Günün Hadisi - 25 Şubat
Nisa Suresi
• Bir adamin yaninda yetime bir kiz vardi. Onu kendisine nikahladi. Kizin meyve veren bir hurma agaci vardi. Kiz, o hurma agacinda olsun, adamin baska malinda olsun ona ortakti. Adam kizi kendisi için tutuyor, kiza kendisinden (mehir olarak) bir sey vermiyordu. Bunun üzerine su ayet indi: "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekle onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz, onlarla degil, hosunuza giden baska kadinlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz..." (Nisa, 3)
Ravi: Aise
Kaynak: Buhari, Vesaya 21, Tefsir, Nisa 1, 23, Nikah 1, 16, 19, 37, Hiyel 8; Müslim, Tefsir 6, 3018; Ebu Dav
• Bir rivayette hadis söyledir: "Yetime kiz velisinin terbiyesindedir. Velisi, kizin güzelligine ve malina tamah etmekte (evlenmek istemekte)dir. Ancak mehrini tam degil, eksik vermeyi düsünmektedir. Böyle veliler, yetimlere, mehri hususunda adaletli davranmadikça, yetimle evlenmeleri yasaklanmis, baska kadinlarla evlenmeleri emredilmistir."
Ravi: Aise
Kaynak:
• Cenab-i Hakk'in su ayette: "Ey Muhammed! Kadinlar hakkinda senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkinda fetvayi size Allah veriyor: Bu fetva kendilerine yazilan seyi vermediginiz ve kendileriyle evlenmeyi arzuladiginiz yetim kadinlara ve bir de zavalli çocuklara ve yetimlere dogrulukla bakmaniz hususunda Kitab'ta size okunandir..." (Nisa, 127) ayetinde atifta bulunan bahis. Önceki ayettir ki orada söyle denmektedir: "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekle onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz, onlarla degil, hosunuza giden baska kadinlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz." Hz. Aise (ra) devamla sunu söyledi: "Sonraki ayette yani, "... kendileriyle evlenmeyi arzuladiginiz yetim kadinlara..." (Nisa, 127) ifadesinin geçtigi ayette, Cenab-i Hakk'in mevzubahis ettigi arzu, kisinin terbiyesi altinda bulunan yetimenin mali ve güzelligi az olmasi halindeki arzudur. Bu durumda onunla evlenmek istememektedir.
Ravi: Aise
Kaynak:
• Bir baska rivayette "Ey Muhammed! Kadinlar hakkinda senden fetva isterler" (Nisa 127) ayeti ile ilgili Hz. Aise su açiklamayi yapar: "Burada sözkonusu edilen, kisinin terbiyesi altinda bulunan ve malindan kendisine ortak olan yetime kizdir. Adam bu yetime ile evlenmeyi düsünmedigi gibi, baskasiyla evlendirip, yabanciyi malina ortak kilmak da istememekte, yetimeyi ortada tutmaktadir. Cenab'i Hakk, mezkur ayetle bu durumu yasaklamaktadir." Ebu Davud merhum su ilavede bulunur: Rebi'a, Cenab-i Hakk'in "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekte onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz..." sözü hakkinda su açiklamayi yapti: "Burada Allah Teala sunu söylüyor: "Korkuyorsaniz bu yetimeleri serbest birakin, (arada tutmayin), ben size dört tanesini helal kildim."
Ravi: Aise
Kaynak:
• Yetimleri, evlenme çagina gelene kadar deneyin, onlarda olgunlasma görürseniz mallarini kendilerine verin, büyüyecekler de geri alacaklar diye onlari israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan iffetli olmaga çalissin, yoksul olan uygun bir sekilde yesin... (Nisa, 6), ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Bu ayet, yetime bakan velinin fakir olmasi halinde, bakim hizmetine mukabil, yetimin malindan uygun sekilde yiyebilecegini beyan için nazil olmustur." Bir baska rivayette söyle denir: '"Veli, muhtaçsa, çocugun malindan, malin miktarina göre uygun sekilde alir"
Ravi: Aise
Kaynak: Buhari, Büyu 95, Vesaya 23, Tefsir, Nisa 2; Müslim, Tefsir 10, 3019
• Taksimde yakinlar yetimler ve düskünler bulunursa, ondan onlara da verin, güzel sözler söyeyin" (Nisa, 8) ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Bu ayet muhkemdir ve mensuh da degildir. Bazilari bunun mensuh oldugunu zanneder. Hayir, Allah'a kasem olsun mensuh degildir. Ancak, bu ayet, halkin hükmüyle amel etmemek suretiyle kadrini idrak edemedigi ayetlerdendir. Terekede tasarrufta bulunan ve tereke ile ilgili isleri üzerine alan veli iki kisimdir: 1- Mala varis olan mutasarrif veli, (mesela asabe gibi), iste bu veli (taksim sirasinda hazir bulunan yakinlara, yetimlere ve düskünlere onlarin gönüllerini hos edecek bir seyler) verir. 2- Mala varis olmayan veli (yetimin velisi gibi ki taksimde hayir bulunanlara maldan bagista bulunmak gibi tasarrufta bulunamaz. Onlara) tatli sözü bu veli söyler. Mesela söyle der: Benim, sizlere birseyler verme vetkim yok"
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Vesava 18, Tefsir, Nisa 3
• Hastalanmistim. Geçmis olsun demek üzere, Resulullah (sav) ve Hz. Ebu Bekir (ra) yaya olarak bana ugradilar. Bize geldiklerinde bayginmisim. Resulullah (sav) abdest aldilar. Abdest suyundan üzerime serptiler. Bunun üzerine ayildim. Karsimda Resulullah (sav)'i görmez miyim! Hemen sordum: "Ya Resulullah, (görüyorsunuz ölmek üzereyim) malimi ne yapayim?" Bana cevap vermede acele etmedi. Derken miras ayeti geldi. "(Ey Muhammed!) Senden fetva isterler, de ki: "Allah size ikinci dereceden mirasçilar hakkinda fetva veriyor: Sayet çocugu olmayip bir kiz kardesi bulunan kimse ölürse, biraktiginin yarisi kiz kardese kalir. Fakat kiz kardesinin çocugu yoksa, kendisi ona tamamen varis olur. Eger kiz kardesi kalmissa, biraktiginin üçte ikisi onlaradir. Eger mirasçilar erkek ve kadin kardeslerse, erkege, iki kadinin hissesi kadar vardir. Dogru yoldan saparsiniz diye Allah size açikliyor. Allah her seyi bilir" (Nisa, 176) (Bir rivayette söyle denmektedir: "..(Sorum üzerine) feraiz ayeti indi." Bir baska rivayette de: "Allah çocuklariniz hakkinda erkege, iki kizin hissesi kadar tavsiye eder..." (Nisa 11) ayeti indi" denir. Tirmizi'nin rivayetinde Cabir hazretleri (ra) söyle der: "Benim yedi tane kizkardesim vardi..." Ebu Davud'un rivayetinde su ayetin nazil oldugu belirtilir: "Senden fetva isterler, de ki: Allah size ikinci derece mirasçilar hakkinda fetva veriyor..." ikinci derece mirasçilar: Kendisinin çocugu olmayip kiz kardesleri olan kimse.)
