dedi ki: Ey kizkardesimoglu söyledigin ne kadar çirkin! Ayetin, senin te'vil ettigin manada olmasi için, "onlari tavaf etmeyene herhangi bir günah terettüp etmez" seklinde olmaliydi. Halbuki ayet Ensar hakkinda inmistir. Bunlar Müslüman olmazdan önce, Müsellel'deki azgin Menat'a tapiniyorlar, ona telbiye getiriyorlardi. Menat'a telbiye getirenler, Safa ile Merve arasinda tavaf etmekten çekiniyorlardi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk: "Safa ve Merve Allah'in seairindendir..." ayetini indirdi. Aise (ra) sunu da söyledi: "Resulullah (sav) Safa ile Merve arasinda tavafta bulunmayi sünnet kildi. Bunu terketmek kimseye caiz olmaz." Zühri der ki: Ebu Bekr Ibnu Abdi'r-Rahman'a bu hadisi haber verdim. Bana sunu söyledi: "Ben bu bilgiyi (hadisi) duymamistim. Ben alimlerden bazilarini dinledim söyle diyorlardi: "Hz. Aise'nin Menat için telbiye getirenlerden haber verdikleri disinda kalan halkin tamami Safa ve Merve'yi tavaf ediyorlardi. Ne zaman ki Cenab-i Hakk Kur'an-i Kerim'de tavafindan bahsedip Safa ve Merve'den söz etmeyince: "Ey Allah'in Resulü! Biz Safa ve Merve'yi tavaf ediyorduk. Halbuki Cenab-i Hakk Kabe'nin tavafini emrediyor, Safa ve Merve'den bahsetmiyor, Safa ve Merve'yi tavaf etmemizde bize bir mahzur var mi?" dediler. Bunun üzerine Cenab-i Hakk: "Safa ve Merve Allah'in seairindendir. Öyle ise kim Beytullah'a hac yapar veya ümre ziyaretinde bulunursa Safa ve Merve'yi de tavaf etmesinde bir günah yoktur" ayetini indirdi. Ebu Bekr Ibnu Abdirrahman der ki: "Ben bu ayetin, (yukarda zikredilen) her iki grub hakkinda da inmis oldugunu görüyorum. Yani, hem cahiliye devrinde Safa ve Merve'yi tavaftan çekinenler hakkinda inmistir, hem de öncekileri tavaf ettikleri halde. Islam'dan sonra -Allah'in Kabe'yi tavaf etmeyi emretmis olmasina ragmen Safa ve Merve'yi zikretmemis olmasi sebebiyle- bunlari tavaftan çekinenler hakkinda inmistir. Safa ve Merve'nin de (Kur'an'da) zikri Kabe'yi tavaf emrinden sonra gelmistir. Ravi: Urve Ibnu'z-Zübeyr Kaynak: Buhari, Hacc 79, Umre 10, Tefsir, Bakara 21; Müslim, Hac, 260-263 (1277); Ebu Davud, Menasik 56, (39 • Buhari ve Müslim'den gelen bir rivayette söyle denir: "Ancak, Müslüman olmazdan önce Ensar ve bunlarla birlikte Gassan, Menat için telbiyede bulunurlar, Safa ile Merve arasinda tavaftan çekinirlerdi. Bu davranis onlara ecdad yadigari bir adet idi. Menat için ihrama giren Sofa ile Merve arasinda tavaf yapmazdi. Müslüman olunca bu hususta Hz. Peygamber (sav)'e sordular. Bunun üzerine Cenab-i Hakk "Safa ve Merve Allah'in seairindendir..." ayetini indirdi. Ravi: Urve Ibnu'z-Zübeyr Kaynak: • Mücahid, Ibnu Abbas (ra)'tan rivayet ettigine göre sunu anlatmistir: "BenI Israil'de kisas vardi, fakat diyet yoktu. Cenab-i Hakk Muhammed ümmetine söyle buyurdu: "Öldürülenler hususunda size kisas farz kilinmistir. Hür hür ile, köle köle ile, kadin kadin ile kisas edilir. Öldüren, ölenin kardesi tarafindan affedilmisse, kendisine örfe uymak ve affedene güzellikle (diyet) Ödemek gerekir" (Bakara, 178). Buradaki "afv'dan maksad, amden öldürmelerde kisinin diyet almayi kabul etmesidir. "Örfe uygun ve affedene güzellikle ödemek"e gelince, bundan maksad (magdur tarafin) örfe uygun miktarda bir diyet istemesi, öbürünün de bunu güzellikle ödemesidir. Ayetin devamindaki: "Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir" ibaresi de, "sizden öncekilere farz kilinanlarda olmayan bir hafifletme" demektir, (çünkü onlara diyet imkani taninmamisti). Ayetin son kismi olan "Bundan sonra tecavüzde bulunana elim azab vardir" ibaresinden diyet almayi kabul etmesine ragmen (kan davasi güderek) katili öldüren kimse kastedilmektedir." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 23, Diyat 8; Nesai, Kasame 27, (8, 36,37) • Ata'nin anlattigina göre, Ibnu Abbas (ra) su ayeti okurken dinlemistir: "Oruca dayanamayanlar, bir düskünü doyuracak kadar fidye verir" (Bakara, 184). Ibnu Abbas (ra) ayeti okuduktan sonra ilave etti: "Bu ayet, oruç tutmaya tahammül edemeyen yasli erkek ve yasli kadin hakkinda mensuh degildir. Onlar da her bir günün orucu yerine bir fakir doyururlar." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 25; Nesai, Siyam 63 (4, 190-191); Ebu Davud, Savm 3, (2318), Siyam 2, (2316) • Ebu Davud merhumun bir rivayetinde su ziyade var: "Ibnu Abbas dedi ki: "Oruca dayanamayanlar, bir düskünü doyuracak kadar fidye verir" (Bakara, 184) ayeti su demektir: "Onlardan kim orucuna mukabil bir fakiri doyuracak kadar fidye vermek isterse fidye verir ve böylece orucunu tutmus sayilir." Cenab-i Hak buyurmustur: "Kim (vacib miktardan) daha fazla fidye verirse bu kendisi için daha hayirli olur. Orucu (yiyip de fidye vermek yerine) bizzat tutmaniz daha hayirlidir" (Bakara, 184). Sonra Cenab-i Hakk söyle buyurdu: "Sizden kim Ramazan ayina ulasirsa orucu tutsun. Kim de hasta olur veya yolcu bulunursa yedigi miktarda baska günlerde oruç tutar." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Savm 2 (2316) • Yine Ebu Davud'un bir baska rivayetinde söyle denmektedir: "(Ramazan'da orucu yiyip, fidye ödemeye ruhsat veren ayet) hamile ve emzikli kadinlar için sabittir, mensuh degildir." Nesai'de rivayet söyledir: "Orucu tutmaya dayanamayanlar orucu kendilerine (tahammül edilmez) bir mesakkat addedenler için bir yoksula yetecek kadar fidye gerekir. Ayetin "Kim de hayir düsünerek (bir fakire yetecek miktardan fazlasini) verirse" hükmü mensuh degildir, bu onun için daha hayirlidir. (Fidye vermektense) oruç tutmaniz daha hayirlidir. Ayetteki ruhsat, oruca takat getiremeyen veya sifasiz hastaliga yakalananlar içindir." Ravi: Kaynak: Nesai, Siyam 63, (4,190-191) • Oruca takat getiremeyenler, bir fakire yetecek kadar fidye vermesi gerekir ayeti indigi zaman orucu yiyip fidye verenler vardi. Bu hal müteakip ayetin inmesine kadar devam etti. Bu ayet öncekini neshetti. Yani asil hüküm sudur: "Kim Ramazan ayinda hazir bulunursa orucunu tutsun" Ravi: Selemetu'bnu'l-Ekva Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 26; Müslim, Siyam 149 (1145); Ebu Davud, Savm 2 (2315); Tirmizi, Savm 75, • Rivayetine göre oruca gücü yetmeyenin fidye vermesi geregini beyan eden ayeti "fidyetün taamu mesakine" seklinde (yani fakirlerin yiyecegi kadar fidye) okudu ve bu ayetin mensüh oldugunu söyledi." Ravi: Ibnu Ömer Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 26 • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Dua, ibadettir", sonra su ayeti okudu: "Rabbiniz: Bana dua edin ki size icabet edeyim. Bana ibadet etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler var ya, alçalmis ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir" buyurmuslardir" (Mü'min, 60) Ravi: Nu'man Ibnu Besir Kaynak: Ebu Davud, Salat 358, (1479); Tirmizi, Tefsir 2, (2973, 3244), Daavat 2, (3369); Ibnu Mace, Dua 1, ( • Rezin su ilave rivayeti kaydetti: "Resulullah (sav)'a Ashabi (ra) sordular: Rabbimiz yakin midir, biz ona hafif sesle hitab edelim, uzaksa yüksek sesle taleblerimizi söyleyelim?" Bunun üzerine su ayet indi: "Kullarim sana benden sorarlarsa, (söyle ki) ben yakinim. Dua edenin duasina, bana dua ettigi takdirde icabet ederim" (Bakara, 186) Ravi: Kaynak: Rezin • Ramazan orucu farz kilindigi vakit, Müslümanlar ay boyu kadinlara temas etmezler. Bazi kimseler bu meselede nefislerine itimad edemiyorlardi. Bunun üzerine su mealdeki ayet nazil oldu: "...Allah nefsinize güvenmiyeceginizi biliyordu. Bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti."(Bakara 187) Ravi: Berd Ibnu Azib Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 27 • Buhari, Ebu Davud ve Tirmizi'nin bir rivayetinde de söyle gelmistir: "Ashab-i Muhammed (a.s.)'in (baslangiçta) durumu söyleydi: Bir kimse oruçlu iken, iftar vakti gelince, iftarini açmadan uyuyacak olsa, artik o gece yemedigi gibi ertesi günü de yiyemez, o günün aksamina kadar beklerdi. Kays Ibnu Sirma el-Ensari (ra) oruçlu oldugu bir günde iftar vakti girince hanimina gelerek yiyecek birsey olup olmadigini sordu. Kadin: "Hayir, yok!" ancak bekle, sana yiyecek ariyayim" dedi. Kays, gün boyu çalisan birisiydi, beklerken uyuyakaldi. Hanimi gelince bakti ki uyuyor: "Eyvah mahrum kaldin, yiyemiyeceksin" diye eseflendi. Ertesi gün, ögleye dogru Kays (ra) açliktan baygin düstü. Durumu Resulullah (sav)'a anlattilar. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Oruç tuttugunuz günlerin gecesi kadinlariniza yaklasmaniz size helal kilindi" (Bakara, 187). Buna Müslümanlar fevkalede sevindiler. Arkadan, "Tanyerinde beyaz iplik, siyah iplikten sizce ayird edilinceye kadar yiyin için.." ayeti nazil oldu." Ayetin nüzülüne sebep olan zatin ismi Ebu Davud'da Sirma Ibnu Kays (ra)'dir. Nesai'de ise rivayet söyledir: "Ashab'tan biri aksam yemeginden önce uyursa, artik o gece ve ertesi gün günes batincaya kadar bir sey yiyip içmesi ona helal olmazdi. Bu durum su ayet nazil oluncaya kadar devam etti: "Tan yerinde beyaz iplik siyah iplikten, sizce ayird edilinceye kadar yiyin, için." Ravi der ki: "Bu ayet, Kays Ibnu Amr hakkinda nazil olmustur." Ravi: Kaynak: Buhari, Savm 15; Tirmizi, Tefsir 2, (2972); Ebu Davud, Savm 1, (2314); Nesai, Siyam 29, (4, 147-148) • Beyaz iplik siyah iplikten, sizce ayrilincaya kadar yiyin için" ayeti indigi zaman "tan yerinde" kelimeleri henüz nazil olmamisti. Bir kisim insanlar, oruç tutacaklari zaman ayaklarina siyah ve beyaz (iplik) baglar, bunlar görülünceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk "Tan yerinde" kelimelerini inzal buyurdu. O zaman herkes anladi ki burada beyaz ve siyah ipliklerden maksad gündüz ve gece imis." Ravi: Sehl Ibnu Sa'd Kaynak: Buhari, Savm 16, Tefsir, Bakara 2, 28; Müslim, Siyam 35, (1091) • Adiy Ibnu Hatim (ra) biri siyah, biri beyaz iki köstek bagi aldi. Bir gece bunlara bakti fakat biri digerinden ayrilmiyordu. Sabah olunca durumu Resulullah (sav)'a söyle bildirdi: "Yastigimin altina biri siyah biri beyaz iki iplik koydum." Resulullah (sav) ona takildi: "Beyaz iplikle siyah iplik senin yastiginin altinda iseler yastigin çok genis olmali" Ravi: Adiy Ibnu Hatim Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 28, Savm 16; Müslim, Siyam 33, (1090); Ebu Davud, Savm 17, (2349); Tirmizi • Resulullah (sav)'a: "Ey Allah'in Resulü! Ayette geçen "beyaz ipligin siyah iplikten ayrilmasi" nedir, bunlar iki iplik degil mi?" diye sordum da bana: "Iki iplige bakti isen sen gerçekten kalin enselisin" dedi ve su açiklamayi yapti: "Hayir iki iplik degil, onun biri gecenin karanligi, digeri de gündüzün beyazligidir." Ravi: Adiy Ibnu Hatim Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 28 • Ensar hac yapip da döndükleri zaman evlerine kapilarindan girmezlerdi. Onlardan biri hac dönüsü kapidan evine girdi. Fakat hemsehrileri onu bu davranisi sebebiyle kinadilar. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Iyilik, evlere arkasindan girmeniz degildir. Kötülükten sakinan kimse(nin ameli) iyidir. Evlere kapilarindan girin" (Bakara, 189) Ravi: Bera Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 29, Umre 18; Müslim, Tefsir, Nisa, (3026) • Allah yolunda infak edin, kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayin. Ihsanda bulunun. Allah ihsan edenleri sever (Bakara, 195) mealindeki ayetle ilgili olarak demistir ki: "Bu ayet infak ile alakali olarak nazil oldu." Ravi: Huzeyfe Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2,31 • Medine'den gazve için yola çiktik. Niyetimiz Istanbul'du. Cemaatin basinda Abdurrahman Ibnu Halid Ibnil-Velid vardi. Rum askerleri sirtlarini sehrin surlarina yaslamis müdafaada idiler. Bizden biri tek basina düsmana saldiriya geçti. Halk: "Dur, dur! Lailale illallah, eliyle kendini tehlikeye atiyor!" diye bagristilar. Ebu Eyyub el-Ensari hazretleri (ra) atilarak "Ey Ensar toplulugu, bu ayet bizim hakkimizda indi. Cenab-i Hakk, Resulullah (sav)'a yardim edip, Islam galebe çalinca biz: "Artik islerimizin basinda kalip, onlari yoluna koyalim" dedik. Bunun üzerine Allah-u Teala bu ayeti indirdi. Yani "Ellerimizle kendimizi tehlikeye atmak" demek malin-mülkün basinda kalip onlari düzene koymak için cihadi terketmektir." Ravi: Eslem Ibnu Imran Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (2976); Ebu Davud, Cihad 23, (2512) • Ka'b Ibnu Ucre (ra)'ye "Oruçtan yahut sadakadan yahut kurbandan bir fidye lazimdir" (Bakara, 196) mealindeki ayetten sordum. Dedi ki: "Basimda bitler kaynastigi halde Resulullah (sav)'a götürüldüm. Beni görünce: "Mesakkatin, bu gördügüm dereceye ulasacagini zannetmezdim. Bir koyun bulabilecek misin dedi. "Hayir" cevabini verdim. [Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "...Içinizde hasta olan veya basindan rahatsiz varsa fidye olarak ya oruç tutmasi, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir..." (Bakara, 196) Resulullah (sav): "Üç gün oruç tut veya her fakire yarim sa' yiyecek vermek suretiyle alti fakiri doyur, basini tras et" dedi. Bu ayet hassaten benim hakkimda nazil oldu, ancak umumen hepimize samildir." Ravi: Abdullah Ibnu Ma'kil Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 32, Megazi 35, Tibb 16; Müslim, Hacc 80, 85 (1201); Tirmizi, Tefsir, Bakar • Ben hac sirasinda, ücret mukabili hizmet veren birisi idim. Bana: "Senin haccin hacc sayilmaz" dediler. Bilahere Ibnu Ömer (ra)'e rastladim. O'na: "Ben hacc sirasinda, ücretle hizmet veren birisiyim, halk bana: "Senin haccin hacc sayilmaz diyorlar" dedim, Ibnu Ömer (ra) "Ihrama girmiyor, telbiye okumuyor, tavafta bulunmuyor musun?" dedi: "Hepsini yapiyorum" diye cevap verdim. Cevabim üzerine su açiklamayi yapti: "Senin haccin hacc sayilir. Nitekim Resulullah (sav)'a bir adam gelmis, senin bana sorduguna yakin seyler sormustu. Resulullah (sav) sükut buyurdu ve adama cevap vermedi, Derken su ayet nazil oldu: "(Hacc mevsiminde, ticaret yaparak) Rabbinizden rizik istemenizde bir günah yoktur... (Bakara, 198). Bunun üzerine Resulullah (sav) o adami çagirtarak, ayeti okudu ve: "Haccin hacc sayilir" buyurdu." Ravi: Ebu Ümame et'Temimi Kaynak: Ebu Davud, Menasik 7, (1733) • Ukaz, Mecenne ve Zülmecaz cahiliye devrinin panayirlari idi. Islam geldigi zaman halk, hac mevsiminde ticaret yapmayi günah addeder oldular. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Hac mevsiminde Rabbinizden rizik taleb etmenizde sizin için bir günah yoktur." Ayeti Ibnu Abbas su sekilde okudu. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 34, Hacc 150, Büyu 1; Ebu Davud, Menasik 5, (1732), 7, (1734) • Yemen ahalisi, hacca geliyorlar fakat beraberlerinde azik almiyorlardi. "Biz mütevekkil kimseleriz" diyorlardi. Mekke'ye gelince bu davranislarini halka sordular. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Aziklanin, ancak bilin ki, en hayirli azik takvadir" (Bakara, 197). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Hacc 6; Ebu Davud, Menasik 4, (1730) • Kisi ihramsiz olarak (yani Mekke'de ikamet edenler veya ümre için gelip, ümreden sonra ihrami çikaranlar) Beytullah'i ziyaret eder. Bu imkan, hacc niyetiyle ihram giymeye kadar devam eder. Arafat'a çikinca, kime deve, sigir veya davardan kurban müyesser olmussa, diledigini kurban eder. Bunlardan biri olmazsa, ona hacdaki, üç günün orucu terettüp eder. Bu günler, arefe gününden evvele ait olmalidir. Bu üç günün sonuncu günü arefe gününe tesadüf ederse, bunda bir günah yoktur. Sonra Arafat'da vakfe'ye gider ikindi namazindan aksam karanliginin gelmesine kadar vakfe'de kalir. Ibnu Abbas anlatmaya üslubu biraz degistirerek devam ediyor. Sonra Arafat'tan insanlar sökün edince, orayi terketsinler. Topluca geceyi geçirecekleri yere (Müzdelife'ye) gelsinler. Orada Allah'i çokça zikretsinler, sabah vakti girmezden önce bilhassa tekbir ve tehlili çok yapsinlar sonra buradan da topluca hareket etsinler. Çünkü (eskiden beri) herkes buradan hareket ederdi. Cenab-i Hakk: "Insanlarin toplu olarak sökün ettigi yerden siz de sökün edin, (eski yaptiklarinizdan) Allah'a af dileyin. Allah bagislar ve merhamet eder" (Bakara, 199). Seytan taslayincaya kadar akmaya (ve çok zikretmeye) devam edin. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 35 • Süheyb (ra) muhacir olarak Mekke'den yola çikti. Kureys'ten bazilari onu takibe basladilar. Bunun üzerine o da devesinden inerek sadaginda ne kadar ok varsa hepsini çikardi. Takipçilere: "Allah'a kasem olsun oklarimin hepsini alincaya kadar bana yetisemezsiniz. Sonra elimde durdukça kilicimi kullanacagim. Eger dilerseniz, size Mekke'de topraga gömdügüm malin yerini söyleyeyim, mukabilinde siz de beni serbest birakin, yoluma devam edeyim" dedi. Takipçiler teklifini kabul ettiler. (O da sag salim yoluna devam etti). Resulullah (sav)'in yanina varinca su ayet nazil oldu: "Insanlardan öyle kimse de vardir ki, Allah'in rizasini isteyerek nefsini satin alir..." (Bakara, 207). Hz. Peygamber (sav): "Ebu Yahya'nin alis-verisi karli oldu" der ve ayeti tilavet buyurur". (Rezin'in ilavesidir. Bagavi ve Ibnu Kesir tefsirlerinde senedsiz olarak kaydederler) Ravi: Ibnu Müseyyeb Kaynak: Rezin • Cenab-i Hakk'in su sözleri nazil oldugu zaman: "Yetim rüsdüne erinceye kadar, onun malina o en güzel olanindan baska bir suretle yaklasmayin"; keza "Yetimlerin mallarini haksiz (ve haram) olarak yiyenler karinlarina ancak bir ates yemis olurlar. Onlar çilgin bir atese gireceklerdir" (Nisa, 10) yaninda yetim bulunanlar hemen gidip yetimlerin yiyecegini ve içecegini kendilerinin yiyip içeceklerinden ayirdilar. Yetime ait yiyecek ve içeceklerden bir sey artsa ona dokunulmuyor, yiyinceye veya kokusup bozuluncaya kadar saklaniyordu. Bu hal, bir kisim müskilatlara sebep oldu. Durum Resulullah (sav)'a arzedildi. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Sana yetimleri sorarlar. De ki; "Onlari faydali ve iyi bir hale getirmek hayirlidir. Sayet kendileriyle bir arada yasarsaniz onlar sizin kardeslerinizdir" (Bakara, 220). Bu ayet üzerine yetimlerin yiyeceklerini ve içeceklerini kendi yiyecek ve içeceklerine karistirdilar." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Vesaya 7, (2871); Nesai, Vesaya 11, (6, 256-257) • Ibnu Ömer (ra) Kur'an okudugu zaman, okuma isinden çikincaya kadar hiç konusmazdi. Bir gün ben (Mushafi, yüzünden takip ediverdim, o da ezberden) Bakara süresini okudu. Bir ayete gelince bana: "Bu ayet ne hakkinda indi biliyor musun?" diye sordu. Ben "Hayir" deyince: "Su, su mesele için" diye açikladi, sonra (okumaya) devam etti. Ravi: Nafi Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 39 • Yahudiler: "Kadina arka istikametinden temas edilirse çocuk sasi dogar" derlerdi. Bunun üzerine: "Kadinlariniz sizin (evlad yetistiren) tarlanizdir. O halde tarlaniza dilediginiz gibi gelin" ayeti nazil oldu" (Bakara 223). Ravi: Cabir Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 39; Müslim, Nikah 117 (1435); Ebu Davud, Nikah 46, (2163); Tirmizi, Tefsir • Hz. Ömer (ra), Resulullah (sav)'a gelerek: "Ey Allah'in Resulü mahvoldum" buyurdu. Hz. Peygamber (sav): "Niye mahvoldun ne var?" diye sorunca açikladi: "Bu gece binegimi ters çevirdim (arka canibinden yanastim). "Resulullah (sav) hiçbir cevap vermedi. Cenab-i Hakk peygamberine su ayeti vahyetti: "Kadinlariniz sizin tarlalarinizdir. Tarlaniza istediginiz gibi gelin." Dübüründen ve hayiz halinde temastan kaçinmak sartiyla önden, arkadan, nasil istersen öyle gel. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (2984) • Allah, Ibnu Ömer (ra)'i magfiret buyursun, bir hususta yanilmisti. Su Ensariler putperestti ve ehl-i kitaptan Yahudilerle birlikte idiler. Ensar (Islam'dan önce) ilim yönüyle Yahudilerin kendilerinden üstün olduklarina inanirlardi. Bu sebeple onlarin birçok davranislarini aynen taklid ediyorlardi. Ehl-i kitaba has adetlerden biri de kadinlarina tek istikametten (yani ön cihetten) yanasirlardi. Bu, kadin için de en uygun tarzdi. Ensar toplulugu, bu adeti de Yahudilerden aynen almisti. Kureysliler ise, kadinlari hos olmayan sekilde açarlar, onlara arka cihetlerinden, ön cihetlerinden, sirt üstü yatmis vaziyette yanasirlardi. Medine'ye muhacir olarak Mekkeliler gelince onlardan bir erkek Medineli bir kizla evlendi. Erkek, kadina Kureys usulünce temas etmek istedi. Kadin buna müsaade etmedi. "Bizde kadina tek istikametten temas edilir, sen de öyle yap, aksi halde bana dokunma" dedi. Onlarin bu ihtilafi büyüdü ve herkes duydu. Öyle ki Resulullah (sav)'a da intikal etti. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Kadinlariniz (çocuk yetistirdiginiz) tarlanizdir. Tarlaya dilediginiz gibi gelin" (Bakara 223). "Diledigi gibi" den maksad (istikamet olarak) önlerinden, arkalarindan, sirt üstü yatmis olarak. Ancak bu gelis çocuk mahalline olacak." Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Nikah 46, (2164) • Resulullah (sav): "Kadinlariniz (çocuk yetistirdiginiz) tarlalarinizdir, tarlaniza dilediginiz gibi gelin" ayetiyle ilgili olarak söyle buyurdu: "Tek yoldan (ki o da çocuk yoludur) olmak kaydiyla dilediginiz sekilde temas kurun" Ravi: Ümmü Seleme Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara, (2983) • Kur'an'daki: "Allah sizi (dil aliskanligi olarak maksadsiz yapilan) lagv yeminleriniz için muaheze etmez" ayeti kisinin sözünde sikça kullandigi, "vallahi evet", "billahi hayir" gibi yeminleri için nazil oldu." (Yukandaki metin Buhari'den alinmadir. Hadisi, Ebu Davud hem Hz. Peygamber (sav)'in sözü olarak hem de Hz. Aise (ra)'nin sözü olarak iki sekilde rivayet etmistir. Imam Malik Muvatta'da bu hadisle ilgili olarak sunu söyler: "Bu mevzuda isittigimin en güzeli sudur: "Ayette geçen "Lagv", bir kimsenin öyle bildigi için bir sey hakkinda yaptigi yemindir, ancak sonradan, o seyin, bildigi gibi olmadigini anlar. Bu durumda yaptigi yemin için kefaret gerekmez. Ancak bir kimse de çikip, günahkar ve yalanci oldugunu bile bile, birilerini memnun etmek veya bir mali ede etmek için yemin ederse bu öylesine büyük bir günahtir ki, bunun kefareti yoktur.") Ravi: Aise Kaynak: Buhari, Eyman 14, Tefsir, Maide 8; Ebu Davud, Eyman 7, (3254); Muvatta, Eyman 9, (2, 477) • Kur'an-i Kerim'deki "Kocalari, bekleme müddeti içinde barismak isterlerse onlari geri almaya (herkesten) çok layiktirlar" (Bakara 228) ayeti hakkinda sunu söyledi: "Erkek hanimini üç talakla da bosasa hanimini geri almaya herkesten daha çok hak sahibi idi. Ancak bu hüküm, Cenab-i Hakk'in su sözü ile neshedildi: "Bosanma iki defadir. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak birakmadir..." (Bakara, 229). Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Talak 10, (2195); Nesai, Talak 74, (6, 212) • Cahiliye devrinde kisi hanimim bosar, iddeti sona ermeden geri almak isterse, alma hakkina sahipti. Bu sekilde bin kere bosayip geri dönebilirdi. (Bu hal bir adamin su hadisesine kadar devam etti.) Bir gün adam hanimini bosadi ve iddeti dolmak üzere iken hanimini geri aldi, sonra tekrar bosadi ve hanimina: "Allah'a kasem olsun seni evime almiyorum ve ebediyen baskasina da helal olmayacaksin" dedi. Kadin: "Bu nasil olur?" deyince, adam: "Seni bosuyorum, iddetin dolmadan tekrar geri alacagim ve bu böylece devam edip gidecek" dedi. Kadin Hz. Aise (ra)'ye gitti, durumu anlatti. Hz. Aise cevap vermedi. Resulullah (sav)'i bekledi. Gelince vak'ayi anlatti. Resulullah (sav) da cevap vermedi (vahiy bekledi). Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Bosama iki defadir ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak birakmadir" (Bakara, 229). O günden itibaren insanlar bu yeni talaka yöneldiler, bosayan da bosamayan da. (Parantez içindeki açiklayici kisimlar Tirmizi'deki ziyadeden alinmistir) Ravi: Urvetu'bnu'z-Zübeyr Kaynak: Tirmizi, Talak 16, (1192); Muvatta, Talak 80, (2, 588) • Benim bir kizkardesim vardi. Evlenmek için buna müracaat edenler oldu. Fakat kimseye müsbet cevap vermiyordum. Derken amcamin oglu istedi. Kizkardesimi ona nikahladim. Allah'in diledigi kadar bir müddet beraber yasadilar. Sonra amcam oglu onu talak-i ric'i ile bosadi. Ancak tekrar almadan terketti. Iddeti tamamlandi. Kiz kardesimle evlenmek isteyenler bana müracaat edince amcam oglu da, müracaat ederek tekrar almak istedi. Kendisine: "Daha önce de çok isteyenler oldu, kimseye vermedim, seni hepsine tercih ederek sana verdim, seninle evlendirdim. Sen onu talak-i ric'i ile bosadin. (Geri alma hakkin oldugu halde terkettin ve iddeti doldu. Baskalari istemeye gelince, sen de talib odun, taleble almak istiyorsun. Allah'ima kasem olsun onu asla sana vermeyecegim" dedim. Ma'kil der ki: Bunun üzerine benim hakkimda su ayet nazil oldu: "Kadinlari bosadiginiz zaman iddetlerini bitirdiler mi, aralarinda mesru bir surette anlastiklari takdirde, artik kendilerini kocalarina nikah etmelerine engel olmayin" (Bakara, 232). Yine Ma'kil ilave ediyor: "Ayet üzerine, yeminim için kefarette bulundum ve kiz kardesimi, eski kocasina nikahladim." Buhari'nin bir rivayetinde söyle denir: "Resulullah (sav) Ma'kil'i çagirdi, ayeti kendisine tilavet buyurdu. Bunun üzerine o, müskülpesendligi birakti ve Allah'in emrine boyun egdi" (Buhari, Talak 44) Ravi: Ma'kil Ibnu Yesar Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 40, Talak 44; Ebu Davud, Nikah 21, (2087); Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (298 • Kur'an'in: "(Vefat iddeti bekleyen) kadinlari nikahla isteyeceginizi çitlatmanizda... üzerinize bir vebal yoktur" (Bakara 235) ayetinden maksadi, "Evlenmeyi arzu eden kisinin: "Ben nikahlanmak istiyorum, kadina ihtiyacim var, saliha bir kadina kavusmak istiyorum" demesidir" diye açiklamistir. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Buhari, Nikah, 34 • Resulullah (sav) Hendek Savasi sirasinda "Allah onlarin evlerini ve kabirlerini atesle doldursun, bizim orta namazimiza mani oldvlar, günes batincaya kadar kilamadik" buyurdu. Bir rivayette: "Bizi, salat-i vusta olan ikindi namazindan ahkoydular" denir. Bir diger rivayette: "Sonra ikindiyi aksamla yatsi arasinda kildik" denir. Ravi: Ali Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 2, 42, Cihad 98, Megazi 29, Daavat 58; Müslim, Mesacid 202-206, (627); Ebu Da • Aise'nin azadlisi Ebu Yunus anlatiyor: "Hz. Aise (ra), kendisine bir mushaf yazmami emretti ve dedi ki: "Su ayete gelince bana haber ver: "Namazlara ve bilhassa orta namazina devam edin" (Bakara, 238). Yazarken bu ayete gelince ona haber verdim. Bana sunu imla ettirdi: "Namazlara ve orta namazina ve ikindi namazina devam edin ve Allah için yalvaranlar olarak eda edin" (Bakara, 238). Hz. Aise (ra): "Ben bunu Resulullah'dan isittim" dedi. Ravi: Ebu Yunus Kaynak: Müslim, Mesacid 207, (629); Ebu Davud, Salat 5, (410); Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (2986); Nesai, Sal • Anlattigina göre, "Hz. Hafsa (ra)'ya bir mushaf yaziyormus. Hz. Hafsa (ra) kendisinden, önceki hadiste "(Ebu Yunus'tan) Hz. Aise'nin taleb ettigi hususu aynen taleb ettigini anlatmistir." Ravi: Amr Ibnu Rafi Kaynak: Muvatta, Cema'a 25, (1, 139) • Bera Ibnu'l-Azib (ra)'ten naklettigine göre, demistir ki: "Önce su ayet nazil oldu: "Namazlara ve bilhassa ikindi namazina devam edin." Resulullah (sav) bunu bize Allah'in diledigi müddetçe okudu. Sonra Allah bunu nashetti ve su ayeti indirdi: "Namazlara ve bilhassa orta namazina devam edin." Sakik'in yaninda oturmakta olan bir zat kendisine: "öyle ise bu ikindi namazidir." Bera dedi ki: "Ben bu ayetin nasil nazil oldugunu, Allah'in nasil neshettigini sana haber verdim." Ravi: Sakik Ibnu Utbe Kaynak: Müslim, Mesacid 208, (630) • Imam Malik (ra)'e ulastigina göre, Ali Ibnu Ebi Talib (ra)'e Ibnu Abbas (ra), Ku'an'da zikri geçen "orta namaz"a, (salatu'l-vusta) sabah namazi demislerdir. (Tirmizi, bu hadisi Ibnu Abbas ve Ibnu Ömer'den muallak (senetsiz) olarak zikretmistir.) Ravi: Kaynak: Muvatta, Cema'a 28, (1, 137); Tirmizi, Salat 133, (182) • Zeyd Ibnu Sabit ve Hz. Aise (ra) "Orta namazi, öglen namazidir" derlerdi. Ravi: Kaynak: Muvatta, Cema'a 27, (1, 139); Tirmizi, Salat 133, (182); Ebu Davud, Salat 5, (411) • Ebu Davud'un Zeyd (ra)'den kaydettigine göre, Hz. Resulullah (sav) ögle namazini zevalden sonra sicagin en siddetli oldugu saatte kilardi. Resulullah (sav)'in kildigi namazlar içinde ashabina en zor geleni bu namaz idi. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Namazlara ve orta namazina devam edin." Zeyd devamla dedi ki: "(Orta namazi, öglen namazidir, zira) bundan önce iki namaz var (birisi geceden -yatsi-, digeri gündüzden -sabah-), ondan sonra da iki namaz var (biri gündüzden -ikindi- digeri geceden -aksam-)". Ravi: Zeyd Kaynak: Ebu Davud, Salat 5, (411) • Hz. Osman (ra)'a, Bakara suresinde geçen: "Sizden zevceler (ini geride) birakip ölecek olanlar eslerinin (kendi evlerinden) çikarilmayarak yilina kadar faidelenmesini (bakilmasini) vasiyyet etsinler" (Bakara 240), ayeti diger bir ayetle (Bakara, 234) neshedildigi halde niçin bu mensuh ayeti de Kur'an-i Kerim'e yaziyorsunuz?" diye sordum. Bana su cevabi verdi: "Ey kardesim oglu bu ayeti terk mi edelim, (bunu mu söylüyorsun)? Hayir, ben hiçbir seyi yerinden oynatmam. Ravi: Abdullah Ibnu'z-Zübeyr Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara, 2, 45 • Hz. Peygamber (sav) söyle buyurdular: "Her seyin bir serefesi var. Kur'an-i Kerim'in serefesi de Bakara süresidir. Bu surede bir ayet vardir ki, Kur'an ayetlerinin efendisidir: Ayetü'l-Kürsi Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Tirmizi, Sevabul-Kur'an 2, (2881) • Resulullah (sav) bana: "Ey Ebu'l-Münzir, Allah'in Kitabindan ezberinde bulunan hangi ayetin daha büyük oldugunu biliyor musun?" diye sordu. Ben: "O Allah ki, O'ndan baska ilah yoktur, O, Hayy'dir, Kayyum'dur (yani diridir her seye kiyam saglayandir) (Bakara, 225) -ki buna Ayet'ü'l-Kürsi denir- dedim. Gögsüme vurdu ve: "Ilim sana mübarek olsun ey Ebu'l-Münzir! dedi." Ravi: Übey Ibnu Ka'b Kaynak: Müslim, Müsafirin 258, (810); Ebu Davud, Vitr, 17, Salat 325, (1460) • Resulullah (sav) beni Ramazan zekatini muhafazaya tayin etmisti. Derken kara bir adam gelerek zahireden avuç avuç almaya basladi. Ben derhal kendisini yakaladim ve: "Seni Resulullah (sav)'a çikaracagim" dedim. Bana: "Ben fakir ve muhtaç bir kimseyim, üstelik üzerimde bakmak zorunda oldugum çoluk-çocuk var, ihtiyaçlarim cidden çoktur, siddetlidir" dedi. Ben de onu saliverdim. Sabah olunca, Hz. Peygamber (sav): "Ey Ebu Hüreyre! Dün aksamki esirini ne yaptin?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'in Resulü, bana siddetli ihtiyacindan ve çoluk-çocuktan dert yandi. Bunun üzerine ona aciyarak saliverdim" dedim. Resulullah (sav): "Ama o sana muhakkak yalan söyledi. Haberin olsun, o tekrar gelecek!" buyurdu. Bu sözünden anladim ki, herif tekrar gelecek. Binaenaleyh onu beklemeye basladim. Derken yine geldi ve zahireden avuçlamaya basladi. Ben de derhal yakaladim ve: "Seni mutlaka Resulullah (sav)'a çikaracagim" dedim. Yine yalvararak: "Beni birak, gerçekten çok muhtacim, üzerimde çoluk-çocuk var, bir daha yapmam" dedi. Ben yine acidim ve saliverdim. Ertesi gün Resulullah (sav): "Ey Ebu Hüreyre, dün geceki esirini ne yaptin?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'in Resulü, bana ihtiyacindan çoluk-çocugundan dert yandi. Ben de acidim ve saliverdim" dedim. "Ama" dedi, Resulullah: "O yalan söyledi fakat yine gelecek." Üçüncü sefer yine gözetledim. Yine geldi ve zahireden avuç avuç almaya basladi. Onu yine yakalayip: "Seni mutlaka Hz. Peygamber (sav)'e götürecegim. Bu üçüncü gelisin, üstelik sikilmadan baska gelmeyecegim deyip yine de geliyorsun" dedim. Yine bana rica ederek söyle söyledi: "Birak beni, sana birkaç kelime ögreteyim de Allah onlarla sana fayda ulastirsin". Ben: "Nedir bu kelimeler söyle!" dedim. Bana dedi ki: "Yataga girdin mi Ayetü'l-Kürsi'yi sonuna kadar oku. Bunu yaparsan Allah senin üzerine muhafiz bir melek diker, sabah oluncaya kadar sana seytan yaklasamaz". Ben yine acidim ve serbest biraktim. Sabah oldu, Resulullah (sav): "Dün aksamki esirini ne yaptin?