Ravi: Cabir
Kaynak: Buhari, Vudu 44, Tefsir Nisa 4, Marda 5, 15, 21, Feraiz, giris kismi, 13, I'tisam 8; Müslim, Feraiz
• Yukaridaki hadis, bir rivayette söyle gelmistir: Rahatsizlanmistim. Tam o sirada yedi kizkardesim vardi, benim yanimda idiler. Resulullah (sav) yanima girdiler. Girince ilk is yüzüme (okuyup) üfledi. Hemen ayildim. Ayilir ayilmaz: "Ey Allah'in Resulü, kizkardeslerim için malimin üçte ikisini vasiyet edeyim mi?" dedim. Bana: "Ihsanda bulun!" dedi. Ben: "Öyleyse yarisini?" dedim. Resulullah: "Ihsanda bulun" dedi. Sonra beni birakti ve çikarken söyle dedi: "Bu agridan ölmeyeceksin. Allah Teala kizkardeslerine vermen gereken miktar hususunda açiklayici ayet indirdi. Onlari hissesini üçte iki kildik." Cabir (ra) su ayet benim hakkimda indi derdi: "Senden fetva isterler, de ki Allah size ikinci dereceden mirasçilar hakinda fetva veriyor..." (Nisa 176)
Ravi: Cabir
Kaynak:
• Bir kadin iki kiziyla gelerek: "Ey Allah'in Resulü, bu iki kiz Sabit Ibnu Kays'in kizlaridir. Babalari Uhud'da seninle beraber cihad ederken sehid oldu. Kizlarin amcasi, babalarindan kalan mallarinin ve miraslarinin tamamini aldi ve kizlara hiçbir sey birakmadi. Bu hususta ne dersiniz ey Allah'in Resulü. Allah'a yemin ederim bunlar mallari olmadikça asla evlenemezler de!" dedi. Resulullah (sav) "Bunlar hakkinda Allah hükmeder" cevabini verdi. Arkadan Nisa suresi nazil oldu: "Allah çocuklariniz hakkinda erkege, iki kizin hissesi kadar tavsiye eder" (Nisa 11). Resulullah (sav) "Bana kadini ve sahibini çagirin!" emretti. Çocuklarin amcasina: Babalarindan kalan malin üçte ikisini kizlara, sekizde birini kizlarin annesine ver, geriye kalan da senindir" dedi. (Metin Ebu Davud'a aittir)
Ravi: Cabir
Kaynak: Ebu Davud, Feraiz 4, 2891; Tirmizi, Feraiz, 3, (2093)
• Resulullah (sav)'a bir vahiy geldigi zaman, vahiy sebebiyle onu bir gam ve keder alir, yüzünün rengi uçardi. Bir gün Cenab-i Hakk yine vahiy indirmisti ki ayni hal onu sardi. Keder hali açilinca: "(Zina haddiyle ilgili hükmü) benden alin. Allah onlar hakkinda yol kildi (yani çok açik sekilde had beyan etti): Bekar bekarla zina yapmissa cezasi yüz sopa ve bir yil sürgündür. Dul dulla zina yaparsa yüz sopa ve recm'dir."
Ravi: Ubadetu'bnu's-Samit
Kaynak: Müslim, Hudud 13, 1690; Ebu Davud, Hudud 23, 4415; Tirmizi, Hudud 8,1434
• Ey iman edenler! Kadinlara zorla mirasçi olmaya kalkmaniz size helal degildir. Apaçik hayasizlik etmedikçe onlara verdiginizin bir kismim alip götürmeniz için onlari sikistirmayin... (Nisa 19) ayeti hakkinda su açiklamayi yapti: "Cahiliye devrinde bir erkek ölünce, karisi üzerinden en ziyade onun yakinlari hak sahibi idiler: Onlardan biri dilerse onunla evlenir, dilerse kadini bir baskasiyla evlendirirlerdi, dilemedikleri takdirde de evlenmesine mani olurlardi. Erkegin yakinlari bu hususta, kadinin akrabalarindan da çok hak sahibi idiler. Yukandaki ayet bu durumla ilgili olarak indi"
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 6, Ikrah 5; Ebu Davud, Nikah 23, 2089
• Ebu Davud'da gelen bir diger rivayetle söyle denir: "Erkek, akrabasinin hanimina varis olur, kadin ölünceye veya mehrini kendisine iade edinceye kadar müskülat çikarirdi. Cenab-i Hakk buna mani oldu ve kadina uygulanan engeli yasakladi."
Ravi:
Kaynak: Ebu Davud, Nikah 23 (2090)
• Ey iman edenler, birbirinizin mallarini haram sebeplerle yemeyin. Meger ki, (o mallar) sizden karsilikli bir rizadan (dogan) bir ticaret (mali) ola... (Nisa 29) ayetiyle ilgili olarak su açiklamayi yapti: "Bu ayet indigi zaman kisi, bir baskasinin yaninda yemeyi nefsine haram etti. Sonra Cenab-i Hakk bu ayeti Nur suresinde yer alan su ayetle neshetti: "... Evlerinizde veya babalarinizin evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeslerinizin evlerinde veya kizkardeslerinizin evlerinde veya amcalarinizin evlerinde veya halalarinizin evlerinde veya dayilarinizin evlerinde, veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyasi olup anahtarlar elinde olan evlerde, ya da dostlarinizin evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir ara veya ayri ayri yemenizde bir sorumluluk yoktur" (Nur 61). Bundan önce zengin kisi, ehlinden olan kimseyi yemege davet ederdi de çagrilan kimse: (Nisa süresindeki ayeti gözönüne alarak): Benim bundan yemem günahtir, zira fakirin bundan yeme hakki benden fazladir" derdi. (Nur süresindeki) bu ayetle, Müslümanlara (ayette sayilan kimselere ait olmak üzere) üzerine Allah'in ismi zikredilen yemeklerinden yemeleri helal kilindigi gibi, ehl-i kitabin yiyecekleri de helal kilindi.
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Ebu Davud, Et'ime 6, (3753)
• Bes ayet vardi ki onlari bütün dünya ve içindekilerle degismem. Bunlar sunlardir: 1- "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçinirsaniz, kusurlarinizi örter ve sizi serefli bir yere yerlestiririz" (Nisa 31). 2- "Allah süphesiz zerre kadar haksizlik yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat artirir ve yapana büyük ecir verir" (Nisa 4). 3- "Biz her peygamberi ancak, Allah'in izniyle, itaat olunmasi için gönderdik. Onlar, kendilerine yazik ettiklerinde, sana gelip Allah'tan magfiret dileseler ve Peygamber de onlara magfiret dileseydi, Allah'in tövbeleri daima kabul ve merhamet eden oldugunu görürlerdi" (Nisa 64). 4- "Allah kendisine ortak kosmayi elbette bagislamaz, bundan baskasini diledigine bagislar. Allah'a ortak kosan kimse, süphesiz büyük bir günahla iftira etmis olur" (Nisa 18). 6- "Kim kötülük isler veya kendine yazik eder de, sonra Allah'tan bagislama dilerse, Allah'i magfiret ve merhamet sahibi olarak bulur" (Nisa 110). Rezin tahric etmistir.
Ravi: Ibnu Mesud
Kaynak: Rezin
• Ey Allah'in Resulü, dedim, "erkekler cihada çikiyorlar, kadinlar cihad yapmiyor, biz kadinlara mirasdan da yarim veriliyor." Bunun üzerine Rabb Teala su ayeti inzal buyurdu: "Allah'in sizi birbirinizden üstün kildigi seyleri özlemeyin. Erkeklere kazandiklarindan bir pay, kadinlara da kazandiklarindan bir pay vardir. Allah'tan bol nimet isteyin. Dogrusu Allah herseyi bilir" (Nisa 32). Mücahid der ki: "Cenab-i Hakk su ayeti de Ümmü Seleme hakkinda inzal buyurdu: "Dogrusu erkek ve kadin Müslümanlar, erkek ve kadin mü'minler, boyun egen erkekler ve kadinlar; dogru sözlü erkekler ve kadinlar, sadaka veren erkekler ve kadinlar, oruç tutan erkekler ve kadinlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadinlar, Allah'i çok anan erkekler ve kadinlar, iste Allah bunlarin hepsine magfiret ve büyük ecir hazirlamistir" (Ahzab 35). (Ümmü Seleme Medine'ye hicretle gelen ilk kadindir)
Ravi: Ümmü Seleme
Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa (3025)
• Ana-babanin ve yakinlarin biraktiklarindan herbirini mevaliye kildik... (Nisa, 33) ayetindeki mevaliye tabirini varisler olarak tefsir etmistir. Keza ayetin devaminda geçen "yeminlerinizin bagladigi kimselere haklarini verin" ibaresindeki "yeminlerinizin bagladigi kimseler" tabiriyle ilgili olarak da su açiklamayi yapmistir: "Mekkeli muhacirler Medine'ye geldikleri vakit, muhacir bir kimse Medineli bir ensariye -Resulullah (sav)'in aralarinda tesis ettigi kardeslik sebebiyle- kendi kan yakinlarindan önce varis olurdu. Ancak: "Ana babanin ve yakinlarin biraktiklarindan, her birine varisler kildik" (Nisa 33) ayetiyle bu muamele neshedildi. Kelam-i ilahide geçen "yeminlerinizin bagladigi" tabiriyle ifade edilen "muahattan gelen kardeslik hukuku" birbirinize yardim, rifade (hacilara toplanan yardim, destek), bir de nasihat ve hayirhahliga münhasirdir. Artik hukuki olan tevarüs kalkmistir. Ancak kisi ihtiyari olarak vasiyette bulunabilir.
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 7, Kefalet 2, Feraiz 16; Ebu Davud, Feraiz 16, (2921, 2922)
• Ebu Davud'un bir baska rivayetinde su açiklama vardir: "Yeminlerinizin bagladigi kimseler" (tabirine gelince bununla su kastediyor: Islam'in bidayetinde) kisi, aralarinda hiçbir neseb bagi bulunmayan bir baskasi ile anlasma yoluyla hukuki bir bag kurup biri digerine varis olabiliyordu. Bu müessese, Enfal suresinde gelen su ayetle neshedildi:"...Ve zevil erham (birbirine mirasçi olan akraba), Allah'in Kitabi'na göre birbirine daha yakindir..." (Enfal 75).
Ravi:
Kaynak: Ebu Davud, Feraiz 16 (2921)
• Ümü Sa'd Binti Rebi'ye Kur'an'dan okuyordum. Bu kadin Hz. Ebu Bekir es-Siddik (ra)'in terbiyesinde yetisen bir yetime idi. Ben Nisa suresinin 33. ayetini "vellezine akadet eymanukum" diye okuyunca müdahele ederek: "Öyle okuma fakat "vellezine akadet eymanukum" diye oku. Bu ayet Hz. Ebu Bekir ve oglu Abdurrahman hakkinda nazil oldu. Oglu, Islam'i kabul etmeyince Hz. Ebu Bekir, ona miras birakmayacagim diye yemin etmisti. Bilahare Abdurrahman Müslüman olunca, Cenab-i Hakk, mirasdan nasibini ayirmasi için Hz.Ebu Bekir'e bu ayetle emir buyurdu" dedi. Bir rivayette su ilave açiklama yapilmistir: "Abdurrahman'in Islam'a girisi Müslümanlarin maddi galebesine kadar gecikti."