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'in Resulü, bana birkaç kelime ögretecegini, bunlarla Allah'in bana faide ihsan buyuracagini söyledi, ben de kendisini yine serbest biraktim" dedim. Resul-i Ekrem (sav): "Neymis onlar?" dedi. Ben: "Efendim, dösegine uzandigin vakit Ayetü'l-Kürsi'yi basindan sonuna kadar oku. (Bunu okursan) Allah'in koyacagi bir muhafiz üzerinden eksik olmaz ve ta sabaha kadar seytan sana yaklasmaz!" dedi, cevabini verdim. Resulullah (sav) bunun üzerine: "(Bak hele!) o koyu bir yalanci oldugu halde, bu sefer dogru söylemis. Ey Ebu Hüreyre! Üç gecedir kiminle konustugunu biliyor musun?" dedi. Ben: "Hayir!" cevabini verdim. "O bir seytandi" buyurdular. Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Vekale 10 • Ravinin bir hücresi vardi ve içinde hurma bulunuyordu. Buraya bir gulyabani (cin) dadanmis gelip hurmadan aliyordu. Bu durumu Resulullah (sav)'a, açti. Resulullah (sav) kendisine: "Git, tekrar görecek olursan "Allah'in adiyla, Resulullah (sav)'a icabet et" dersin" buyurdu. Ebu Eyyub der ki: (Bekledim, tekrar gelince) yakaladim. Ancak, bir daha gelmeyecegine dair yemin etti, ben de saliverdim.Sonra Resulullah (sav)'la karsilastigimda Resulullah (sav): "Esirin ne oldu?" diye sordu. Ben: "Bir daha gelmeyecegine dair yemin etti (ben de biraktim)" dedim. Resulullah (sav): "O yalan söylemis, o yalana aliskindir" buyurdu. Ebu Eyyüb, bir baska sefer yine geldigini, yakalayinca gelmeyecegine dair yine yemin ettigini, yemini üzerine saliverdigini anlatir. Resulullah (sav) tekrar: "Esirin ne oldu?" diye sorar. "Gelmeyecegine dair yemin edince biraktim" der. Resulullah (sav): "Yalan söylemis, o zaten yalana aliskindir" buyurur. Ebu Eyyub (ra) üçüncü sefer yine yakalar ve: "Bu sefer seni birakmayacagim, mutlaka Resulullah (sav)'a kadar götürecegim" der. Bunun üzerine cin: "(Dinle beni) sana mühim bir sey hatirlatacagim: Ayet'ü'l-Kürsi var ya, onu evinde oku. O takdirde sana hiç ne seytan ne baskasi yaklasamaz" der. (Ebu Eyyub yine salar) ve Hz. Peygamber (sav)'e gelir. Resulullah (sav): "Esirin ne oldu?" diye sorar. Olup biteni haber verince: "(Hayret), yalanci oldugu halde bu sefer dogruyu söylemis" buyurur." Ravi: Ebu Eyyüb Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 3, (2883) • Dinde zorlama yoktur (Bakara 256) ayeti Ensar hakkinda inmistir. Söyle ki: Medine'de çocugu yasamayip ölen kadinlar, "çocugum yasarsa Yahudi dini üzerine yetistirecegim" diye adakta bulunurdu. Benu Nadir Yahudileri Medine'den sürüldükleri vakit, bunlar arasinda Yahudilestirilmis çok sayida Ensar çocugu vardi. Ensariler: "Çocuklarimizi onlara terketmeyiz" dediler. Bunun üzerine Cenab-i Hakk: "Dinde zorlama yoktur, artik iman ile küfür apaçik meydana çikmistir..." (Bakara) ayetini inzal buyurdu. Ravi: Ibnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Cihad 126, (2682) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hz. Ibrahim (a.s.)'in su sözleriyle ifade ettigi süpheyi yasamaya biz ondan daha layikiz: "Ey Rabbim ölüleri nasil diriltecegini bana göster" demis, (Allah: "Buna) inanmadin mi yoksa" demis, o da: "Inandim, fakat kalbimin, (gözümle görerek) yatismasi için (istedim, diye) söylemistir (Bakara, 260). Allah, Lut (a.s.)'a rahmetini bol kilsin, aslinda o çok muhkem bir kaleye siginmisti. Eger, Hz. Yusuf (a.s.)'un kaldigi müddetçe hapiste ben kalsaydim, davete icabet ederdim." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Enbiya 11, 15, 19, Tefsir, Yusuf 5, Tazir 9; Müslim, Iman 238, (151), Fedail 152, (151); Tir • Tirmizi'nin bir rivayetinde Hz. Yusuf'la ilgili olarak Resulullah (sav) söyle buyurmustur: "Kerim oglu Kerim oglu Kerim oglu Kerim; Ibrahimoglu Ishakoglu Yakuboglu Yusuftur. Ve ilave etti: "Sayet, hapiste onun yerine ben yatmis olsaydim da, sonunda bana elçi gelseydi, çikma hususunda hemen cevap verirdim." Resulullah (sav) arkadan su ayeti okudu: "Kendisine elçi gelince, "Efendine dön de ellerini kesen o kadinlarin zoru neydi kendisine sor" dedi. Resulullah (sav) devamla sunu söyledi: "Allah Teala'nin rahmeti Lut'a olsun, o aslinda çok saglam bir kaleye siginmista Allah ondan sonra, her peygamberi kavminden kalabalik bir cemaat içinde gönderdi." Ravi: Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Yusuf, (3115) • Ömer Ibnu'l-Hattab (ra) Resulullah (sav)'in ashabina sordu: "Su ayet kimin hakkinda nazil olmustur? "Sizden herhangi biri arzu eder mi ki, hurmalardan, üzümlerden kendisinin bir bahçesi olsun, altinda irmaklar aksin, orada kendisinin her çesit meyveleri bulunsun. Fakat ona ihtiyarlik çöksün, aciz ve küçük çocuklari da olsun, derken o bahçeye içinde bir ates bulunan bir bora isabet etsin de o, yaniversin?" (Bakara, 266). Cemaat: "Allah ve Resulü daha iyi bilir" cevabini verdi. Hz. Ömer (ra) bu cevaba kizdi ve: "Biliyoruz veya bilmiyoruz" deyin dedi.Bunun üzerine Ibnu Abbas (sav): "Bu hususta içimden bir seyler geçiyor ey müminlerin emiri" dedi. Hz. Ömer (ra) ona: "Ey kardesimin oglu söyle onu, kendini küçük görme" dedi. Ibnu Abbas: "Bu, bir is için misal olarak verilmistir" deyince Hz. Ömer: "Hangi is için?" diye tekrar etti. Ibnu Abbas da: "Zengin bir kimsenin isi için, öyle ki bu zengin Allah'a da kulluk ve itaatini yerine getiriyordu. Sonra Allah ona seytani gönderdi. (Zengin onun igvasina kapilarak günahlar isledi ve sonunda bütün (salih) amellerini batirdi." Ravi: Ubeyd Ibnu Umayr Kaynak: Buhari, Tefsir,Bakara 47 • Igrenmeden alamayacaginiz pis seyleri vermeye kalkmayin.. (Bakara, 267) mealindeki ayet biz ensar hakkinda indi dedi ve anlatti: "Biz hurma yetistiren kimselerdik. Herkes, hurmasindan az veya çok olusuna göre tasadduk ederdi. Bu cümleden olarak, kisi bir iki hurma salkimi getirir onu mescide asardi. Mescidde kalan Ehl-i Suffa'nin yiyecegi yoktu. Bunlardan biri aciktigi zaman, salkima gelir, sopasiyla vurur, ondan bir miktar hurma düsürür ve yeredi. Hayri düsünmeyenlerden bazilari, içerisinde kalitesiz hurmalarin çokça bulundugu salkimlardan, bazilari kirik adi salkimlardan getirip asiyordu. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Ey iman edenler: Kazandiklarinizin temizlerinden ve size yerden çikardiklarimizdan sarfedin; igrenmeden alamiyacaginiz pis seyleri vermeye kalkmayin. Allah'in müstagni ve övülmeye layik oldugunu bilin." Resulullah (sav) ayeti söyle açikladilar: "Sizden biri, sadaka olarak verdigi seyin benzeri, kendisine verildigi takdirde onu istemeye istemeye, utanarak alacagi seyden almamasina dikkat etsin." Ibnu Abbas der ki: "Bundan sonra hepimiz, sahib oldugumuz seylerin iyilerinden verir olduk." Hadisi, Tirmizi rivayet eder ve sahih oldugunu belirtir (Tefsir, (2990). Hadisi ibnu Mace, Zekat'in 19, (1822)babinda kaydeder. Ravi: Bera Kaynak: Tirmizi, Tefsir, 2990; Ibnu Mace, Zekat 19, (1822) • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Seytan da, melek de insanogluna sokularak onun kalbine birtakim seyler atarlar. Seytanin isi kötülüge çagirmak, sonu fena ve zararli olan seylere tesvik etmek ve hakki yalanlamak, haktan uzaklastirmaktir. Melegin isi hak ve hayra, iyilige çagirmak ve kötülükten uzaklastirmaktir. Kim içinde hakka, hayira, iyilige çagiran bir ses duyarsa bilsin ki bu Allah'tandir ve hemen Allahu Teala'ya hamdetsin. Kim de içinde serr ve inkara çagiran bir fisilti duyarsa ondan uzaklassin ve hemen seytandan Allah'a siginsin." Resulullah (sav) bu sözlerine su mealdeki ayeti ekledi: "Seytan sizi fakir olacaksiniz diye korkutur, size cimriligi emreder.." (Bakara 268). Ravi: Ibnu Mes'ud Kaynak: Tirmizi, Tefsir, (2991) • Abdullah Ibnu Ömer (ra): "Içinizdekini açiklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve diledigini bagislar, diledigine azab eder, Allah her seye kadirdir." (Bakara 284) ayetinin müteakip ayet tarafindan neshedildigini söylemistir." Ravi: Mervan el-Esfar Kaynak: Buhari, Tefsir, Bakara 54, 55 • Cenab-i Hakk'in su mealdeki sözü nazil olunca: "Içinizdekini açiklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve diledigini bagislar, diledigine azab eder..." (Bakara, 284) bu ihbar Sahabe (ra)'ye çok agir geldi. Resulullah (sav)'a geldiler, diz çöküp oturdular ve dediler ki: "Ey Allah'in elçisi, bize yapabilecegimiz isler emredildi: Namaz, oruç, cihad ve sadaka, bunlari yapiyoruz. Ama Cenab-i Hakk sana su ayeti inzal buyurdu. Onu yerine getirmemiz mümkün degil." Resulullah (sav) onlara: "Yani sizler de sizden önceki Yahudi ve Hiristiyanlar gibi "dinledik ama itaat etmiyoruz" mu demek istiyorsunuz? Hayir öyle degil söyle deyin: "Isittik itaat ettik. Ey Rabbimiz affini dileriz, dönüs sanadir." Ce-maat bunu okuyup, dilleri ona alisinca, bir müddet sonra Cenab-i Hakk su vahyi inzal buyurdu: "Peygamber ve inananlar, O'na Rabbi'nden indirilene inandi. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarina, peygamberlerine inandi. Peygamberleri arasinda hiçbirini ayirdetmeyiz, isittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affini dileriz, dönüs sanadir" dediler (Bakara 285). Ashab bunu yapinca Allah, önceki ayeti neshetti ve su ayeti inzal buyurdu: "Allah kisiye ancak gücünün yetecegi kadar yükler; kazandigi iyilik lehine, ettigi kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eger unutacak veya yanilacak olursak bizi sorumlu tutma. (Resululah bu duayi yapinca Allah Teala hazretleri: Pekala, yaptim buyurmustur). Rabbimiz bizden öncekilere yükledigin gibi bize de agir yük yükleme! (Allah Teala hazretleri: Pekiyi, buyurmustur). Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmiyecegi seyi tasitma (Rabb Teala hazretleri: Pekiyi, dedi). Bizi affet, bizi bagisla, bize aci. Sen Mevlamizsin, kafirlere karsi bize yardim et (Rabb Teala buna da Pekiyi demistir). Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Müslim, Iman 199, (125) • Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Allah Teala, ümmetim, içinden geçen fena seylerle amel etmedikçe veya onu konusmadikça o sey yüzünden ümmetimi hesaba çekmeyecektir." Ravi: Ebu Hüreyre Kaynak: Buhari, Eyman Ve'n-Nüzür 15, Itk 6, Talak 11; Müslim, Iman 201, (127); Ebu Davud, Talak 15, (2209); •
الخطوة التالية

نظم حياتك الإسلامية

حمّل تطبيق Ezan Vakitleri Pro لمتابعة اختيارات التقويم الديني ومواقيت الصلاة.