Ravi: Davud Ibnu'l-Husayn
Kaynak: Ebu Davud, Feraiz 16, (2923)
• Allah, süphesiz zerre kadar haksizlik etmez, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat artirir ve yapana büyük ecir verir ayeti ile ilgili olarak Resulullah (sav)'in söyle dedigini rivayet etti: "Allah hiçbir mü'mine, yaptigi tek hayrin bile karsiligini ihmal etmek suretiyle zulümde bulunmaz. Yaptigi her hasenenin karsiligi hem dünyada hem de ahirette kendisine verilir. Kafir ise, yaptigi hayir sebebiyle dünyada öylesine yedirilir ki, ahirete varinca, karsiligi verilecek tek hayri kalmaz."
Ravi: Enes
Kaynak: Müslim, Sifatu'l-Münafikin 56, (2808)
• Imam Mdlik'e ulastigina göre, Hz. Ali (ra): "Kari-kocanin arasinin açilmasindan endiselenirseniz, erkegin ailesinden bir hakem ve kadinin ailesinden bir hakem gönderin, bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onlarin aralarim buldurur" (Nisa 35) ayetinde temas edilen iki hakem hakkinda "kari-kocanin ayrilma veya birlesme kararlari bu iki hakemin verecegi hükme kalmistir" diye beyanda bulunmustur.
Ravi:
Kaynak: Muvatta, Talak 72 (2,584)
• Amcasindan (ra) naklen Hz. Peygamber (sav): "Serlerinden, serkesliklerinden yildiginiz kadinlara gelince: Onlara (evvela) ögüt verin, (vazgeçmezlerse) kendilerini yataklarinda yalniz birakin..." (Nisa, 34) ayeti hakkinda sunu söylemistir: "Kadinlarin serkeslik etmelerinden yilarsaniz yatakta onlari yalniz birakin." Hammad merhum, yatakta yalniz birakmayi "cinsi temasi terketmek" olarak anlamistir.
Ravi: Ebu Hürre er-Rakkasi
Kaynak: Ebu Davud, Nikah 43 (2145)
• Ibnu Avf (ra) bizim için yemek hazirlayarak bizi davet etti, gittik, yemegi yedik. Arkadan sarap ikram etti, içtik. Bu ziyafet sarabin haram edilmesinden önce idi. Sarab beni sarhos etmisti. Namaz vakti gelince imam olmami istediler. Namazda Kafirun suresini okudum. Ancak "sizin taptiginiza ben tapmam" diyecek yerde "biz, sizin taptiginiza tapariz" seklinde yanlis okudum. Bunun üzerine: "Ey iman edenler! Sarhosken, ne dediginizi bilene kadar, cünubken -yolcu olan müstesna- gusledene kadar namaza yaklasmayin..." ayeti nazil oldu." (Tirmizi hadisin sahih oldugunu belirtir)
Ravi: Ali
Kaynak: Ebu Davud, Esribel, (3671); Tirmizi, Tefsir, Nisa (3029)
• Ebu Davud'da su rivayet de var: Ensardan bir zat kendisine (Hz. Ali'yi) ve Abdurrahman Ibnu Avf'i yemege çagirdi. Rivayet, Hz. Ali'nin icabet ettigini, aksam namazinda cemaate imamlik yaptigini belirtir ve hadisi(n devamini yukaridaki gibi) zikreder.
Ravi:
Kaynak: Ebu Davud, Esribe 1, (3671)
• Kur'an-i Kerim'de en çok sevdigim ayet sudur: "Allah, kendisine ortak kosmayi elbette bagislamaz, bundan baskasini diledigine bagislar..." (Nisa, 48).
Ravi: Ali
Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3040)
• Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin (Nisa 59) ayeti, Abdullah Ibnu Huzafe Ibni Kays Ibni Adiy es-Sehmi hakkinda, Resulullah (sav) onu bir seriyyeye gönderdigi esnada nazil oldu.
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 11; Müslim, Imaret 31, (1834); Ebu Davud, Cihad 96, (2624); Tirmizi, Cihad 3, (
• Size ne oluyor da, Rabbimiz! Bizi halki zalim olan bu sehirden çikar, katindan bize bir sahip çikan gönder, katindan bize bir yardimci lutfet" diyen zavalli çocuklar, erkekler ve kadinlar ugrunda ve Allah yolunda savasmiyorsunuz?" (Nisa 75) ayetiyle ilgili olarak sunu söyledi: "Annem ve ben burada ifade edilen "zavallilar" arasinda idik.
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 14, 20, Cenaiz 80
• Buhari'nin bir rivayetinde söyle denmistir: Ibnu Abbas (ra): "Çaresiz kalan, yol bulamayan zavalli erkek, kadin ve çocuklar müstesna" (Nisa, 98), ayetini tilavet buyurduktan sonra: "Ben ve annem Allahu Teala'nin mazur addettiklerindendik, ben çocuklardan, annem kadinlardan mazurdu" dedi.
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 14, 20
• Abdurrahman Ibnu Avf ve bir kisim arkadaslar, Mekke'de Hz. Peygamber (sav)'e gelerek söyle dediler: "Biz müsrik iken izzet ve itibari olan kimselerdik. Müslüman olduktan sonra zelil duruma düstük. (Müsaade edin müsriklere karsi koyalim). Hz. Peygamber (sav) onlara: "Ben affetmekle emrolundum. Sakin müsriklerle mücadeleye kalkmayin" dedi. Ancak, Medine'ye hicretten sonra Cenab-i Hakk cihad emretti. Bu sefer onlar durakladilar. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Kendilerine: "Elinizi savastan çekin, namaz kilin, zekat verin" denenleri görmedin mi? Onlara savas farz kilindiginda, içlerinden bir takimi hemen, insanlardan, Allah'tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! bize savasi niçin farz kildin, bizi yakin bir zamana kadar te'hir edemez miydin?" derler. Ey Muhammed de ki; "Dünya geçimligi azdir, ahiret, Allah'a karsi gelmekten sakinan için hayirlidir, size zerre kadar zulmedilmez" (Nisa, 77).
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Nesai, Cihad 1, (6, 3)
• Zeyd Ibnu Sabit (ra)'i söyle derken dinledim: "Kim bir mü'mini kasden öldürürse cezasi, içinde temelli kalacagi cehennemdir. Allah ona gazab etmis, lanetlemis ve büyük azab hazirlamistir" (Nisa, 93) ayeti, Furkan süresindeki "Onlar, Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar. Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar..." (Furkan 68) ayetinden alti ay kadar sonra nazil oldu." Nesai merhumun bir rivayetinde su ziyade mevcuttur: "Kim bir mü'mini kasden öldürürse cezasi, içinde ebedi kalacagi cehennemdir" ayeti indigi zaman (ayette ifade edilen siddet sebebiyle) çok korktuk. Bunun üzerine (bize rahatlik getiren) Furkan süresindeki "Onlar, Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar..." ayeti nazil oldu."
Ravi: Harice Ibnu Zeyd
Kaynak: Ebu Davud, Fiten 6, (4272); Nesai, Tahrimu'd-Dem 2, (7, 87, 88)
• Ibnu Abbas (ra)'a: "Bir mü'mini kasden öldürenin tevbesi makbul olur mu?" diye sordum da bana "Hayir!" diye cevap verdi. Ben de kendisine, Furkan süresindeki : "Onlar ki Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana kiymazlar... Ancak tevbe eden, inanip, yararli is isleyenlerin, iste Allah onlarin kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bagislar ve merhamet eder" (Furkan, 68-70) ayetini okudum. Bana su cevabi verdi. "Senin okudugun ayet Mekke'de nazil olmustur. Onu Medine'de nazil olan: "Kim bir mü'mini kasden öldürürse, cezasi, içinde ebedi kalacagi cehennemdir..." (Nisa, 93) ayeti neshetmistir."
Ravi: Sa'id Ibnu Cübeyr
Kaynak: Buhari, Menakibu'l-Ensar 29, Tefsir, Nisa 16, Tefsir, Furkan 2, 3, 4; Müslim, Tefsir 16, (3023); Ebu
• Su ayet; "Onlar Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar, zina etmezler. Bunlari yapan, günaha girmis olur. Kiyamet günü azabi kat kat olur, orada alçaltilarak ebedi kalir" (Furkan 68-69) ayeti Mekke'de nazil oldugu zaman müsrikler söyle dediler: "Islamiyet bize ne bahsediyor? (Hep azab vaad etmekte. Zira) biz Allah'a sirk günahini isledik. Allah'in haram ettigi cana kiydik,diger bir çok kötülüklere bulastik." Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Ancak tevbe eden, inanip yararli is isleyenler var ya, iste Allah onlarin kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bagislar ve merhamet eder" (Furkan 70). Bir rivayette su ziyade var. "Kim Islam'a girer ve onu idrak eder, sonra da katil olursa onun tevbesi kabul olmaz"
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak:
• Ebu Davud'dan gelen bir rivayette de söyle denmektedir: "Kim kasitli olarak bir mü'mini öldürürse, onun günahini hiçbir sey ortadan kaldirmaz."
Ravi:
Kaynak: Ebu Davud, Fiten 6, 4275
• Nesai ve Tirmizi'den gelen bir rivayette söyle denir: "Ibnu Abbas (ra)'a, bir mü'mini kasitli olarak öldürüp sonra tevbe edip, imana giren, güzel ameller isleyen ve hidayete eren bir kimse hakkinda soruldu. Su cevabi verdi: "Buna nasil tevbe olur? Ben Hz. Peygamber (sav)'i söyle söylerken isittim: "Maktul, avurtlari kana bulanmis olan katile asili olarak getirilir. Katili söyle sikayet eder: "Ey Rabbim, buna sor bakalim beni niçin öldürdü, suçum ne idi?" Ibnu Abbas (ra) ilave etti: "Allah'a kasem olsun, Allah bu hükmü indirdi, fakat neshetmedi." Bu Nesai'nin rivayetidir.
Ravi:
Kaynak: Nesai, Tahrimu'd-Dem 2, (85-87)
• Kim bir müzmini kasden öldürürse cezasi içinde ebedi kalacagi cehennemdir ayeti hakkinda söyle söylemistir: "Evet, bu cürmün cezasi budur. Ancak, Allah dilerse onun bu cezasini affeder."
Ravi: Ebu Miclez
Kaynak: Ebu Davud, Fiten 6, (4276)
• Müslümanlardan bir grup, (gazve sirasinda) sürüsünü otlatan bir kimseye rastladilar. Adam, onlara es-selamu aleyküm diyerek (Islami adaba uygun) selam verdi. Ama onlar adami yakalayip öldürdüler ve sürüsüne elkoydular. Bunun üzerine su ayet indi: "Ey iman edenler: Allah yolunda cihada çiktiginiz zaman (meselelerin) tam bir açiklanmasini bekleyin. Size (Müslümanca) selam verene, dünya hayatinin (geçici) menfaatini arayarak, "sen mü'min degilsin" demeyin. Iste Allah'in katinda birçok ganimetler vardir. Evvelce siz de böyle iken Allah size lütfetti..." (Nisa, 94). Ibnu Abbas ayeti okudu ve ayette geçen ve Nafi' kiraatina göre es-selem olan kelimeyi es-selam olarak kiraat buyurdu.
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Tefsir Nisa 17; Müslim, Tefsir 22, (3025); Ebu Davud, Huruf ve'l-Kiraat 1 (3974)
• Tirmizi'den gelen rivayette söyle denir: "Benu Süleym'den bir kimse, Resulullah (sav)'in ashabindan bir gruba ugradi. Adamin beraberinde sürüsü vardi. Gruba selam verdi. Ancak onlar: "Bu adam kendisini size karsi emniyete almak için böyle (Islamca) selam verdi. (Bu Müslüman degildir) dediler ve kalkip adami öldürüp sürüsüne el koydular. Sürüyle birlikte Resulullah (sav)'a geldiler. Ancak haklarinda Cenab-i Hakk vahiy inzal buyurdu."
Ravi:
Kaynak:
• Resulullah (sav) Hz. Mikdad (ra)'a: "Bir kimse içinde yasadigi kafirlere karsi imanini gizler, (sen karsilastigin zaman) imanini açiga vurursa (sakin öldürme. Bu hayatini kurtarmak için mü'minim dedi, diyerek onu) öldürecek olursan (cinayet islemis olursun). Nitekim, Mekke'de iken, bir zamanlar sen de imanim gizlemistin"
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Diyat 1
• Mü'minlerden özür sahibi olmaksizin (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallariyla canlariyla savasanlar bir olmaz (Nisa, 95) ayetini Bedir savasina katilanlara uygulayarak söyle demistir: "Bedir savasina gitmeyip (evlerinde) oturanlarla ona katilanlar bir olmaz" (Bu rivayet Buhari'ye aittir). Tirmizi'nin rivayetinde su ziyade var: Bedir Gazvesi oldugu zaman Abdullah Ibnu Cahs ve Ibnu Ümmi Mektum: "Ey Allah'in Resulü, biz amayiz, bize bir ruhsat var mi?" dediler. Bunun üzerine su ayet indi: "Insanlardan özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyla Allah yolunda cihad edenler birbirine esit degildir. Allah, mal ve canlariyla cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kilmistir. Allah hepsine de cenneti vaadetmistir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, magfiret ve rahmetle üstün kilmistir. Allah bagislar ve merhamet eder." (Nisa, 95-96).
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Megazi 4, Tefsir, Nisa 18; Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3035)
• Mü'zminlerden oturanlarla Allah yolunda mallariyla canlariyla savasanlar bir olmaz (Nisa, 95) ayeti nazil oldugu zaman Hz. Peygamber (sav) Zeyd (ra)'i çagirdi. Zeyd bir kürek kemigi ile, ayeti yazmaya geldi. Bu sirada Ibnu Mektum gözlerinin ama olusundan yakiniyordu. Bunun üzerine ayetin devaminda özür sahipleri istisna edildi: "Mü'minlerden, özür sahibi olmaksizin (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallariyla canlariyla savasanlar bir olmaz."
Ravi: el-Bera
Kaynak: Buhari, Cihad 31, Tefsir, Nisa 18, Fezailu'l-Kur'an 4; Tirmizi, Cihad 1, (1670), Tefsir, Nisa (3034)
• Etbauttabiin'den Muhammed Ibnu Abdirrahman anlatiyor: Abdullah Ibnu Zübeyr'in hilafeti sirasinda Samlilara karsi gönderilmek üzere) Medine halkindan askeri bir birlik teskili kararlastirildi. Birlige de yazildim. Bu esnada Ibnu Abbas (ra)'in azadlisi Ikrüne ile karsilastim, durumu ona anlatmistim. Bu sefere katilmayi bana siddetle yasakladi. Sonra da sunu anlatti: "Ibnu Abbas (ra) bana haber verdi ki: "Müslümanlardan bir grup (Resulullah (sav) devrinde) müsriklerle beraberdi ve onlarin sayilarini artiriyorlardi. Müsriklere atilan ok, bazan gelip onlardan birine isabet edip öldürdügü oluyordu. Kiliç darbeleriyle hayatlarini kaybedenler de vardi. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Kendilerine yazik edenlerin canlarini melekler aldiklari zaman onlara: "Ne yaptiniz bakalim?" deyince, "Biz yeryüzünde zavalli kimselerdik" diyecekler" melekler de: "Allah'in arzi genis degil miydi? Hicret etseydiniz ya!" cevabini verecekler, onlarin varacaklari yer cehennemdir. Orasi ne kötü dönülecek yerdir" (Nisa, 97).
Ravi: Muhammed Ibnu Abdirrahman
Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 19, Fiten 12
• ...Yagmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursaniz, silahlarinizi birakmaniza engel yoktur. Fakat bütün ihtiyat tedbirlerini alin... (Nisa, 102) ayeti "Abdurrahman Ibnu Avf (ra) hakkinda, o yarali iken nazil oldu" demistir.
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Buhari, Tefsir, Nisa 22
• Ömer Ibnu'l-Hattab (ra)'a: Ayet-i kerime'de: "Yeryüzünde sefere çiktiginiz zaman, kafirlerin size fenalik yapacagindan endise ederseniz, namazdan kisaltmanizda üzerinize bir vebal yoktur" (Nisa, 101) buyuruluyor. Simdi ise halk emniyet içerisinde, buna ragmen, sefer halinde niye namaz kasrediliyor (kisaltiliyor)" diye sordum. Bana su cevabi verdi:"Senin gibi, ben de ayni sekilde merak ederek bu meselede Resulullah (sav)' sormustum. Bana su açiklamayi yapmisti: "Namazin kisaltilmasi, Allah'in sizlere yaptigi bir sadakadir. Rabbinizin sadakasini kabul edin."
Ravi: Ya'la Ibnu Ümeyye
Kaynak: Müslim, Salatu'l-Müsafirin 4, (686); Tirmizi, Tefsir, Nisa (3037); Ebu Davud, Salat 270, (199); Nesa
• Abdullah Ibnu Ömer (ra)'e söyle demistir: " Cenab-i Hakk ayet'i kerimede: "Kafirlerin size fenalik yapacagindan endise ederseniz, namazdan kisaltmanizda üzerinize bir vebal yoktur" (Nisa, 101) diyerek (savas ve korku halinde) kisaltmaya izin verdigi halde, seferde namaz neye dayanilarak kisaltilir?" Ibnu Ömer (ra) su cevabi verdi: Ey kardesimoglu! Bizler hep dalalette iken Reshulullah (sav) bize geldi ve dinimizi ögretti. Bize ögrettikleri arasinda namazi sefer sirasinda iki rekat kilmak da var" Nesai'de yer alan rivayet [Taksiru's-Salat Fi's-Sefer 1 (3, 117)] bu manadadir. Hadisin lafzen bu sekli Nesai'nin es-Sünenü'l-Kübra'da yer almis olabilir.
Ravi: Ümeyye Ibnu Abdillah Ibnu Halid
Kaynak: Nesai, Taksiru's-Salat Fi's-Sefer 1 (3, 117)
• Kendilerine Benu Übeyrik denen bizden bir aile halki vardi. Ferdlerinin isimleri Bisr, Büseyr ve Mübessir idi. Büseyr münafik bir kimseydi. Siir düzer, Resulullah (sav)'in ashabini (ra) hicveder, sonra da bu siiri bir Arab'a nisbet edip: Falanca söyle dedi, fismekanca böyle dedi (diye onlardan naklederek kendi yazdigi hicviyeleri okurdu). Resulullah (sav)'in ashabi bu siirleri duyunca tanirlar ve: "Allah'a kasem olsun bu siiri su habis heriften baskasi söylemez -ravi süphe ediyor: "su habis herif" mi derlerdi, yoksa "su herif mi derlerdi diye- " onu mutlaka Ibnu'l-Übeyrik söyledi" derlerdi. Bu aile, cahiliye devrinde de Islam döneminde de hep fakir ve ihtiyaç içinde kaldi. O zaman Medine'de halkin gidasini hurma ve arpa teskil ediyordu. Kisi zenginse, beyaz un tüccari geldigi vakit, o undan satin alir, böylece zenginligini izhar ederdi. Fakirlerin yiyecekleri ise hurma ve arpa idi. Bir seferinde Sam'dan bir tüccar geldi. Amcam Rifa'a Ibnu Zeyd bir yük beyaz un aldi. Onu mesrübe denen tenezzüh odasina koydu. Mesrübesinde silah, zirh ve kilinç vardi. Bir gece evine giren hirsizlar mesrübeyi yarip yiyecek, silah orada ne varsa alip götürdüler. Sabah olunca amcam Rifa'a bana ugradi ve: "Ey yegenim, geceleyin evime hirsiz girmis, mesrübemizi yardilar, silah, yiyecek ne varsa götürdüler" dedi. Biz de mahallede bir arastirma yaptik, sorusturduk. Bize: "Bu gece Benu Ubeyrik'leri gördük, ates yakiyorlardi. Gördüklerimizin bir kismi mutlaka sizin yiyecekleriniz idi" dediler. Biz mahallede sorusturma yaparken, Benu Übeyrik de: "Allah'a kasem olsun, biz (bu isin faili olarak) dostunuz Lebid Ibnu Sehl'i görüyoruz" dediler. Lebid Ibnu Sehl bizden birisiydi, salih ve Müslüman bir kimseydi. Lebid onlarin sözünü isitince kilincini çekti: "Yani ben mi çaldim? Allah'a yemin olsun ya bu hirsizligi açiklayacaksiniz ya da bu kilinçla sizi deseliyecegim" dedi. Onlar: "Be adam senden bize ne, sen kim, hirsizlik kim" diye lafi çevirdiler. Mahallede iyice sorusturuyorduk. Sonunda hirsizligi bunlarin yaptigi hususunda süphemiz kalmadi. Amcam bana: "Ey yegenim, Resulullah (sav)'a kadar gidip, durumu anlatmaz misin?" dedi. Ben de O'na gelip: "Bizden bir aile zalimlik yapti, amcam Rifaa'yi hedef kilip mesrübesini yardilar, içinde silah, yiyecek ne varsa asirdilar. Hiç olmazsa silahimizi iade etsinler, yiyecege ihtiyacimiz yok, onu istemiyoruz" dedim. Resulullah (sav) "Ben bunu emredecegim" dedi. Benü Übeyrik bunu duyunca, Esir Ibnu Urve adindaki adamlarina gelip bu hususta kendisiyle konustular. Mahalle halkindan bir grup bu meselede ittifak edip: "Ey Allah'in Resulü, Katade ve amcasi bizden salih ve Müslüman bir aile halkini hedef alip hiçbir delil ve hüccete dayanmadan iftira atip hirsiz diyor" dediler. Katade: "Ben de Resulullah (sav)'a gidip kendisiyle konustum. Bana: "Müslüman ve salih olduklari söylenen bir aileyi hedef yapip delil ve hüccet olmadan hirsizlikla mi itham ediyorsun?" dedi. Ben de oradan ayrilip eve döndüm. "Keske bir çok malim gitseydi de bu hususta Resulullah (sav)'a söylememis olsaydim" diye içten temenni ettim. Derken amcam geldi ve "Yegenim ne yaptin?" diye sordu. Resulullah (sav)'a bana söylediklerini anlattim. Amcam bana: "Allah yardimcimizdir" dedi. Aradan çok geçmeden su ayet indi: "(Ey Muhammed!) Dogrusu insanlar arasinda Allah'in sana gösterdigi gibi hükmedesin diye Kitab'i sana hak olarak indirdik; hakki gözet, hainlerden taraf (yani Benü Übeyrik tarafinda) olma. (Katade'ye söyledigin söz için) Allah'tan magfiret dile. Allah bagislar ve magfiret eder. Kendilerine hainlik edenlerden yana ugrasmaya kalkma. Allah hainlikte direnen suçluyu sevmez. Allah'in razi olmadigi sözü gece kurarlarken onu insanlardan gizliyorlar da kendileriyle beraber olan Allah'tan gizlemiyorlar. Allah islediklerinin hepsini bilmektedir. Iste siz, dünya hayatinda onlari müdafaa ediyorsunuz, ama kiyamet günü onlari Allah'a karsi kim müdafaa edecek? Veya onlarin vekaletini kim üzerine alacak? Kim kötülük isler, kendine yazik eder de sonra da Allah'tan bagislanma dilerse Allah'i magfiret ve merhamet sahibi olarak bulur" (yani "Eger onlar tevbe ederse Allah onlari bagislayacaktir"). "Kim günah islerse bunu ancak kendi aleyhine yapmis olur. Allah bilendir, Hakimdir. Kim yanilir veya suç isler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, süphesiz iftira etmis, apaçik bir günah yüklenmis olur" (Lebid'e söyledikleri söz). "Ey Muhammed! (Eger sana Allah'in bol nimeti ve rahmeti olmasaydi onlardan birtakimi seni sapitmaya çalisirdi. Halbuki onlar kendilerinden baskasini saptiramazlar. Sana da bir zarar veremezler. Allah sana Kitap ve hikmet indirmis, sana bilmedigini ögretmistir. Allah'in sana olan nimeti ne büyüktür. Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayi ve insanlarin arasini düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onlarin gizli toplantilarinin çogunda hayir yoktur. Bunlari Allah'in rizasini kazanmak için yapana büyük ecir verecegiz" (Nisa, 104-114). Bu ayetler nazil olunca Resulullah (sav)'a silahlar getirildi. Resulullah (sav) onlari Rifaa'ya geri verdi. Katade devamla dedi ki: "Ben silahi amcama getirip verdim. Amcam cahiliye devrinde yaslanmis veya (ravilerden Ebü Isa'nin tereddüdüne göre) gözleri çok zayif gören bir ihtiyardi. Bu sebeple ben onun Müslümanligini biraz karisik görüyordum. Ne var ki silahi kendisine teslim ettigim zaman bana: "Ey yegenim, bunu Allah için bagisladim" dedi. O zaman anladim ki, imani saglammis. Yukandaki ayetler inince Büseyr, müsriklere iltihak etti. Gidip Sülafe Bintu Sa'd Ibni Sümeyye'ye misafir oldu. Bunun üzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Dogru yol kendisine apaçik belli olduktan sonra, Peygamberden ayrilip, inananlarin yolundan baskasina uyan kimseyi, döndügü yöne döndürür ve onu cehenneme sokariz. Orasi ne kötü bir dönüs yeridir. Allah kendisine ortak kosulmasini elbette bagislamaz, bundan baskasini diledigine bagislar. Allah'a ortak kosan derin bir sapikliga sapmis olur." (Nisa, 115-116). Büseyr, Sülafe'nin yanina misafir olarak inince, Resulullah (sav)'in sairi Hassan Ibnu Sabit (ra) kadini taslayici siirler yazdi. Bunlar kulagina gelince, Sülafe, Büseyr'in havidini basinin üzerine koyup götürdü ve sel yatagina firlatti. Sonra kendisine sunu söyledi: "Defol! Bana Hassanin siirini hediyeden baska bir hayir getirmedin"
Ravi: Katade Ibnu'n-Nu'man
Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3039)
• Kim fenalik yaparsa cezasini görür. Kendisine Allah'tan baska ne dost ne de yardimci bulur (Nisa 123) mealindeki ayet nazil oldugu zaman, Müslümanlari çok ciddi bir kedere sevketti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) söyle tavsiye etti: "Amellerinizde orta yolu ve dogruyu bulmaya çalisin. Mü'mine musibet nevinden her ne ulasir ise günahlarina bir kefaret olur. Musibet, beklenmedik bir hadise olmus, ayagina batan bir diken olmus farketmez" (Bu metin Müslim'in metnidir. Tirmizi'nin rivayetinde su ziyade var: "Ayet(in hükmü) Müslümanlari çok üzdü. Resulullah (sav)'a sikayet ettiler. Resulullah (sav) sunu söyledi...")
Ravi: Ebu Hüreyre
Kaynak: Müslim, Birr (2574); Tirmizi, Tefsir, Nisa (3041)
• Ben Resulullah (sav)'in yaninda oturuyor idim. O'na su ayet indirildi: "Kim fenalik yaparsa cezasini görür. Kendisine Allah'tan baska ne dost ne de yardimci bulur" (Nisa, 123). Resulullah (sav): "Bana inen bir ayeti sana okutayim mi?"dedi. Ben: "Pek tabii" dedim. Bana onu okuttu. Sanki belimin ayrildigini hissettim ve o yüzden gerindim. Resulullah (sav) "Neyin var, ne oldu Ey Ebu Bekr?" diye sordu. "Annem babam sana feda olsun Ey Allah'in Resulü" dedim, "hangimiz kötü amelde bulunmaz ki, demek hepimiz islediklerimiz yüzünden cezalandirilacagiz ha?" diye üzüntümü ifade ettim. Resulullah (sav) su açiklamayi yapti: "Ey Ebu Bekr, sen ve mü'minler, bunlar sebebiyle dünyada cezalandiriliyorsunuz. Öyle ki Allah'a kavustugunuz zaman sizde günah kalmaz. Digerlerine gelince onlarinkiler biriktirilir, kiyamet günü cezalari toptan verilir."
Ravi: Ebu Bekir es-Siddik
Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa (3042)
• Annesinden anlatiyor: Annesi Hz. Aise (ra)'e Cenab-i Hakk'in su ayetinden: "...Içinizdekini açiklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve diledigini bagislar" (Bakara, 284) ve keza: "Kim fenalik yaparsa cezasini görür" (Nisa 123) ayetinden sordu. Hz. Aise su cevabi verdi: "Benim Resulullah (sav)'tan bu hususta sordugum günden bu yana kimse meseleyi bana sormadi. Resulullah (sav) söyle cevap vermisti: "Bu, Allah'in hastalik ve kazadan tut, cebine koydugu basit bir esyanin kaybiyla duydugu üzüntüye varincaya kadar maruz kaldigi musibetlerle kulunu (dünyada) cezalandirmasidir. Böylece kul, peyderpey günahlarindan arinmis olarak çikar, tipki ham altinin körükten saf kizil çiktigi gibi"
Ravi: Ali Ibnu Zeyd
Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Bakara, (2993)
• Sevde validemiz (ra) Resulullah (sav)'nin kendisini bosayacagindan korkarak: "Beni bosama, nikahin altinda tut, benim sirami Aise alsin" dedi. Resulullah (sav) da öyle yapti. Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "Eger kadin, kocasinin serkesliginden veya aldirissizligindan endise ederse, aralarinda anlasmaya çalismalarinda kendilerine bir engel yoktur. Anlasmak daha hayirlidir..." (Nisa, 128). "Her ne üzerine anlasilirsa o caizdir"
Ravi: Ibnu Abbas
Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3043)
•